• 81
    ülkemizin yetiştirdiği en büyük şutör heralde kendisidir.

    önemli başarılar da elde etti kendisi de ben bu nokta dışında başka bir konuya değineceğim; kendisinin yorumlarını filan dinlemedim hiç, altına yapılan yorumları görünce zaten dinleme hevesiniz kalmıyor. bunun yanı sıra ergin hoca ve efes'in başarılarını nasıl değerlendirdiği herkesin malumudur ben burda bunları tek tek yazmayacağım. maşallah çok objektif takılıyor, konuşuyor,diyebiliyorsunuz kendisine!..

    neyse; öyle fenerli şöyle fenerli diyolar kendisi için; sorun bakalım kendisine madem fenerbahçe'sini çok seviyordu 1999'dan sonra niye efes pilsen'e transfer olmuş, anlatsın da dinleyelim.

    efes çok iyi paralar mı teklif etti acaba kendisine ? nerde kaldı fenerbahçeliliği.

    o yıl abdi ipekçi'de oynanan efes-fener maçından sonra bu arkadaş fenerbahçe soyunma odasına girmek istemişti arkadaşlarını görmek için filan; neyse feneri de halil üner çalıştırıyor tabi, bunu soyunma odasına almamışlar. çok zoruna gitmiş. :) o dönemden hatırlıyorum bende, neyse ilgili gazete küpürü haberi filan hala kaldıysa bahsettiğim habere bakabilirsiniz.

    demek ki neymiş; öyle fenerliyim filanla olmuyo o işler; yarın bizimkiler bassın parayı, basketbolda ilgili bir birime getirsinler, kendisi çıkıp '' ben zaten önceden beri galatasaraylıydım da '' filan diyebilir.. dikkat etmek lazım. ;)
  • 82
    her ne kadar kendisini karakter olarak pek sevmesem de türk basketbolunun yetiştirdiği son saf şutör kendisidir. özellikle efes pilsen ve panathinaikos yıllarında avrupa'nın en önde gelen hücum silahı idi. 3 sayı çizgisi gerisinde topla buluşunca yakın ve sert savunmaya rağmen bir şekilde şutu bulup sayıyı yapardı. bir ara nba'de de şansını denemiş, ama hızlı ve fiziksel oyuna ayak uyduramayıp bir kaç dakika süre alarak geri gelmişti.
    ayrıca benim şöyle bir tespitim var; nasıl ki micheal jordan ile dünya'da basketbol'un ve nba'in popülerliği birden artmış ise ibrahim kutluay da benzer etkiyi ülkemizde yaratmıştı. ama bahsettiğim şey sadece saha içinde oyuna etkisi değil. imajı, yakışıklılığı, ilişkileri ve oynadığı reklamlar ile ülkemizde basketbol'un popülerliğini bir üst seviyeye taşıdığını düşünüyorum. sayesinde basketbol magazin programlarına bile girmişti. reklamın iyisi kötüsü olmaz mantığı sayesinde de basketbolun tanınırlığı artmıştı*.
  • 84
    selefi olan hüsnü çakırgil'in sakat olduğu bir maçta bizzat evine giderek formasını vermesiyle a takım kariyeri başlayan, türk basketbolunun yetiştirdiği son net şutör. hem şutu, hem yakışıklılığı hem de magazin hayatıyla komple bir paket halinde kitleleri peşinden sürükleyen bir figürdü. "uh ah dev adam 12 dev adam" sloganıyla eurobasket 2001'den beri yükselen trendi daha da yukarılara taşımıştır.

    2005'te panathinaikos forması ile euroleague çeyrek final serisi ikinci maçında çıktığı efes deplasmanında, ex aşkı demet akalın tarafından bizzat kendisine yazılmış olan "unuttum" şarkısının 3 saat boyunca her fırsatta çalınması sonrası 14 dakika sahada kalıp sadece 1 karavana şut atması, efes'in 12 sayı gibi aslında gününde olsa tek başına kapatacağı bir farkla kazanıp serinin üçüncü maça taşınması hem türk hem avrupa basketbol tarihine kendisini yazdırmış magazin olaylarından biridir.

    ibrahim kutluay da öyle bir topçuydu işte...
App Store'dan indirin Google Play'den alın