• 83
    futbolda rakibine kendini kabul ettirmek için yüksek rakamlara ulaşılması gereken, duruma göre sahada verilen mücadelenin somut göstergelerinden biridir.

    son zamanlarda galatasaray rakiplerinin çoğunun gerisinde kalan koşu mesafesi istatistiklerine sahip ve haklı olarak herkes bunu eleştiriyor, yadırgıyor.

    son zamanlarda galatasaray'da sık forma şansı bulan isimlerden bazılarına bir bakalım:

    radamel falcao, mbaye diagne, ryan babel, younes belhanda, sofiane feghouli, arda turan, ryan donk, mariano ferreira filho, jean michael seri.

    bu oyuncuların çoğu takımda olduklarında en çok süre olan isimler. neredeyse taraftarların hepsi de bu isimleri az koşma, mücadele etmeme, sahada yürüme, gamsızlık, yaşlı olması, hızlı olmaması gibi sebeplerle eleştirdi, eleştiriyor.

    bir de şöyle bir durum var, hatta geçenlerde bazı kıymetli yazarlar da uzun uzun yazmıştı bu konu hakkında; galatasaray seviyesi. hatta sadece galatasaray değil türkiye futbol ligi seviyesi için de geçerli olan bu seviye ne yazık ki daha az yoğunlukta antrenman yapmak, sahada daha az koşmak isteyen oyuncuların ilgi duyduğu bir seviye. en somut örneği de bana göre sofiane feghouli.

    bahsettiğim, örneklediğim oyuncu profillerimiz ve galatasaray'ın-türkiye'nin futbol seviyesi bana göre sitem ettiğimiz futbolun, düşük koşu mesafesinin, eksik mücadelenin ve ruhsuzluğun altında yatan temel nedenler. kusura bakmayın da yukarıda bahsettiğim futbolcuların çoğunun istediğimiz koşu seviyelerine çıkması kim gelirse gelsin, ne oynatırsa oynatsın imkansız.

    ekleme editi: yanlış anlaşıldığımı düşünerek eklemek istedim. koşu mesafesi üzerinden takımımıza yapılan eleştirilere bir bakış açısı katmaya çalıştım. çok koşmalıyız veya en çok koşan en iyidir demek; hele de bunun fetişizmini yapmak hiç istemedim*. zaten ne manchester city iz ne b. dortmund; ne onlar kadar kaliteli oyuncularımız var ne de onlar kadar oturmuş sistemimiz. sadece bana göre hareketli oynamayan, gerektiği kadar da koşmayan bir galatasaray var ve altta yatan sebepler de bahsini ettiğim durumlar.
  • 84
    şampiyonlar liginde genelde underdog taraf olduğumuz için oynadığımız karşılaşmalar sonrası önemli bir veri ama ligimizde en üst seviye takım olduğumuz için o kadar önemi yok bana kalırsa. örnek olarak bu linkte 2018-2019 sezonu premier lig'de ilk 30 haftanın koşu mesafeleri var. https://www.sabah.com.tr/...%20kalm%C4%B1%C5%9F.

    o sezon şampiyon olan manchester city, söz konusu listede ilk 10 sırada bile değil. zaten oyun planları oyunculardan çok topu ve rakibi koşturmak üzerine kurulu bir pas oyunu. galatasaray teknik heyeti de takımda tempolu oyuncular olmadığı için teknik oyuncular üzerinden az eforla topu koşturduğu bir oyun tercih ediyordu iki sezondur.* yani, galatasaray için de oyunculardan bağımsız çok yüksek olmasını beklememek gerekirdi.

    ayrıca, illa pas oyunu oynamak gerekmiyor, büyük takım oyunu rakip sahaya uzun süre yıkabiliyor ve geri dönüşleri minimuma indiriyorsa veya şenol güneş'in çokça yaptırdığı gibi yugoslav faulü ile temposuz geçiş yapıyorsa zaten sürekli koşu olmuyor. bir de antrenman teknikleri önemli tabii ki.

    mesela, igor tudor zamanı* galatasaray daha çok koşu mesafelerine yönelik bir antrenman sistemi üzerine kuruluyken ve çok yüksek rakamlara ulaşabiliyorken, fatih hoca geldikten sonra koşu mesafesinden çok sprintlere dayalı bir metoda geçmişti. https://www.fotomac.com.tr/...1/24/kosma-sprint-at

    istatistik olarak, xg'ler* bana göre daha önemli bir veri. çok koşmanın kaybettikten sonra bir değeri kalmıyor bence ama kaybetsen de kazansan da xg sayısının yüksekliği veya düşüklüğü birçok şeyi açıklıyor.
  • 85
    tıpkı hücum pres ve pas futbolu gibi fetişizmi yapılan istatistik. çok koşmanın iyi futbol ile direkt alakası yoktur. bu oynayacağınız sisteme, oyun anlayışınıza, rakibinize göre değişir. 2018 yılında şampiyonlar liginde ortalama koşu mesafesi 109 km.'miş. bu değerin altında olan takımlar;

    liverpool, psg, atletico madrid, juvenus, barcelona. 120 km'ye yakın koşan dortmund ise gruptan çıkamadı.