• 5289
    galatasaray’in en büyük sorunu. terim gitse, babel gitse, ömer bayram gitse vs aklınıza bu kötü tabloda tartışılan tüm isimleri getirin bu sekilde hiç bir şey düzelmez. bakın bu adamların yaşadığı sorunları ünal aysal hatta adnan polat döneminde bile yasamazdik çünkü onlar işi bu noktaya getirmezdi. adnan polat döneminde başarısızlık için hocanın suçlamasıni bir yerde anlarım. ünal aysal bambaşka bir olay terim ile ego yarısına girmesi, manciniyi getirip aldığı oyuncular vs sorun buydu.

    biz diğer yönetimler döneminde fener'in günümüz hali saha ligleri değerinde şampiyonlukları, beşiktaş'ın kollanmasını konuşmuyorduk. ünal aysal, berkin elvan'ın cenazesine çiçek gönderen bir adam olmasına rağmen federasyona 3 galatasaraylı soktu. bu dönem alper pirşen gibi adamlar maçlarımıza hakem atıyor.
  • 5290
    galatasaray adına ilerde tarihi olarak anılabilecek bir geçiş dönemi fırsatını mükemmel şekilde tepmiş olan yönetim.

    (bkz: #2386548)

    iki seçim arasındaki dönemde yaşanan sportif tablo aynen bu entrydeki gibiydi. futboldaki değişimin tabi fatih terim'in gelişi ile de ilgisi vardı. sezon başından beri ödeme alamayan basketbol takımlarına toplu miktarda ödeme yapılınca takımlar kendine gelmiş, özellikle maç seçmeye başlamış "yıldız" oyuncular tekrardan motive(!) olmuştu. keza voleybol şubesinde de benzer bir durum yaşanmıştı.

    dursun özbek dönemindeki o buhrandan çıkışta kamuoyundan olduğu kadar bizzat kulübün içinden de böylesine güçlü bir destek vardı arkalarında. bu rüzgarı kullanarak basit adımlarla çok farklı noktalara gidebilirdik. basında ve taraftar ortamında çok parlatılsa da aslında sadece bir müzakere başarısı olan finansal fair play anlaşması dışında doğru dürüst bir idari başarıyı geçtim idari doğru bile ortaya koyamadılar.

    aslında o finansal fair play anlaşması bir başarı değil, "bize ceza vermeyin de ne derseniz hazırız" kıvamında bir anlaşmaydı. bu taahütlere uymak bir dirayet işi gibi algılansa da aslında yapılması gerekendi. onun dışında 3 yıllık görev sürelerinde "mustafa cengiz yönetimi olmasaydı olmazdı" dedirten tek bir olumlu olay yok.

    arenaya gelen her yönetimi yedirip içirip bir de plaket verip karşılığında 28 kasım 2018 kulüpler birliği vakfı açıklamasını alan bir akıl mustafa cengiz yönetimi. bürokrasi yapacağız diye yola çıkıp gittiği her kapıda eğilip bükülmekten artık nasıl bir intiba bıraktıysa saha içinde saha dışında rakip camialardan yemediği şamar kalmayan bir ekip. üç beş tane youtuberin yarım aklıyla kamuoyunu yönlendirdiği ortamda galibiyetten galibiyete kamera önüne çıkıp "biz bu toplara girmek istemiyoruz" diyerek meydanı boş bırakan bir zihniyet.

    bu iletişim yeteneksizliği gerek kulüp içi, gerek camiayla, gerek basınla, gerekse dış ilişkilerde ayyuka çıkmış durumda artık. kulüp içinde kimsenin birbirinden haberi yok. yönetimin camiayla ilişkileri sıkıntılı. rakip takımlarla, federasyonlarla ve kurumlarla ilişkiler ise facia. federasyonlar biçiyor, hakemler biçiyor, en son rakip sporcular bile lololo yapmaya başladı bu yönetime. taraftarın tepkisini sağlıklı bir çerçeveye oturtmak zor belki ama camianın "ağır topları" ya da kendini bir şey zannedenleri ile de ciddi ciddi bir iletişimsizlik ve buna bağlı kavga var. medya ile yaşanan sorunlar ise eylül 2020 medya galatasaray savaşı ile zirveye çıktı, oradan da inmedi bir türlü...

    futbolda istatistik olarak bakınca üç yılda iki şampiyonluk var belki ama bir tane de beşinci mi altıncı mı ne olunan sezon var. diğeri de yolda geliyor. üç yılda takıma transfer edilip de "şu mevkiyi kapattı be" dedirten bir tane takviye yok. büyük isimler de var gelen, kısa vadede başarılı olan da. ancak üç sene altı transfer döneminin herbirinde takım yap-boz tahtası gibi değişmiş. ozan kabak transferi dışında doğru dürüst bir elden oyuncu çıkarma da yok. maliyetinin üçte biri dörtte biri fiyatına satışlardan başarı hikayeleri var sadece.

    basketbolda kadınlarda bir avrupa kupası var evet. kirası aidatı ödenmediği için kaldığı siteye alınmayan, parası yatmadığı için her deplasmanda bir hikaye uydurup kafileye katılmayan basketbolcular vardı mustafa cengiz yönetimi geldiğinde. iki seçim arası dönemde yarım yamalak ödemeler yapılınca az biraz toparlanan takım, ki normalde euroleague'de rahatlıkla çeyrek final görebilecek bir kadroydu, her biri ayrı bir film olabilecek maçlardan sonra kaldırdı o kupayı.

    kaldırdıktan sonra da mükafatını fazla fazla gördü. durup dururken koç sözleşmesi feshedilip gönderildi. modern tarihinin en düşük bütçelerinden biri verildi, takımın başına da camianın evladı olarak efe güven geçmeyi kabul etti. bir tane sezon içi takviye yapılmayan takım ligde 10 sene sonra playoff turunda üst sıradan gelen takımı elemeyi başardı, yarı finalde artık tükenen takım teker teker sakatlanmaya başlamıştı bile. ertesi sezon iyi kötü bir 5 kuruldu, takım ligde 2. giderken pandemi arası girdi. üzerine sadece 1-2 takviyeyle seviye atlayabilecekken ışıl alben olayı patlayınca en baştan kadro kurulması gerekti.

    erkek basketbol desen tüm yönetim kurulu çikolata-çiçekle istanbul büyükşehir belediyesi'ne gidip ertuğrul erdoğan'ı alarak başladılar. istatistik kasıp kapağı başka yerlere atma heveslisi topçularla, sokak basketbolundan hallice bir oyunla iki sezonu öyle böyle götürdü takım. bütün yaz zalgiris mi fenerbahçe mi diye rüyalarda dolanırken galatasaray'ın başında kalan ertuğrul erdoğan'ın üçüncü sezonda oynadığı kumar bu sefer tutmadı. sezon ortasında bir sürü hatalar üstüne hatalarla takım küme düşmenin eşiğine kadar geldi. 10 nisan 2021 pınar karşıyaka galatasaray basketbol maçı ile büyük bir adım atıldı kümede kalmak için ama hala kesinleşmiş değil...

    ömer yalçınkaya konusunda o kadar doluyum ki küfretmeden yazmak zor. ancak koç görevi bıraksın da arasının iyi olduğu menajerlik şirketinin istediği isim takımın başına gelsin diye mobbing yapan bir zat. takım iyi giderken, bir iki takviyeyle daha da yukarıyı zorlayabilecekken sırf bu yüzden yönetime transfere gerek yok raporu verecek zihniyette birisi... ışıl alben'in ayrılması sonrası yaşanan büyük infial olmasa muhtemelen görevine devam ettirilecekti bu yönetim tarafından.

    ha gitti de ne oldu dersen, onun da cevabı çok olumlu değil. kadın basketbolda normal sezon 2. sırada bitirildi, euroleague'de çeyrek final görüldü ama idari anlamda rezalet bir sezon oldu. 3 tane oyuncu osuruktan sebeplerle takımı bıraktı gitti, iki sezon içi takviyesi de sakat transfer edildiği için %40-50 oynayabildi. erkek basketbolun durumunu zaten ayrıca anlatmaya gerek yok...

    galatasaray müzesine 3 avrupa kupasını kaptan olarak koymuş, 1990'lardaki dominasyon hariç galatasaray kadın basketbol tarihinin tamamında yer almış, sakatlanan genç oyuncuya cebinden fizyoterapist ayarlayacak kadar kulübü sahiplenmiş ışıl alben'e ptt ile fesihname gönderen bir yönetim bu yönetim. diğer taraftan erkek basketbolda basketbolcu olarak değil müge boz'un kocası olarak tanınan caner erdeniz'e, sırf yardımcı koçun kayınçosu diye sözleşme veren de bu yönetim.

    voleybol şubesi ise apayrı bir alem. erkeklerde 35 yaş üstü, artık doğal olarak pestili çıkmış sporcuların sırtladığı bir takım var. kadın takımı ise karı*-koca* güneyligillerin çiftliği oldu. koca bir sezon çokça kosheleva, biraz olesia, biraz gizem birazcık da ilkin'le geldi geçti. bir de okan böke var işte, koşturuyor ediyor ama taraftara oynamayı bırakıp işine odaklansa ya da söylem-eylem arasında bir denge kursa daha iyi olacak gibi.

    seneye 40 yaşında olacak selçuk keskin bırakıyorum dese yerine biri alınır mı o bile meçhul. takımı iyi kötü götüren burutay ve torres bile 30 oldu artık. nedim özbey de yıllarını vermiş, milli takımda başantrenörlük yapan bir hoca. ancak o kadar işte. ligde dördüncü olabiliyorsun en fazla bu kadroyla. yine de haklarını yemeyelim yönetimin, en fiyat-performans şube takımı muhtemelen erkek voleybol.

    kadın takımı desen 33'lük kosheleva gelmeden önce maç kazanamayan bir takımdı. 35 yaşındaki güldeniz hala evlat kontenjanından takılmaya devam ediyor bir taraftan. mustafa cengiz yönetimi geldiğinde kiralık miralık da olsa hande baladınlar meryem bozlar falan oynuyordu bu takımda. okan böke abimiz sezon başında "artık sadece bu takımda oynamayı isteyen gençlerle devam edeceğiz" gibilerinden bir çıkış yapmıştı ancak takım sıfırda sıfırla gidince biraz da şansa koshevela'yı istanbul'a geri getirmişti. şansa çünkü çin takımıyla anlaşmıştı kosheleva ancak korona virüs sebebiyle yolculuk evraklarıyla ilgili prosedürü atladıkları için geç kalıp gidememişti. yoksa gidişata bakılırsa muhtemelen erkek basketbol takımımızdan daha fazla konuşulacak bir rezillik ortaya çıkabilirdi..

    bir tek su topu ve e-spor şubeleri tıkırında gidiyor. yönetimin de hakkını yemeyelim şimdi...
  • 5291
    3 mart 2021 ankaragücü maçından sonra yine ortadan kaybolmuş yönetimdir.

    10 nisan 2021 galatasaray fatih karagümrük maçındaki hakem rezaletleri konusunda tek kelime etmediler.

    takımda huzur diye bir şey kalmadı. teknik ekipteki ve takımdaki form düşüklüğünün tek sebebi kendileridir. görevde kaldıkları sürece futbol takımına zarar vermeye devam ediyorlar.
  • 5293
    mevcut duruma karşı yapabileceği hiçbir şey olmayan yönetim.

    fatih terim galatasaray'ın başında olduğu sürece bu takıma her zaman üvey evlat muamelesi yapılacak. zaten fatih hoca geldiğinden beri yaşıyoruz bu sorunu. bunun yönetimle değil, siyasi iklimle ve futbol iklimiyle ilgisi var. fatih terim hem fenerbahçe'nin düşmanı hem de referandum sürecinden itibaren devletin soğuk baktığı biri. yönetimde kim olursa olsun bu güce karşı koyabilecek biri yok.

    ünal aysal zamanında devlette tek güç yoktu, güç çatışması vardı ve aysal da aradaki boşluklardan faydalandı. şimdi aysal gelsin, o da farklı bir şey yapamaz. o yüzden yapılacak şey belli, bu gerçeği kabullenip vurup geçecek bir takım yaratmak. ama o zor olduğu için "olursa olur, olmazsa hakeme, yönetime vs. sallar sıvışırız." daktiği benimsendi. sonumuz da bu oldu işte.
  • 5297
    maddi açıdan kulübe ne kadar zarar verdikleri ancak bir sonraki yönetim zamanında anlaşılabilecek yönetim. sportif aş üzerinden kulübe fatura keserek bilanço makyajı yapmayı ekonomik başarı olarak göstermenin, “türkiye’nin koronavirüs ile başarılı mücadelesi” diye kitap bastırmaktan farkı yok. zaten her iki yönetim anlayışı o kadar benziyor ki maalesef...
  • 5298
    yönettikleri futbol takımını orta saha orijinli sadece 3 orta saha ile lige sokan,
    kötü hakem yönetimlere karşı tepki koymaktan ürken,
    3.5 yıldır türk telekom stadyumu'nun zeminine el atmayıp takımı haftalardır çamurdan hallice sahada oynatıp zemini eleştiren futbolcusunu kovan,
    her puan kaybından sonra ortalarda gözükmeyip farklı galibiyet alınan maçlardan sonra poz veren,
    camiasına bile bile yalan söylemekten gocunmayan,
    ve daha sayamadığım birçok yanlışı olan yönetim.

    başta mustafa cengiz'e hastalığından dolayı şifalar diliyorum. umarım kendisi bu stresli başkanlık makamında oturmaktan çok sağlığına önem verip bu önemli görevi daha iyi yapabilecek bir yönetime sadece dışarıdan destek olarak galatasaray'a hizmet etmeye devam eder.
  • 5302
    galatasaray için yedi düveli alevlere veremeyen yönetim. basiretsiz ve korkak davranıyorlar. biz hakemler tarafından sürekli doğranırken beşiktaş senenin başından beri ittiriliyor. daha bugün erzurum* deplasmanında bizim dün karabük* maçında var'dan iptal edilen golümüzün aynısını onlara iptal etmediler.

    sözlükte gördüğüm önceki entrylerde sıkça büyük yerlerden gelen emirlerden söz ediliyor. iktidar hiç olmadığı kadar zayıf durumda. varsa öyle bir durum, sadece bize değil fener'e de gitmiştir. o zaman karşılarında dimdik duracaksın. bizim millet ezileni, hakkı yeneni çok sever. ver sen ortalığı alevlere, arkanda milyonlarca taraftar var, oy deposu var. velev ki siyasi konjektür vb bir şekilde elin kolun bağlı. çıtlat uefa'ya, fifa'ya ligin üzerindeki siyasi elleri anonymous bir şekilde. uğraşsın dursunlar ondan sonra. bu mevcut durumda iktidar veya herhangi bir siyasi oluşum 3 büyüklerden hangisini karşısına alabilir?

    maalesef bu yönetimin bu kulübün haklarını savunabilmek adına yeteri kadar cesareti yok. ben kendilerini bugünlere kadar yüzlerce kez her forumda, sözlükte öven bir taraftar olarak söylüyorum ne yazık ki. son deerece basiretsiz ve silikler bu konularda. o da bize şampiyonluklara mal oluyor.
  • 5303
    (bkz: 10 nisan 2021 galatasaray fatih karagümrük maçı)

    şu mactaki olaylardan sonra nasil olur da iclerinden birisi çıkıp 2 kelime konuşamadı, neden konuşamadı?

    bana birisi ciksin anlatsin, bu baslikta birisi gelsin mantikli bi cevap yazsin entry girsin tamam diyeceğim.

    not: mesajlaşma kullanmiyorum artik sözlükte, moderatorler niteliksiz entry ile bu kadar ugrasagina mesajlarda küfür kullanimini nasil engelleriz, buna kafa yorsun.
Altyapı çalışmaları sebebiyle birtakım hatalarla karşılaşılması muhtemel. En kısa sürede hatalar giderilecektir!