• 1760
    bugunku fenerbahce ile ilgili yazisi.. dost aci soyler gibi soylemis ,soyleyeceklerini.

    --- alıntı ---
    fenerbahçe, ersun yanal’ın şampiyonluk sonrası ayrıldığı ruh halinde bir kadroya sahip. hocanın takımla bağı yok gibi. üstüne, hem bireysel hem de toplam kalite açısından o günkünün çok çok gerisinde bir seviyede... ersun hoca takımla bağ kuramadığı gibi, oyuncu ve rakip analizlerinde de oldukça formsuz. tolgay tercihi, bunun en önemli göstergesi.

    kırklareli maçını seyreden herhangi bir kişi, tolgay’ın ikinci bölgeden üçüncü bölgeye geçerken yaptığı top kayıplarının galatasaray derbisi seviyesinde ne sonuçlar doğurabileceğini kestirebilirdi. yanal’ın bunu görmeyişi, onun neredeyse bir fantazi dünyasında yaşıyor olduğunu gösteriyor. fenerbahçe’de oyuncular, teknik direktör kopukluğu had safhada. bu çok net olarak görülüyor. peki şimdi ne yapılacak? kısa, orta ve uzun vade planlarını birbirinden ayırmak lazım. kısa vadede ersun yanal’ın trabzonspor ile oynanacak kupa maçlarının stresini ne ölçüde kaldıracağı şüpheli. ancak bunun kararını yönetim verir.

    asıl önemlisi orta ve uzun vadede yapılacaklar. fenerbahçe’de orta vadede mutlak bir futbol yapılanmasına ihtiyacı var. comolli-cocu ikilisiyle halledilemeyen bu işi yapacak bir ekip bulunmalı. yerli ve yabancı uluslarası eski oyuncuları ve teknik direktör bağlantıları var. uzun vadede ise asıl sorunu çözecek hamlenin yapılması şart gibi duruyor. her ne kadar şahsen kulüplerin dernek statüleriyle de ayakta kalabileceğini düşünsem de fenerbahçe’nin acilen borçlarını kapatacak bir büyük hissedara gitmesi gerekiyor. bu ekonomik şartlarla bu krizden çıkmak imkansız gibi duruyor.

    --- alıntı ---
  • 1762
    kendisini severim, yorumlarına katılsam da katılmasam da önem veririm. ama nihayetinde fenerli kendisi. arada kafa gidiyor. zamanında lefter, süleyman seba örnekleriyle ağır saçmalamıştı. lige lefter adını veriyorsan lefter'in oynadığı dönemdeki şampiyonlukları yok saymamalıymışız. teoride güzel cümle. bence de eğer lefter oynadığı dönemde türkiye şampiyonu olsaydı o şampiyonluk yok sayılmamalıydı. ancak şu var; lefter ve turgay şeren'i kaybedeli çok olmadı. bu adamlar hayattayken bir kez bile bizim şampiyonlukları neden saymıyorsunuz demediler, acaba neden? şampiyon olmadıkları için olabilir mi? ya da süleyman seba, mehmet demirkol ya da ali koç'tan çok daha hakim olmalı kendi oynadığı yıllara. bu adam beşiktaş başkanıyken kendi oynadığı yıllardaki şampiyonlukları neden talep etmedi?

    şimdi de 23.02.2020 fenebrahçe galatasaray maçındaki penaltıları yorumlamış. fikrimi maç günü de söyledim. bana göre ikisi de devam. futbol temaslı bir oyundur. iki pozisyonda da niyet top mı? topa. topa müdahale var mı? var. sonrasında hareketin devamında rakibe temas için ekstra bir hamle var mı? yok. o zaman devam. peki mehmet demirkol ne saçmalamış bakalım; ''jailson - onyekuru pozisyonunda temas var ama darbe yok. yüzde 0, penaltı değil bu pozisyon. penaltıyı almak, rakibine penaltı yaptırmak demek. rakibini sakatlayıcı hamle yok. marcao topa geliyor mesela ama orada sakatlama ihtimalin var diye yorumlanır''

    böyle bir penaltı yorumu yok ama ya.
  • 1764
    (bkz: ne dediler/#2874848)

    klasik bir fenerli olan şahıs.

    çok takmamak lazım. bunlar 7'den 70'e aynı tornadan çıkmış gibi davranıyorlar zaten. anlaşılan 21 senelik serinin bozulması kendisine de baya koymuş. normaldir, tutunacak tek dalları bu seri ile 6-0'dı çünkü. şimdi ellerinde son olarak 6-0 kaldı. onun da son bulması yakındır lakin hala anlamadılar bu halde olmalarının sebebinin zihniyetlerinin çürümüş olmasından kaynaklandığını. yazık ne diyeyim. bizim de kaderimiz bunlarla rakip olmak işte...
  • 1765
    futbol oyun kurallarını istediği gibi eğip büken bir fanatik.

    marcao'nun penaltı pozisyonunda ilk önce marcao muric'e hiç değmeden topa müdahale ediyor. sonrasında muriç'in topa yaptığı hamlesi; marcao'nun topa değdiği ayağına geliyor. yani muriç marcao'ya vuruyor; daha sonrasında marcao'nun diğer ayağı muriç'in diğer ayağına geliyor. yazınca karışık oldu; ama benim fikrime göre de fenerbahçe'nin penaltısında önce marcao'ya faul var; isteyen bünyamin gezer'in de trtspor'daki yorumunu izleyebilir. ne yapalım şimdi mehmet demirkol? yüzde 0 penaltı; yani değil sizin penaltı? ne sakatlanma ihtimali arkadaş.

    bence bu 2 pozisyon da penaltı değil; ama bu 2 penaltının ikisine de penaltı diyen veya 2sine de penaltı değil diyen herkese saygım var. gel gör ki bu şekilde kural uydurup çakala kaçmaya çalışan sinsilere yok kardeşim!
  • 1766
    çok uzun zamandır objektifliğin altında sinsilikle arada taraftar cümleleri kuruyordu. işte 28 şampiyonlukta bunu gördük ama hiçbir zaman net bir şekilde şimdikiler gibi taraftar yorumcusu olmadı. ancak artık yeter deyip içinde sakladığı ikinci yüzünü açtı. katlanamıyor artık yaşadıklarına ki bütün kariyerini yakacak şekilde konuşmaya başladı. yazık ne söylenebilir ki adamı delirttik.
  • 1768
    galatasaray’da kimin baskan olup olamayacagina, kimin ibra edilip edilemeyecegine, yonetimlere verilecek ayricaliklara, juventus maci icin kar altinda sabahlayanlar veya falcao’nun kadikoy’de attigi penaltiya heyecandan bakamayanlar degil; bu ve bunun gibi galatasaray lisesi ogrencileri/mezunlari fbjk’liler karar veriyordu.... taa ki gecen mart ayinda mustafa cengiz’e yapilan haksizliga dur diyip olaya el koymamiza kadar....umarim bu kokusmus liseci duzeni degistirebilmisizdir. ve umarim gelecekte hakeden bir baskanimizin basina ayni sey gelirse yine gucumuzu gosterebiliriz.
  • 1771
    --- alıntı ---

    jailson - onyekuru pozisyonunda temas var ama darbe yok. yüzde 0, penaltı değil bu pozisyon. penaltıyı almak, rakibine penaltı yaptırmak demek. rakibini sakatlayıcı hamle yok. marcao topa geliyor mesela ama orada sakatlama ihtimalin var diye yorumlanır

    --- alıntı ---

    bunları gerçekten söylediyse ve eğer söylemi aktarım yapılırken bir yanlışlık yapılmamışsa çok da şey yapmamak gerekir. o iki olumsuz yargının arasına giren "yüzde sıfır" her şeyi değiştirir. olumsuzu tekrar olumsuzlayıp olumlulaştırmış işte. yani buradan 2 ihtimal çıkar:

    1) ... darbe yok. yüzde 0.
    yani darbenin yokluk oranına yüzde sıfır vermiş. dolayısıyla darbe var. penaltı.

    2) yüzde 0. penaltı değil. ...
    yani penaltının olmama oranına yüzde sıfır vermiş. dolayısıyla penaltı.

    çıkarım:
    bilinç ile bilinçaltı arasında satıhları tam olarak kestirilemeyen bir bağ vardır. bu bazen organiktir bazen inorganik. bazen tezattır ve bazen yöndem. fakat bilinen bir şey vardır. mesela hipnoz altında istemediğiniz, inanmadığınız bir şeyi yapamazsınız. çünkü hipnoz altında bilinçsiz olduğunuza göre bilinçaltınızı korumaya yönelik fevkalade bir özellik açmıştır insan evladı. istemediğiniz ve inanmadığınız bir şeyi bilinç halinde yaparsınız ki bu durumda bile bilinçaltınız açığa çıkmak ister. kah bir seğirti olur bu kah bir mimik. ya da bir söylem...

    bana kalırsa inanmadığı bir şeyi ağzından dökmüş. pekala bilgi eksikliğinden muzdarip de olabilir. tıpkı benim gibi...

    yani anlayacağınız, "orada sıvama ihtimalin var diye yorumlanır."

    "abartma ulan! altı üstü bir yanlış kullanım sadece." derseniz o da bir ihtimal tabi.

    ama böyle şıkır şıkır, abarta kabarta yazınca, efendime söyleyeyim şöyle analiz yapmışçasına, lingo-çok-bilir-kişi edasıyla afi kesince daha bir fiyakalı oluyor.

    evet.

    dedim ya: çok da şey etmeyelim yani.

    sonsöz:
    bana kalırsa iki pozisyon da penaltı değil. bu kabul üzerinden konuşacağım. bu durum, aynı olaylara aynı kararları veren halil umut meler için ne anlama gelir, bilmem. hatalarında istikrarlı mı? kararlarında istikrarlı mı? ya da çok başka bir şey mi? belki de ben hatalıyım ve halil umut meler ve onun gibi düşünenler haklı. bu çok yüksek bir ihtimal de olabilir. ama şunu kesinlikle biliyorum: bir penaltı hiçbir zaman sakatlama ihtimalinin varlığına, azlığına veya çokluğuna göre verilmez. fauldür verilir, değildir verilmez. müdehalenin şiddeti -taksir veya kast dikkate alınarak- ancak yaptırımın hüvviyetini değiştirir. o da müdehalenin tanımı yapıldıktan sonra. müdehalede kural kitabına göre faul yoksa pozisyonda yerden göğe kadar sakatlanma ihtimali olsun yaptırım uygulanmaz! bunun tam tersi de geçerli: pozisyon güllük gülistanlık olsun ama ortada faul olsun, sakatlanma ihtimali hiç olmasa bile yaptırım uygulanır.

    ki diğer takım sporlarının hemen hepsinde olduğu gibi futbol sakatlanma ihtimali yüksek ve oldukça sağlıksız bir spordur.