• 180
    20 mart 1994 galatasaray trabzonspor maçı. 1-0 mağlup durumdayız. kötü oynuyoruz, baskı kurmaya çalışıyor ama netice alamıyoruz. trabzonspor sahasındaki pozisyonu uzaklaştırmak isteyen, ismini hatırlamadığım bir trabzonspor oyuncusu topa gelişigüzel vuruyor. top zıplaya zıplaya bizim sahaya doğru giderken kalecimiz hayrettin meşhur yeşil desenli kaleci formasıyla topa doğru hamle yapıyor fakat mesafeyi ayarlayamıyor. top birden üstünden geçip gidiyor, seke seke kaleye girerken hayrettin son bir hamleyle çizgiden çıkarıyor. o anda tribünden uğultular ve tepkiler yükseliyor, ki yükselmemesi imkansız. zaten ilk golü de hayrettin'in hatasıyla yemiştik. soluna giden her şutu içeri alırdı hayrettin. yine böyle bir pozisyonda kalesinde golü görmüş ve topu çıkarmak için yaptığı klasik debelenme hareketleri eşliğinde 1-0 mağlup duruma düşmemize yol açmıştı. daha sonra daha az hatalı olduğu bir pozisyonda ikinci golü yedi ve maçı kaybettik.

    hayrettin deyince gözümde onca şey canlanır, ama esas canlanan yukarıda anlattığım olaydır.

    bir de üzerine giydiği atletiyle her yeni kaleci transferi sonrası evinde röportajlar yapar, "ben bundan daha iyi kaleciyim" şeklinde demeçler verirdi. transfer söylentilerine en kızdığı kaleci bernard lama'ydı. "ben bu uyuşturucu bağımlısından on kat daha iyi kaleciyim" demişti. fenerbahçe maçları olmasa belki doğru olabilirdi ama hayrettin fenerbahçe maçlarında hep kötü performans sergilerdi. yine de galatasaray taraftarının büyük kısmı iyi hatırlar kendisini.
  • 181
    hayrettin demirbaş ile semih yuvakuran’ın galatasaraydaki fenerliler olduğunu düşünürdüm hep. genç yaşta olsam da bu ikilinin fener maçlarında mutlak hata yapacağına ve gol yememize neden olacaklarına inanırdım ve de gerçekten öyle olurdu.

    bazen rüya görürdüm. semih yuvakuran ceza alanı çevresinde gereksizce çift dalıp frikik yaptırıyor ve atılan frikikte de gol yememize neden oluyor. hayrettin demirbaş ise olmadık goller yiyor. hatta topu kurtarabilecekken bile dışarı değil içeri tokatlıyor.

    düşüncelerimde haklı mıydım değil miydim, bu iki futbolcu kasten mi yapardı bunları bilmiyorum vebal alamam ama o yıllardan kalma bir inancım vardır benim. takımda, fenerbahçe’yi tutan bir türk futbolcu olmasını asla istemem. isterse messi olsun. bu inancım beşiktaş fanatiği sabri sarıoğlu yüzünden beşiktaşı tutan futbolcular için de geçerlidir. çünkü sabri sarıoğlu kadar galatasaray’a zarar veren ikinci bir futbolcu yoktur tarihimizde. (tarık çamdal dahil) yaptığı kulislerle eboue’yi yiyenin de sabri olduğuna inanırım hep.

    şu anda takımda fenerbahçe’yi tuttuğunu düşündüğüm yerli futbolcu sadece selçuk inan. selçuk inan eğer fatih terim galatasaray teknik direktörü olmasaydı kesinlikle fenerbahçe’ye gidecekti diye düşünüyorum. nitekim galatasaray’a ilk iki yıl faydalı oldu ama sonraki beş yıl adeta sülük gibi emdi galatasaray’ı. hala da emiyor.

    bazıları selçuk inan’ın galatasaray teknik kadrosunda olmasını istiyor. ben onlara hayret ediyorum. bu insanlar hayattan ders almasını bilmeyen insanlar. adam beş yıl yatarak galatasaray’ı sömürmüş. bu ne demektir? adam zararlı demektir. zararlı adamı teknik kadroya almak ne demektir? tek kelimeyle enayilik değil mi? bir şirket düşünün beş yıl üst üste zarar ettiren bir müdürü ceo’luğa terfi ettiriyor. o şirketin batması hak değil midir?

    kısacası bu topraklar üzerinde ihanet sıkça yenen bir yemektir. hain yılana aynı delikten iki defa ısırılırsan kabahati başkasında aramayacaksın. yem olacaksan da yılanlara değil aslanlara olmalısın. hiç olmazsa hayatına yılan değil aslan olarak devam edersin.
  • 183
    uzun yıllar galatasaray' ın kalesini korumuş, en çok şampiyonluk gören futbolcularımızdan biridir. aslında istikrarlı bir performans gösterse de, büyük hatalar yaptığı maçlar en kritik maçlar olduğundan, akıllarda vasat kaleci olarak kaldı. özellikle psg maçlarında ali sami yen' de ve deplasmanda yediği goller, bundan 50 sene sonra bile hatırlanacaktır.

    ayrıca hayrettin ile ilgili aklımda kalan, üst düzey bir kaleci olmamasına rağmen onu takımda tutan sahadaki biz olmasıydı. saha içerisinde (bkz: yusuf altıntaş) la birlikte takımı her zaman motive etmiş ve her haksızlıkta sonuna kadar takımın hakkını savunmuştur. özellikle kadıköy' de hakem sayesinde yenildiğimiz bir maçta, kendini yere bırakıp penaltı alan rıdvan' ı sahada yerden yere vurmuştur.
  • 185
    kariyerinin sonlarına doğru yaşadığı performans düşüşü özel kanallar ile maçların ilk kez büyük kitlelere yayılmaya başladığı döneme denk geldiği için, seksenlerin sonlarında ve sonrasında doğmuş kuşakların önemli bir kısmı kendisini hiç haketmediği bir şekilde kötü kaleci olarak biliyor. halbuki benim o dönemden hatırladığım kadarıyla son zamanları hariç, hayrettin iyi bir kalceydi. belki selefi simoviç kadar büyük maçlar çıkarmadı veya onun kadar güven vermedi, ama asla 2000'lerdeki başarılarla galatasaraylı olmuş şımarık, değer bilmez, sürekli tüketim talep eden bir kesim taraftarın zannettiği gibi kova bir kaleci de değildi. zaten bugün burada iyiydi, kötüydü diye atıp tutmamızın pek bir anlamı yok, internetten 80'lerin sonundaki maçların çoğunun özet görüntülerine ulaşılabiliyor.
  • 187
    gerçek bir galatasaray efsanesidir zira takımımızı tarihe geçirmeyi başarmıştır.

    --- alıntı ---
    dünya futbol tarihine en çok penaltı atılan 3. maç olarak geçen müsabakada galatasaraylı futbolcular yemin etmişçesine atışlarını fileler ile buluştururken gençlerbirliği futbolcularının kullandığı her penaltıda hayrettin demirbaş ise kalenin tam ortasında kendini yere bırakmak suretiyle filelere giden topu izliyordu. 16 başarılı penaltı atışının sonunda kubilay türkyılmaz penaltıyı kaçıran ilk futbolcu olduğunda tüm gözler kaleci hayrettin'e çevriliyordu. 23 yaşındaki genç osman penaltı noktasının başına ikinci gez gol için gelirken hayrettin tüm cüssesiyle 25 milyon taraftarın ağırlığını omuzlarında taşıyordu. top penaltı noktasına konuluyor, yıllar sonra düdüğü george hagi'nin saldırısına maruz kalacak olan erol ersoy; muazzez abacı'yı andıran saçlarını savurarak işaretini veriyor, osman geliyor, hayrettin müthiş bir şekilde kendi soluna doğru atlıyor, top ise soğuk bir ankara akşamının tüm ağırlığıyla hayrettin'in sağına gidiyordu.

    galatasaray türk futbol tarihinin en uzun penaltı atışmasını kaybederken taraftarı gülümseten tek detay; hayrettin'in 17 penaltı atışında sadece üç kez topla aynı köşeye hareketlenmesi ama hiç müdahalede bulunamayarak isviçreli bir istatistik bilimcisinin ölümüne sebebiyet vermesi oluyordu.

    --- alıntı ---

    (bkz: galatasaray tarihindeki önemli penaltılar/@aslan yurekli richard)