• 16
    (bkz: #3250926)

    bu entrysi taraftar ile müşteri arasındaki farkı çok güzel anlatmış, tebrik ederim kendisini.

    haklı, her sektör gibi show business bir işte müşterilerin verdiği paranın hakkını istemesi doğal. mesela ben bir müşteri olarak gidip nike’tan bi ayakkabı alsam ve ayakkabı iki günde yırtılsa, bunun hesabını nike’tan sorarım. ama daha önemlisi ordan sonra nike’tan bir daha alışveriş yapmam, böyle kalitesiz iş yapan bir firmayla işim olmaz tabii ki.

    işte futbolcusunu ıslıklayan taraftar da, parasının hesabını sorduktan sonra ordan sonra bu kulübe para vermemeli. yaptığı şey zaten desteklemek olmadığına göre (yazar arkadaşımız kendisi söylüyor), gidip daha memnun kalacağı beşiktaş maçlarını izleyip, bu show’dan istediği keyfi alabilir, gidip siyah beyaz formalar alarak bu show’a olan katkılarından dolayı şükranlarını gösterebilir.

    biz galatasaray’ın daha iyi olması için gereken şekilde davranmaya devam etmeyi tercih ediyoruz.

    edit: işbu entry sanırım, nedense, kendisini beşiktaşlı olmak ya da galatasaraylı olmamak şeklinde itham ettiğim gibi anlaşıldığı için bir edit geçmek istedim. bahsettiğimiz kesim stada gidip futbolcusunu maç esnasında ıslıklayan kesim. ve evet, bana göre bu kesim taraftar değil müşteri. kendisine göre taraftar olabilir. kendisini galatasaraylı olmaması gibi bir şeyle itham etmiyorum yani.
  • 17
    (bkz: #3250908) şunu şuraya ilistirelim de yoktan yere linç yemeyelim. yedlin'i isliklamak yanlıştı. ömer'i de. ömer'i sol beke alanı isliklamak gerekiyor mesela. kaç sezondur iyi bir orta saha, berbat bir sol bek olan ömer'i hala sol beke alan bir hoca var. hocayı eleştirmek bile çok ciddi cesaret istiyor.

    bu kadar fiyaskonun olduğu yerde taraftarı suçlayanlar hatta olayı dış güçlere kadar getirenler olduğu için garibanın yanında olmak zorunluluğu hissediyorum. futbolcu çoktan maçı unuttu. ısliklayanlar hala bir yerlerde efkarlaniyor.
  • 20
    (bkz: #3250926)

    sonuna kadar haklı yazar. taraftarlar kulüp için değil, kulüpler taraftar için var. takım maç kaybettiğinde varını yoğunu ortaya koymayan topçu parasını takır takır alıyor. taraftarsa hem cebinden para veriyor hem de rezaleti görüyor. o taraftar tabii ki bağırıp ıslıklayacak.

    bu altı üstü futbol. yok seyirciyle taraftar arasındaki fark, yok bilmem ne, üçüncü sınıf romantik avuntular bunlar. topçular şovmen, izleyenler bu işten zevk almaya çalışan insanlar. bu kadar basit bir denklem.
  • 21
    (bkz: #3250926)

    ilginç bir yazı, reklam sektöründe çalışan bir kişi olarak, okurken ne kadar mantıklı bir yazı dedim.

    ama ben profesyonel olarak para kazanmadan yani reklam sektöründe hizmet vermeden önce de galatasaraylıydım ve uzun yıllardır galatasaray için bilet almak dahil onlarca sefer para harcadım.

    sinirlenir futbolcu yuhlarmıyım? şimdiye kadar hiç yuhlamadım bilmiyorum bir kriz geçirir belki de yuhlarım ama bunu asla verdiğim para için yapmam, yapamam.

    taraftar olmak için para harcarsın, taraf olduğun için stata gidersin, en azından ben öyle yapıyorum. başarısızız olmak göreceli bir düşünce, örneğin real madrid cl kazanmadığında başarısız sayılıyor, yada karabükspor ligde kalınca başarılı sayılabiliyor. amatör kümede maç kazanıp müthiş sevinçler yaşayan onlaraca taraftar var mesela. futbol tutkusunu, taraftar olmayı para ile karşılaştırmak bence çokta mantıklı değil.

    değişik markaları birbiri ile karşılaştırarak yapılan alışverişlerde paranın karşılığını almak, bunun için mücadele etmek ile, bir spora, bir kültüre taraf olmak aynı şey mi emin değilim.