• özhan canaydın döneminin ardından düzelmekte olan durumdur.

    (alinti: cim-bom'un borcu azaldı!
    galatasaray kulübü divan kurulu toplantısı bugün yapıdı. yönetim kurulu´nun verdiği bilgilerle hazırlanan değerlendirme raporunda, kulübün 31 ağustos 2008 itibariyle 288 milyon ytl borcunun, 191 milyon da alacağının bulunduğu ve borç-alacak farkının 97 milyon ytl olduğu belirtildi.

    galatasaray kulübü divan kurulu aralık ayı toplantısı, kurban bayramı tatili nedeniyle 1 hafta gecikmeli olarak yapıldı.

    galatasaray lisesi tevfik fikret salonu'nda, irfan aktar başkanlığında yapılan toplantıda, japonya'da düzenlenen kıtalararası dünya şampiyonası'nda birinci olan tekerlekli sandalye basketbol takımı'na beratları verildi. kulüp başkanı adnan polat, beratlarını verdiği oyunculardan, bu başarının tekrarını istedi. başkan aktar, toplantıda yaptığı konuşmada, seyrantepe'de yapımı devam eden stat inşaatını ziyaret ettiğini ve burada 650 kişinin çalıştığını söyledi.
    toplantıda üyelerin önerisi üzerine, eski başkan özhan canaydın'a divan kurulu adına teşekkür mektubu gönderilmesi kararlaştırıldı. toplantıda ayrıca divan kurulu üyesi olmaya hak kazanan 44 isime, gelecek ay berat verileceği duyuruldu.

    başkan polat: "sezonu lider bitiririz"
    başkan adnan polat, toplantıda yapımı devam eden seyrantepe stadı, tesisler ve cumartesi günü yapılacak genel kurul hakkında açıklamalarda bulundu. hafta sonunda önce cumartesi günü olağanüstü kongre yapacaklarını, pazar günü de beşiktaş ile karşılaşacaklarını vurgulayan polat, "sezonu lider bitiririz diyorum" ifadesini kullandı. polat, divan kurulunda renkli bir gün yaşadıklarını belirterek, tekerlekli sandalye basketbol takımımızın buraya gelmesi çok güzel bir görüntüydü. dünya şampiyonluğumuzu galatasaray lisesi'ne armağan ediyoruz" dedi.
    futbol a.ş. ile sportif a.ş'nin birleşmesinin galatasaray'ın bir numaralı gündemi olduğunu anlatan adnan polat, şöyle devam etti: "gelirleri ne kadar arttırsak arttıralım, tüm gelirimiz halka açık şirkete gelir olarak kaydediliyor, biz oradan kullanıyoruz. yani gelirlerimiz bu şirkette dağıtılan temettülerle birlikte azalıyor. bu konuda kredi alıp tam işi bitirirken, dünya tarihinin en büyük krizine girdik. bu nedenle birleşme işini bir süre askıya almak zorunda kaldık. kredi faizleri çok yükseldi." başkan polat, gelecekteki gelirleri ekonomik tablolara yansıtmakla ilgili eleştirileri yanıtlayarak, "borçları borç olarak koyuyorsak, alacakları da alacak olarak koymalıyız. bugüne kadar böyle oluyordu. böyle olmayacaksa o zaman borç-alacak farkı söylemini ortadan kaldıralım" diye konuştu.

    galatasaray'ın kurdaki artış nedeniyle 31 milyon ytl fark gideri oluştuğunu açıklayan adnan polat, bu nedenle bütçe düzeltmesinin yapılacağı cumartesi günkü genel kurulu yapmak zorunda olduklarını söyledi. "ciddi bir dar boğazdan geçiyoruz" başkan polat, ciddi bir dar boğazdan geçtiklerini dile getirerek, "galatasaray'ın ismini layık olduğu gibi yükseltmeye çalışıyoruz. hem sportif açıdan rakiplerle hem de mali durumlarda sağlam durmak için mücadele ediyoruz" dedi. diğer rakiplerin mali tablolarını da iyi bildiğini anlatan polat, "iki şirketimizin birleşmesi halinde, diğer rakiplerimizden iyi durumda olacağız. goldman sacs anlaşmasıyla ilgili olarak içiniz rahat olsun, ben kendi şirketlerimde yapmayacağım uygulamayı burada yapmam, yaptırmam" şeklinde konuştu. başkan polat, bu yıl bitmeden stadın işletme ve pazarlama firmasıyla sözleşmeleri imzalamış olacaklarını belirterek, stadın belirli bir süre abd firması tarafından işletileceğini, pazarlamasının da uluslararası bir firma tarafından yapılacağını dile getirdi polat, geçtiğimiz günlerde yaşanan lodosun, kalamış tesisleri'nin kıyısını yerle bir ettiğini vurgulayarak, "burada çok kötü tahribat olmuş. kıyı için 1 milyon ytl yatırım gerekiyor. bu bizim planımızda yoktu, tabiat bize maalesef gaddar davrandı" dedi. borç 97 milyon ytl'ye düştü...

    toplantıda, divan kurulu adına, üyelerden hayrettin kozak ve metin ikiz'in oluşturduğu, kulübün ekonomik durumuyla ilgili değerlendirme raporu okundu.yönetim kurulu'nun verdiği ekonomik bilgilerden yola çıkılarak hazırlanan değerlendirme raporunda, kulübün 31 ağustos 2008 tarihi itibariyle 288 milyon ytl borcunun, 191 milyon da alacağının bulunduğu ve borç-alacak farkının 97 milyon ytl olduğu belirtildi. raporda, 31 mayıs 2008 tarihinde 180 milyon ytl borç-alacak farkının, 31 ağustos'ta 97 milyon ytl'ye düştüğü belirtilerek, bunun gelecek yıllara ait gelirlerin tek kalemde gelir olarak yazılmasından kaynaklandığı ifade edildi. bu işlemin muhasebe uygulamalarına ters düştüğü kaydedilen raporda, tek kalemdeki bu gelirin olmaması halinde bütçede borcun 215 milyon ytl olacağı vurgulandı. kulübün banka borcunun 55 milyon abd doları olduğu kaydedilen raporda, bu borcun 4.5 yıldır değişmediği, bunun da olumlu bir gelişme olduğu dile getirildi. dolar ile borçlanmanın kulübe zarar verdiği ifade edilen raporda, bunun son yaşanan kur artışıyla 27 milyon ytl'lik zarara neden olduğu bildirildi. raporu hazırlayan isimlerden hayrettin kozak, toplantıda yaptığı konuşmada kulübün gelirlerinde artış sağlanamadığını ifade ederek, galatasaray'ın tek kuruşunun düşünülerek harcanması gerektiğini, belki de ocak ayında transfer yapılmaması gerektiğini söyledi. toplantıda konuşan üyelerden murat ece, kulübün yaptığı gibi gelecek yıllara ait gelirlerin gösterilerek mevcut borcun düşürülmesinin, dünyanın önemli enerji devlerinin enron'un batışına neden olduğunu söyledi. üyelerden oğuz imregün ise sportif a.ş. ile futbol a.ş'nin birleşmesinin aslında kolay olduğunu belirterek, "iki şirket kongrelerinde karar alır, birleşir. ancak bu böyle olmaz. çünkü bunlardan biri bize ait, diğeri ise tam olarak değil. önemli bir azınlık hissesi var. onlar birleşme için 200 milyon dolar istiyorlar. önce bunu halletmemiz lazım" diye konuştu. öte yandan, galatasaray'da, 27 aralık günü saat 14.00'de lisede düzenlenecek toplantıda, üyeliğe yeni kabul edilen kişilere kulüple ilgili bilgiler verilecek, üyelik kartları takdim edilecek.)

    http://fanatik.ekolay.net/...amp;ArticleId=121680
  • --- alıntı ---

    sonda yazacağımı başta yazayım…

    evet; galatasaray kulübü’nün ve sportif aş’nin mali verileri pek iyi değil. zira bu verilere bakıp “çok iyi durumdayız” demek en başta kendi mesleğime ihanet olur. ancak mali analiz ne kadar mevcut resmi gösterse de aynı zamanda gelecek için ipuçları da verir. benim kişisel olarak iyimser olduğum nokta işte tam burada başlıyor. bunun için önemli sebeplerim var. çünkü galatasaray’ın şu an yaşadığı mali sıkıntılar bugünün konusu değildir. mesele eskiye dayanır.

    gelin anlatayım…

    tarih mayıs 2000… yer kopenhag… galatasaray, türk futbol tarihinde bir ilki başarıyor. uefa kupası finalinde arsenal’ i yenip kupaya uzanıyor. hikâyeyi biliyorsunuz, detaya girmeyeceğim… ancak bugünün meselesi ta orada; bizimkilerin kopenhag sokaklarında dolaşan arsenal taraftarlarının boyunlarındaki “özel final” atkılarına bakıp hayıflanmasında saklı:

    uefa finaline çıkan ama bir özel atkıyı yaptıramayan kulüp!

    tarih kasım 2000… uefa kupasından sonra süper kupa’ da alınmış, müzemizde… ancak kulüp yönetimi sportif aş diye bir şirket kurmuş; kulübün bütün gelirlerini buraya devretmiş; şirketinde yüzde 21’ini aig adlı uluslararası fona devretmiş. alınan para 21 milyon amerikan doları.

    nereye harcandı? nasıl harcandı? bilemiyorum, hatırlamıyorum… hatırlamak da istemiyorum açıkçası. aklımda denizlispor’dan alınan bülent kalmış bir tek… neyse, devam edelim.

    tarih aralık 2002… çok geçmeden aig ile galatasaray arasında anlaşmazlık başlıyor. yönetim sanıyor ki aig kulübe deli gibi sermaye akıtacak.

    nerdeee!

    tersine açıkça belirtilmiş “her yıl kârın yüzde 25’i temettü, yani kar payı olarak dağıtılır” koşulu var anlaşmada.

    ödeniyor, ödenmiyor bu paralar.

    sonuçta mahkemelik oluyoruz… iş tahkime kadar gidiyor.

    tarih şubat 2004… aig ile anlaşıyoruz. buna göre aig’ nin elindeki hisseleri satın alıyoruz. parayı kim veriyor? ünal aysal! tam da adını ilk duyduğumuz zamanlar. hisseleri geri almak için aig’ye 23,5 milyon usd veriyoruz. 9 milyon dolar da cabası…

    (demek ki kimse masum değil. uefa kupası’nı kazandıran da faruk süren, aig anlaşmasının zeminini hazırlayan da… bu borçlar taa o zaman başladı. tarihe not düşelim: eğer aig ile sulh anlaşması imzalanmamış olsaydı; kulübün kayyuma atanma tehlikesi vardı…)

    tarih ocak 2006... dönemin “eski” yöneticilerinden adnan polat tv’ye çıkıyor ve galatasaray için bağış toplamaya çalışıyor. kampanyanın sebebi fifa ya ödenmesi gereken muaccel borç. yaklaşık 1,5 milyon usd.

    hatırladığım spehar’ın ödenmemiş bonservis bedeli için oluşmuş borç. para toplanıyor; ama adnan polat hedeflediği tutara ulaşamıyor. arşivimde turgay kıran’ın “bu kampanya şık olmadı” açıklaması da var; ama detaya girmeyelim. işin özü: 1,5 milyon usd’lık borç için bağış kampanyası düzenlenme zorunluluğu oluşuyor. halimiz bu…

    tarih nisan 2006… yeni yönetim göreve gelmiş; ya da yeni gelecek… aysal’a verilen “bir yılda hisseyi geri alacağız” sözü yerine gelmemiş. hisseleri pek geri alacak gibi de değiliz. sonuçta canaydın, aysal’a kısa sürede hisselerin geri alınamayacağını ve piyasaya satabileceğini söylüyor.

    öyle de yapıyor aysal… 32.5 milyona aldığı hisseleri piyasaya 38,5 milyon dolardan satıyor. bunun 3,5 milyon usd’ ı kulübe kalıyor. geri kalan 2,5 milyon usd aysal’ın kârı.

    öyle fatih altaylı’nın yazdığı gibi astronomik bir bedel değil. bu kulüp kasasından ödenen bir faiz de değil. kulübün zorda olduğu bir dönemde; tekrar kulübe geri satma opsiyonu ile bu hisseleri satın alıyor ve vadesinde geri vermek istiyor; kulüp hisseyi geri alamayınca piyasaya satıyor. piyasaya sattığı bedelden 2,5 milyon usd gelir elde ediyor.

    esra sahici-ayşegül akyarlı güven imzalı haberin linki: http://arama.hurriyet.com.tr/...news.aspx?id=4220757

    tarih temmuz 2010… yılların belası; kulübün sırtındaki şirket birleşme sıkıntısı nihayet gideriliyor. sadece giderlerin olduğu futbol aş ile sadece gelirlerin olduğu sportif aş birleşiyor. ancak bunun ciddi bir maliyeti de var. yaklaşık 80 milyon usd’lık konsorsiyum kredisi kullanılıyor. verilen teminatlar sportif aş hisse senedi rehini, stat gelirleri temlikleri, tff yayın gelirleri temlikleri, riva ipoteği. dönem adnan polat dönemi.

    tarih ocak 2011… meşhur olaylı açılış. adnan polat gösterdiği ilginç tavırla kulüp ve taraftarın tepkisini çekiyor. sportif başarısızlık üstüne tuz biber ekiyor ve olaylı mali genel kurul sonrası mayıs ayında seçimli olağanüstü genel kurul kararı çıkıyor.

    tarih mayıs 2011… ünal aysal tarihi bir oy farkı ile galatasaray başkanı seçiliyor. önünde ödenmemiş ciddi bir borç yükü var. ilginç bir yola başvuruyor: hisse senedi satışı.

    daha önce hiç hisseler piyasaya satılmamış. yaklaşık 180 milyon tl gelir elde ediliyor ve halka açıklık oranı yüzde 55’e geriliyor.

    en başta bu satış eleştiri alıyor. ancak sonradan uygulanacak bir yöntemin ilk aşaması oluyor bu satış. hisse senedi satışı ile gelen bedel ile hem vadesi gelen borçlar ödeniyor hem de takım yeniden kuruluyor. bu arada gelirler hızla artmaya başlıyor. daha ilk yılda neredeyse yüzde 100’e yakın gelir artışı var.

    tarih mayıs 2012… ilk bedelli sermaye artışı. hem negatif öz kaynakta iyileşme oluyor hem de 118 milyon tl nakit kaynak yaratılıyor. fiili olarak hisse senedi satışının bir kısmı kadar kaynak çok fazla çaba sarf etmeden geliyor.

    tarih eylül 2012... ikinci bedelli sermaye artışı talebi.

    tarih mart 2013… ikinci bedelli sermaye artışı talebini spk reddediyor. genelge üstüne genelge değiştiriliyor. sportif aş’ye özel yönetmelikler çıkıyor.

    tarih mayıs 2013… üçüncü bedelli sermaye artışı talebi.

    tarih ekim 2013… yönetmeliklere uygun hale getirilen sermaye artışı talebi için spk görüşmeleri devam ediyor.

    tarih şubat 2014… üçüncü sermaye artışı talebi şartlı kabul ediliyor. nakit para girişi engelleniyor. ancak bir şey başarılıyor. galatasaray’ın iştiraklerinin doğduğu 2000 yılından beri ilk defa öz kaynak bu kadar “pozitife yakın” hale geliyor: – 46 milyon tl.

    mayıs 2014’teyiz.

    neden bu kadar eskiye kadar gidip olan biteni yazma ihtiyacında olduk?

    tek bir sebepten… kulüp en son alp yalman döneminde borçsuz haldeydi. 1996’dan bu yana bu kulüp borçlu durumda.

    bugünkü borçlar bugün oluşmadı yani…

    her gelen yönetim borçların üzerine biraz daha ekledi.

    mayıs 2011’ den bu yana ise borçların artmadığını yerinde saydığını görüyoruz daha ziyade. ancak sıkıntıyı gider yönetiminde yaşıyoruz. çok iyi kazanan ama kazandığından daha fazla harcar hale gelen bir kulübüz.

    kazançtan daha fazla harcadığınızda sonraki senenin kazancından yersiniz. ancak gelir artış hızınız yavaşlarsa sorun yaşamaya başlarsınız.

    hep bahsettiğimiz üzere “büyüyerek büyüme” modelinde farklı bir evreye girmek durumundayız. gelirlerin artışı çok önemli ve yazının başında bahsettiğim iyimserliğin sebebi. ancak bu modelde de sonuçta gelirin artış hızı ileriki dönemde yavaşlamaya başlar ve eğer giderleri daha az artar halde tutmazsanız hüsrana uğrarsınız.

    bu sebeple artık “gider disiplini” dönemindeyiz.

    kazandığımız kadar harcayacağız.

    olması gereken de bu!

    ancak…

    maalesef…

    acı reçeteyi birisinin sunması gerekli…

    --- alıntı ---

    volkan yılmaz’ı twitter’da takip etmek için: https://twitter.com/Baltali_Ilah_05

    kaynak: http://www.iskenderbaydar.com/
  • kulübün bugün ki açıklamasından anladığım kadarıyla mali durumumuz kötü ancak fenerbahçe'nin durumu bizden de kötü. örneğin özkaynaklarımız, mal varlıklarımız rakiplerimizin kat kat üstünde ancak bizi bu kadar sıkıştıran kısa vadede ödenmesi gereken borçlar. bunun içinde sağlam sponsor gelirleri, şampiyonlar ligi gelirlerine ihtiyacımız var. 4-5 yıl sonra bugün ne kadar dikkatli davranırsak o kadar rahat edecek kulüp. ayrıca bu açıklamada geçen yıla göre çok daha iyi bir gelirle sponsorluk anlaşması imzalayacağımız belirtiliyor. teoride gelirleri arttırma, giderleri azaltma düşüncesi mantıklı fikirlerle açıklanmış umarım uygulayabiliriz.

    mali durumlar hakkındaki kulübün paylaştığı belge; http://cdn.galatasaray.org/...sportif/08092014.pdf
  • genel hatlarıyla özetlemek gerekirse mali durumun düzeltilmesi ile alakalı basın tarafından önümüze atılan 5-6 madde bulunuyor. türk spor basınına benim de buradaki sözlükçülerin çoğu kadar zerre inancım yok fakat içeriden de bilgi aktarıldığını çoğumuz biliyoruz maalesef. mali durumla ilgili konuşunca bazıları yabancı oyuncularımızın satılmasını, bazıları ise riva arazisinin gözden çıkarılması gerektiğini söylüyor. çözümlerle ilgili her kafadan farklı bir ses çıkması gayet normal bir durum olacağı için, an itibariyle şu fotoğraftaki mali durumla ilgili çözümleri ele almak gerektiğini düşündüm: http://fotocdncube.fanatik.com.tr/.../fft104mm3260962.jpg

    1.madde, türk spor basını tarafından sürekli gözümüzün içine sokulmaya çalışılan durum. yalnız yönetimin de bu konuda göz kırptığı söyleniyor. sneijder'in menajerinin de zırt pırt açıklama yapması bu konunun zeminini oluşturmak için. wesley "çok mutluyum" diye bağırdıkça, bizim türk spor basını "sneijder'i şu istedi", "sneijder fener'e gidiyor" gibi iddialarla başlık atıyor. muslera için de durum aynı. şu anki mali durumda gazetelerin ve bazı galatasaraylıların en gözde opsiyonu kendilerini satmak olarak gözüküyor. fakat bana göre olup olabilecek durum sadece günü kurtarmak olur. fernando muslera, felipe melo, wesley sneijder gibi sağlam bir omurgayı bozarsanız, bu takım bir daha işlev göremez hale gelir. hatırlayın kulüp ve milli takım düzeyinde başarılı olduğumuz zamanları: claudio andre mergen taffarel - bülent korkmaz - gheorghe hagi - hakan şükür. milli takımda rüştü reçber - alpay özalan - tugay kerimoğlu(veya sergen yalçın) - hakan şükür. her iki takımda da yazdığım 4 oyuncudan 3'ü bulunduğu zaman başarılı oluyorduk. elimizdeki kadroda da omurga için gereken 4 oyuncudan 3'ü mevcut. birini maalesef sakatlık, teknik ekip planlaması, yaş artık ne derseniz deyin kaybettik (bkz: johan elmander). ama daha da omurgayı bozmaya çalışmak bile bile tekerlekli sandalyeye mahkum olmak için uğraşmak anlamına gelir. yani benim için wesley'in, felipe'nin ve nando'nun satılması teklif dahi edilemez. tabi yönetimin geliş amacı sadece bu futbolcuları satıp, taraftarların bütün kinini, hırsını, sinirini ve dikkatlerini üzerine çekip sonra ortadan kaybolmaksa onu bilemem. bekleyip göreceğiz.

    2.madde, o kontratları daha yeni imzaladılar ve çok sevdikleri abdürrahim abileri bile şu anda o kontratlarda var olan meblağları azaltamaz. adamlar enayi mi ? felaket oynuyorlar ama 2019'a kadar süper paralar kazanacaklar. bir kendimizi onların yerine koyup duygusal olmadan, profesyonelce düşünelim, yapar mıyız böyle bir şeyi? hem de bu durum garanti. neden aldıkları maaşı kessin bu adamlar? olsa olsa kendileri farklı kulüplere satılabilir ama şu yabancı kuralı da varken, kendilerinin satılması zor. yabancı kuralı değişirse belki bir ihtimal maaş da değişiklik yapılabilir fakat tekrar ediyorum, çok zor.

    3.madde, personelin çıkartılması ile galatasaray'ın mali durumu düzelemez. bu çok kesin. değil %60, var olan personelin istersen %99'unu çıkar. ekonomik durumu düzeltmek bu şekilde olmaz. çaycıyı kovup, "bundan sonra herkes kendi çayını kendi demlesin", "şeker kullanmak da yasak" diye kurallar mı getireceksin? http://img-cdn.ntvspor.net/...zetesi_022_06GPW.jpg
    gereksiz kullanılan ampulleri söndürerek, cuzi bir miktarda aydınlıkla çalışılabilir ama tüm elektriği kesip mumla çalışmanın ne kadar zor olduğunu herkes bilir. temizlikçisiymiş, çaycısıymış, aşçısıymış vs. bu gibi personeli uzaklaştırmak 1.maddede dediğim gibi anca günü kurtarır ama büyük fotoğrafı önümüze getirdiğimiz zaman mali bir düzelme sağlamaz.

    4.madde, bu kulübün en çok harcama yaptığı alan, futbol ve onunla beraber gelen takımın ulaşımı, konaklaması vb. giderleri. ulaşım ve konaklama gibi giderlere bir şey yapılamaz tabiki fakat futbol takımında 24-25 kişi olacağı yerde 41 oyuncu olması tam bir komedi. yıldız oyuncularını satacağın yerde bu 41 kişilik kadroyu 25 kişiye çekerek mali durumu kökten rahatlatabilirsin. eğer bazıları genç oyuncular gelecek için var deniyorsa, mali durum bu durumdayken en az iki senelik maaşlarının da kiralayan kulüplerin ödeyeceği bir şekilde gönderirsin. ödeme bu şekilde olmuyorsa bile gönderirsin. neden? hem futbolcu senin antrenman sahalarında aylak aylak gezmez hem de gelişim gösterir. umut gündoğan'lar, furkan özçal'lar şu anda boşu boşuna para alıyorlar. ne sana bir yararları oluyor ne de kendilerine. haydi aydın yılmaz vb.lerini gönderemezsin, neden? çünkü şampiyonlar ligi kulüpten yetişmiş 8 futbolcu istiyor ki o durumda da ilk 11 veya 18'inde bulundurabileceğin kötünün iyisi 3 futbolcun bulunuyor; semih kaya, sabri sarıoğlu, emre çolak. bu durum anlaşılabilir de "hiç kullanmayacaksan sinan gümüş'ü neden aldın?" diye sorar sana taraftar. gelecek adına yapıldıysa bu transferler, erdal keser gibi almanya'da topçu arayan arkadaşları kulüpten gönderme o zaman da u15 kategorisinden çocuklar bulsun sana hem kulüpte yetişsin şampiyonlar ligi için hem de maaşlarını az tutabilirsin. ayrıca kulüp nasıl olsa battı batacağı kadar deyip yasin öztekin, goran pandev vb. de alınmamalıydı. kimler paraları cukkaladı o transferlerden çok merak ediyorum. neyse konu çok dağıldı kadrodaki futbolcu sayısının azaltılması elzem şekilde önemli olan bir durum.

    5.madde, amatör branşlara sponsor işi bu ülkede hiç tutmadı maalesef ki amatör branş dediğimiz, atletizm, binicilik, judo, briç, satranç ise belki atletizm ve binicilik dallarına sponsor bulunabilir fakat diğerleri çok zor. amatör branşlar diye futbol dışı tüm branşlar için söyleniyorsa basketbol ve voleybolda bildiğim kadarıyla sponsorlarımız mevcut. su sporları konusunda ise bilgili değilim. fakat bu branşlardaki mali yükün bile sponsorlar tarafından karşılanabileceğini sanmıyorum. basketbol şubesi kendisini döndürebilir mi? çok zor ki döndürülemediği için onlarda da bir küçülmeye gitmek zorunda kaldık. geçmişte olduğu gibi futboldan gelen para diğer branşlara aktarılıyor ve aktarılmaya devam edecek gibi gözüküyor. açıkcası briç ve satranç'a nasıl bir harcama yapıyoruz onu da merak ediyorum.

    6.madde, bir ülkedeki ekonomik durumu özetleyen olay. işçinin, memurun, anamızın, babamızın "a" bankasına borcu vardır, "b" bankasından para çeker, a'nın borcunu öder, sonra b'ye borcu oluşur, bu sefer "c" bankasından para çeker, tabi bu sırada ailesine bakıyor, ev harcamaları, çocuklar için harcamalar, sağlık, eğitim, faturalar vs derken "d" bankasından da kredi çekilir, ama c'ye de borç vardı bu sefer a'dan kredi çekilip c ile d'nin asgarisi ödenir vs. derken iş inanılmaz boyutlara varır ve arapsaçına döner. kulüp düzeyinde de maalesef bu durumdayız. bir yerin borcunu başka bir yere borç yaparak ödüyoruz. ülkede ekonomik yapılanmanın ne kadar rezalet olduğu ortada. yöneticiler de kendi firmaları gibi bakmıyorlar duruma daha çok kulüp üzerinden para cukkalamaya çalışan tipler var gibi gözüküyor. yoksa kulüp gösterdiği başarılar sonucunda bu duruma gelmez, gelemez.

    bir de şu durum var, senelerdir futbolda taktiksel anlamda "fc barcelona'yı mı örnek alalım?", "borussia dortmund'u mu yoksa porto'yu mu örnek alsak?" gibi sorular soruldu ki halen bunun kararı verilmiş değil ki malum sahadaki oyun ortada. fakat 1996'dan beri borcu çıkan ve her sene de bu borcun üzerine eklenen müthiş borçların çözümü ile ilgili yönetimsel bir örnek almazsak önümüzdeki yıllar içerisinde maalesef bu kulüp batma noktasına gelir. sadece galatasaray'ımız için de bu böyle değil diğer türk kulüpleri de bu olaydan müzdarip olabilir. ayrıca herkesin hayalini kurduğu, bizim tüzüğümüz bakımından böyle bir şey olamaz ama tek adamlık olayı var ki roman abramovic'ten sonra chelsea fc, arap milyarderlerden sonra manchester city, paris saint germain gibi kulüpler ne olacak pek merak ediyorum. illa örnek alacaksak yönetim anlamında bayern münih'i örnek almalıyız, sadece biz de değil tüm kulüplerimiz.
  • sürekli medyada galatasayın mali durumu içler acısı iken, fenerbahçenin kalburüstü bir parası olduğu izlenimi yaratılır. yıllardan beri hiç değişmedi ve değişmeyecekte. ünal aysalın başkan olmayacağını açıkladığı trt'deki porogramda verdiği veriler ile aynı verileri yavuz semerci yazmış.* tablolara bakıldığında kimin ne halde olduğunu anlamak çok zor olmasa gerek. medyadaki fenerbahçe tetikçileri sayesinde fenerin pembe tablosu hiç de öyle pembe değildir. biz mali açıdan avrupaya gidemezsek eğer, fenerbahçe hiç gidemez. ondandır gelir arayışları ve kendi kurduğu havuz sistemini değiştirmek istemesi.

    http://www.sporekonomi.com/...-yldrmn-restini.html
  • dün yayınlanan finansal tablolarda görüldüğü üzere, üç büyükler içinde en iç açıcı durumda olan takım galatasaray. biraz açmak gerekirse;

    1 haziran 2018-30 kasım 2018 tarihlerini kapsayan tablolarda 2,9 milyon tl kâr ettiğimiz görünüyor. bu dönemlere baktığımızda birinci önemli hususun, hasılat rakamının 495 milyon tl seviyesine çıkmış olmasıdır(184 milyon tl şampiyonlar ligi geliri, 77 milyon tl yayın hakkı geliri, 65 milyon tl sponsorluk ve 61 milyon tl mağazacılık gelirleri ana kalemlerdir).geçen sene aynı döneminde bu rakam 262 milyon tl'dir. tabi burada mayıs şampiyonluğu sonrası gelirleri çok büyük etken olmuştur. çünkü bu 495 milyon tl hasılatın 260 milyon tl'sı 1 haziran-31 ağustos(neredeyse yeni sezon henüz başlamadan) arasında gelmiştir. neden şampiyonlar ligi önemli sorusunun canlı kanlı örneğidir. geçen dönem 6 ayda elde edilen bu hasılat sadece 3 ayda elde edilmiştir.

    ikinci önemli husus ise kredilerin uzun vadeye yayılmasıdır. kredi borcumuz hemen hemen aynı seviyede (620 milyon tl seviyeleri) olmasına rağmen, borçların uzun vadeye yayıldığını görüyoruz. 31 mayıs tarihinde kısa vadede 523 milyon tl yükümlüğümüz var iken, 30 kasım tarihinde bu rakam 333 milyon tl'dir. aradaki fark uzun vadeye yayıldığından uzun vadeli borçlarımızda da aynı oranda bir artış söz konusudur.

    2018 ağustos ve eylül aylarındaki kur artışları ve faiz artışlarının tablolara yansıması kaçınılmazdı. 1 haziran-30 kasım arasındaki faiz giderlerimiz %83 oranında artmış ve 140 milyon tl seviyelerine gelmiştir. bu faiz giderlerinin kontrol edilebilmesi belki bu dönem için çok zordu, fakat uzun vadeye yayılan borçlar varken, gelecek dönemlerde bu giderlerin düşmesi beklenmelidir.

    yine bu dönemde ilginç bir dip not ise, cengiz ve albayrak ikilisinin mayıs döneminde 34 milyon tl ve kasım döneminde 35 milyon euro olmak üzere iki sefer şahsi kefaletler vermiş olmasıdır. özbek'te 26 milyon euro ve 2,5 milyon tl kefalet vermiş ve başkanlığı kaybettikten sonra basına yansıdığı kadarıyla bu kefaletleri geri çekmek için girişimlere başlamıştı. şahsi kefaletlerin altına imza atmak zordur ve risklidir. nakit akışı sağlamak ve krediler ile ilgili verildiği aşikar.

    öz kaynaklarımız içler acısı. öz sermayemizin sıfırın altında olması çok sağlıklı bir durum değildir. umarım en kısa zamanda daha güzel tablolarla karşılaşırız. uefa ile anlaşmalarımız açısından bu konular çok önemlidir.

    fenerbahçe ve beşiktaş'ın tablolarına da baktım tabi ki. kısaca bir kaç cümle ile açıklamak gerekirse, o kadar para pompalanması ve makyaja rağmen bazı rakamları
    beşiktaş'ın aynı dönemlerde toplam kredi borcu- 1 trilyon üzerinde iken fenerbahçe'nin, 1.750 trilyon civarında.
    yine aynı dönemlerde fenerbahçe'nin detayını açıklamadığı 504 milyon tl bir hasılatı varken (muhtemelen koç holding sponsorlukları en büyük kalemdir.), beşiktaş'ın 375 milyon tl hasılatı vardır.

    son söz, şampiyonlar ligi mali açıdan çok önemli bir gelirdir. şampiyonluğu alamayan takımın lig ikincisi olması çok değerlidir. yukarıda ki verilerden de bu açıkça görülmektedir. en başta yazdığımı tekrar etmem gerekirse, üç büyükler içinde en iyi tablolara sahip takım galatasaray'dır. bunlara makyajlı tablolar denilir fakat diğer takımların boya küpü tablolarından sonra bile bu rakamların çıkması tünelin fenerbahçe ve beşiktaş için çok karanlık olduğuna dalalettir.

    kaynaklar:
    https://www.kap.org.tr/tr/Bildirim/734388
    https://www.kap.org.tr/tr/Bildirim/734382
    https://www.kap.org.tr/tr/Bildirim/734379

    (bkz: muhasebeci taraftar)
  • şampiyonlar ligi'ne direkt katılımın(şampiyonluğun) ne kadar önemli olduğunun kanıtı niteliğinde bir kap bildirimiyle yorumladığımız durumdur.

    https://www.kap.org.tr/tr/Bildirim/734388

    süper lig 2018-2019 sezonu şampiyonu olursak ne ala? her şey daha da iyiye gidecek ama olamazsak en az 30 m euroluk bir kalemi bilançomuza ekleyemiyoruz demek. bu da sonraki dönemde zarar açıklamamız anlamına gelebilir.

    bu sebeple maddi olarak kulübü zor şartlara sokmadan doğru transferlerle hem sportif başarıyı yakalamalı hem de paramızı çar çur etmemeliyiz.

    bizi zarara sokan sneijder, drogba transferleri değildir. o adamlar kazandırdıkları maçlar, puanlar, reklam, sponsor ve markana verdiği katkıyla zaten fazlasını çıkarmanı sağlıyor, bizi zarara sokan tarık çamdal, ontivero, hajroviç, veysel dursun, tolga ciğerci gibi transferlerdir.

    bunun dışında maaş bütçemizi de acilen 40 m euro seviyesine çekebilirsek gelecek bizim adımıza daha parlak olacak.
  • iyiye gidiyor gibi durmaktadır. son dönemde üst üste kar açıklanıyor, ki pek alışık olmadığımız bir durum bu. finansal analistleri göreve davet ediyorum.

    --- alıntı ---

    galatasaray sportif a.ş., 20.01.2020 tarihinde yaptığı kap bildiriminde, 2019-2020 sezonu ilk 6 aylık konsolide net dönem kârının 75,8 milyon tl olduğunu açıkladı. https://t.co/XdXFZ2p5Fp

    --- alıntı ---
  • mustafa cengiz başkanlığı önderliğinde yapılandırılan mali yönetim, kendi özkaynaklarımızdan yüzde yüz artış elde edip, mali yükümlülükleri olan taşınmazlarımızın üzerindeki engelleri de günümüzde tamamen ortadan kaldırmıştır.

    2017 döneminde özkaynaklarımız üzerindeki bütçe açığımız eksi 608 milyon tl iken mustafa cengiz döneminde kısa bir zaman içinde 313 milyon tl'ye kadar gerilemiş olup, yeni yaratılan kaynaklarla beraber 2018 yılı başında da kar elde etme düzeyine geldiğimiz açıklanmıştır.

    2017-2018 yılları arasında kpmg küresel spor danışmanlığı bölümü tarafından değerlendirilen mali verilerde ise büyük avrupa kulüplerine rol model olabilecek bir galatasaray görüyoruz, bu başarı sadece 20 ocak 2018 tarihinden, yılın sonuna kadar olan kısa bir süreçte gelişiyor.

    http://www.diken.com.tr/...-19la-avrupa-lideri/

    2018 yılı haziran döneminde finansal fair play bünyesinde uefa ile olan görüşmelerimiz, mali yapılandırmayla birlikte bize daha fazla zaman kazandırdı.

    https://www.galatasaray.org/...irma-anlasmasi/39821

    mali tablo üzerinde kazanılan sürelerin ve yapılan anlaşmaların ne kadar akıllıca olduğunu 2019-2020 dönemindeki açıklamalarla anlayabiliyoruz. mali açıdan kafalardaki soru işaretlerini gidermiş bir yönetim anlayışımızın olduğunu detaylı bir şekilde kendi ağızlarından dinliyoruz. mali olarak üzerlerine düşenin en iyisini yaptıklarından kuşkum şu güne kadar hiç olmadı.