• 2412
    hayatı yaşadığım gibi futbolu da aynı şekilde fazlasıyla eleştirel bir bakış açısıyla yaşıyorum. böyle rakibi 90 dakika ezim ezim ezerek yenmediğimiz bir galibiyetten, feghouli'nin 70. dakikadan sonra tükenişini görüp de halen oyunda tutulmasına takılmaktan maçın keyfini alamıyorum.

    gol olduğunda sevinmeden önce maçın orta hakemine, çizgi hakemine, sevinen futbolculara, kimin sevinmediğine bakarken o ilk efsane saniyeleri piç eden adam da aynı zamanda benim.

    genelde sezon ortası olmakla beraber her sene muhakkak bir kere durumumuzdan ayrı isyan ederim. fatih terimmiş, musleraymış kralını tanımam takır takır doğrarım.

    galatasaray sözlük totem ekibi başlığından da hatırlarsanız babaannem şamandı. tam değildi ama oran vermem gerekirse %70 şaman %30 müslüman deyim hadi. inandığımdan değil de bu adaktır, totemdir, çaput bağlamadır, kurşun dökmedir karşı da gelemiyorum arkadaş nabıyım kanımda var. maç günü çiçek gibi olmaya çalışırım, koluma konan sivrisineğe "kana kana iç kardeşim, senin de gönlün olsun" derim, yapıştırmam. fenerbahçe'ye haftalardır öncesinde, canlıda basa basa ihya ettim demirören'i. keza 20 yıl sonra kazandığımız kadıköy derbisi dahil hiç bir fener maçını izlemiyorum. maç oynanırken telefonu almıyorum. kadıköy'e temizinden 5 yeriz diye hazırlıyorum kendimi, çevremi. iddaadan da 100 lira ateşleyip maç saati çoluk çocukla oyun oynuyorum umarsızca.

    çevremdeki herkes bana "küçük hıncal" deyip, eğleniyor. çok mağdurum.