• 1
    yaklaşık 15 senedir hıncal'ın programlarını izleyip yazılarını okuyan biri olarak rahatlıkla söyleyebilirim ki vardır böyle bir şey.

    hıncal'ın en sevdiği futbol geyiği yardımcı hoca geyiğidir. her hocayı periyodik olarak bu sebepten eleştirmiştir, ömrü vefa ederse de eleştirecektir. şöyledir:

    "hamza'nın yardımcısı kim? bilen eden var mı allah aşkına? maç esnasında yanlış yaptığında onunla çatır çatır tartışacak, yanlışlarını yüze vuracak biri var mı kulübede? sepp piontek'in yardımcısı kimdi? fatih terim... derwall'in yardımcısı kimdi? mustafa denizli... bu adamlar yanlış bir şey gördüler mi müdahale ederlerdi, denizli kaç kere kulübeyi terk etti. şimdi soruyorum: senin yardımcın sana yanlışlarını söyleyebiliyor mu sevgili hamza? kimse bana hikaye anlatmasın..."

    hıncal'ın diğer favori muhabbeti de galatasaray - fenerbahçe maçlarından önce yaşanır:

    "bu hafta iki takımı da izledim. eğer futbol tanrıları galatasaray'ın yanında olmazsa skoru hayal bile edemiyorum. tam bir facia olur. o altı sıfırlık yenilgi tarihe karışır. fener'in hücumcuları hep usta ayak, hep hızlı. galatasaray'ın savunması delik deşik. kaleci kötü, defans kötü. ben bile gol atarım o savunmaya. çatladıkkapıspor, çemişkezekspor bile fark atar bu galatasaray'a..." (külli totem)

    hıncal spor basınını hiç sevmez ve muhabirliğin öldüğünü düşünür. genelde de hürriyet gazetesi'ni hedef alır:

    "geçen gün ölüm ilanlarına bakarken gözlerime inanamadım. küçücük bir kutucuk; "gazeteci fahri badem vefat etmiştir" yazıyor. inanamadım yahu! türkiye'ye muhabirliği getiren fahri ağabey vefat etmiş ve benim medyam uyuyor! türkiye'nin en büyük gazetesi, basının amiral gemisi hürriyet'in spor sayfasını açtım, vay efendim galatasaray şunu almış da fener şunu elinden kaçırmış... sevgili mehmet kardeşime buradan sesleniyorum... (falan filan)"

    lucescu'yu hiç sevmez:

    "allah allah... gene başladık. yahu arkadaş dünyadaki tek hoca bu adam ya? başka hoca yok mu? yazıklar olsun böyle medyaya. el yardımıyla reklamını yapıyorlar şunun. arkasında kimin olduğunu da biliyorum. bu adam benim polisimi çavuşesku'nun romanya'sının polisine benzetti? bundan büyük hakaret olamaz! ve biz bu adamı her transfer döneminde bir takımın başına getirmeye çalışıyoruz..."

    lig tv'de çıkan hakem kritiklerine da takıktır:

    "maçtan sonra yayıncı kanalın programını izliyorum, mustafa hoca'm diyor ki: "temas tam gerçekleşmemiş, penaltı ağır olur."... kulaklarıma inanamadım ya... benim tanıdığım, dostum mustafa denizli gitmiş yerine pısırık bir adam gelmiş. hangi kitapta yazıyor öyle bir şey mustafa hoca'm? fifa talimatnamesini aç oku. şansal'ın oyuncağı olmuş. cüneyt çakır'ın türkiye'nin en eyyamcı hakemi olduğunu da biliyor halbuki. cüneyt'in türkiye'de yönettiği maçlarda kırk tilki dolaşıyor kafasında, "ya beni bir dahaki maça vermezlerse?" diye. şimdi mustafa hoca'ma ve şansal'a açık çağrı yapıyorum. getirin görüntüleri beraber yorumlayalım. isterseniz ben sizin stüdyonuza geleyim. bana bir allah'ın kulu o pozisyonu açıklasın bu işi bırakıyorum. şayet çağırmaz ya da gelmezseniz, aziz yıldırım'ın adamısınız. isterseniz beni dava edin." (bu son muhabbeti özellikle 20. şampiyonluğumuzun arefesinde işe yaramış, tümer-denizli-şansal üçlüsü bir nebze de olsa objektif yorumlar yapmaya başlamıştır. teşekkürler hıncal ağabey)

    günahları ve sevaplarıyla işte böyledir hıncal uluç goygoyu. son izlediğim 90a'da da gördüğüm üzere bu sezonda da devam ediyor.

    laylaylaylaylay saldır hıncaaaal uluç...

    http://inciswf.com/hincall.swf
  • 3
    okuyucu ve de izleyicinin elini kolunu bağlayıcı konuşmaları ve yazılarıyla reyting yapmaya odaklı spor yazarı. bazen tam onikiden vuruyor (geçen sezondaki lig tv yorumcuları ile ilgili tespitleri) bazen de saçma tespitleriyle spor severleri fıtık ediyor. (melo ve chedjou hakkındaki görüşleri)

    konuşma tonu ve vurgulamaları otoriter bir zihin yapısının yansımaları. sözleri görüş beyanı değil, dayatma ve telkin modunda. gerçi ülkemizde otoriter zihin yapısından sıyrılabilen kaç yazar ya da insan var ki?
  • 7
    reyiz, her sezona galatasaray'ı gömerek başlar ve uzunca bir süre o şekilde devam eder. bu süreçte hoca, oyuncu grubu, oyun planı, teknik-taktik-formasyon fark etmeksizin takımı cesur olmamakla, çok fazla yan pas yapmakla, etkili kanat akınları* yapmamakla suçlar. yine bu süreçte oynanan fener derbilerinden önce fener'i maçın ağır favorisi olarak gösterir ve maçın skorunun 6-0'a bile rahmet okuyabileceğinden bahseder.

    sezonun boyu kısalmaya başladıkça -eğer ki galatasaray halen şampiyonluk yarışındaysa- reyizin kanı galatasaray'a ısınmaya başlar. takımın doğru oynamaya başladığından, kanat akınları ve şutlarla rakibi bunalttığından bahseder. fakat kendisinin kafası farklı ve doğru çalıştığından desteğini daha çok "rakipleri gömme üzerinden" verir. şampiyonluk yolundaki rakibimiz fener'se eleştirilerini iki kanaldan yapar: fenerli hakemler ve fenerli medya. bilhassa sezonun son haftalarına doğru tüm medyayı kontrol eden fenerli üst akılın yine oyunlarına başladığını, fener'i gereksiz yere pohpohladığını ve dahi galatasaray'ı hakir gördüğünü, bunun zaten yıllardır böyle olduğunu, en mühimi de bu algı operasyonundaki asıl amacın hakemleri etki altına alıp fener'i şampiyon yapmak olduğunu anlatır, yazar.

    söz konusu beşiktaş olduğunda ise bu kadar kuvvetli hücum etmez. bu defa stratejisi daha başkadır. beşiktaş'ta başkanla hoca arasında bir sorun olduğunu, bu ikilinin birbirinden nefret ettiğini ve de bu durumun takımı olumsuz etkilediğini anlatır. şenol'dan nefret etmesinin de etkisiyle (sebebi de malum 2002 dünya kupası'ndan önceki kehanetlerinin tutmamasıdır.) bunu son üç sezondur özellikle yapıyor. hele son 90 a programında işin boyutunu farklı bir noktaya vardırdı. şöyle ki yıllar boyu şenol'u korkaklıkla ve kötü hocalıkla suçlayan reyiz, şu an türkiye'nin en iyi hocasının şenol olduğunu ve milli takıma da en uygun ismin şenol olacağını; fiko'nun zaten şenol'dan kurtulmak istediğini, yıldırım demirören'in tek kurtuluşunun da şenol'dan geçtiğini anlattı. bu olası şenol-milli takım birleşmesi için de sezon sonunun beklenmemesi gerektiğini salık verdi. tabii o bunları anlatırken karşısındaki beşiktaşlı güven taner içten içe çıldırıyor, itiraz etmeye çalışsa da reyiz tarafından susturuluyor; bense evde gülmekten ölüyorum.

    tabii bu alttan alta yaptığı çalışmaların tutmadığı da olur. mesela çok iyi hatırlıyorum, 2002-2003 sezonu, o zaman da hoca fatih terim; sezon boyu gömdüğü galatasaray'ı son haftalara girilirken yine övmeye başladı reyiz. hatta bir adanaspor maçı vardı. biz gerçekten çok baskılı oynadık; şutlar, ortalar falan havada uçuştu ama maç 2-2 bitti. maç sonu yılmaz vural çıkıp şımarık şımarık konuşmuştu bir de. neyse, bu maçtan sonraki ntv'de yayınlanan 90 dakika'da reyiz çıkıp şampiyonluk için en büyük adayının galatasaray olduğunu bastıra bastıra söyledi. (o zaman 2. sıradayız, lider de lucescu'nun beşiktaş'ı.) gel gör ki bu totem maalesef tutmamıştı.

    hülasa kendisi çoğunluğun düşündüğü gibi bunak, cahil filan değildir; gerçekten zeki ve algı yönetme konusunda usta bir isimdir. adeta galatasaraylı lawrence'tır. galatasaray şampiyonluk yarışındaysa hem medyayı hem yayıncı kuruluşu hem de hakemleri etkileyecek baskıyı tek başına dahi olsa kurar, bilemedin ateşini yakar. ondandır ki aziz yıldırım başkanlığı boyunca birçok kereler "hıncal uluç şöyle şöyle diyor ama aslında böyle böyle..." diye açıklama yapmak zorunda kalmıştır.

    allah uzun ömürler versin çünkü asıl kıymeti yokluğunda anlaşılacak. ha bu arada kendisi şampiyonluk meşaleni yine yakmış, 10 şubat galatasaray trabzonspor maçı'ndaki galatasaray'ı epeyce övdü; sonunda yengeç futbolu dediği yan paslardan kurtulduğumuzu ve oyunu kanatlara yıktığımızı belitti*.
  • 8
    güldüren goygoylardır. bazıları akıllara kazınır.

    ntv'deki meşhur programında, bir gaziantepspor - galatasaray maçından sonra eline galatasaray'ın maç kadrosunu alıp; "fatih terim'in yerinde olsam gaziantepspor'un kapısına gider, şu kadrodan (elindeki galatasaray kadrosunu sallayarak) hangi üç futbolcuyu alırsanız alın, bana tarik el taib'i verin derim. hasan şaş, bülent, ümit karan fark etmez. tarik el taib'i yarın bir gün milyon dolarlara transfer etmek isteyecekler" demişti.