• 50
    transferini bir çırpıda da anlatabilirim ama ben biraz uzatmak istiyorum. paslanan parmaklarım açılsın.

    juve'nin tarihi boyunca genellikle hep iyi bekleri olmuştur. seksenlerin ortasında tüm avrupa'yı kasıp kavuran platini'li takımın "yakışıklı" lakaplı sol beki cabrini'den tut, doksanların ilk yarısındaki baggio'lu takımın 22 yaşına kadar fabrikalarda çalışıp trapattoni tarafından hazırlık maçında keşfedilen sağ beki torricelli'ye kadar... sonrasında da birindelli, thuram, zambrotta, pessotto derken kafaları yine hep rahattı. calciopoli sonrası ise maddi durumun çöküşüyle beraber öyle ahım şahım bir bekleri olamadı. taa ki 2011'de lazio'dan stephan lichtsteiner'ı sağa, 2015'te porto'dan alex sandro'yu sola alana kadar hep vasati beklerle oynadılar.

    2011'de transfer edilen lichtsteiner, ayağının tozuyla takımın yeni stadı olacak, şimdinin allianz'ı o zamanın j stadium'unda, ilk golü atma şerefine nail olup üstüne de süper bir performans sergileyince taraftarın göz bebeği oldu. üst üste kazanılan bütün şampiyonluklarda çok büyük payı vardı ama yaşının otuzu geçmesiyle (84'lü) performansında gözle görülür bir düşüş yaşandı. bitmek tükenmek bilmeyen enerjisiyle tanınan ve bu sebepten "forrest gump", "swiss express" lakaplarıyla anılan lich; zamana yenik düşüyordu.

    2016 yazında "acaba bu yaz boştaki kime çöksem?" diye kafa patlatan kulüp ceo'su marotta ve sağ kolu sportif direktör paratici'nin önüne barcelona'dan istediği mukaveleyi koparamayıp ayrılan dani alves fırsatı çıktı. elbette bu fırsatın geri çevirmediler ve takımın yeni sağ beli alves oldu. alves, tarihin herhalde en iyi sağ beklerinden biridir. juve'deki o sezonunda da mükemmel oynadı; hem koleksiyonuna bir serie a şampiyonluğu ekledi hem de şl'de final oynadı. lakin perdenin arka tarafında işler hiç de iyi gitmiyordu. takımın ağır abileri, alves'in soyunma odasındaki hareketlerinden hiç hoşnut olmadıkları gibi alves de rahat durmuyordu. hala juve'nin mukaveleli futbolcusuyken verdiği bir röportajda dybala'ya barcelona gibi daha büyük bir kulübe gitmesini salık veriyordu. (bkz: #2194001)

    rüzgara karşı işeyen alves'in de takımdan şutlanmasıyla allegri'nin milan'dan beri hayran olduğu de sciglio transferi gerçekleşti. de sciglio kötü oyuncu değil, özellikle defansif açıdan, ama kariyerini de örseleyen büyük bir handikabı var: sakatlığa meyilli. juve'deki ilk sezonunda da sık sık sakatlandı. hatta bazen öyle kritik maçlarda sakatlandı ki -lich de şl listesine yazılmamıştı- allegri, sağ beke sturaro'yu koymak durumunda bile kaldı.

    juve'nin o yaz bir sağ bek alacağı kesindi ama kimi alacaktı?.. derken imdada 17-18 sezonunda inter'in valencia'dan kiraladığı cancelo yetişti. inter'de kiralık oynadığı o sezon, oynadığı her maçta takımın en iyilerinden olan ve rakip defansların sol taraflarını haşat eden bu gencoyu almayı kafaya koydu juve. fakat inter de oyuncuyu istiyordu. tabii yaz gelince paralar konuştu ve juve, inter'i aşan bir meblağa, 40 milyon avroya, cancelo'yu takıma kattı.

    portekizli cancelo'nun menajeri bilindiği üzere jorge mendes ve o da bilindiği gibi cristiano ronaldo'nun hem menajeri hem yakın arkadaşı. juve, mendes'le cancelo'yu görüşürken mendes, bir teklif sunuyor. real'de huzursuz olan ronaldo'yu transfer etmek isteyip istemediklerini soruyor juve yöneticilerine. bunu duyan başkan agenlli, teklife balıklama atlasa da marotta aynı fikirde değil. çünkü transfer gerçekleşirse çok büyük maliyeti olacak. agnelli ise olaya bir "business" gibi bakıyor. dünyanın en popüler atletinin getirilerinin, götürülerinden daha çok olacağına kani. ikili arasına bu transfer esnasında bir kara kedi giriyor. sportif direktör paratici ve ikinci başkan nedved de başkandan yana oluyorlar ve agnelli'nin büyük çabalarıyla 120 milyon avoya yakın bir bonservise ve senelik 30 milyon avroluk bir maaşa (kulübe maliyeti 60 milyon avro) ronaldo'nun juventus'a transferi gerçekleşiyor.

    bu transferden sonra, kulübe agnelli'yle birlikte 2010'da katılıp tekrar diriltilmesinde başrol oynayan marotta'nın arası düzelmedi. 2018 eylül'ünde ise agnelli şok bir kararla marotta'yı kapının önüne koydu. mesele sadece ronaldo transferi meselesi değildi. agnelli ve marotta'nın vizyonları çok farklıydı. az önce de dediğim gibi agnelli futbola bir "business" olarak bakıyor; juventus tatil köyü, juventus restoranlar zinciri, juventus otelleri açıyor; yetmiyor kulübün logosunu çok marjinal bir değişime bile tabi tutuyordu. marotta ise daha konvansiyonel kafalı, "az olsun benim olsun" mantığıyla yaşayan bir adamdı.

    marotta kovulunca doğal olarak herkes sağ kolu paratici'nin de kulüpten ayrılmasını bekliyordu ki yine bir şok kararla agnelli, paratici'yi marotta'dan boşalan kulüp ceo'luğuna getirdi. sonradan anlaşılacaktı ki paratici de agnelli gibi agresif ve yenilikçi hamlelerden yana...

    paratici ve özellikle de nedved'in alınan sonuçlardan ve şl'de bir türlü elde edilemeyen başarıdan alakasız olmak üzere allegri'nin oynattığı futbolu ve oyuncu seçimlerini beğenmediği zaten dillendirilen bir şeydi. ronaldo gibi bir şl hayvanı alınmasına rağmen içerideki manu ve deplasmandaki young boys maçlarının kaybı buna tuz biber ekmişken takım bir de gidip atletico'dan inanılmaz silik bir oyunla 2 yeyip geldi. nakledilene göre paratici'de şalterler bu maç sonu atıyor ve hoca arayışına başlıyor. ikinci maçın 3-0 kazanılması da bunu değiştirmiyor. yeni hocada aranan şeyse sadece başarı değil, "güzel oyun" oynatması olacak.

    allegri'nin haklı olduğu noktalar da yok değil. yıllardır takıma güçlü bir orta saha kurulamamıştı. paratici'nin ilk icraatlerinden biri sezon sonu sözleşmesi bitecek olan ramsey'le anlaşmak oldu. bu işi ocak ayında bağladı ama bunun takıma sezonun geri kalan kısmında hiçbir faydası olmadı tabii. bir diğer sıkıntı ise yıllardır güçlü defansa sahip olmasıyla tanınan takımın stoper bölgesinde baş gösterdi. bunun asıl sebebi ise bonucci döner dönmez benatia'ya kesik atan allegri'den kaynaklandı. futbolu juve'de bırakmayı planlarken bonucci'nin arkasında kaldığını gören benatia gemileri yakıp ocak ayında takımdan ayrıldı. yana yakıla stoper arasalar da ancak eski oyuncuları, lazio'da bile oynayamayan, caceres'i bulabildiler. benatia'nın ayrılmasının faturası ise şl'de çok acı ödendi. yaşını alan ve geçen sezonda da çokça sakatlanan chiellini, ikinci ajax maçında oynayamayınca milan'dan döndükten sonra eski halinden eser kalmayan bonucci ile bir türlü level atlayamayan rugani ikilisi bu maçta ağır çuvalladılar. ajax'a elenişten sonra acil alınacaklar listesine bir de stoper eklendi.

    sezon henüz bitmeden allegri kovuldu. marotta sonrası bunun olacağı aşikardı zaten. kulübün 2010 sonrası ikinci bir kabuk değişimine daha ihtiyacı vardı. guardiola, pocchettino, zidane derken sarri'yle anlaşıldı. bunda sarri'nin italyan olması ve italyan hocalar arasında göze en hoş gelen futbolu oynatmasının da etkisi büyük. paratici, sarri sonrası da boş durmadı. stopere sezon içinde anlaşılan romero ile yine sezon ortasında sassuolo'yla işbirliği içinde transfer edilen merih'i getirdi. orta sahaya ramsey alınmıştı ama yetmezdi. bir juve klasiği olarak aynı ramsey gibi bonservisi elinde olan rabiot da alınarak bu sorun giderildi. ama rabiot transferi sadece orta sahayı rahatlatmadı. bonservis ödenmediği için juve'ye bir büyük transferlik daha maddi kontenjan vermiş oldu.

    geçen sezon torino'da oynanan italya-hollanda maçından önce miydi sonra mıydı hatırlayamıyorum ama kulüp yetkilileri de ligt'e stat turu yaptırmış, müzeye filan götürmüşlerdi. bu oryantasyondan sonra de ligt-juve haberleri alevlense de oyuncunun geçen sezonki üstün performansı sonrası barça'yla adı bolca anılmış hatta de jong barça'ya gidince de ligt transferinin de eli kulağında olduğu yazılıp çizilmişti. barça'yla çok ilgim yok ama umtiti takımdan ayrılmayınca de ligt transferinden caydılar sanırım. akabinde psg haberleri çıktı. hatta çoğu önemli gazeteci bu transferin bittiğini bile yazdı. lakin o esnada psg'de bir sportif direktör değişimi yaşandı ki galiba bu değişim sırasında transfer sürüncemede kaldı ve juve devreye girdi.

    juve'nin de ligt'i alabilmek için elinde önemli kozları vardı. birincisi ve en önemlisi: mino raiola. bu tombalak, nedved'in futbolculuk zamanında menajeriydi. ikilinin arası çok iyi. ayrıca pogba'yı üç otuz paraya juve'ye götürüp 105 milyona manu'ya satan da kendisi, tabii 20 küsur milyon avroluk minicik komisyonuyla birlikte. ikincisi ise de ligt, söylenene göre çocukluktan juve'yi tutuyor. gerçi bu çok önemli bir faktör sayılmaz ama dün mü ne ortalıkta bir reddit post'u dolaşıyordu. elemanın biri de ligt'in okul arkadaşı olduğunu ve oyuncunun sıkı bir juve taraftarı olduğunu; işin sonunda juve'ye gideceğini filan yazmış ve bunu aylar önce yapmış (fotoları filan da var). üçüncüsü de ronaldo oldu sanırım. avrupa uluslar ligi finalinde sonra, seremoniden önce ronaldo gülerek de ligt'e gitti ve "juve'ye gel" dedi.

    https://twitter.com/.../1137850076771028992

    velhasılıkelam haftalar süren pazarlıklardan ve raiola'ya yedirilen 10 küsur milyon avro komisyondan sonra de ligt 85 milyon avroya juventus'un yeni stoperi oldu. şayet marotta başta kalsa bu çapta bir transfer yapar mıydı, pek sanmıyorum. ronaldo alınmasa ramsey, rabiot, de ligt gibi oyuncular için juve bir çekim merkezi haline gelir miydi, onu da bilmiyorum ama bazı olaylar zincirleme gerçekleşiyor. bazen almaya kalktığın bir sağ bek, olayın tüm akışı değiştirebiliyor.