• 27
    değerli sözlük bugün galatasaray'ımızın başarısının en büyük mimarının "liseciler" olarak adlandırılan güçlü blok olduğunu anlatacağım, sonuna kadar okumadan ofsaytlamamanızı umuyorum.

    lise zihniyeti ve yaptıklarını takdir etmiyorum ancak türkiye'deki en demokratik kurumun galatasarayımız olmasını sağlayan şey tam olarak güçlü bir liseci bloğun varlığıdır. diğer spor kulüplerine baktığımızda kişi olarak başkanın çok ön planda olduğu ve kulüpte üç beş yöneticiyle beraber at koşturduğunu ve sonrasında da kendisine bağımlı bir sistem kurduğunu görüyoruz.

    galatasarayımızda ise başkanlık makamında ya da muhalefette hep varolan ancak isimlerin sürekli değiştiği bir blok liseliler. tek tek isimlerinin bir önemi yok bu kişiye bağımlı sistem oluşmasını engelliyor.

    öte yandan böyle bir muhalefetin varlığı da yönetim kurulumuzu hata yapmamaya zorluyor. işte tam olarak bu da başarıyı getiriyor. eğer tüm genel kurulumuz tek tip olsaydı bugün fb gibi yönetilirdik. sürekli sağa sola sataşır prim yapmaya çalışır, taraftara oynayan popülist başkanlar seçilirdi. ancak galatasarayımıza başkan olabilmek için hem dengeli bir yönetim kurulu belirlemek hem de hata yapmamak zorundasınız. işte bu sayede başarılı olabiliyoruz ya da kısa süreli başarısızlıklardan sonra yeni yönetimle yola devam edebiliyoruz.

    bu tip iki bloğun varlığı aynı zamanda iktidar zehirlenmesini engelliyor. uzun süreli başlanlıklar istikrar getirmez aksine otoriterleşme getirir. ancak galatasarayımızda bu seviyede otoriterleşip her şeye burnunu sokan başkanlar uzun soluklu o koltukta kalamıyorlar.

    hepimizi rahatsız eden şey bu muhalefet bloğunun galatasarayımızın lig yarışına zarar verecek müdahaleleri. ancak uzun vadede bakıldığında bana göre bu demokratik yapının varolması ve muhafaza edilmesi bu kısa dönemli müdahalelerden çok daha önemlidir.
  • 28
    liseliler kültür ve vizyon olarak kulübümüze çok katkı veriyordur. bundan çoğu kişinin rahatsız olduğunu da sanmıyorum.

    ancak genel kurulda öyle bir sistem var ki en koyu fenerli, beşiktaşlı ya da camia ile alakası olmayan birisi sadece lise mezunu olduğu için tribünde yıllarca yer almış, maddi manevi güçlü imkanları olan içimizden birisine kıyasla çok daha kolay kulübe üye olabiliyor. mesela mehmet demirkol isimli gizli fenerbahçeli istese bugün kulübe hepimizden daha kolay üye olur. zaten sayın başkanımızın 23 mart 2019 galatasaray olağan mali genel kurulunda 20 yaşındaki başka takım taraftarı kukla veletler sebebiyle yaşadığı sıkıntıları da hatırlıyoruz.

    burası türkiye'nin en büyük camiası galatasaray spor kulübüdür, liseliler çok istiyorsa galatasaray lisesi spor kulübü kurup orada istedikleri gibi at koştursunlar.

    rakip takım taraftarını üye yapabilme tehlikesi barındıran mevcut çarpık tüzüğün değişmesi acilen şarttır. 1 oyun bile yeri geldiğinde değil camiaları türk futbolunun kaderini bile nasıl etkilediğini zamanında görmüştük. aziz yıldırım ilk defa fenerbahçe başkanı seçildiğinde vefa küçük'ü 1 oy ile geçmişti.**
  • 29
    galatasaray başkanı kanser olduğunda daha hastaneden çıkmadan toplanıp başkan arayan topluluk. muhalefet böyle yapılmaz. hukuki olmayan, uydurma bir tüzük maddesini işletmek için galatasaray'ı mahkemelerde süründüren, başkanı idari olarak ibra etmedi diye orta parmaklı fotoğraf çektirenler olamaz bu kulübün mimarları. onlar ancak bu kulübü dişiyle, kanıyla kurup büyütenlerin arkasına saklanan kan emicilerdir.
  • 30
    büyük bir tutarsızlık işinde olan kitledir. madem bu yapı galatasaray yönetimlerinin başında demokles’in kılıcı gibi bir etkiye sahip o zaman neden dursun en değerli arazilerimi yok parasına elden çıkarınca ses çıkarmadılar? neden bizi 6 yıllık kulüp olan başakşehir’in dalga malzemesi hâline getirmesine engel olmadılar? neden bizim avrupa’dan men cezasını almamıza engel olmadılar? neden tıkır tıkır işleyen yönetimi kayyuma devretmek için mahkemeye başvurdular? dursun gibi büyük zararlar veren adamı ibra ederken; kulübü düzlüğe çıkaran, eski itibarına kavuşturan, kulübün parasını kendi parası gibi görerek ona göre harcama yapan, üstüne kâr açıklayan adamı neden ibra etmediler? bu soruların mantıklı bir karşılığını aldığımızda veya bu yönde bir özeleştiri yapıldığında samimiyetlerine inanabiliriz.