• 258
    michael schumacher 7 defa dünya şampiyonu olmuş bir pilot. bir insan elbette ki yeteneği olmadan bu kadar fazla kez şampiyon olamaz. kaldı ki bu görkemli kariyerinde mucizevi sürüşlere imza atmış da bir adam. arızalı vites kutusuyla üstelik de pit stop yapıp yarış bitirmesi, diğer pilotlardan 1 saniye daha hızlı attığı turlarla gerilerden gelip puan alarak yarış bitirmesi, yağmurda adeta rakipsiz olması gibi daha pek çok detay sayılabilir. ancak schumacher gelmiş geçmiş en büyük pilot mudur sorusu gayet tartışmaya açıktır. bu tıpkı messi maradona kıyası gibi bir şey. eğer mesele istatistikse elbette messi daha iyidir, ama aynı mantıkla alex de hagi'den daha iyi sonucuna varılır. oysaki benim nazarımda alex ile hagi aynı sınıfın oyuncuları bile değiller. alex, hag,i ile kıyas yapılabilecek mertebede değil benim nazarımda.

    schumacher de alex gibidir demiyorum asla. schumacher'i gelmiş geçmiş ve gelecek her pilotla kıyaslarsanız. ama bu kıyaslamaların bazılarında birileri schumacher'i ikinci sıraya koyduğunda buna saygı duyabilirim ben.

    schumacher'in en büyük alemeti farikalarından biri otomobile yaptığı katkıdır. kendi otomobilini çok iyi tanır, gelişimine çok katkı sunar. zaten bu sayede yağmurda o kadar iyidir aslında. ancak diğer yandan schumacher'in olduğu bir takımda da schumacher ile yarışabilecek birine izin verilmez, schumacher buna müsaade etmez. bütün planlar, ayarlamalar schumacher'in kazanması üzerine yapılır. örneğin prost ile senna'nın takım arkadaşıyken birbirlerine rakip olması ya da schumacher'in en büyük rakibi olan hakkinen ile takım arkadaşı coultard'ın senna örneği kadar olmasa da birbirleriyle yarışmaları schumacher için söz konusu bile olmamıştır. bunlar olsaydı schumacher bu kadar şampiyonluk kazanamazdı gibi bir iddiam yok. kaldı ki ben gerçekten de schumacher hayranı biriyim, çok seviyorum adamı. ancak bu gerçekleri de kabul etmek gerekiyor. her takımda birinci ikinci pilot ayrımı olmuştur ama hiçbir takımda bu fark schumacher zamanı ferrari kadar belirgin değildir. nitekim schumacher'in ayaklarını kırdığı 1999 sezonunda ferrari'nin 2. pilotu eddie ırvine 2 puanla kaçırdı şampiyonluğu. buradan ferrari'nin zaten şampiyonluğu alabilecek bir araç olduğu sonucu da çıkar, eşit rekabet ortamı yaratılsa belki de schumacher'in o kadar yarış kazanamacağı sonucu da çıkar. diğer yandan ise ferrari'nin bu kadar üstün bir araç olmasında, o aracın gelişiminde schumacher'in ciddi payı vardır ki sonrasında pistlere dönme nedeni de aslında öncelikli olarak araç gelişimine katkı sunmasının istenmesidir ve bunu da yapmıştır schumi.

    bir de kendisinin çok eleştirilen agresif hatta belki ahlaksızca sürüş stili var. sarışın, renkli gözlü, temiz yüzlü bir adam olduğundan pek yakıştırılamasa da bu su götürmez bir gerçektir. schumacher pistlerin lugano'sudur, caner erkin'idir. bir yarışta hakkinen'in de üzerine araç kırmışlığı vardır. çünkü biliyordu ki o yarışta hakkinen onu geçecekti, hakkinen'in aracı daha hızlıydı. hatta o yarış sonunda hakkinen kendisinin yanına gidip yaptığı şeyin yanlış olduğunu anlattığını ama schumi'nin kendisini dinlemediğini hatta ne dediğini bile anlamadığını söylemiştir. sonra da ekler hakkinen; ''çünkü o böyle biri.'' zaten pek çok şampiyon da böyledir. jordan, kobe, pele, maradona, senna... bunların hepsi kazanmaktan başka bir şey düşünmeyen, rakibine acımayan, mücadale sırasında gözünü budaktan sakınmayan adamlardı, belki de bu yüzden en büyük oldular hatta. bunu belki kötü biri olduğundan değil de konsantrasyon ve kazanma hırsından yapıyordu schumi de. zaten kendisi de bir röportajında şöyle der;

    ''bir kere yarışçı doğdunuz mu öyle gidersiniz, pazar gezmesine çıkmıyoruz ve ben bir rahip değilim.''

    eksisiyle artısıyla formula 1 sporuna çağ atlatmış biridir schumi. dünya spor tarihinin en büyük kazananlarından biridir.