• 16
    futbolcu ile empati kurdukları için böyle bir düşünce yapısında olması çok doğal.

    ozan kabak keşke gitmeseydim diyor mudur ya da yusuf yazıcı hatta burak yılmaz. iyi ki de gitmişler ve gitsinler ben taraftar olarak duygusal bakabilirim bu olaya ancak topçular meslekleri gereği profesyonel düşünmek zorunda. ben de olsam giderdim yalan yok. gidenleri destekleyenleri değilde yerini dolduramayanları eleştirmemiz gerekir.
  • 18
    takımda kalınca hepsinin yıldıza dönüşeceğini düşünen taraftarlar tarafından popülist olmakla, düşman olmakla suçlanan, hatta başka takım tutması salık verilen taraftarlardır. öncelikle herkesin fikrine saygı duyulması, sonrasında sebep-sonuç örgüsünün açıklanarak fikirlerin tartışılması taraftarıyım.

    takımdan gidince bir halt olur olmaz meselesine bence hiç girmeyelim. takımda kalıp bir halt olan son altyapı oyuncumuzu söyleyebilir misiniz? tüketim toplumunun nirvanasını yaşarken, hangi oyuncumuza sahip çıkıp arkasında duruyoruz? altyapı oyuncusunu geçtim, hangi a takım oyuncumuzu ilk kötü maçından sonra gömmüyoruz?

    bu sözlükte en çok yapmayı sevdiğim şey gömülen veya övülen bir futbolcunun geçmiş haftalardaki entrylerini okumak*. 2 maç önce gömülen halil ibrahim dervişoğlu, 2 maç sonra yeni messi veya fakir silvası olabiliyor.

    bartuğ özelinde gitmek istemesinin nedenlerine bakmak lazım. z kuşağı diye tabir ettiğimiz gençlerden metin oktay, fatih terim olmalarını beklememeliyiz. bu nesil aidiyet duygusu az, özgürlüğüne düşkün ve özgüveni yüksek bireyler olarak tanımlanıyor. iş hayatında bile bu kuşağın 8-10 farklı iş-firma deneyimi yaşaması bekleniyor. dolayısı ile daha 18 yaşında menajer oyuncağı olmuş diyerek olayı basite indirgemektense, bu gençlere daha net ifadelerle bir gelecek projeksiyonu çizmemiz gerekiyor. kendimi bartuğ yerine koyduğumda, takım içinde bana bir gelecek olmadığını düşünmek çok normal geliyor. başta da söylediğim gibi en son hangi oyuncumuzu alt yapıdan çıkarıp takıma monte edebildik? ama diğer tarafta yurt dışına çıkıp başarılı olan merih demiral örneği var mesela. herkes mustafa kapı, ömer faruk örneği veriyor ama kimse hayal kurarken olumsuz örnekler üzerinden ilerlemez. eminim ki bartuğ da bu perspektiften olaya bakıyordur.
  • 19
    türkiye deki herhangi bir takımın alt yapısında oynayan kardeşlerimizin %90 dan fazlası alt tabaka, yoksulluk sınırında olan ailelerden gelmekte. ailelerin amacı zaten bu. ufak bir yetenek kırıntısı varsa çocukta aman futbolcu olsun en kötü 1. lig yapsın kendisini kısa yoldan okumadan, çabalamadan kurtarsın. hangimiz yapmadık? ülkenin ekonomik şartları yaşam şartları ağır artık sosyal medya sayesinde fransa, ingiltere, amerika, italya çin hepsi elinin avcunun içinde. çocuklar görüyor bunu benim neyim eksik diye düşünüyor ve sonra çat çıkıp gidiyor. bana göre en iyisini de yapıyor gitsin kendini kurtarsın ailesini, kuracak olduğu yeni ailesini kurtarsın. kim gidebiliyorsa helal olsun. ayriyeten futbolcular mal değil. sözleşme verirsin kabul eder etmez ona bağlı allah herkesin gönlüne göre versin.
  • 21
    1- kulübümüz altyapıya büyük yatırımlar yapsın, daha iyi tesisler oluştursun, daha fazla oyuncu çıkartsın.
    2- genç oyuncular profesyonel sözleşme imzalamadan yurtdışına gitsin kendini kurtarsın.

    bu mantıkla bir çok insanın hayali; galatasaray'ın doğrudan, hiçbir karşılık olmadan, üstelik kendisi de yararlanmadan yabancı kulüplere oyuncu yetiştirmesi. ülke futbolu için güzel bir tablo olabilir belki ama galatasaray taraftarının galatasaray'a bakışına dair ilginç bir veri bu.

    bir de "oyuncuyu oynatmama" boyutu var tabii. geçen sene sırf forma verilmediği için kaçıp kendisini kurtarması istenen mustafa kapı, kendisini kurtardığı lille'de tek dakika forma giymedi ve maç kadrosuna alınmadı. bu yaşta, bu fizikte bir oyuncunun şampiyonluk yarışında forma giymemesini normal karşılayabilirsiniz. ama "kaçsın gitsin" diyenlerin birçoğu, geçen sene 1 yaş daha genç, fiziği daha da kötü durumda olam mustafa kapı'nın şampiyonluğa oynayan takımda forma giymemesini bahane göstererek oyuncunun kaçıp kendini kurtarmasını istiyordu.

    fatih terim'in 17-18 yaşındaki oyuncuları kolayca sahaya atmadığı bir gerçek. ama 30 yıllık hocalık kariyerine bakıp genç oyuncuların önünü kestiğini savunabilmek de o kadar gerçek dışı. diğer hocalara göre daha temkinli bir metot izlese de (ozan kabak bir röportajında terim'in genç oyuncuların kariyerlerini günlük değil, çok daha uzun vadeli planladığını söylemişti), yer yer ben de "at şu adamı sahaya be hoca" desem de, yetenekli genç oyuncuların önünde sonunda en güçlü haliyle fatih terim takımlarındaki yerlerini aldığını biliyoruz. o halde neden, normalde de 11'de giyemeyecek yaş/fizik durumundaki oyuncunun bedava gitmesi ihtimaline bu kadar coşuyoruz.

    camiamızda anlam veremediğim onlarca şeyden biri de bu.
  • 22
    https://tr.sputniknews.com/...en-biri-mutlu-degil/

    --- alıntı ---

    18-29 yaş grubu arasında yapılan bir araştırmaya göre, gençlerin yüzde 76'sı daha iyi bir gelecek için yurt dışında yaşamak istiyor. her iki gençten biri mutlu olmadığını ifade ederken, yüzde 77'si torpilin yetenekten daha etkili olduğuna inanıyor.

    --- alıntı ---

    bu durumun futbolcu olanlar için değişeceğini sanmıyorum.
  • 23
    ali akman ve ömer faruk beyaz üzerinden bu lafın savunulması komedi. bana ne onlardan abi? benim taraftarı olduğum kulübün oyuncuları değiller. gitsinler yani beni ilgilendiren bir durum yok ama hani ben galatasaray taraftarıyım ya o yüzden galatasaray'ın futbolcusuna farklı gözle bakıyor olabilirim. taraf olmanın doğal bir sonucu olduğunu düşünüyorum bunun. ben taraftarlığın duygusal bir şey olduğunu düşünüyorum. taraftarlık mantıkla ilgisi olsa real madrid, manchester united, juventus falan tutarım ya da ne bileyim alt yapı devrimi yapan kulüpleri tutarım. ancak galatasaray ile duygusal bağım olduğu için galatasaray'ı tutuyorum. galatasaray ile gülüyor, ağlıyorum. bu nedenle de galatasaray'ın oyuncularına bursaspor veya fenerbahçe'nin oyuncularına baktığım gözle bakamam. ali veya ömer'e aferim denmiştir denilerek bu lafı savunmak bu sebeplerden dolayı nereden baksan komedi.
  • 24
    hem alt yapıya ağırlık verme arzusunu dile getirip hem de o oyunculardan birinin gitmesi halinde "gidip kendini kurtarsın" cümlesini aynı taraftar söylüyorsa önemli bir çelişki yaşıyordur.

    aslında gerçekte de durum çelişkili. alt yapıya takımın geleceği ve mali olarak düzgün ve yönetilebilir bir yapıya kavuşması için bir kaynak olarak bakıyoruz. ancak "gidip kendini kurtarsın" durumunun önüne geçecek tedbirleri pas geçiyoruz. yıllar belki asırlar geçecek başka bir metin oktay ya da bülent korkmaz olmayacak, herkeste bu kişiliği aramak aşırı iyimserlik ve asla da objektif değil.

    biz ülke olarak kısa dönemi ancak planlamaya çalışan ve ötesi "yarına allah kerim" seviyesindeyiz. bakmayın beş yıllık, on yıllık planlar yapıldığına. o yapılanlar elli yıl önce yapılan ve asla uygulamaya konulmayan planların kopyala/yapıştır sürümleri. demem o ki alt yapı da, ülkedeki diğer alanlarda olduğu gibi, öyle al yetiştir sonra arkasından baka kal ile yürüyor. hele günümüzde, ülkede yaşayan insanların neredeyse %75'inin başka bir ülkede yaşama isteğinde olduğunu düşünürsek bu gençleri bize fayda sağlayacağı konumda tutmak için farklı bazı şeylerin yapılması gerekiyor. daha en başta bütün sonuç alternatifleri göz önüne alınarak sözleşmeler yapılması gerekiyor.
Altyapı çalışmaları sebebiyle birtakım hatalarla karşılaşılması muhtemel. En kısa sürede hatalar giderilecektir!