• 30
    (bkz: doksanlı yılların galatasaraylı çocuğu olmak)

    rezalet oynardım, öyle böyle değil. dar alanda kısa paslaşmalar fenomeni geninden zerre nasibini alamamış bir bebe olarak mahalle maçlarında sahayı sadece izlemekle yetinirdim. almazlardı beni oyuna. :( bu arada saha dediğim şey de toprak inşaat alanı, halı saha falan değil yani, yanlış olmasın. ne diyordum? heh, travma faslı; üzülüyorsunuz tabii haliyle, içten içe bir burukluk falan. yine de her şeye rağmen sokak arasında geçirilen onca saat o biçim keyifliydi. kanayan dizler, çürük içindeki bacaklar, yara bere haldeki ten ama en güzeli de sokakta top oynarken yenen ekmek arası.

    kısa bir zaman sonra basketboldaki yeteneğim keşfedilince seçici ben olmuştum. beni futboldaki mahalle maçlarında oynatmayanları dışlıyordum potadan? yok lan, kin tutmam ben.

    yıllar sonra ise halı sahaların aranan stoperi oldum. fizik dışında geriden iyi oyun kurabilme yatkınlığımdan mütevellit çağırılıyordum maçlara, hala da çağırılıyorum. jamie vardy gibi adamım mn s2m, geç oldu ama oldu.

    nostalji bitti.