• 1435
    10 yıl öncesinin transfer şartları ile şimdinin şartları arasında dağlar kadar fark var ancak belli ki kendisi karizmatik ve ikna kabiliyeti yüksek bir insandı. bu özellikler değişebilir özellikler olmadığından, galatasaray'a yakışan bir yapıda olduğunu söylemek mümkün haldun üstünel'in.

    çünkü herkes bilir ki, galatasaray arzu edilmesi gereken seksi bir kulüptür.
  • 1436
    yerlere göklere sığdırılamayan ancak nedense keita dışında yaptığı hiçbir transferin tutmadığı efsane (!). haydi biraz da kewell'ı sayalım. geri kalanlardan nonda ve baros bile devamlılık gösteremedi. o dönemde hemen her futbolcuya 7-8 milyon € bonservis vermiştik. sonra da 3-5-8 oynamıştık.

    kimseye körü körüne bağlanmamak lazım.

    ekleme:

    tobias linderoth
    shabani nonda
    cassio lincoln
    fernando meira
    milan baros
    harry kewell
    de sanctis
    rijkaard
    elano
    keita
    leo franco
    neill
    jo
    dos santos
  • 1438
    yanlış hatırlamıyorsam abdürrahim albayrak ile araları pek hoş değildi. hatta hafızam beni yanıltıp kendi kendine senaryo üretmiyorsa 27 mart 2010 seçimlerinde oy kullanma esnasında ufak bir sözlü atışma da yaşamışlardı. yine o dönem adnan polat'ın abdürrahim albayrak'ı ikinci kez listesine almamasında haldun üstünel'in rol oynadığı, ikilinin arasındaki sürtüşmenin de buradan çıktığı söyleniyordu. tabi bu olayların üzerinden neredeyse 8 yıl geçti, çok sular akmıştır köprünün altından.

    haldun üstünel de abdürrahim albayrak da lise duvarlarının dışından; bizim aramızdan çıkmıştır. hatta haldun üstünel 80'li yılların sonu - 90'lı yıllar kapalısının müdavimlerindendir. galatasaray tribünlerinde yetişmiştir*. araları limoni olsa dahi galatasaray menfaatleri için işbirliği yapabilecek insanlar olduklarını düşünüyorum.
  • 1440
    kendisini çok severim. kulüp içinde, göz önündekilerden yüzü batıya dönük abilerimizden biri. sanki hoş bi müzik, sinema kültürü, bilime sanata yatkınlığı var imajı var. taraftarların arasında maç da izlemişti diye hatırlıyorum, taraftar da onu çok seviyor. üstelik bu durumların üzerinden prim de yapmadı, görevi bittiğinden beri ben pek ortalıkta görmedim. dünya tatlısı adam yani.

    ama bence transferde öyle iddia edildiği gibi başarılı falan değildi. gio dos santos, elano, lincoln, jo gibi bir sürü gözden düşmüş "sorunlu" futbolcuyu yüksek fiyatlara almıştık, 5-8 milyon euro'lara, euro kuru 2 iken. üstelik başımızda dünyaca ünlü rijkaard vardı. rijkaard, rijkaard'ken yani. elano'yu da 3 milyon maaşla ikna etmeyiver. bir tek bence keita ve baros'tan iyi verim aldık bunlardan.

    kurduğu takım da süper dengesizdi. 5 isimli hücum oyuncusu, 0 defans, 0 orta saha.

    cenk ergün'le kıyaslanması o yüzden bence sadece komik. şu an en dengeli, en potansiyelli kadrolarımızdan birini kurduk. tabi scout ve hoca ile çalışarak yaptı bunları, o da öyle sihirbaz falan değil. baktığımız zaman giren çıkan paralar da dengeli neredeyse. bence cenk ergün scoutla bu kadar uyumlu çalışırken devam etmeli.

    bence haldun üstünel'in şansı başarıya aç, isimsiz futbolcularla yıllarını geçirmiş bir takıma gelmesiydi. güzel bir sinerji yakaladığımız yıllardı. o da çok tadında bıraktı ve gitti. sakız gibi uzatmadı meseleyi.

    haldun üstünel de başka bir görevde çalışsın. başımızın üstünde yeri var. tecrübesinden, bilgisinden, donanımından elbet faydalanılır
  • 1441
    kendisini severim. öyle abartıldıgı kadar büyük bir sihirbaz değildir ama, kesinlikle eleştirildiği kadar kötü bir transfer karnesi de yoktur. eleştirildiği transferle bakalım..

    tobias linderoth bize gelirken avrupanın en iyi 2-3 ön liberosundan biriydi. hayatında mr makinesi görmemis adamın kariyerinin bitmesi onun suçu değil sonuçta.

    shabani nonda fenerliler hala ürperiyor kendisini düşününce. 1.3m euroya alınmıştı. hakkını fazlasıyla verdi.

    cassio lincoln 5 milyon euroya alındı 2.1e satıldı. türkiyeye gelmiş en yetenekli adamlardan biriydi. oynadığı dönemde 42 maçta 13 gol 20 asist yaptı ligde.

    fernando meira 4.5 milyon euroya alındı. kısa zamanda 6 milyona satıldı. galatasaraya gelmiş ender kaliteli stoperlerden biriydi. takımda kalsaydı avrupa macerası daha değişik olabilirdi.

    milan baros 5.5m euroya alındı. performansı hakkında çok konuşmaya gerek yok. hepimizin sevgilisi oldu. ah bir de o direkten dönen topu olmasa, kulübün efsaneleri arasında yerini büyük ihtimal alacaktı.

    harry kewell bedavaya geldiği galatasarayda kalitesi ve profesyonelliği ile adını hepimizin kalbine kazıdı. 3 sezon boyunca bizde oynaması bile mutluluk veren bir adamdı.

    de sanctis 500k usd'ye kiralamıştık. vasat bir performans göstermişti. ama kötü bir kaleci değildi. zaten bizden sonra kariyerini sevilla napoli roma gibi takımlarda oynayarak bitirdi.

    rijkaard bu ülkede olmayacağı belliydi. ah servet ah rijkard dedikçe aklıma geliyorsun.

    elano 7milyon usdye alıp 3 e satmıştık elanoyu. man. cityden gelmişti. aslında şu an fernandonun verdiği efekti verebilirdi (oyun tarzı anlamında değil takımı seviye atlatması olarak) hep merak etmişimdir ilk maçındaki enfes performansından sonra ne oldu da bu adam tutmadı diye.

    keita eleştirilen oyuncular başlığı olduğu için yazasım yok sana kara oğlan. senin yerin çok ayrı bizde.

    leo franco bedavaya geldi. traş olduğu zaman iyi maçlar çıkarıyordu. enterasan bir adamdı vesselam. vasat bir kaleciydi.

    neill750k euro civarı bir paraya almıştık. fiyat performans olarak gayet yeterli bir adamdı. yanılmıyorsam 1.5 sezon oynadı bizde.

    jo fiyasko diyebileceğim tek transfer bu ibne. alemlere akmaktan top oynamadı. yattı parasını aldı gitti. kötü bir oyuncu değildi jo ama burada 6 ay kiralık olarak yatmaya gelmişti.

    dos santos bu adamın bonservisini almamız için çok dua ettim ama olmadı. çok iyi oyuncuydu. hatta bayadır amerikada takılıyor ve 28 29 yaşında şu an. kolundan tutup getirsek ya :(

    gördüğünüz üzere, sayın üstünelin transfer karnesini başarısız bulmak oldukça zor. umarım bu listeye yeni keitalar, yeni baroslar ekler de bizi gururlandırmaya devam eder.
  • 1442
    kendisinin transfer sihirbazı falan olduğunu düşünmüyorum. ama galatasaray'ın iyiliğini düşünüp bunun için pozitif çalışacağına inandığım için görev almasını isterim. bununla birlikte, kendisinin transfer geçmişi hakkında yapılan bazı eleştiriler, transferin başarısız olması ile transferin yanlış olması arasındaki farkı bilmeyen taraftarlarımız olduğunu gösteriyor.

    yaptığı transferler katkı vermedi diye eleştirilir mi yahu bir yönetici? yani sadece bu nedenle eleştirilir mi? akıl var mantık var. lincoln, nonda, elano, giovani dos santos, jo katkı veremedi demiş adam ya. şaka olarak yazılmış gibi geliyor bakınca.

    kendisinin yaptığı ve az önce saydığım transferlerin hepsi "doğru" transferlerdir. bu oyuncuların transfer edildikten sonraki performanslarının sorumlusu o transferi yapan yönetici değildir. bunun aksini iddia etmek için ya art niyetli olmak, ya da futbola çok hakim olmamak gerekiyor.

    yani hayatı boyunca sakatlanmamış bir adamı alırsanız ve o adam sakatlanıp iki sene oynamazsa, bunun suçlusu onu alan yönetici değildir. netice itibariyle sonu iyi olmamış bir transfer olarak tarihe geçebilir ama yanlış bir hamle değildir.

    seviyeyi daha da indirerek son bir örnek daha vereyim: şu an dünyaca ünlü süper bir golcü transfer etsek ve kendisi iki sezonda sadece bir gol atsa; bekleneni verememiş bir transfer olarak görülür. ama doğru bir hamledir.
  • 1443
    bütçe dışında bir harcama ile transfer yaptığını veya hocanın hazırladığı liste dışında birisini transfer ettiğini sanmıyorum. bu sebepten hakkındaki eleştiriler de övgüler de ayarsız bana kalırsa.

    lakin; modern bir duruşu var, görüşmeye gittiği futbolcu ve yöneticileri ikna kabiliyeti yüksek. dursun özbek yönetiminde bunun sıkıntısını epey çekmiş, teknik adam bulmakta bile zorlanmıştık. bu açıdan bakıldığında faydalı bir hamle ekibe katılması.
  • 1444
    transfer edilecek oyuncuyu kendisi bulmayıp, scout ekibi-fatih hoca-yönetim üçgeninde uzlaşılan isimleri iknada kullanılırsa muazzam faydalı olabilir. bir de kendisine bakınca galatasaray'ın hakkını yedirmeyen, herkese her şartta karşılık verebilecek biri izlenimi alıyorum. bizden biri hissi böyle bir şey sanırım, hata da yapsa bilerek yaptığına inanmam hiçbir zaman. modern bir yönetimle çok iyi şeyler başarabilir. ednan bey takımıyla o kadar olurdu.
  • 1446
    açıkçası kendisine yapılan eleştirilerin büyük kısmını yersiz buluyorum. kendisinin görevi ayrılan bütçeyle belirlenmiş olan oyuncuların transfer görüşmelerini yürütmekti. öyle eleştiriler var ki sanki kafasına göre, teknik heyet tarafından istenmeyen oyuncuları istediği paraya almış.

    dikkat ederseniz son senelerde transfer görüşmelerini kulüp yöneticilerinden ziyade bağımsız menajerler aracılığı ile yapıyoruz. misal ahmet bulut. bu şekilde transfer yaptığımızda;

    - menajer veya menajerlerin elindeki belli başlı oyunculara mecbur kalıyoruz.
    - menajer kendisini düşündüğü için transferlerimizin dedikodusunu yayarak fiyatları artırıyor. haldun üstünel zamanında isimler çok yayılmadan ansızın biterdi.
    - menajer kulübü düşünmediği için gereken pazarlığı da yapmıyor ayrıca araya birden çok menajer veya komisyoncu giriyor.

    daha önce ahmet bulut başlığına yazmıştım, adam bizi sağlam söğüşledi çünkü onun yapacağı görevi koskoca kulüpte yapabilecek bir yönetici veya profesyonel eksikliği var. haldun üstünel veya başkası, bu görevi yapabilecek biri kulübe ciddi anlamda maddi katkı sağlar. şahsen bu ismin haldun üstünel olmasını isterim çünkü kendisinin galatasaray'ın çıkarlarını ön planda tutacağından ve komisyon işlerine girmeyeceğinden eminim.
  • 1450
    kulübümüzde tekrar görev alacağı söylenen eski yöneticimiz.

    yalnız bence onun döneminde yapılan transferlerle alakalı gözden kaçan şey şu ki, haldun üstünel türkiye'ye gelmez denilen adamları ikna edip getiriyordu. taraftarın gözündeki imajını yukarı çeken sebep buydu yani.

    bizde başarılı olmasa da barcelona efsanesini yaratmış rijkaard'ın bize gelmesi falan harbiden büyük olaydı. lincoln de yine ayrı bir hikaye. o dönemden sonra sneijder'ler drogba'lar geçti tabii bu isimler çok büyük gelmiyor belki de ama zamanında genel olarak bir ''vay amk'' havası oluşmuştu taraftarda.