• 104
    valla yillardir dilimde tuy bitti. surekli yeni bir sacmalikla ayni sekilde puan kaybi yaratacak gol yiyoruz. gecen sene sampiyonlugu verdik su savunmadan topla cikma sevdamiz yuzunden. hala ayni seyi yapiyoruz. defalarca ayni seyi yapip farkli bir sonuc beklemek ahmakliktir diye bir soz var. ne yazikki biz inatla ayni seyi yapip ayni kotu sonuclari gormeye devam ediyoruz.
  • 108
    23 ocak 2022 galatasaray trabzonspor maçı özelinde ilk yarı iyi yaptığımız şey.
    trabzon baskısını bu şekilde kırdık ve devamında pozisyonlara girip oyunu rakip sahaya yıktık..
    ama ilk yarı taylan - berkan ile değil de genelde defanstan 3. bölgeye (kerem - emre kılıç) yada sağ bek s.boey üzerinden yapıldı çıkışlar.

    ikinci yarı beklere ve ileri uca adam adama baskı uygulattı abdullah avcı, topu sürekli berkan - taylan'a bıraktı e bu adamlarında topla ilişkileri kötüydü ve teker bir yerde patladı.

    bence günümüz futbolunda hücum oynayan takımlar için vaz geçilmemesi gereken şey.
    pivot santrfora şişirilen toplarla çıkışlar artık demode kaldı. ama bunun için elinde ki malzeme iyi olması lazım.
    en kötü orta saha oyuncun bir seri, lemina kalitesinde olursa bir anlamı var bu oyunun.
  • 110
    senelerdir futbol izliyorum bu işi layıkıyla yapabilen 3 takım gördüm. birincisi herkesin malumu meşhur barcelona, ikincisi 2018-2019 sezonundaki ajax, üçüncüsü de günümüz manchester city’si. ispanya milli takımını saymıyorum çünkü barcelona kopyala-yapıştırdı onların durumu. hal böyleyken, uygulanması neredeyse imkansıza yakın, her türlü sakatlığa gebe, problemli oyundur gözümde. hele ki verimli paslaşma ile tehlike yaratma-topa hakim olma ekseriyetinde değilse bu paslar; yani pas yapıyoruz işte diye dostlar alışverişte görsün paslaşmasıysa başa dert açma olasılığı da çok yüksek.

    galatasaray’ın da son 3 yıldır denediği ve sadece 2019-2020 sezonu ikinci devresi pandemiye kadar olan dönemde uygulayabildiği oyundur. 3 yıldır denemesine rağmen üstüne koyamadığı, beceremediği ve vazgeçmezse maalesef bundan sonra daha kötü günlere gebe olacak oyun.
  • 112
    defanstan topla çıkarken yapılan kayıplar ve sonrasında yenen hızlı goller insanın en çok içini çok acıtıyor evet ancak rakibin ön alan baskısını zeki, pozisyon almasını bilen ve çevre kontrolü kontrolü iyi olan oyuncuların ayağından düzgün paslarla kırmak da izleyen açısından keyif veriyor. ancak günün sonunda bu kadar tü kaka ilan edilmesi, sanki yılanın başı, modern futbolun kanseri gibi düşmanlaştırılmasını ise kesinlikle anlayamıyorum. bu biraz da mecburiyet işi.

    forvetinde tek başına halil, kanatlarında emre - kerem olan bir takım defanstan pasla çıkmayıp da ne yapacak onu kimse söylemiyor? forvette mustafa ve diagne az da olsa bunu becerebiliyor ancak bu sezon baya bir süre tek forvet gibi bir rolde oynayan halil kendisine havadan degajla gelen 10 topun kaçını kendi takım arkadaşına iletebilir sizce? hadi forveti geçtim son yıllarda galatasaray'ın kanatlarını düşünün, çok az süre alan babel dışında kimin oyun karakteri geriden gelen uzun topta pozisyon alma becerisiyle oyunu başlatmaya uygun? havadan ilerleyemiyoruz o vakit daha dikine hızlı ve araya paslarla ilerleyelim desek sizce galatasaray'ın en son hangi senedeki orta saha kurgusu bunu düzgün yapabilecek meziyetlere sahipti? top kontrolü konusunda iyi seviyede denecek son orta sahamızı hatırlayan? orta sahayı dikine ve hızlı şekilde çalımlarla geçelim desek bu sefer gene aynı soruda takılıyoruz o gereken orta saha dinamizmini kimde bulabildik?

    güçlü bir hava topu becerisi ve iyi pozisyon alma özelliği olan dominant bir forvet hattın ve uzun top becerisi yüksek bir kaleci/stoper tandemin yoksa mecburen pasla çıkacaksın. hata yapsan da çıkacaksın, son dakikada derbide sıçıp batırsan da. sırf defanstan çıkarken top kaptırıp gol yemeyeyim diye tüm hücum hattını uzun top oyununa uygun şekilde değiştirmeden nasıl halledeceksin bu geçişi?
  • 113
    iyi çalışan takımların başarabildiği oyun kurma sistemidir. evet kaliteli ve zeki topçulara ihtiyaç vardır. ancak bu topçulara real madrid'i, juventus'u, chealse'yi, bayern'i falan yenmek için ihtiyacın vardır. giresun'a karşı geriden pasla oyun kurmak için de 1 milyar euro harcamaya gerek yok. bu kadar zeki ve kaliteli topçulara da gerek yok. iniesta ve xavi'ye denizli'ye karşı geriden oyun kurma için ihtiyaç yok. bu algıyı kırmak lazım. bu takım son üç yıldır iyi çalıştırılıp bir sistem oturtulamadı. boşuna kendimizi avutmayalım.

    iyi çalışan her takım bunu uygular. duran top organizasyonu gibi.
  • 114
    aslında son derece uygulanabilir bir sistemdir. fakat uygulayabilmek için bu sistemin taktiksel yönünün iyi incelenerek futbolculara antrenmanlarda düzgün bir şekilde teorik olarak anlatılması ve pratik olarak çalıştırılması gerekir. takımımızda başarısız olmasının nedeni futbolcular değil, bizzat eski teknik direktör terim'dir. örneğin bu sistemi şu an alanyaspor'u çalıştıran farioli değeri daha düşük kadrolarla çok daha güzel bir şekilde uygulayabilmektedir. üstelik kendisi bunu gereksiz transferler yaptırmadan mevcut kadro ile başarmıştır. terim ise oynayacağı sistem ve ne tip futbolculara ihtiyacı olacağı belliyken bile türkiye standartının çok üzerinde harcanan paralara rağmen bu sistemi uygulayamamıştır. bu açıdan bakıldığında bu sistemin takımımızda uygulanamamasının sebebinin kadro yapısından ziyade, teknik kadronun taktik bilgi eksikliğinden kaynaklandığı gün gibi ortadadır. çünkü bu tarz taktikler maalesef sadece 2 tane ayağı iyi stoper alalım, solda olan da mutlaka sol ayaklı olsun demekle olmuyor. futbolcuların sahaya dizilişi, toplu ve topsuz oyundaki hareketleri, kalecinin oyuna girişi ve oyun kuruşu, orta saha ikilisi ile beklere gerekli pozisyon bilgilerinin verilmesi, futbolcuların pozisyonları itibariye geçiş oyunundaki rolleri vb. birçok taktiksel bilgi gereksinimi de içeriyor ve bunların hiçbiri maalesef bizim teknik ekibimizde yoktu. sonuç olarak takımımız bu sistemi özellikle türkiye liginde rahatlıkla uygulayabilir, yeter ki bu sistem futbolculara doğru bir şekilde anlatılsın ve idari ekip sistemin işleyişiyle ilgili olarak yeterli donanıma sahip olsun. işin ikinci kısmının ben yeterli olduğunu düşüyorum, pep gibi bir hocayla bu kadar uzun süre çalışan bir adamın bu tarz taktiksel bilgilere hakim olması beklenir. işin ilk tarafı yani futbolculara bu durumun aktarılması kısmı ise tamamen zaman odaklı bir durum. hemen 1-2 maçta olması zor, fakat trabzonspor maçının ilk yarısında bile değişim yavaş yavaş kendini göstermeye başladı. bu nedenle önümüzdeki 3-4 maç içerisinde yavaş yavaş sistemin oturduğunu görmeye başlayabiliriz.
  • 115
    açılın savunucusu geldi.

    geriden pasla oyun kurmaya mecbur değilsiniz tabii ki ama topu bir şekilde karşı kaleye götürmeniz lazım.
    uzun top atın tamam da buna uygun kadronuz var mı? daha zor soru bunu rakibe kabul ettirebilecek misiniz? rakip uzun topları indirmenize izin vermezse ne yapacağız, pres mi? şöyle bir düşünün o zaman rakip geldi 4+6 2 blok halinde full savunma yapıyor, nasıl açacaksınız bu rakibi? topu da tutmuyorlar ayaklarında hızlı birkaç oyuncusu var onları kaçırmaya çalışıyor, yani aşırı direkt oynuyorlar. e pres yapmanız gerek yok zaten ayağına geleni ileri fırlatıyorlar. nasıl kuracaksınız oyunu?

    geriden oyun kurma sadece iyi oyuncularla yapılır. bu da bence doğru değil, yenetekli oyuncu işinizi rahatlatır ama asıl önemli olan organizasyon. çağdaş atan alanya'da, farioli karagümrük'te, avrupada ise nice orta sıra takımı bunu yapıyor. ha bu arada çok istenilen okan buruk da aynısını yapıyor, hatta socrates röportajında şöyle demişti; "benim için geriden oyun kurmak mühim ama ben oyunu pas için geriden kurmuyorum, pası aslında orada rakibi provoke etmek için kullanmak isteyen bir teknik direktörüm. onu provoke ettikten sonra ben bir an önce rakip kaleye gidebiliyorsam geriden oyun kurmanın anlamı oluyor" birçok takım da bunun için yapıyor. yani üzerine gelmeyen rakibi açmak için yapıyor!

    geriden oyun kurma büyük takımlara karşı mı yapılır gerçekten? real madrid'e karşı oynasam zaten bana saldıran bir takım var, işte direkt oynayabileceğim bir rakip. avrupa'da bu sene yaşadığımız bu değil mi, üzerimize gelen rakiplere karşı iyi oynuyoruz, sorun alanlar daraldığında çıkıyor (gerçi şu an her rakibe karşı zorluklar yaşıyoruz ama bu büyük oranda mental bence). klopp liverpool'da yaşıyordu bunu, çareyi oyunu daha sahip olarak, daha iyi set oynamakta buldu.

    biz neden devamlı hata yapıyoruz peki? sorunumuz organizasyondan kaynaklı, emre özcan çok güzel anlatıyor bu konuyu sene başından beri. fatih terim bunu yapmaya çalıştı ama çağ dışı bir şekilde denedi, zaten istenilen verimi de alamadı.

    bir de konu "possesion" yani topa sahip olma oyunu oynayanlarla çok karışıyor. ayrıca orada da özellikle guardiola'ya büyük haksızlık ediliyor. geriden oyun kurmak mıy mıy pas yapacaksınız anlamına gelmez, abdullah avcı ya da setien tarzı pas oyunundan ben de tiksiniyorum. pep ise bunlara benzemiyor, topa sahip olmak istiyor ama hücumlar müthiş tempolu. zamanında barcelona'da da yine tempolu oynatıyordu (geçenlerde real madrid'i 5-0 yendikleri maçı izledim valla hiç de mıy mıy oynamıyorlar) , ispanya milli takımı ise daha temposuz bir takımdı.
  • 118
    aslına bakarsanız tek bir probleme bu kadar yüklenmek anlamsız gelse de, son bir kere daha anlaşılmak için düzgünce anlatmaya çalışacağım.

    şimdi bir boksör düşünelim, boksör sürekli sağ kroşe deniyor. kaç maç boyunca yenilmeden kalabilir? kaç maç aldığı kontralarla nakavt olur? şimdi burada bir sürü örnek gösterilebilir iyi veya kötü, yerli veya yabancı. dünyada her kim 'geriden pasla oyun kurmayı' kural kabul edip, kaleciden başlayan her topta geriden pasla çıkmaya çalışırsa, bu yüzden gol yer. isterseniz kaleciniz buffon, savunmanız carlos, beckenbauer, puyol, cafu, önlerinde de pirlo ve xavi olsun.

    başka bir konudan örnek vereyim. sezon açılışındaki bir hazırlık maçında, fatih terim yedline, 'şu tacı çizgiye paralel at, geçen sene şampiyonluk gitti' demişti. sonra sezon açıldı, en az 3-4 hafta biz tek bir tacı merkeze atmadık. bu süreçte öyle taçlar izledim ki, rakip, bizim takım, herkes taç çizgisinde, merkezde de tek tük yalandan oyuncular var.
    bu kadar kör göze parmak yönerge verilemez! tamam, tacı merkeze atmak bir risktir, oyuncunun bunu bilmesinde fayda var. ama, oyuncunun kendi insiyatifini yok edip, illa paralel at demek, daha saçma bir durumdur. ne yani, şimdi atıyorum konya, 11 kişiyi çizgiye dizmiş, merkezde kabak gibi boşta oyuncu var. merkeze taç atılamayacak mı?

    düşünün, şimdi de bir arkadaşınızla satranç oynuyorsunuz. fransız açılışında toplamda beyaz için kazanç oranı sizin seviyenizde en yüksek. siz de beyaz taşlarsınız, ilk maç, fransız açılışı denediniz, rakibiniz açılışa sizden daha hakim, bilgisi daha derin, kaybettiniz. 2. maç da fransız açılışı denediniz yine kayıp. kaç maç daha aynı şeyi denersiniz?

    bütün sporlarda karşınızda saygı duymanız gereken bir rakip vardır. hem takım için, hem de bireysel oyuncular için en önemli faktör, rakibini şaşırtmaktır. rakibinin en beklemediği hareketleri, ortalama düzeyin üzerinde yapabilen, elinde birden fazla alternatif bulundurabilen sporcular veya takımlar başarılı olur. aynı şeyi sürekli yapmaya çalışan takımlar veya sporcular, kısa bir süre için başarılı gibi gözükse de, uzun vadede 'overrated' damgası yerler.

    yani, özetlemek gerekirse, bunu kural ilan edip, her kale vuruşunda biz bu işi yapacaksak, yediğimiz her golde suç, oyunculardan çok teknik direktördedir. kendisi 'geriden pasla oyun kurmak' konusunda obsesiftir, ve bu obsesyonu da başında olduğu takıma zarar verir. yeni alternatifler geliştirmelidir, ve rakibin kafasını karıştırarak, rakibi 'geriden pasla oyun kurmaya' önlem alamayacak hale getirmelidir. 1. bölgeden çıkışta elinde 5 tane alternatif olursa, o zaman rakibin de 5 kişi presle, 3. bölgede seni boğamaz.
  • 119
    geriden pasla oyun kurma sistemini kim geliştirdiyse, boyu posu devrilsin, ocağına incir ağacı dikilsin, boynu altında kalsın. tamam çok yükseldim, ancak defansımız ya da orta sahamız ne zaman hata yapacak, aman gol yiyeceğiz diye stres yapmaktan maç izleyemez hale geldim. üç kuruşluk futbol zevkimi bitirdi bu lanet sistem.

    galatasaray'ın inatla yapmaya çalıştığı ama yapamadığı, yapamadığı halde ısrar ettiği ve takımı düşme hattına getiren oyun kurma şeklidir.
  • 120
    geriden pasla çıkmak bir strateji her seferinde çıkmak zorunda değilsiniz. yahu pep bile çıkmıyor, ama uzun oynayacaksa da zorunda kalınca, rakip ileride iyi basınca atıyorlar. böylece daha az kalabalık bir alana topu atmış oluyorsunuz. yani tek varyasyonla oynamıyorlar.

    direkt oyun, pas oyunu vs diyoruz ama büyük takımlar daha hibrit oynuyorlar, yani yeri geldiğinde ikisini de oynayabiliyorlar. maça göre değişir bu fikirler, guardiola bayern'de klopp'u martinez'e uzun top atarak yendi. olur da zaten ama geriden pasla çıkmanın anasına sövmek çözüm değil.
  • 121
    geriden pasla çıkarak oyun kurabiliriz bunda bir sıkıntı yok. ama arkadaş dk 80 den sonra özellikle de skor olarak öndeyken topla çıkmayın bir zahmet, ayıp değil ya. bedavadan pozisyon/gol buluyor rakip takımlar. hele de topu alıp oyunu kuran oyuncuların kazma ise, uzun oyna hiç olmazsa forvetin topu alamazsa sette karşılarsın rakibi. son dk larda gol yiyince de çıkaramıyoruz işte.

    bruce lee reisin de dediği gibi "be water my friend" hayatta olduğu gibi futbolda da biraz esnek olacaksın. yoksa kırılırsın. dediğim dedik, çaldığım düdük; her şart altında işe yaramaz. delinin şeyini bellediği gibi davranmaya ve sürekli aynı şeyi yapmaya gerek yok.