• 33
    her hafta düzenli yaptığımız aktivitedir halı saha.
    geçen hafta yaptığımız maçta kalecilikten (kilolu olunca kaleci oluyorum artık başka kaleci yoksa) sıkılıp son 15 dakika oyuna girdim. oyuna girdim mi forvete giderim. (zayıf zamanlarımda fırtına forvettim :) )
    neyse efendim forvete çıkıp 1 2 gol attıktan sonra maçın sonlarına doğru 37 yaşında ve kilolu olduğumu unutup röveşata denedim. röveşata yaptıktan sonra kafamı yere çarpmışım. sonra kalkıp oyuna devam etmişim. maçtan sonra sohbet etmişim. eve gitmişim. duş almışım falan. duştan sonrasını hatırlıyorum ama öncesini hatırlamıyorum :)
    hatırlamadığımı da sonradan farkettim :) doktora da gitmedim tabii.
    kafamın ağrısı da günden güne azalınca doktora da gitmedim. şimdi kafam iyi. yalnız kafayı vurunca zaten az olan beynim iyice azaldı galiba :)
    neyse ez cümle; belli bir yaşın üstünde ve kiloluysanız bunu kabullenin, eskisi gibi olmayacağını anlayın ve fantaziye girmeyin.
    merak edenler için top doksandan dönmüş :( hayır bari gol olaydı :)
  • 34
    yaklaşık 20 senedir düzenli olarak yaptığım bir eylemdir. haftada kesin iki, yorgunluk durumuma göre bazen üç maç yaparım. eskiden daha çok toprak sahalarda oynadığım için aslında olmaması gereken bir alışkanlığım oluştu. zemin ne olursa olsun kramponla oynuyorum efendim. malumunuz halı sahada kramponla oynamak aslında çok sakıncalı bir durumdur lakin hem alışkanlık hemde vurdumduymazlığın sonucunda, geçtiğimiz kasımın sonunda kramponumun çime takılması sonucu bir diz dönmesi problemi yaşadım. hem ön çağraz ve iç yan bağ koptu hemde menisküste yırtık oluştu. travmaya bağlı olarak kemiğimin çatlaması cabası oldu. biri aralıkta biri bir hafta önce olmak üzere iki operasyon geçirdim. tatsız bir anı oldu benim için.

    anılarınızın iyi olması için ekipmanlarınızın seçimini özenle yapın efendim. yoksa bir saatlik keyif için aylar sürecek eziyet çekebiliyorsunuz.
  • 36
    bir turnuva maçında çaprazdan çekilen hayvani bir şutun kalenin yan filelerini delip geçerek arkadaki duvara çarpıp sahaya geri dönmesi. maçı yöneten federasyona kayıtlı hakem abimizin aut kararı verip golü iptal etmesi. şutu çeken azman abimiz ve takım arkadaşlarının emre çolak fizikli hakem abimizin epey bir üzerine yürümesi. maç sonu halı saha klasiği soyunma odasında kritik yapılırken hakem abimizin korkudan dilinin sürçmesi sonrası "vicdanım rahat çünkü yanlış gördüğümü çaldım" demesi ve olayların tekrardan alevlenmesi...

    (bkz: based on a true story)
  • 37
    halı saha kapısı neden içe doğru açılmalı ?

    dört veya beş sene önce. arkadaşlarla güzel bir maç yapıyoruz. gattusoya benzetirlerdi beni orta sahada hırslı oyunumdan dolayı. koşuyoluma bir top atıldı yetişmemin imkanı yok. ben ama hırslıyım ya yetişcem sanki anasını satayım bastım deparı korner köşesine doğru giden topa.
    karşının stoper de geldi tabi. gölge markaj yapacak top auta çıksın diye.
    ben deparı basmışım hızımı almışım, savunma aşkıyla yanan bu arkadaş bana omuz attı. ben tabi o hızla yapış tellere. kafanızda canlandı mı ? canlanmasın. çünkü tellere diye düşündüğüm yer kapıymış. dışarı doğru açılandan.

    ben o hızla kapıya vurdum kapı o hızla açıldı kapandı bana vurdu. dudağım patladı dilimi iki üç yerden ısırmıştım. bütün maç kan tüküre tüküre oynadım. gattusoyum ya hııaummına...
  • 38
    yaklaşık 10 sene önce samsunda gençler arasında halı saha turnuvası düzenlendi. 7 kişilik takımımızda herkes vasat bir top oynuyordu fakat efsane bir takım uyumumuz vardı.

    1-4-1 oynuyorduk. 1.70 boyumla defanstaki 1 bendim malesef.* neyse efendim turnuva bizim için harika gidiyordu son 16'ya kaldık. maçı kazandık ve maç sonu kasık tendonumda ağrı oluştu bende darbeden dolayıdır diye çok takmadım. çeyrek final maçına aynı ağrı ile çıktım maçı kazandık ama benim ayak artık çalışmaz hale geldi. maçtan hemen sonra eve gidip buz tedavisi uyguladım çünkü 2 gün sonra yarı final maçımız var.

    ve o meşhur yarı final maçı geldi. ilk yarıyı dualar eşliğinde tamamladım ama acıdan yere yatacaktım en son. skoru garantiledikten sonra* kendimi yere bıraktım sürünerek maçtan çıktım. final maçına gittim belki bir umut oynayabilirim diye ama final sabahı yataktan kalkıp yere bastığım an çığlık atasım geliyordu. topallaya topallaya maçı izlemeye gittim ve malesef maçı kaybettik.

    o sakatlıktan sonra mevki değiştirdim orta sahaya evrildim. hala topa çok set vurduğumda aynı bölgede hafif bir ağrı olur. doktora gittiğimde herhangi bir sorun yok cevabını alıyorum.
  • 39
    salı günü arkadaşı arayıp perşembe 11-12 maç yapıcaz arkadaşınla beraber oynar mısın diye sorduğumda oynarım cevabını almıştım. dün gece 11'de arkadaş gelmeyince aradım dedim gelmiyor musun? maç yarın değil miydi cevabıyla dünyam başıma yıkıldı :(

    10-11 maç yapan çocuklardan 2 tane aldık, çocuklar canavar çıkmasın mı? maçın bitişine 10 dakika kala skoru 11-2 yapınca rakip takım sahayı terketti. her işte bir hayır vardır derler :)
  • 40
    yaklaşık 20 senedir haftada 1 maç oynarız. 20 senede yaşadığım her ilde iki takım çıkarıp oynamışızdır.

    97'lerden 2004'e kadar lise ekibiyle oynadık. 7 sene aynı arkadaş grubumuz vardı. (7 sene anadolu lisesi okuyanlardanım)
    2004 - 05 fethiye'de çalıştım, dershaneye gittim. dershane ekibimiz iyiydi, hocalar falan karışık oynardık.
    2005-2012 lisans yüksek lisans yaparken hem yurt takımımız vardı, hem de fakülte takımı. ikisinde de haftada en az 1 maç oynadık. 2010'da lisans bitti neredeyse bütün arkadaşlarım gitti, hocalar ve okul çalışanları ile oynadık.
    sonrası istanbul'da çalıştım, 1 sene hiç oynamadım. manisa'da üniversitede çalıştım genç öğrencilerle eski tempoda oynamaya devam ettim.
    2016'da yine şehir değiştirdim, memlekete geldim, eski arkadaşlardan az vardı ama iş arkadaşları vs yine takım kurduk haftada bir maç da olsa oynuyoruz.

    eskiden çok keyif alırdım. 2010a kadar çılgınlar gibi koşardım maçlarda. atletizm takımlarında yer aldım, amerikan futbolu da oynadığım için (running back) asla yorulduğumu hatırlamam. çelimsizdim ama şutlar füzeydi her zaman. zamanla kilo aldık, koşmalar azaldı, diz ağrıları başladı. eskisi kadar keyif alamaz oldum. kilodan dolayı daha çabuk yoruluyorum, şut atarken isabet oranı hayli düşüyor. moralim bozuluyor.

    avcı yalanı gibi herkesin çok anısı vardır halısahada. benim de unutamadığım bir çok anım var ama en akılda kalanı yüksek lisans yaparken rakip kalede araştırma görevlisi hocam vardı. şut çektim top iki elinin arasından çıkıp ağzını, burnunu dağıttı. dişi falan kırılmadı ama burnu ve dudakları inanılmaz kanadı. bana kıza kıza çıktı maçtan. dekanın makam şoförü kaleye girdi. ikinci şutta sağ bileğini kırdım adamın. yani sert şut atarım da bileyim kırılacağını hiç düşünmedim. ilk kez başıma geldi. hocalarla son maçımdı. bir daha çağırmadılar :) ertesi gün dekandan fırça yedik bir de.
  • 41
    afedersiniz deli dürtmüş gibi ankara ayazında bir şubat gecesi, henüz yerde buz varken ayarlanmış bir halı saha maçına gitmem ve bir pozisyonda rakiple diz dize çarpışmanın sonucu, soğuğun da etkisiyle acıdan 1 dakika kadar bacağımın diz altından koptuğunu sanmam.

    esas konu bu değil tabi. söz konusu maçta rakip takımda yer alan eski amatör topçu olduğunu öğrendiğimiz 45'lik abinin maç öncesi gözümüzün önünde bolca sigara eşliğinde yuvarladığı 3 adet efes extra'nın ardından show yapıp ağzımıza sıçması ve baklavadan hariç gece bize çorba ısmarlatması.

    abinin muhabbeti on numaraydı yalnız.*
  • 43
    sahanın bizim kale tarafında tam ortada her zaman olduğu gibi defansta elim belimde bekliyorum. rakipten biri topu karşıladı, top, bana doğru seke seke geldi. aynı zamanda rakip takımdan sevmediğim biri de topa doğru koştu. o çocuk alacağına topu ben alayım dedim,o refleskle topa doğru hareketlendim. topa, yere bir karış varken allah ne verdiyse vurdum, tek amacım arkadaşı şişlemekti. kazma olduğum için onu tutturamadım fakat top fişek gibi yüksele yüksele gitti rakip kaleye doğru. bizim takım arkadaşları "vay amk gazetesi gole bak la" dediler, ben miyop ve astigmat olduğum için gol olduğunu anlayamadım, göremedim çünkü o derece uzaktı.

    o halı saha tayfasıyla ne zaman buluşsak, konu bu gole gelir, taksi tutsan şu kadar yazar esprisi döner, bana poşet leo franco'yu hatırlatır, söverim ve tören kapanır.