• 4724
    transferleri basına sızdırdığı yada içlerindeki köstebeği bulamadıkları için haklı olarak eleştirilen yönetimdir.
    hatta transfer sezonu açılmadan planlama yapmadıkları için de amatördürler, bence de çok iyi niyetli olsalar da transfer dönemlerinin hepsinde sınıfta kalmışlardır.

    ancak arkadaşlar neler okuyorum şu platformda neler, bazen gerçekten hayret ediyorum.

    önce transfer yapamadığı için eleştirenler, şimdi yok bu sezon kiralık aldılar, borcu kendinden sonra gelen yönetime yıktı diyorlar.

    pes doğrusu arkadaşlar, pes, napsın adamlar vasat altı diğer başkanlar gibi mı yapsalar, kapa bildirmeyip futbolcu giderlerini 90 milyon euroya m çıkarsalar, türlü türlü hukuksuzluk ve katakulli mı yapsalar, bunları yapsalar bana ne biz şampiyon olacağız mı deriz yoksa yüzümüz mü kızarır ?
    biz galatasaray taraftarıyız, bizler karakterimizi, hayata karşı duruşumuzu bir transfer için ayaklar altına almayız...

    adamlar bir yandan fatih hocanın istediği takviyeleri yapmaya çalışıyor, diğer yandan da ffp ve hatta tff limitleri dışına çıkmamak için çabalıyor, hem de bunu seyirci ve stat gelirleri neredeyse 1 yıldır sıfıra inmişken ve yayıncı kuruluştan parasını alamıyorken, üstüne üstlük kimi isteseler araya girip fiyat yükselten suyun öbür yanındaki vasat altı kişiye rağmen.

    özellikle bugünkü onyekuru detaylarını gördükten sonra bir teşekkürü hak ediyorlar, birde bunun üzerine hem limitler dahilinde kalıp hem de sol orta saha ve hayallerdeki forvet transferlerini de becerebilirlerse benim hakkım kendilerine bir kez daha helal olsun...

    allah başkana uzun ömürler versin, bu dönemden sonra aday olmasın, kendi sağlık sorunları ile ilgilensin.
    saygılar...
  • 4725
    tüm transfer stratejisi kiralık oyuncu al, kadroya at, hocan oynatırsa oynatsın kiralık futbolcu "oynamıyorsa" da hoca oynatamadı derler; sonuçta kiralık oyuncu galatasaray arması için yanıp tutuşuyor mükemmel aidiyet duyuyor o yüzden sürekli ve her zaman kiralık oyuncu almalıyız üzerine kurulu olan kiralık yönetim. bakın şu tabloyu kimse bana ffp imiş limit imiş para yok imiş diye açıklayamaz. şu kiralık topçuların çoğu abuk subuk maaşları ödenerek oynadı bizde. tapuları da bizde olmadı hatta çoğunda ya opsiyon yoktu ya da absürt bir opsiyon vardı asla veremeyeceğimiz.

    aşağıdaki tabloda transfermarkt'te gördüğüm bilgileri birazcık topladım. bu tablo strateji değildir. bu tablo "biz iş bilmiyoruz" tablosudur. ffp'den 1.5 milyon euro bonservis gösterip 3 milyon maaş vererek kaçabilirsiniz ancak bu galatasaray'a yapılmış en büyük ekonomik zararlardan biridir. eğer paran kısıtlıysa paranı genç oyuncuya yatırırsın, stratejini o yöne kırarsın ve hem kulübün geleceğini inşaa ederken hem de ffp cezasını doldurursun.

    geldiklerinde zaten yüksek maliyetlerle alınmış olan belhanda, feghouli, ndiaye, fernando, mariano, gomis, maicon gibi topçular vardı. yani takıma asıl kalite katan isimler onların önüne hazır şekilde gelmişti. kısıtlı bütçen ile yapman gereken şey bu oyuncuların etrafına genç oyuncuları yerleştirmek ve onları geliştirmek olmalıydı. böylelikle takım yine ligin üzerinde olurdu. o arada da hem bonservisi sende olan genç oyuncularını dener, un eler gibi iyilerini kadronda tutar, geliştirirdin. ffp belası bitip bu yüksek maliyetli oyuncular yaşlanınca yahut sözleşmesi bitince de oturmuş genç nüvenin üzerine eklemeler yapardın. bu sadece ilk aklıma gelen strateji. başka biri gelip birkaç oyuncuyu iyi ücretlere satıp o parayla da yine genç çekirdek üzerine yatırım yapsınlar diyebilir. o da bir strateji. tabii ki o strateji için iş bilen ve satış yapabilen birileri lazım. beceriksiz oldukları için o ihtimal olmazdı.

    ancak galatasaray'ın geleceği falan umurlarında değil. tek dertleri "biz transfer yapıyoruz" diyebilmek ve kulübe hiçbir aidiyet bağıyla bağlı olmayan topçularla karman çorman bir takım yapmak. çünkü ne yurt içinde ne yurt dışında bağlantıları olan insanlar değiller. nakit akışı sağlayamıyorlar. genç oyuncuları daha basına bile sızmadan gidip halledecek donanımları yok. artık seviye o kadar rezil bir hale geldi, o kadar utanmaz oldular ki brentford'un oyuncusunu opsiyonlu bile alamaz haldeler. galatasaray'ın misyonu artık brentford'a veya stoke city'e ayaksız oyuncu yetiştirmek oldu. geldiklerinden beri 2 kez şampiyon olduk. bu 2 şampiyonlukta en az pay kendilerinde.

    yuto nagatomo - 17/18 - kış transfer dönemi - 1 milyon euro

    henry onyekuru - 18/19 - yaz transfer dönemi - 800 bin euro
    badou ndiaye - 18/19 - yaz transfer dönemi - 750 bin euro
    semih kaya - 18/19 - kış transfer dönemi - yok
    kostas mitroglou - 18/19 - kış transfer dönemi - yok

    jean michael seri - 19/20 - yaz transfer dönemi - 1.5 milyon euro
    mario lemina - 19/20 - yaz transfer dönemi - 1 milyon euro
    florin andone - 19/20 - yaz transfer dönemi - 700 bin euro
    emre mor - 19/20 - yaz transfer dönemi - 190 bin euro
    steven nzonzi- 19/20 - yaz transfer dönemi - yok
    henry onyekuru - 19/20 - kış transfer dönemi - 750 bin euro
    marcelo saracchi - 19/20 - kış transfer dönemi - 500 bin euro

    etebo - 20/21 - yaz transfer dönemi - 675 bin euro
    henry onyekuru - 20/21 - kış transfer dönemi - tek başarıları 4.35m opsiyon + 650 bin euro kira bedeli. onu da 3. kiralamada yapabildiler.
    halil dervişoğlu - 20/21 - kış transfer dönemi - yok

    luyindama da var ancak onunki kiralama + zorunlu satın alma olarak verdiğimiz için bu listeye eklemedim. şu tabloya bakınca "iyi ki kiralık da olsa gelmiş" dediğim sadece henry onyekuru var belki biraz da nagatomo. zaten o da ertesi sezon alındı (opsiyon koymadıkları için gereğinden fazla ücret ödediler 30 küsür yaşında istenmeyen adama). diğerleri gelmese hayatımızda hiçbir şey değişmeyecekti ve üzerine verdiğimiz bilmem kaç milyon euroluk maaşlar da cebimizde kalacaktı. bu yazıyı sadece kiralıklar üzerinden yazdım. bir de işin 13 milyon euro'luk diagne olayları var, marcao ile hala sözleşme uzatılmaması var off! neyse. vallahi yazdıkça sinirleniyorum. rezilsiniz.
  • 4726
    kendilerine kabiliyetsiz, yeteneksiz, sırf kendi işleri ve reklamlarını galatasaray kullanarak yapıyor demek belalı entry kapsamına giriyormuş.
    yani haklarında ne söyleyeceğimi bilemedim. ama bir gruba yada insana kabiliyetsiz ya da kabiliyet düşmanı demek bela okumak mı oluyor? ee bu adamlar sabah akşam kulübün twiter hesabından fotoğraflarını yayınlatıp sırf kendi hesabına iş tutarak reklam yapmış olmuyor mu? neyse artık yok hükmündeler zaten ne yazdığımızın da pek önemi yok.