resim
Gheorghe Hagi
Görev:Hissedar
Takım:FCV Farul
Yaş:61
Uyruk:Romanya
  • 3992
    belki yok yeteneğim senin emanetini taşıyacak kadar,
    belki yok yüreğim yaptıklarını unutacak kadar,
    ama şunu bil ki efsanem, benden çok galatasarayı sevmendir seni unutulmaz yapan.

    acaba ben de böyle sevinebilir miydim gol atsam, kendimi bu kadar kaptırabilr miydim? ağlayacak kadar hissedebilir miydim bir golü? 5. yılımda avrupanın en büyük kupasını almama rağmen doygunluğa ulaşmayıp her gole ilk golüm gibi sevinebilir miydim?

    http://3.bp.blogspot.com/...mhs/s1600/Hagi+6.jpg

    sana iki dize söylemek isterim:

    ne senden öncesi,
    ne senden sonrası...
  • 6065
    futboldaki atletizm takıntısı uğruna harcanan futbolcu tipinin son olduğu kadar belki de* en mükemmel örneklerinden biri. 2020'li yılları yaşadığımız günümüzün dünya çapındaki en "maestro" futbolcularında bile hagi'nin ortalama hatta kendi standartlarına göre kötü oynadığı bir gündeki kadar oyun hakimiyetine rastlamak mümkün değildir. bunun bir yönü bu yetenekte futbolcuların azalması ise diğer yönü de oyunun hakikaten atletizm tarafına kaymış olmasıdır.

    17 mayıs bir şampiyonluğun hikayesi belgeslindeki meşhur göt oturur kafa düşünür röportajında "futbol şimdi çok çabuk, çok az zaman var" demişti üstad. o yıllarda "çabuk" futbol aslında 2020'lerde geldiğimiz noktanın emekleme dönemleriydi. tek mevkide çok iyi futbolcular yerine iki hatta üç mevkiye yetişen futbolcuların ön plana çıkmaya başladığı, düşük profilli takımların yetenek ile yapamadığını bıkmadan usanmadan sürdürdükleri pres ile kovaladığı yıllardı. birinci fatih terim dönemindeki galatasaray da hem birkaç mevkiye yetişebilen oyuncularla, hem de maç boyu bıkmadan yaptığı presle bu trendi yakalayıp uefa kupası'na kadar uzanmayı başarmıştı.

    aradan geçen 20 yılda futbolcular daha da çabuklaşırken futbolun kendisi, özellikle topun kaleye gidişi anlamında ziyadesiyle yavaşladı. belki de bu duruma futbolcuların haddinden fazla çabuklaşması sebep oldu. ancak o zamanlar muazzam oyun görüşüyle çıkardığı pasları olanca mütevaziliğiyle "20 sene çalışıyor otomatiz var" diye tarif eden hagi'nin, günümüz futbolunda ne yapabileceği de ayrı bir merak konusu aslında. örneğin "koşmuyor" denen hagi'nin, hakikaten de top ayağında tıngır mıngır gidiyor gibi görünürken tek bir ayak/bilek hareketiyle 20-30 metre ileriye fırladığı onlarca pozisyonu bugünün "çabuk" futbolcularına karşı tekrarlamak ne kadar mümkün olabilirdi? neredeyse rakip yarı sahaya geçtiği anda doğrudan gol tehdidi olan bir futbolcu, günümüzün sıkışık "üst seviye" futbolunda ne kadar şut şansı bulabilirdi?

    tüm bunlar gerçek cevabı asla bulunamayacak olan sorular...

    ancak şu bir gerçek ki bu topraklardan bir daha böyle bir "commandante" geçmeyecek. hatta belki dünya futbolu da çok büyük bir tersine dönüşüm geçirmezse artık böyle futbolcular çıkarmayacak, çıkarsa bile dünya çapında yükselemeyecek...

    iyi ki havaalanında meksika uçağına binmekten vazgeçip de rotayı istanbul'a çevirdin, en güzel anılarımızın mimarı...
  • 4621
    1996-2000 dönemindeki galatasaray için sahaya 1-0 önde çıkardı goygoyu vardır. işte o bahsi geçen 1 bu güzel insandı. şimdilerde topla orta sahayı geçen yıldız oyuncular hemen geriye ya da yana paslayarak "atağı olgunlaştırma" çabasına girişir, bunu yapmayıp ilerlemeye çalıştığında çok büyük ihtimalle 10-15 adım sonra topu kaptırıp hatırı sayılır bir küfür seline maruz kalır. üstadın zayıf ayağıyla gol attığı mesafeler bir kenara, altı pasta önünde boş kale bulunan adamın bile golü atıp atamayacağından emin olamayız. bir futbolcumuzun üç kişiyi üstüne çekerek boşa çıkardığı arkadaşına pas verdiği an işte premier lig bu ayarında coşar, pası alan futbolcunun pozisyonu itinayla mundar etmesinden sonra aynı oranda deliririz falan...

    işte gheorghe hagi'nin sahada olduğu bir maçı izlerken bütün bu duygu karmaşasından eser kalmazdı. sahanın neresinde olursa olsun önünde yeterli boşluğu bulduğunda, ters ayağında bile olsa topa ve kaleye rahatça bakabildiği her pozisyonda, hiçbiri olmasa bile "yetti gayrı" diyerek kaleye doğru yardırmaya başladığında o pozisyonun sonunda ayağa kalkacağınızı bilirdiniz. ceza sahası etrafından kazanılmış frikiklere gol gibi sevinir, 30 metre civarı atılmış gollere sıradanmış gibi tepki verirdiniz...

    öyle birşeydi işte hagi. anlatmak yersiz kalır, o yılları yaşayanlar bilebilir ancak...

    (bkz: i love you hagi)
  • 6259
    büyük efsanemiz. kendisini formamız altında gururla izleme şerefine nail olduğum için çok mutluyum.
    sosyal medya o zamanlar olsaydı korkarım biz de kesinlikle 5 yıl futbol oynayamazdı ya da büyük efsanemiz olamazdı. koşmuyor, defansa yardım etmiyor diye hagi
    eleştirilirdi burada. gerçekten de bazen bizi sanki eksik gibi oynattığı oluyordu ama aynı hagi tek başına 10’larca maçı çevirdi. popescu da bugün olsa eminim ağır ve yaşlı bulunurdu. fm’ den öğrenilen ingilizce kısaltmalarla yetersiz olduğu iddia edilirdi. hagi başlığı sanırım birşeyler söylemek için doğru bir yer. genelleme yapmak istemiyorum ancak sözlükte bazı yazıları okurken gözlerime inanamıyorum. elbette taraftar olarak birçok şeyi eleştirebiliriz ancak başımızdaki hocaya, yöneticimize işbilmez veya aptal muamelesi yapmanın izah edilecek bir tarafı yok. eminim okan hoca da erden timur da kronik sakat bir futbolcuya para gömülmeyeceğini biliyordur. geçen sene en büyük sorunumuz yedekten gelip maçı çevirecek adam olmamasıydı. bu sene derinlikli bir kadro kuruyoruz, yok yaşlıydı, yok sisteme uymazdı gibi eleştiriler hatta saygısızlığa varan ifadeler kullanılıyor.
    geçen sene de tutuk başlamıştık, bu sene de harika oynayarak başlamadık ama biraz zaman geçince taktiğimiz de sistemimiz de oturacak. kim gelirse gelsin ya da giderse gitsin, ben bu adamlara güveniyorum. avrupa kupası 1 yılda alınmadı. kadro temelleri feldkamp’la atıldı ki felsefesi derwall zamanına kadar gider. biraz sabredelim ve keyfini çıkaralım arkadaşlar.
  • 4670
    kendisine "teknik taktik bilgisi zayıf" diyen adamların bilgisayar klavye internet vs. kullanabilecek kadar gelişmiş olmaları düşündürücü.

    lan o elinin altındaki internetten google' a "ghe" yaz zaten gerisi hemen çıkıyor. çıkan linklerden herhangi birine tıkla. belli ki lisede okuyorsun.. vaktin boldur. kendisi ile ilgili bütün videoları izle. sonra en yakın camiye git. tövbe et.

    futbol izlemeyi falan da bırak. sudokuya yönel sudokuya..
  • 5777
    bu adam dünyanın sayılı futbolcularından biri. bir de kendine has tavrı, karakteri ve alışkanlıkları vardı. tam bir stardı anlayacağınız.

    karpatların maradonası lakabını saygısızca buluyorum, keza pek çok futbolcu buna maradona da dahil hagi'nin gördükleri en tehlikeli ve onları en çok zorlayan futbolcu olduğunu söylemişlerdir.

    alex ise brezilyalıların hagisi bile değildir. yalnızca fenerbahçelilerin efsanesidir.
  • 511
    zaman nedir? an'dır.bir daha olmayacak ve hiç bir şekilde geri gelmeyecek, yaşadığımız süreçtir.bunu 18. ve 19. yüzyıldan beri çözmeye çalışan bilim adamları var.en ünlüsü einstein'dır.o ıq manyağı e=mc2 formülünü bulan, zamanı çözmeye çalışan geçmişe veya geleceğe yolculuk yapmak için çıldıran, atom bombasını icat eden çılgınprofesör.kara deliklerin sırrını çözmeye çalışan da paralel evren teorisini ortaya atan da einstein ve takipçileridir.yüzyıllar boyu hep zamanı çözmeye çalışmışlar ve çalışmaktadırlar.zamanda yolculuğun sırrını ne zaman çözerler bilmiyorum ama iki bilinmeyenli bir denklem yaşıyorum hep on'u anınca.

    mutsuzum çünkü ne zaman on'u izlesem hep yaşattığı mutlulukları, sevinçleri hatırlarım bir daha öyle olmayacak bir daha hayatım boyunca öyle sevinemeyeceğim diye.hep o an'lardan bir daha olmayacak diye kendine kızan ve mutsuz olan, onu andığında gözleri dolan binlerce galatasaray tarafarının mutsuzluğu çöker üzerime.

    mutluyum çünkü "o an" denilen zaman süreçlerini yaşadım hep.bizi sokaklara döken, hayatımız boyunca yaşayamayacağımız mutlulukları yaşadığım için mutluyum.evet mutluyum çünkü hala zaman makinası icat edilebilir.hala bir şansımız daha var onu tekrar görmek için.yok eğer zaman makinasının icadına yetişemezsem o an ölmek üzereyimdir ve o an hep derler ya insanın hayatı gözlerinin önünden film şeridi gibi geçer diye.

    işte o film şeridinin mutluluklar kısmında hep büyük ustanın kareleri olacak.
  • 3565
    türkiye'de ki iş bankası yeşilyurt şubesi mevduat hesabında 7.81 tl unutmuş efsanemiz. eğer 15 haziran 2013'e kadar ilgili bankaya başvurmaz ise yasa gereği zaman aşımına uğramış olan mevduat, emanet hak ve alacakları tasarruf mevduatı sigorta fonu’na devredilecektir.

    bir umut belki parayı çekmeye gelir de hagi'mizi istanbul'da görürüz diye bir haber edeyim dedim :(
  • 1266
    --- alıntı ---

    ben hagi'yi gol attıktan sonra yüzünde beliren, hafif utangaçlık, hafif gurur, hafif şımarık çocuk edası kokan gülüşü için sevdim..

    ben hagi'yi van'da 2 gol attığında, trabzon'a galatasaray adına ilk frikik golünü attığında kapalı tribünün önüne koşup diz çöktüğünde sevdim..

    ben hagi'yi arkasından gelenin o'nun bu hareketi yapacağını bildiği halde engelleyemediği topuk pasları için sevdim..

    ben hagi'yi kolunda pazubandı olmayan gizli kaptan, gerçek lider olduğu için sevdim..

    ben hagi'yi annesini, babasını galatasaray'da oynarken kaybedip, yasını, galatasaray formasıyla sakallı çıktığı maçlarda tuttuğu için sevdim..

    ben hagi'yi her maç öncesi özenle sargıladığı ayakları için sevdim..

    ben hagi'yi türkçe öğrenme çabası için sevdim..

    ben hagi'yi bir samsun maçında ne yapılırsa yapılsın gol girmediği bir anda, sonradan oyuna girip topla ilk bulustuğu anda attığı şutla kazandırdığı gol için sevdim..

    ben hagi'yi bir başka maçta oyundan çıktıktan sonra kalenin arkasına gidip, bir duran topta arkadaşlarına nereye atmaları konusunda direktif verirken görüp, bir de o'nun dediği yapılıp gol gelince sevdim..

    ben hagi'yi her basın toplantısında söze normalll diye başladığı için sevdim..

    ben hagi'yi erol ersoy'un sahasında galatasaray'dan şampiyonluğu çalanların hepsinin yüzüne tükürdüğü için sevdim..

    ben hagi'yi samuel johnson'ın kaburgasını kırdığı icin sevdim.. (eğerki fanatizim bazı şeyler gerektiriyosa onuda yaparız.)

    ben hagi'yi viyana'da 20 yaşında delikanlı gibi tüm yarı sahayı geçip attığı golden sonra çocuk gibi sevinip arkadaşlarına elleriyle "gelin gelin" yaptığı için sevdim..

    ben hagi'yi sahanın bir ucundan bir ucuna attığı milimetrik paslar için sevdim..

    ben hagi'yi bacanağı popescu için sevdim..

    ben hagi'yi spikeri 8 kez hagi! hagi! hagi!..diye bağırttırabildiği için sevdim..

    ben hagi'yi roberto carlos'a attığı çalımdan sonra salladığı el için sevdim..

    ben hagi'yi allahın sarhoşu tony adams'a caktığı yumruk için sevdim..

    ben hagi'yi athletic bilbao'ya son dakikada attığı gol için sevdim..

    ben hagi'yi monaco'ya attığı gol sonrası fransız spikere çığlık attırdığı için sevdim..

    ben hagi'yi istanbul maçında son dakikada, leeds'te ilk dakikalarda, öylesine kritik, öylesine zor penaltılar için gözünü kırpmadan penaltı noktasına gittiğinde sevdim..

    ben hagi'yi topu ayağına aldığında parken'deki, o nasıl da mağrur tüm ingilizlerin soluğunu tuttuğunu gördüğüm için sevdim..

    ben hagi'yi monaco'da süper kupa seremonisinde başına bağladığı bantla çocuk gibi eğlendiği için sevdim..

    ben hagi'yi romanya'da yüzyılın futbolcusu,6 kere de yılın futbolcusu seçildiği için

    pele'nin yaşayan en büyük 125 futbolcu listesinde yer aldığı için

    fifa’nın yüzyılın en güzel yüz golü listesinde 5. sırada yer alan bir galatasaraylı oldugu için sevdim ..

    ben hagi'yi sırtında yazan 10 rakamı o'na bu derece yakıştığı için sevdim..

    ben hagi'yi milli marşımızı eli kalbinde dinlediği için sevdim..

    ben hagi'yi mütevazılığı için sevdim..

    ben hagi'yi gerçek "commandante" olduğu için sevdim..

    ben hagi'yi galatasaray'ı bu derece sevdiği için sevdim..

    ve ben hagi'yi üzerindeki forma ona çok yakıştığı için sevdim... ”

    --- alıntı ---

    *
App Store'dan indirin Google Play'den alın