• 105
    football manager oynayan ergen mantığı idi. bu yakıştırmayı yapmamın sebebi bu düşüncenin, o dönem için basit de olsa bir mantığı vardı ama gerçekçiliği yoktu. mevzu bahis dönem 2013 - 2014 yılları. o dönem galatasaray selçuk inan ve burak yılmaz başta olmak üzere trabzon'un 2011 kadrosundaki oyuncuları almış ve 2 sene üst üste şampiyon olmuşken, trabzonspor kulübü ve kamuoyunun galatasaray'a karşı kızgınlığı, öfkesi had safhadeyken, onur kıvrak gibi o dönemki bayrak adamını bonservisle hiçbir şekilde galatasaray'a satmazdı. mümkünatı yoktu yani trabzonspor'un 5-10 milyon euro gibi bir bonservisle onur'u galatasaray'a satmalarının. bu yüzden football manager dedim heralde oyunda falan yapıyorlardı yani o dönemki futbol ortamının gerçekçiliğini hiçbir şekilde hesaba katmadan üretilmiş bir söylemdi. zaten 2015 şampiyonluğunda muslera'nın ilk god mode açarak şampiyonluk getiren performansı, yine 2015 yazında yabancı sayısı 14'e yükselmesi,onur kıvrak'ın sakatlıkları ve performansındaki dramatik düşüşle 1 - 1.5 senede tamamen absürt bir şeye dönüşüp kendiliğinden tedavülden kalktı.

    he tabi şu konuda haksızlık etmeyelim; bunu söyleyenler hiçbir zaman onur>muslera demedi. kendilerince takımı daha iyiye götürebilecek bir arayışta olmaları sebebiyle iyi niyetli bir hataya düştüler. bu hata da aşırı öngörösüzlük, futbol bilmemek değil; çok basit çok sığ çok yüzeysel bir düşüncenin dillendirilmesiydi.
  • 106
    bu fikrin ortaya çıkmasının sebebini dün gibi hatırlıyorum. (bkz: yabancı sınırı)

    2013 yazında yabancı sınırı vardı ve galatasaray'ın hedefi artık avrupa'dan kupa getirmekti. real madrid maçlarında hakkımızın yenmesi de avrupa'dan kupa özlemimizi iyice alevlendirmişti ve muslera 'tartışılmaz' bir kaleci de değildi o zamanlar. sahaya yazabileceğimiz 6 yabancı şu isimlerden oluşuyordu; muslera, eboue, chedjou, riera, melo, sneijder, drogba. bu 6 kişiye bir tane de hızlı bir kanat oyuncusu gerekliydi ve o dönemde bu 6 kişiden birisi oynamamalıydı. akla gelen tek isim de muslera'ydı çünkü onur o dönem muslera'dan 1-2 gömlek daha iyi bir kaleciydi. velhasıl bence o dönemin şartlarında mantıklı duruyordu bu düşünce. he ama iyi ki böyle bir şey olmamış o ayrı konu. muslera'nın god mode'u olmadan ne 2015'de ne de 2018'de şampiyon olamazdık.
  • 107
    karşılaştırmak gerekirse elinde manuel neuer olan bir takım taraftarının 'neuer'i satalım, karius'u alalım.' demesinden farksızdı o dönem. onur kıvrak formundaysa muazzam bir çizgi kalecisiydi o dönem eyvallah ama geriye kalan kalecilik vasıfları söz konusu olduğunda ligde ondan daha iyi kaleciler bile vardı. mesela hakan arıkan bile konsantre olduğunda çizgide onur seviyesine çıkıp yer yer daha iyi performanslar bile gösterebiliyordu. nando'ya gelince 2011'de geldiği en ham halinde bile dünya kupası yarı finali oynamış, serie a tozu yutmuş, potansiyeli çılgın bir kaleciydi. bize geldiğinde 25'di bir de henüz. kaleci için çok genç bir yaştı. sene, sene daha da gelişti, hata da yaptı bolca ama sonunda aşılmaz duvar oldu. şimdi ise barçasından tut realine, bayernine ciy'site kalesine koysan cuk oturacak bir kaleci muslera. galatasaray futbol takımının en değerli elemanı. onur ise trabzon'dan kafasını dahi çıkaramamış, milli takımda the ayı'yı bile kesememiş bir kaleci.

    sözün özü, onur için muslera ile olan bu saçma kıyaslama bile gurur sebebi olmalıdır. 'olm zamanında beni muslera ile kıyaslıyorlardı pe hey!' falan diyebilir. ha muslera ayarına çıkabilecek bir yerli kaleci varsa o da uğurcan çakır'dır. onu da söyleyeyim.
  • 108
    şu konuda yıllar önce yapılmış bir öneriyi eleştirenler en basit tabirle dönem adamıdır.

    konu da hiçbir zaman "neuer'i satıp karius'u alalım" sığlığında değil yabancı sınırı elimizi kolumuzu bağlamışken alternatif arayanların bir önerisi olmuştur.

    şimdi muslera tartışılmaz bir isim olduğundan herkes "eki eki öneriye bak" diye yorumluyor tabi.

    edit: "sığ"dan kasıt "bu kadar basit ve yüzeysel değildi"

    "dönem adamlığı" da mevcut şartları* gözetmeden yorum yapmak demek istedim.

    yanlış anlayan arkadaşlar olmuş, kusura bakmasınlar.hakaret vs değil kesinlikle amacım.
  • 109
    dönemin koşullarına, şimdiki pencereyle bakarsan yanlış yapmış olursun.
    zamanında sende dursun özbekten medet umdun
    tarık çamdal'dan mükemmel bir bek performansı bekledin
    eray işçan'ın oynatılmasını istedin

    istedin de istedin.

    senin tek farkın, içindekilerini veya isteklerini yazıya dökmemen.

    ha evet, hem geçmişte hem de şimdiki zamanda muslera'nın satılması kadar saçma bir şey olamaz ama dediğim gibi her görüşe saygı duymalıyız. muslera bir maçta hata yaptığında istisnasız o an için herkesten küfür yemiştir. drogba penaltı kaçırdığında, her frikiğin başına geçtiğinde küfrettin. o anda o küfrü yazıya dökenlere, şimdi neden küfrettin diye soramazsın çünkü senin tek farkın dediğim gibi içindekileri yazıya dökmemen olur.

    biri bir önerme sunduğunda, o an için hiçbir şey demeyeceksin ve aradan birkaç yıl geçtikten sonra önermenin akıbetine göre yorum yapacaksın. tutarsa övecek, tutmazsa da eleştireceksin değil mi? yok öyle bir dünya.
  • 110
    eleştirilmesi, bazı yönlerden, saçma bir önerme.

    yahu şundan 6 sene evvelin önermesi bu. o zaman yabancı sınırı diye bir şey vardı, türkleri toplamaya çalışıyorduk. onur desen o zaman gayet de muslera ile yarışır bir kaleciydi. hem düşünülen de muslera'dan bonservis geliri elde edip daha rahatça bir kadro oluşturmaktı.

    hele o zaman muslera başka bir yazarımız daha değinmiş bu son sezonlardaki gibi bir god mode'unun varlığını da göstermemişti.

    şuna 6-7 sene sonra laf etmek çok komik. yani olayların içinde bulunduğu zaman dilimine göre yorumlanması gereğini bilmek çok da zor olmasa gerek.
  • 111
    muslera'yi yabancı sınırının olduğu donemde satmayı dusunup yerine onur kivrak'in alınmasını düşünmek yanlış bir davranış değildi. onur kıvrak bahsedilen dönemde gayet iyi bir kaleciydi. onur'un düşüşünde ki iki ciddi sakatlığı eş geciyorsunuz. biraz da antipatik olmasının etkisi var. muslera ise tam tersi hiç buyumeyen 15 yaşında ki çocuk yüzü ile her zaman daha sevimlidir. futbolda kalecilik yaptığım.ici. kalecileri ayrı izlerim. o nedenle o donem bu değişimi yapmak bana da mantıklı gelmisti. fakat bu durum muslera'nın kalecilige ile alakalı değildi. bana asil mantıksız gelen, 2017-2018 ve 2018-2019 sezonlarını ilk yarisinda yüksek performans vemedi diye muslera'nın satılmasının istendiği yazılar. birbirimizi kandirmaya gerek yok muslera başlığını biraz geriye sardigimiz da aldığı maaşın yuksekliginden tutunda artık iyi kaleci olmadığına dair bir sürü yazı görürüz. görürüz dedim ama silmedilerse. aynı yabancı sorunu şu anda olsaydı ve muslera'nin yaşı genç olsaydi, yukarıda ki başlık muslera'yi satalım ugurcan'i alalım olurdu. halbuki odaklanmanız gereken biz neden türk bir kaleci yetistiremiyoruz. çünkü bir kaç sene sonra yeni bir kaleciye ihtiyacımız olacak.
  • 113
    muslera galatasaray tarihinde yer almış en iyi kalecidir benim gözümde, şu anda bile dünyanın hangi takımana koyarsanız koyun, gözü kapalı oynar, lakin bu önermenin yapıldığı tarihlerde yabancı sınırı diye bir mevzu vardı. eğer yarın federasyon çıkıp derse ki yabancı sınırı 6'dır, yine benzer önermeler getirilebilir, yabancı hakkın bu kadar düşükse o haklardan biri kaleye harcanmamalı, üzerine biraz düşülürse çok iyi yerli kaleciler yetişiyor ülkemizde, hatta stoper mevkisi ile birlikte yetiştirdiğimiz en iyi mevkilerden biri ülke olarak. eğer yine o şekilde bir sınırlama olacaksa muslera'yı satalım uğurcan'ı alalım diyebilirim, uğurcan'da muslera olma potansiyeli, hatta üstüne çıkma potansiyeli de var, ama trabzon'da kalırsa bu potansiyeline asla ulaşamayacak orası ayrı konu. tabi bunların hepsi ütopya, normal şartlarda uğurcan'ı alma ihtimalimiz yok, 20m € dahi önersek trabzon bize günahını vermez, uğurcan da kulübüne sadık bir oyuncu izlenimi veriyor, bonservissiz ayrılmaz. daha mantıklı olan ülkemizdeki diğer yerli kalecilere yönelmek olur böyle bir durumda, aklıma ilk mert günok geliyor, muhammed şengezer de olabilir, tabi ki muslera seviyesinde değiller ama iyi bir kadro kurarsak, iş yapabilecek isimler. inşallah bu ütopyaların hiç biri gerçekleşmez, yabancı sayısı asla bu kadar aşağıları düşmez, kaptanımız nando da emekli olana kadar kalemizi korumaya devam eder, temennimiz bu yönde.