• 5533
    leblebici diye tabir ettiğimiz tarz forvetlerden. lincoln,arda ve kewell ile birlikte zamane infaz timinin dördüncüsü ve en ölümcülü.

    havada, karada veya suda farketmez, 3 direk görünce topu arasından geçirirdi. sadece iyi bir bitirici değildi aynı zamanda dribbling'e başladığında dozer gibi gidiyordu, durdurulamıyordu.

    şu an kadromuzda olsa cuk sesi çıkar. *
  • 5534
    ileride top tutabilen bir forvetti. kapalida izledigim 2008-09 sezonunda en cok dikkatimi ceken ozelliklerinden birisi de dribblingi bir forvete gore cok iyi olan ve ayaginda topu tutabilen baros sayesinde ozellikle ic saha maclarinda oyunu rakip alana cok kolay yikiyorduk.

    kendisine cek cumhuriyetinde “ostrava’nin maradona’si” lakabi takilmasinin bir nedeni de bence top surebilmesi ve daha da onemlisi topu tutabilmesiydi. keske kendisini tamamlayan elmander’i 2011’den once transfer etseydik o zaman 2008-09 ve 2009-10 senelerinden bir tanesinde (en az) sampiyon olmustuk.

    bir de baros deyince akla euro 2004 gelir! koller, nedved, baros, poborski, rosicky, ujfalusi ve diger kaliteli kadrosuyla o kupanin gercek sahipleriydiler. ama ne yazik ki yunanistan’in boktan “90 dakika defans+korner+karambolde kafayi vur+1-0’a yat” taktigiyle yari finalde elendiler. eger o sene yunanistan degil de cek cumhuriyeti sampiyon olsaydi, altin ayakkabi veya ballon d’or veya bir baska uluslararasi odul kazanirdi baros muhtemelen.

    edit: mesaj geldi, marek heinz’i nasil unuturum. heinz da o kadronun bir parcasi olup, bir sene sonra 2005 yazinda galatasaray’a gelmisti. cok iz birakacak performansi olmasa da o seneki efsane 20:45 sampiyonlugu hatrina tebessum birakir.