• 2204
    skorer tv'den ezgi toper'in sorularını yanıtlayan eski oyuncumuz.

    --- alıntı ---
    - milli takım ile kritik bir haftayı geride bırakıyoruz. grubumuzun lideriyiz. şenol güneş’li, genç jenerasyondan kurulu milli takım’ı siz nasıl buldunuz?

    öncelikle tebrik etmek istiyorum. euro 2008’de oynamış ve milli takım formasını sayısız kez giymiş biri olarak, euro 2020 yolundaki genç kardeşlerimize, sayın hocamız şenol güneş’e başarılar diliyorum. yolun çoğunu geçtik, artık istanbul’da alacağımız bir galibiyetle bunu perçinleyeceğiz ve euro 2020’de ülkemizi, bayrağımızı temsil edeceğiz. çok güzel bir haftayı geride bıraktık ve özellikle fransa’da aldığımız 1 puan çok değerliydi. genç jenerasyonun yanında, daha önceki hocalarla çalışmış, turnuvalarda oynamış çok tecrübeli oyuncularımız da var.

    “yalnızca yetenekli değil, çok da karakterli ve bayrağı için, ülkesi için coşkuyla, özveriyle oynayan oyunculardan kurulu bir takımız. belki en az 3 turnuva daha birlikte oynayabilecek futbolcularımız var. merih, zeki, çağlar, kaan, ki bunlar aynı pozisyonda oynadığımız arkadaşlar. merih ve çağlar’ı çok beğeniyorum. başarılarının tesadüf olmadığını biliyorum. milli takım formasını uzun yıllar taşıyabilecek pırıl pırıl çocuklar.”

    - bütün hafta gollerimizden sonra verdiğimiz asker selamlarını konuştuk. özellikle avrupa’da oynayan oyuncularımız kulüpleri ve taraftarları tarafından zor durumlara sokuldu. siz bu tepkileri nasıl yorumluyorsunuz?

    asker selamı, mehmetçik’e sınır ötesi operasyon sürecinde moral ve destek olmak amacıyla verilen bir selamdı. onlar olmasa biz de burada olmazdık. canları pahasına ülkemizi koruyan ordumuza teşekkür ediyoruz. şehitlerimize allah’tan rahmet diliyoruz. asker selamını siyasi görmemek lazım. bu bize ve askerimize özgü bir selam. uefa’nın bu olayı çarpıtıp başka yerlere çekmesi hoş değil. biz sadece spor konuşmak istiyoruz. avrupa’ya bizden daha medeni diyoruz ama bu sayede onların da gerçek yüzünü görmüş olduk. biz de buradan mehmetçik’imize asker selamı gönderiyoruz.

    “griezmann’ın macron’a verdiği selam siyasi içerikli bir selam ama bizimki mehmetçik’e verilen bir destek.

    lige dönüp galatasaray ile devam edelim… siz uzun yıllar galatasaray forması giydiniz. takım geçen sezonki şampiyon kadronun üzerine çok yıldız transferler yaptı ama iyi oyun izleyemiyoruz, neden?

    geçen sezondan çok farklı bir takım var. her ne kadar kağıt üzerinde yıldız futbolcular olsa da 2012’den bu yana galatasaray’ın şampiyonluklar yaşayan oyuncularına bir göz atalım, kanat oyuncuları çok daha hızlı ve hücuma dönük oyunculardı. bruma, onyekuru, biraz daha geçmişte amrabat gibi. ya da en son rodrigues gibi. bu sezon ise biraz daha set oyununu oynayan, daha olgun ve ne istediğini bilen ama bunu yavaş yapan bir galatasaray var. ceza sahası ve çevresine topu götürmekte zorlanan bir takım. feghouli de babel de çok yetenekli ama hızlı ve çabuk değiller. falcao’yu besleyememe konusunda da bir sıkıntı var. falcao kariyeri tartışılabilecek bir oyuncu değil ama yararlı olması için beslenmesi lazım. kanatlardan top alması lazım. orta sahalardan gelecek toplara çok iyi koşular yapabilecek bir oyuncu ama kasımpaşa maçında ilk pası belhanda’dan 80. dakikada geldi.

    falcao’nun beslenememesinin arka planında, maliyetinin takım içi dengeleri bozmuş olma ihtimali olabilir mi? oyuncularda bu durumun nasıl psikolojik etkileri olur?

    herkesin kendi sözleşmesi var ve bu sözleşmeye itaat etmek zorundasınız. sadece belhanda ve bu sezonki galatasaray’ı konuşmayalım. 2012’den bu yana biz drogba’larla, sneijder’lerle, burak yılmaz’larla, felipe melo’larla birlikte üst düzey bir takıma sahiptik. sneijder 10 numara olmasına rağmen zaman zaman kanat oynadı. burak yılmaz forvet olmasına rağmen kanatta da oynadı. yani futbolcunun kendi isteği, takımdaşlık ruhu ve özverisi önemli. bence eksik olan biraz daha bu ruhu ortaya koyabilmek. bu kadar yetenekli oyuncunun daha iyi olması gerek.

    “belhanda ve feghouli galatasaray için çok önemli oyuncular. ama bu arkadaşlarımız afrika uluslar kupası’ndan geldiler. galatasaray temmuz’da kamptayken bu arkadaşlar maç yaptı ve 9-10 günlük tatilden sonra hemen takıma dahil oldular. normalde bir oyuncunun sezon sonunda en az 30 günlük bir dinlenme süresi olmalıdır. mental olarak da hazır olmadıklarını düşünüyorum. lemina, seri ve falcao da henüz form tutmadı. galatasaray’ın bu anlamda zamana ihtiyacı var.”

    - siz fatih terim ile çalışmış bir oyuncu olarak, son gençlerbirliği maçında fatih hoca’nın doğrudan oyuncularını sorumlu göstermesini nasıl yorumlarsınız?

    fatih terim 8 hafta boyunca oyuncuları için konuşmadı. ancak gözle görülen bir şey varsa da bunu söylemeli. çünkü galatasaray hem deplasmanda hem de içeride çok farklı. 2-3 sezondur böyle ama takım bir şekilde mayıs’ta şampiyonlukları kazanıyor. mühim olan nasıl başladığınızdan çok nasıl bitirdiğiniz. fatih hoca aslında oyuncularına cephe almadı. sadece bir mesaj verdi. kendisiyle hem milli takım hem de galatasaray’da çalışmış biri olarak bu mesajın iyi okunması gerektiğini düşünüyorum.

    “siz yeteneklisiniz ve hoca sizde ısrar ediyor. hocaya gidip forma aldığı için teşekkür eden var mıdır? ya da “ben oynayamadım” diye özeleştiri yapan var mıdır? sanmıyorum. o zaman fatih hoca yarın bir oyuncuyu kestiği zaman da kimsenin bir şey demeye hakkı yok. oyuncular o armanın büyüklüğünü daha iyi idrak etmeli. özellikle eski oyuncular doyuma ulaşmış gibi davranmamalı, sorumluluk almalı. bunu da bir tek muslera’da görebiliyoruz. feghouli ve belhanda’da daha fazla sorumluluk almalı, falcao’ya iyi ortalar yapmalı. milli aradan sonra çok daha farklı bir g.saray görebiliriz.”

    - savunmada marcao ve luyindama geçen sene iyi performans sergilemişti ama bu yıl onlar da çok formsuz ve hatalarla başladılar. iki stoperi, stoper gözüyle nasıl değerlendirirsiniz?

    burada büyük resme bakmak lazım. takım halinde defans yapmak gerekiyor. sadece luyindama ve marcao’yu eleştirmek onlara haksızlık olur. mariano ve nagatomo hücuma çıktığı için yeteri kadar defansa yardım etmiyorlar. stoperler de yalnız kalıyor. luyindama mariano’nun, marcao da nagatomo’nun kademesine girmeye çalışıyor. bekler defansı doğru oynarsa ve doğru pozisyon alırsa marcao ve luyindama’ya da daha az iş düşer. evet, luyindama riskli oynuyor ama fiziği, ikili mücadeleleri ve hava topu hakimiyeti tartışılmaz. biraz daha basit oynamalı. marcao da oyun geçişlerinde zaman zaman risk alıyor. her iki oyuncu da daha risksiz oynamalı.

    - galatasaray bugün sivasspor karşısına çıkacak. terim’in son açıklamalarına bakarak kadroda ciddi değişiklikler olacağını düşünüyoruz. siz nasıl bir maç beklersiniz?

    sivasspor mücadele gücü yüksek ve çok koşan bir takım. deplasmanda sürpriz galibiyetler alabilen ve aynı zamanda attığı kadar gol yiyebilen de bir takım. başında çok tecrübeli bir teknik adam olduğunu da unutmayalım. galatasaray’ın şu anki adaptasyon sorununu düşünürsek kanatlarını, belhanda’yı iyi kullanmalı ve daha kalabalık hücum etmeli. real madrid maçı öncesi bu maç moral ve motivasyon açısından çok önemli. fatih hoca da daha önce şans vermediği oyunculara şans verecektir diye düşünüyorum. şampiyonlar ligi ve ligde farklı bir kadro çıkabilir.

    “fatih terim gibi sayısız kupa ve şampiyonluk kazanmış, 4 yıldızın 1,5 tanesinden fazlasını kazandırmış bir teknik adamdan bahsediyoruz. fatih hoca’nın kulübede oluşu, futbolcular açısından artı bir özgüven sebebidir.”

    galatasaray öncesi uzun bir beşiktaş döneminiz de var. beşiktaş’ın üst üste iki sezon şampiyonluktan ve iyi avrupa performansından sonra bir anda böyle bir düşüşe geçmesini nasıl yorumluyorsunuz?

    beşiktaş büyük bir camia. ancak yabancı oyuncu kalitesi anlamında önceki sezonlara oranla biraz daha zayıf. quaresma’lardan sonra bu oyuncuların gelmesi biraz garipsendi. yaratıcı ve göze hoş gelen futbol oynayabilen oyuncular şu an yok. en önemli transferlerden biri abdullah avcı. kendini ispat etmiş, kalitesini ortaya koymuş bir hoca. biraz daha zamana ihtiyacı var. avcı da ilk defa büyük camia deneyimi yaşıyor. kendi sistemini kabul ettirmesi için zaman lazım. pas yüzdesi yüksek olsa da bunu yavaş yapıyorlar. başakşehir’de bu oyuncu oynayacak kalitede oyuncular vardı ama beşiktaş’ta olmadığını gözlemliyorum. yine de yeni gelen oyuncuların, beşiktaş armasına saygı göstermesi ve buna göre oynamaları gerektiğini düşünüyorum. ayrıca transferleri avcı mı yaptı yönetim mi yaptı, bu da tartışılır.

    - başkanlık seçimi takımı nasıl etkiler?

    oyuncular paralarının ödenip ödenmediğine bakıyor. özellikle de yabancı futbolcular. çekişmeli bir yarış olacak. hürser tekinoktay benim çanakkale dardanelspor’dan eski hocam. sevdiğim, saydığım, beşiktaş için yaşayan bir isim ama hocam da olsa ben yarışın serdal adalı ve ahmet nur çebi arasında geçeceğini düşünüyorum. beşiktaş camiasına şimdiden hayırlı olsun. hangi başkan seçilirse seçilsin fair play çerçevesinde bütün kulüplerle eşit mesafede kalmasını diliyorum.

    - fenerbahçe’yi de stoperleri özelinde değerlendirelim. sezon başında zanka ve rami alındı ama zanka’nın yanında orijinal bir stoper değil, bir ön libero olan jailson’u izliyoruz. onun da bireysel hataları olabiliyor. siz fenerbahçe savunmasını nasıl değerlendirirsiniz?

    dört savunma oyuncunuz var ve sadece birini oynatıyorsunuz. tabii bu ersun yanal’ın takdiridir ancak bir defans oyuncusu olarak o bölgede o mevkiinin oyuncularının oynaması gerektiğini düşünüyorum. her ne kadar topu oyuna çok doğru ve iyi sokamasalar da o oyuncuların da kesici özelliklerinden, savaşçı kimliklerinden yararlanılması gerektiğini düşünüyorum. zanka’nın yanına jailson yerine ya rami ya da serdar aziz gelmeli. öbür türlü kafalarda, “oynatmayacaksanız neden bu oyuncuları transfer ettiniz” diye soru işaretleri oluşmaya başlar. yine de ersun yanal hangi dinamiklere göre karar veriyor bilemiyoruz. antrenman performanslarında ya da takım içi uyumda bir sıkıntı var mı bilmiyoruz. ama jailson’un savunma anlayışının zayıf olduğunu da biliyoruz. savunma yapmak bir sanattır.

    - sizin kariyer planlarınızla bitirelim… yorumculuk yapıyorsunuz ama sizi teknik görevlerde de görebilir miyiz ilerleyen zamanlarda?

    antrenörlük eğitimleri alıyorum. inşallah 1-2 yıl içerisinde pro-lisansa da sahip olacağım. ben hatayspor altyapısında yetiştim ve geçen sezon gazişehir gaziantep ile final oynayan takımın da sportif direktörüydüm. o zaman kurulan kadroda bir payım oldu. bu vesileyle antrenörlüğün ne kadar zor olduğunu da gözlemlemiş oldum. her şeyin sonuç odaklı olduğunu, istikrar ve gelişme odaklı olmadığımızı gözlemliyoruz. maalesef hocalarımızın çoğu 7. haftayı zor görüyor. bazı kriterler getirilmesi gerektiğini düşünüyorum. özellkle genç jenerasyonun desteklenmesi gerekir. schalke 04’ün hocası daha 33-34 yaşında ve şampiyonlar ligi’nde boy gösteriyor. ülkemizde ise birkaç teknik adam aynı takımlarda dönüp duruyor. aynı şekilde yönetimlerde de sporun içinde yer almış isimlerin bulunması gerekir.

    “bir üniversitede spor hukuku ve yönetimi sertifika programına katıldım. londra ve kanada’da dil eğitimleri aldım, yeni geldim. kendimi geliştirmeye çalışıyorum. her şeyin bir zamanı olduğunu düşünüyorum. bir anda bir yerlere gelmektense doğru zaman ve stratejilerle ilerlemek istiyorum. teknik ekipte mi olur, yönetimde mi olur bunu zamanla göreceğiz.”

    - son olarak ligin en beğendiğiniz savunma oyuncularını sorayım.

    ligde pek kimseyi beğenmiyorum ama türk oyunculardan merih ve çağlar’ı söyleyebilirim. gerekirse ligimizden uzak olsun, biz kaliteyi konuşalım.

    --- alıntı ---
  • 2205
    bir ara bir şeyler karaladığım ve ileride tekrar aktif hale getirmeyi planladığım blogumda kendisinin üzücü hikayesini paylaştığım futbolcu. blog silindiği için yazı kaybolup gitmiş, forumlarda paylaşan birinden tekrar buldum. buraya da koymak isterim, yazıdan sonra gökhan zan bana ulaşarak teşekkür etmişti. tertemiz bir adam :)

    ------

    "gökhan zan... kimilerinin cam, kimilerininse can adamı...

    futbola memleketinin takımı hatayspor'un altyapısında başlar. ordan, altyapısı takır takır işleyen bir kulübe, çanakkale dardanelspor'a gelir. selçuk inan, mehmet topal, hasan kabze, erman özgür, tolga zengin, okan koç, fevzi elmas ve yalçın ayhan gibi pek çok ismi bize sunan çanakkale takımının türk futboluna bir başka hediyesidir.

    futbola başlama sebebi biraz farklıdır gökhan'ın. yaşadığı çene problemi nedeniyle konuşamayan ve beslenme güçlüğü yaşayan babasına bakmak için futbolcu olur gökhan. üstelik babasının sıkıntıları sadece bunlarla da sınırlı değildir. gırtlağındaki sorun nedeniyle boğazına takılan bir boru sayesinde nefes alıp verebilmektedir aynı zamanda.

    gökhan'ın en büyük hedefi, sesini bir kez bile duymadığı babasını sağlığına kavuşturabilmektir ama olmaz. kendini futbolseverlere gösterdiği ilk takım olan çanakkale dardanelspor'la yaptığı sözleşme yetmez babasının ameliyat masraflarını karşılamaya. tam beşiktaş'a transfer olacak ve babasını sağlığına kavuşturma hedefini gerçekleştirecekken bu sefer başka bir şanssızlık yaşar, yukarıda yazdığım sebeplerden biri yüzünden değil de, trafik kazası sonrası kaybeder babasını.

    babası vefat eden gökhan'ın hayata tutunma sebebi olarak ailesinin diğer bireyleri kalır. ama onların da problemleri farklı değildir. böbrek hastası olan annesi, gökhan'ın hatay'dan çanakkale'ye, ordan da istanbul'a kadar uzanan futbol yolculuğunun sebeplerinden bir başkası olur. haftada 3 defa girmesi gereken diyalize, hatay'ın o dönemki koşulları uygun olmadığı için gerektiği gibi giremeyen annesini daha uygun şartlarda yaşatabilmek amacıyla oynar futbolunu. bunların dışında, gökhan'ın dayılarından bir tanesini böbrek yetmezliği sebebiyle kaybettiğini, diğerinin de böbrek hastası olduğunu ve onun da maddi ihtiyaçlarının büyük bir bölümünün gökhan zan tarafından giderildiğini belirtelim.

    buraya kadar anlattıklarım, gökhan'ın asıl şanssızlığının geçirdiği sakatlıklar olmadığının göstergesi. ama bununla da bitmiyor gökhan'ın yaşadıkları. bir de doğuştan zihinsel engeli olan kardeşi var. annesinin karşılaştığı sıkıntıları o da yaşar, hatay'da engelliler için yapılmış uygun bir okul bulamaz o dönem. istanbul'a kadar uzanan yolculuğunun sebeplerinden biri de bu olur gökhan'ın.

    peki futbol hayatında şanssızlıklar olmaz mı? elbette olur. tam beşiktaş'a transfer oldum, rahatladım derken, ibrahim toraman transferine karşılık gaziantepspor'a kiralanır ve bu takımdaki ilk maçlarında kadroya giremez. bir anda her şey bitebilecek duruma gelmişken gaziantepspor'da gösterdiği performansla yeniden beşiktaş'a, dolayısıyla da türk futboluna kendini kabul ettirmeye başlar gökhan.

    yeteneklerine ve futbolculuğuna çoğu insanın diyeceği bir şey yoktur ama sakatlıklar bir türlü yakasını bırakmaz. beşiktaş kariyerindeki ilk sakatlığını da, olabilecek en şanssız şekilde ve en kötü zamanda yaşar. ersun yanal'ın darmadağın ettiği milli takım'ın başına fatih terim getirildikten sonra hayati önem taşıyan iki karşılaşma, danimarka ve ukrayna maçları için aday kadroya çağrılır. kadro açıklandıktan birkaç saat sonra çıktığı beşiktaş - diyarbakırspor karşılaşmasında takım arkadaşı koray avcı'yla çarpışarak beyin travması geçirir ve milli takım kadrosundan çıkarılır. ilk kez milli olma fırsatını böyle kaçırır.

    28 ağustos 2005 tarihinde geçirdiği bu sakatlık, onun beşiktaş kariyerindeki ilk sakatlığı olur. sonra devamı da gelir. bir yıl içerisinde, yani 2006 yılının ağustos ayına kadar geçen dönemde, 4 ağır sakatlık geçirir ve tam 24 lig maçında oynayamaz. bu şanssız dönemin sonrasında bu sefer başka sakatlıklar yapışır yakasına. önce bir bursaspor maçında sağ omzundan, birkaç hafta sonra gaziantepspor maçında bu sefer sol omzundan sakatlanır. bursaspor maçında yaşadığı bu sakatlık sonrası oyundan çıkarken gözyaşlarına hakim olamaz. zor bir dönem başlar yine gökhan için.

    galatasaray'a geldikten sonra kendini taraftarlara kabul ettirmesi zor olur. ilk birkaç hafta çok iyi top oynar. ama bu sefer, bir avrupa maçında, panathinaikos karşılaşmasında yine omzundan sakatlanır. bu sakatlık o sezonun tamamına yakınını götürür.

    ve galatasaray formasıyla en iyi performanslarından birini gösterdiği juventus maçı... sahaya durdurulması çok güç forvetlerden biri olan 1.95 boyundaki fernando llorente'yi marke etmek göreviyle çıkar ve bunu başarır gökhan. maç sonrasında ise tıpkı uefa kupası finali öncesi fatih terim'in futbolcularına yaptığı konuşma, yine aynı maç sırasında bülent korkmaz'ın çıkmış koluyla oynaması, 2005 - 2006 sezonunda kazanılan şampiyonlukta hasan şaş'ın döktüğü gözyaşları gibi yıllarca unutulmayacak bir olaya, güzel bir konuşmaya imza atar: "boğulursak büyük denizde boğulalım, biz uefa kupası takımı değil, şampiyonlar ligi takımıyız, avrupa fatihi'yiz. italyanlara sesleniyorum. galatasaray, avrupa fatihi'dir..." "

    -------