• 406
    acayip bir rüya gördüm renktaşlar. kadıköydeyiz, işte yıllardır yenemiyoruz falan, ben yarı bilinçsiz g.tüm falan mı açıkta kaldı diye düşünüyorum, 1-0 geriye düşmüşüz, yorganı çekiyorum iyice üzerime, kesin bir tarafım açıkta kaldı diyorum. sonra zaman biraz geçiyor ve ilk yarı bitmeden siyah, uzun boylu bir adam(tövbe estağfurullah) giriyor rüyama, bir nevi evliya... kafayı bi koyuyor, 1-1 oluyor. tabi ben sevinmeye çalışıyorum ama hani rüyalarda istersin de yapamazsın ya öyle bir durum. tuhaf garip bir sevinme, bapırayım diyorum sesim çıkmıyor. diyorum ki sevinmeyeyim belki bozulur falan diyorum.

    sonra ikinci yarı su gibi geçiyor, ben de anlamlandıramıyorum, rüyalardaki zaman sorunu, malum. zaman ilerliyor, maçın sonlarına doğru penaltı oluyor, diyorum yok artık! bu kadarı da fazla! kadıköyde son 10 dakika bizim lehimize penaltı! rüyada bile olmaz. kendimi tokatlamaya çalışıyorum ama elim tutmuyor. ama gene de diyorum rüyaların absürtlüğü işte. vardır bir açıklaması. sonra falcao atıyor golü, sonra da sevinirken uçuyor havalara doğru... yine sevinmeye çalışıyorum ama bacaklarım tutmuyor, yere yapışıyorum. gene sevinememe durumu, diyorum kesin bir şey var, gözümden kaçıyor, ben farkında değilim. tabi totemim de yok ki rüyanın gerçekliğini test edeyim*.

    sonra hakem fazla uzatma veriyor, belhanda kırmızı görüyor falan(ben de acaba rüya değil mi diye burda şüpheleniyorum.) derken onyekuru saniyede 80 km hızla koşuyor(sonuçta rüya) tozunu yutan jailson falan öksürmekten bir hal olmuş, altay'ın karşısına geçip, çifte telli oynayarak golü atıyor. işte buna seviniyorum. yani rüyada koşamazsın falan ya, ben koşuyorum abi. zıplıyorum, bağırıyorum, arada ağıza alınmayacak kelimeler çıkıyor ağzımdan, şaşırıyorum da bir yandan. işte böyleydi rüyam. gerçekten hayra alamet inşallah.