• 147
    ülkede bu kafayla yöneten bir federasyon olduğu sürece makas da açılır şemsiye de. daha yabanci sınırı olacak mı olmayacak mi o belli değilken önümüzdeki sezonlara nasil bir plan yapilabilir? transfer konusunda limit koydugun takim seni takmazken yaptirim uygulayamazsan seni kim ipler? bu sürekli belirsizlik de ileriye yönelik planlar yapan takimlara dezavantaj yarattigi icin shaktar tarzi bir planlama sürecine giremiyor ülkemiz takimlari.

    hadi diyelim galatasaray sadece uruguayli genç oyunculara yatirim yapacak ve uruguay'da muslera destekli bir akademi kurdu. gencecik 15 16 yasinda cocuklari yetistirmeye basladi oralarfa.
    oyunculari 3 seneye hazir edip 6 uruguayli'yi kazanacagiz derken hop yabanci sınıri; "sadece 5 yabanci oyuncu hakkin var" dendi. ama ben yatirim yaptim, eğitim verdim, ekipleri uruguay'da yasamalari icin ikna ettim falan dersen de cevap: "bize mi sordun" siz kimseniz artik...
    tüm yatirimin, enerjin, motivasyonun ve insanlara verdigin sözlerle edindiğin kredin sıfırlandı.
    bu kafayla semsiye de acilir makas da acilip kapanir acilip kapanir.
  • 148
    doğru olan önerme. ancak bahane değil.

    hiçbir galatasaray taraftarının barcelona, bayern münih seviyesini hayal ettiğini sanmıyorum. başta ülkenin ekonomik nedenleri izin vermez. ama bunun tek nedenmiş gibi sunulmasına oldukça karşıyım.

    bu takım* şampiyonlar liginin en az gol atan ve en az koşan takımı oldu. hadi shakhtar'ı petrol devleri yönetsin. slavia prag, dinamo zagreb, kızılyıldız, genk gibi takımların bile gerisinde kalmışız. bu sadece bir sezon üstelik.

    makasın kapanması sadece galatasaray'dan başlayacak bir yenilik değil ülkece adapte olmamız gereken bir durum.

    ayrıca yıllardır galatasaray'ı izliyorum, bizi rakiplerimizden ayıran en önemli özelliğimiz sorunu ilk başta kendimizde aramamız olurdu.

    aziz yıldırım hayranlığımız, şerefli ikinciliklerimiz yoktu. başkan başarısızsa gider, takım ikinci olduysa futbolcusundan hocasına herkes sorgulanırdı. şu son zamanlarda sorunların hep dışarıda aranması kafa yapısı olarak hazırcılığa evrildiğimizi gösteriyor. zaten orada hazır bir sorun var. ister zemin de, ister hakem de, ister makas de. hepsi sorunun bir parçası ama en başta bizim kendimize bakmamız lazım çünkü burda en büyük pay bizim.
  • 149
    her yıl bir başka mütevazı takım gösteriyor ki 300-500 milyonluk takımları da yenebilirsin. yenemesen de iyi futbol oynayabilirsin.

    sırf son yıllarda bunu yapabilen bazı takımlar; olympiakos, club brugge, ajax, shaktar donetsk, slavia prag... sorsak galatasaray hepsinden iyi hepsinden büyük. hadi ajax’ı sayma. futbola gelince bir slavia prag kadar brugge kadar oynayamıyoruz. kötü futbolu makasın açılmasına bağlamak bahanedir yalnızca.