• 1797
    bu adamların en büyük avantajı kalan 17 takım tarafından anadolu takımı muamelesi görmeleriydi. böyle görülürken savunmada disiplini elden bırakmayıp bir gol sıkıştırıp skora yatıyorlardı. bu yüzden de forvet yerine ilerde bitiriciliği yüksek çabuk oyuncular daha çok işlerini görüyordu. ne zaman ki ciddi şampiyonluk adayı haline geldiler rakipleri de onları yenmek için değil onlardan puan almak için maçlara çıkmaya başladı. kapanıp beraberliğe yatan rakiplere karşı forvetsiz oyunları çuvalladı ve peş peşe puan kayıpları geldi. buna bir de abdullah avcı'nın rahat tavırlarla verdiği demeçler eklendi. şampiyonluğa oynayan takım her maçı kazanmak ister. ama avcı sürekli şu kadar puan kaybetme lüksümüz var tarzı konuşmalar yaptı. zaten puan farkını açmış olan ve baskı hissetmeyen takımın teknik direktörünün bu açıklamaları oyuncuları iyice rehavete soktu. kör topal giden oyun anlayışlarının bir yerde patlayacağı belliydi. abdullah avcı'nın demeçleri bu süreci hızlandırmış oldu. avcı, şampiyonluk yarışının psikolojisini yönetemedi. türkiye kupası'ndan ve avrupa'dan bile isteye elenmesi de etkili oldu. başarı isteyen takım her maçı kazanmayı hedefler ve sonuna kadar savaşır. fatih terim'i fatih terim yapan özelliklerinden biri budur. hep daha fazlasını istemesi. 5-0 öndeyken daha fazla atmaya çalışması, 5-0 gerideyken maçı nasıl çevirebilirim deyip daha fazla yemesi. eğer kazanma alışkanlığını kaybettirecek tek bir maç bile oynarsanız winner kimliği kazanamazsınız.
  • 1798
    batan gemi gibi kulüp. teknik direktörü, kaptanı, barcelonalı sözde yıldızı kaçacak takım arar halde. taraftarın, arkanda seni kollayan seven bir camian olmaz, insanların, vatandaşın ucuz ekmek parasını transfere kullanırsan sonun böyle olur. beter olup ligden düşmeyi şubat’ta garantilemelerini diliyor ve bekliyorum.