• anlatacağım olayların kesinlikle gerçek kurum ya da kişilerle bağlantısı olmayıp; tamamen hayal ürünüdür.
    zaten bu kadar basiretsizlik, beceriksizlik gerçek olamaz canım. hayaldir o...

    ikigeyler ticaret işletmesi / mecidiyeköy

    haziran
    - bir önceki üretim sezonunda ülke genelinde 3. olmuş bir işletme.
    - yaz sezonu. fabrikanın yenilenme, eksiklerinin giderilme sezonu.
    temmuz
    - ancak yenileme sezonu, yenileme yerine eldeki teçhizatların da gönderildiği bir sezon olarak devam etmektedir.
    - kar marjını yükseltmek amacıyla işletmenin en üretkeni olan, fakat maliyetli çalışan makineleri 8. milyon euroya satılır.
    - elde edilen 8 milyon ile işçilerin ücretleri ödenir. (hiç çalışmayan işçilere dahi para verilen bir işletmeydi burası)
    - satılan verimli makine ve teçhizatlarının yerine, beşiktaştaki bir işletmenin hurdaya ayırdığı makineleri mecidiyeköye getirilir.
    ağustos
    - kötü gelişmeler oldu. fabrikanın standartlarının düşmesi sonucu. avrupa pazarından elimine edildik.
    - avrupadaki müşteriye ulaşamayacaktık.
    eylül
    - üretim sezonu başlamış ve müşteriler ürün beklerken fabrikanın alması gereken asıl teçhizatlar hala temin edilmemişti.
    - siparişlerini bekleyen müşteriler çıldırmak üzereyken 7 milyon euroya almanyadan bir makine getirildi.
    - satın alma müdürü 50 bin euro için pazarlık yaptığını dolayısıyla üretimin geç kaldığını müşteriye anlatmaya çalışıyordu.
    - özrü kabahatinden de büyük olan satın alma müdürünün açıklaması infial yarattı.
    - işletme 50 bin euro için milyonlarca euro zarar etmişti.
    - ama müşteriler durumu sineye çekti.
    - derken üretim müdürünün işine son verildi.
    - üretimin başına yeni bir yönetici getirildi. sevilen bir isimdi.
    kasım
    - yeni üretim müdürü 7 milyonluk makineyi beğenmediğini dolayısıyla kullanılmaması gerektiği hakkında rapor verdi.
    - ardından leasing yoluyla kiraladıkları makinalardan birini kiralık olduğu için çalıştırmak istemediğini açıkladı.
    - nasıl olurdu? müşteriler ürün bekliyorlar, ancak yöneticiler aldıkları makineleri bile kullanmaktan acizdi.
    - ama yine de ses çıkaramıyordu müşteri, zira üretim müdürü onların çok sevdiği bir insan. adam gibi adamdı.
    - ama bu onun üretim müdürü olarak başarılı olabileceği anlamına gelmiyordu.
    ocak
    - müşteriler çıldırmak üzereyken çok güzel bir gelişme oldu. şirket yeni bir fabrikaya taşınacaktı.
    - yeni fabrikada işçiler ve makinelerin daha verimli çalışması için her türlü şartlar mevcuttu.
    - derken 7 milyona alınan makinelerden biri 2.9 milyona satılmış, diğeri ise rusyada bir fabrikaya gönderilmişti.
    - yeni fabrikaya eski makineler ve başka fabrikalardan hurdaya ayrılmış makinelerle gidildi.
    - fabrikanın açılışı için gelen belediye başkanı müşteri tarafından protesto edildi.
    - genel müdür ise müşterilerin yakalanacağını ve bir daha onlara satış yapılmayacağını açıkladı.
    - ama yemedi. çünkü üretici, tüketiciye muhtaçtı.
    - götü boklu belediye personeli fabrikamızı kötülemekteydi.
    - özlemle beklenen yeni fabrika da mutluluk getirmemişti ne işçiye, ne müşteriye.
    - mart
    - her sen avrupaya ihracat yapan, avrupa fatihi ünvanına sahip fabrikamız yaşanan gelişmelerden sonra, 1 yıl daha avrupaya ihracat yapamayacaktı.
    - bu olayların üzerine hissedarlar ayaklandı ve genel müdürün istifası istendi.
    - genel müdür istifa etmeyince rezil rüsva bir şekilde şirketten postalandı.
    - her ne kadar üretim açısından başarısız olsa da, hissedarlar onun mali açıdan başarılı bir yönetici olduğunu düşünüyordu.
    haziran
    ama gerçekler ortaya çıktı ki;
    - bu yönetici işletmenin önündeki 3 yıllık gelirlerini ipotek ettirmiş.
    - faaliyet gelirlerinden 10 yıl boyunca mafyalara pay vermeyi taahhüt etmiş.
    - yeni fabrika için ise belediyeye zorla 49 yıllığına yasadışı bir kira ödemeyi kabul etmiş.

    alın size mali açıdan başarılı bi yönetici...

    "bu olayları bir fabrikanın müşterisi, hissedarı, çalışanı olarak yaşasak neler yapardık kim bilir... katil olurduk lan! ama taraftar olmak böyle bir şey. hep cefa çektik... yine de hep sineye çekiyoruz"

    ama güzel günler yakındır.
    (bkz: dayan galatasaray)
  • dün yayınlanan finansal tablolarda görüldüğü üzere, üç büyükler içinde en iç açıcı durumda olan takım galatasaray. biraz açmak gerekirse;

    1 haziran 2018-30 kasım 2018 tarihlerini kapsayan tablolarda 2,9 milyon tl kâr ettiğimiz görünüyor. bu dönemlere baktığımızda birinci önemli hususun, hasılat rakamının 495 milyon tl seviyesine çıkmış olmasıdır(184 milyon tl şampiyonlar ligi geliri, 77 milyon tl yayın hakkı geliri, 65 milyon tl sponsorluk ve 61 milyon tl mağazacılık gelirleri ana kalemlerdir).geçen sene aynı döneminde bu rakam 262 milyon tl'dir. tabi burada mayıs şampiyonluğu sonrası gelirleri çok büyük etken olmuştur. çünkü bu 495 milyon tl hasılatın 260 milyon tl'sı 1 haziran-31 ağustos(neredeyse yeni sezon henüz başlamadan) arasında gelmiştir. neden şampiyonlar ligi önemli sorusunun canlı kanlı örneğidir. geçen dönem 6 ayda elde edilen bu hasılat sadece 3 ayda elde edilmiştir.

    ikinci önemli husus ise kredilerin uzun vadeye yayılmasıdır. kredi borcumuz hemen hemen aynı seviyede (620 milyon tl seviyeleri) olmasına rağmen, borçların uzun vadeye yayıldığını görüyoruz. 31 mayıs tarihinde kısa vadede 523 milyon tl yükümlüğümüz var iken, 30 kasım tarihinde bu rakam 333 milyon tl'dir. aradaki fark uzun vadeye yayıldığından uzun vadeli borçlarımızda da aynı oranda bir artış söz konusudur.

    2018 ağustos ve eylül aylarındaki kur artışları ve faiz artışlarının tablolara yansıması kaçınılmazdı. 1 haziran-30 kasım arasındaki faiz giderlerimiz %83 oranında artmış ve 140 milyon tl seviyelerine gelmiştir. bu faiz giderlerinin kontrol edilebilmesi belki bu dönem için çok zordu, fakat uzun vadeye yayılan borçlar varken, gelecek dönemlerde bu giderlerin düşmesi beklenmelidir.

    yine bu dönemde ilginç bir dip not ise, cengiz ve albayrak ikilisinin mayıs döneminde 34 milyon tl ve kasım döneminde 35 milyon euro olmak üzere iki sefer şahsi kefaletler vermiş olmasıdır. özbek'te 26 milyon euro ve 2,5 milyon tl kefalet vermiş ve başkanlığı kaybettikten sonra basına yansıdığı kadarıyla bu kefaletleri geri çekmek için girişimlere başlamıştı. şahsi kefaletlerin altına imza atmak zordur ve risklidir. nakit akışı sağlamak ve krediler ile ilgili verildiği aşikar.

    öz kaynaklarımız içler acısı. öz sermayemizin sıfırın altında olması çok sağlıklı bir durum değildir. umarım en kısa zamanda daha güzel tablolarla karşılaşırız. uefa ile anlaşmalarımız açısından bu konular çok önemlidir.

    fenerbahçe ve beşiktaş'ın tablolarına da baktım tabi ki. kısaca bir kaç cümle ile açıklamak gerekirse, o kadar para pompalanması ve makyaja rağmen bazı rakamları
    beşiktaş'ın aynı dönemlerde toplam kredi borcu- 1 trilyon üzerinde iken fenerbahçe'nin, 1.750 trilyon civarında.
    yine aynı dönemlerde fenerbahçe'nin detayını açıklamadığı 504 milyon tl bir hasılatı varken (muhtemelen koç holding sponsorlukları en büyük kalemdir.), beşiktaş'ın 375 milyon tl hasılatı vardır.

    son söz, şampiyonlar ligi mali açıdan çok önemli bir gelirdir. şampiyonluğu alamayan takımın lig ikincisi olması çok değerlidir. yukarıda ki verilerden de bu açıkça görülmektedir. en başta yazdığımı tekrar etmem gerekirse, üç büyükler içinde en iyi tablolara sahip takım galatasaray'dır. bunlara makyajlı tablolar denilir fakat diğer takımların boya küpü tablolarından sonra bile bu rakamların çıkması tünelin fenerbahçe ve beşiktaş için çok karanlık olduğuna dalalettir.

    kaynaklar:
    https://www.kap.org.tr/tr/Bildirim/734388
    https://www.kap.org.tr/tr/Bildirim/734382
    https://www.kap.org.tr/tr/Bildirim/734379

    (bkz: muhasebeci taraftar)
  • iyiye gidiyor gibi durmaktadır. son dönemde üst üste kar açıklanıyor, ki pek alışık olmadığımız bir durum bu. finansal analistleri göreve davet ediyorum.

    --- alıntı ---

    galatasaray sportif a.ş., 20.01.2020 tarihinde yaptığı kap bildiriminde, 2019-2020 sezonu ilk 6 aylık konsolide net dönem kârının 75,8 milyon tl olduğunu açıkladı. https://t.co/XdXFZ2p5Fp

    --- alıntı ---
  • açıklanan rakamlara bakıldığında rakiplerine oranla gayet iyi durumdadır. iyiye gitmesi, borçların azalıp kâr açıklanması bile liseci zihniyetin başkanı devirme hırsının önüne geçmemektedir. adamlarda öyle bir mustafa cengiz öfkesi var ki adam abartmıyorum borcu sıfırlasa bile yine onu yıkmak için son sürat çalışmaya devam edecekler. meyve veren ağaç taşlanır sözü hiç bu kadar yerinde kullanılmamıştı.
  • 2015-2016 sezonuna girmeden önce yapılan hamleler göz önüne alındığında "düzelmiş olması gereken..."
    yani en azından düzelme belirtileri gösteriyor olması gerekiyor.

    bu sene yapılan hamlelerle birlikte galatasaray'ın finansal durumuna ilişkin özeti gözler önüne sermek istiyorum:

    - galatasaray'ın 2015 mayıs itibariyle açıklanan konsolide borç alacak farkı 871 milyon tl, galatasaray ünal aysal döneminde dövize endeksli borçlarını hedge ederek türk lirasına çevirdi, bu nedenle döviz kuru artışından çok az etkilendiğini

    farzediyoruz, böylece tahmini borcumuzun euro karşılığı 263 milyon euro,

    - galatasaray'ın 2015 sezon sonu itibariyle futbol şubesine, sporculara ve teknik heyete herhangi bir borcu bulunmuyor, cüzi miktarda bir rakam basketbol şubesi sporcu ve teknik heyete ödenecek, bu rakamın da 4-5 milyon tl'ye tekabül ettiği

    varsayılıyor, galatasaray'ın kasasında 2015 mayıs itibariyle 14,5 milyon euro gibi bir para mevcut idi, bu para harcanmadı sanırım, en kötü ihtimal basketbol için harcanmış olmalı, florya'ya da bir miktar masraf yapıldığını biliyoruz,

    - gelelim tasarruf kalemine, galatasaray, mevcut kadrosuna yer alan 43 adet lisanslı sporcusundan bir kısmını bonservisiyle, bir kısmını da kiralamak suretiyle takımdan gönderdi, gönderdiği bazı isimlerin yıllık ücretlerini karşılamaya devam edecek,

    dilerseniz bu kalemleri tek tek inceleyelim:

    /// giden oyuncular:
    ----* felipe melo - fc inter - 3,3 milyon euro yıllık sabit ücret - 3,75 milyon euro bonservis + 1,75 milyon euro bonus
    ----* nordin amrabat - malaga - 1,1 milyon euro yıllık sabit ücret - 3,5 milyon euro bonservis
    ----* armindo bruma - real sociedad - 1 milyon euro yıllık sabir ücret - 1,9 milyon euro kiralama ücreti + 8 milyon euro satın alma opsiyonu
    ----* alex telles - fc inter - 650 bin euro yıllık sabit ücret - 1,3 milyon euro kiralama ücreti - 8,5 milyon euro satın alma opsiyonu
    ----* furkan özçal - kayserispor - 700 bin euro yıllık sabit ücret - 500 bin euro kiralama ücreti
    ----* blerim dzemaili - fc genoa - 2,1 milyon euro yıllık sabit ücret - kira ücreti yok - 1,3 milyon euro galatasaray tarafından ödenecek
    ----* lucas ontivero - olimpija ljubjana - kira ücreti yok - 350 bin euro galatasaray tarafından ödenecek
    ----* yekta kurtuluş - sivasspor - kira ücreti yok - 500 bin euro yıllık ücret
    ----* sercan yıldırım - bursaspor - kira ücreti yok - 700 bin euro yıllık ücret
    ----* umut gündoğan - şanlıurfaspor - kira ücreti yok - 200 bin euro yıllık ücret
    ----* dany neunkeu - serbest - bonservissiz - 700 bin euro yıllık ücret - (tazminat olarak ödenmiş olabileceği konuşuluyor)
    ----* goran pandev - genoa - bonservissiz - 2,4 milyon euro yıllık ücret
    ----* aydın yılmaz - serbest - bonservissiz - 750 bin euro yıllık ücret
    ----* gökhan zan - serbest - bonservissiz - 700 bin euro yıllık ücret

    peşin transfer geliri: 11 milyon euro
    potansiyel - gelecekte mahsup edilecek transfer geliri: 18,25 milyon euro
    tasarruf edilen yıllık sabit ücret tutarı: 15 milyon euro

    /// gelen oyuncular:
    ----* lukas podolski - arsenal - 2,5 milyon euro bonservis - 3 milyon euro yıllık sabit ücret
    ----* lionel carole - fc troyes - 1,5 milyon euro bonservis - 600 bin euro yıllık sabit ücret
    ----* cenk gönen - beşiktaş jk - 600 bin euro bonservis - 500 bin euro yıllık sabit ücret
    ----* jason denayer - manchester city - 440 bin euro kiralama ücreti - 220 bin euro imaj hakkı - 550 bin euro yıllık sabit ücret
    ----* jose rodriguez - real madrid castilla - bonservissiz - 825 bin euro yıllık sabit ücret
    ----* bilal kısa - akhisar belediyespor - bonservissiz - 820 bin euro yıllık sabit ücret
    ----* sabri sarıoğlu - sözleşme yenileme - 1,6 milyon euro yıllık sabit ücret / artış 600 bin euro
    *

    ödenen peşin transfer gideri: 5,2 milyon euro
    yıllık sabit ücret ödemesi yükümlülük toplamı: 7 milyon euro

    konsolide transfer sezonu özeti*
    - 5,8 milyon euro bonservis karı + 18,25 gelecekte kazanılması muhtemel transfer geliri
    - 8 milyon euro yıllık sabit ücret ve yükümlülük tasarrufu

    - operasyonel gelirleri analiz edecek olursak:

    ----* 2015-2016 sezonu toplam kombine satış rakamı: 32456 adet... elde edilen tahmini minimum kombine gelir tutarı * 86 milyon tl, euro karşılığı günümüz kuruyla 26

    milyon euro...
    ----* galatasaray store satışları 2014-2015 sezonu sonu şampiyonluk satışları ve 2015-2016 sezon öncesi yeni ürün satış adedi yaklaşık sayı 500.000 adet forma satışı... forma satışından elde edilen gelir (u: tahmini rakam 140 lira değerindeki

    formadan 60 tl kulübe kaldığı farzedilerek hesaplanmıştır) 30 milyon tl, günümüz kuruyla euro karşılığı 9 milyon euro

    - organizasyonel gelirler ve katılım payları:

    ----* 2014-2015 yılı türkiye futbol federasyonu gelirleri: 15,5 milyon tl katılım payı + 29,9 milyon tl performans payı + 15 milyon tl şampiyonluk ikramiyesi + geçmiş 20 şampiyonluk için 29 milyon tl= 90 milyon tl = yaklaşık 30 milyon euro
    ----* 2015-2016 yılı uefa şampiyonlar ligi gelirleri: 12 milyon euro ayak bastı parası + 8 milyon euro yayın geliri + 6,5 milyon euro ülke tanıtım payı = 26,5 milyon euro

    finansal özet:

    toplam gelirler
    ----* +15-30 milyon euro transfer karı - tasarrufu kalemi
    ----* +35 milyon euro operasyonel gelirler kalemi
    ----* +56,5 milyon euro organizasyonel gelirler ve katılım payları kalemi

    galatasaray'ın 2015-2015 sezonu öncesinde gelir / tasarruf / kar kalemi toplam: 105-120 milyon euro

    özetin özeti:

    galatasaray'ın bu sene gelir ve tasarruflarını * hesaba kattığımızda 105-120 milyon euro gibi bir finansal artıda olduğunu görüyoruz.
    burada hesaplanmayan tek gider kalemi, futbolculara bu yıl ödenecek toplam sabit ücret ve yükümlülükler.
    galatasaray'ın bu seneki kadrosunun toplam yükümlülük tutarı: 102 milyon tl - yaklaşık 31 milyon euro...

    tüm bu kalemler ele alındığında sadece bu sene finansal tablomuzda oluşması gereken iyileşme tutarı : 105-31 = 74 milyon euro
    galatasaray'ın mevcut borç - alacak tutarı: 263 milyon euro
    düzelme sonrası beklenen borç - alacak farkı: 263 - 74 = 189 milyon euro *

    araştırmacının notu: arkadaşlar, bu sene transfer döneminde kanser olduk, çileden çıktık, ne yapıyor bu adamlar dedik... içimizde bir taraf kendisini teselli ederek dedi ki "bu adamlar belki de mali durumu düzeltme amacıyla böyle bir yol izliyorlar"...

    diyelim ki öyle... buyurun, ben rakamları verdim. buraya ekleyebileceğiniz tek eksi rakam olabilir, o da faiz gideri, yıllık yaklaşık 20 milyon tl yani 7,5 milyon euro gibi bir rakamı da faiz için son rakama ekleyebilirsiniz, her halikarda eğer sene sonu

    konsolide borç alacak farkı 196,5 milyon euro civarına çıkabiliyor. yani 200 milyon euro'nun altında... buraya sene içinde elde edilecek gelirler, bilet gelirleri, forma satış gelirleri, şampiyonlar ligi puanlarından gelecek gelirler eklenmedi.

    yani diyeceğim şudur, eğer sene sonunda galatasaray bütçe ve mali durum için bir mali kongre yaptığında, borç-alacak farkı 200 milyon euro'nun altına inmezse işte o zaman hesap sormanın zamanı gelmiştir.
    muhtaç olduğumuz kudret damarlarımızdaki asil kanda ve yukarıdaki gelir gider analizinde mevcuttur...

    saygılarımla.
  • açıklanan mali tablo, gelecek sezon da şampiyonlar liginde olmanın ne kadar değerli olduğunu gösteriyor. açıklanan 6 aylık kârdan şampiyonlar ligi gelirini çıkartırsak, acı durumu görürüz, bu nedenle çok kıymetli teknik heyetimizin bir an önce saha içine odaklanıp ne olursa olsun sezonu ilk ikide bitirmeyi sağlaması gerekiyor.
    bir diğer husus da, kadromuzdaki yabancılar olarak çok şişkin durumdayız ve ciddi bir maaş külfeti var. bu nedenle gelecek sezon kadro revizyonu, maaş bütçesinin düşürülmesi ve şampiyonlar ligi katılımı çok çok önemli.
  • borcun artmasının ana sebebi yapılandırmadır. yapılandırmada kısa vadeli borçlar uzun vadeye yayılarak daha uzun süreli faizlerle borcu arttırdı haliyle. durum iyiye gidiyor ama durum iyi değil. gelir kalemlerimizi düzenli ve sabit noktaya getirmek lazım. şampiyonlar ligine gidemedik, şampiyon olamadık gibi durumlar sarsıcı olmamalı. bunlar tam tersine bize yatırım yapma şansı(yıldız topçu getirme vs.) vermeli. yapılandırma konusunda tl borçlanma önemli bir detay. ancak bu detayın önemi 2 sene sonra yani anapara ödenmeye başladığından borcun bitmesine kadar olan süreçte şampiyonlar ligine kaç sefer katıldığımıza göre önemini değiştiriyor. eğer 3 sene üst üste katılmayı başarırsak muhtemel euro artışı ile cl gelirlerimizi bu borçları kapatmakta çok rahat kullanırız. bu seneki şampiyonluk değil ama önümüzdeki seneki ve sonraki senelerin şampiyonlukları çok kıymetli yani.
  • mustafa cengiz başkanlığı önderliğinde yapılandırılan mali yönetim, kendi özkaynaklarımızdan yüzde yüz artış elde edip, mali yükümlülükleri olan taşınmazlarımızın üzerindeki engelleri de günümüzde tamamen ortadan kaldırmıştır.

    2017 döneminde özkaynaklarımız üzerindeki bütçe açığımız eksi 608 milyon tl iken mustafa cengiz döneminde kısa bir zaman içinde 313 milyon tl'ye kadar gerilemiş olup, yeni yaratılan kaynaklarla beraber 2018 yılı başında da kar elde etme düzeyine geldiğimiz açıklanmıştır.

    2017-2018 yılları arasında kpmg küresel spor danışmanlığı bölümü tarafından değerlendirilen mali verilerde ise büyük avrupa kulüplerine rol model olabilecek bir galatasaray görüyoruz, bu başarı sadece 20 ocak 2018 tarihinden, yılın sonuna kadar olan kısa bir süreçte gelişiyor.

    http://www.diken.com.tr/...-19la-avrupa-lideri/

    2018 yılı haziran döneminde finansal fair play bünyesinde uefa ile olan görüşmelerimiz, mali yapılandırmayla birlikte bize daha fazla zaman kazandırdı.

    https://www.galatasaray.org/...irma-anlasmasi/39821

    mali tablo üzerinde kazanılan sürelerin ve yapılan anlaşmaların ne kadar akıllıca olduğunu 2019-2020 dönemindeki açıklamalarla anlayabiliyoruz. mali açıdan kafalardaki soru işaretlerini gidermiş bir yönetim anlayışımızın olduğunu detaylı bir şekilde kendi ağızlarından dinliyoruz. mali olarak üzerlerine düşenin en iyisini yaptıklarından kuşkum şu güne kadar hiç olmadı.
  • dün itibariyle basınla da paylaşılan ve buradaki yazar arkadaşların da paylaştığı ve açıkladığı rakamlara bakınca benim dikkatimi şu çekiyor: şampiyonluk bitirdiğimiz ve ülkeden şampiyonlar ligine tek katılarak tüm para ödülünü aldığımız bir dönemde, aman aman oyuncu transferine para harcamamamıza da rağmen, anca gelir gider eşitliği yakalamışız. hani fenerbahçenin eurolig şampiyonluğu için yatırımın karşılığı alınmıyor yorumu var ya, ona benzer bir durum var ortada. mevcut düzende şampiyon olman ancak zarar etmemeni sağlıyor(!)

    buradan bazı dersler çıkarmamız gerektiğini düşünüyorum. öncelikle hedefimiz kesinlikle oyuncu maaşlarını düşürmek olmalıdır. çok uçuk rakamlar ödüyoruz, her yeni gelen de eskiyi baz aldığından zamana yayılacak bu iş ama ona göre adım atılması şart. bunu bir tık başlattık aslında, devamı getirilip tutarlı olunmalı. artık selçuk inanlara, eren derdiyoklara o maaşlar ödenmemeli örneğin. lakin işin suyunu kaçırıp, takımı hedeflerden edecek kadro planlama hataları da yapılmamalı. zira şampiyonlar ligine katılım şu an maddi zorlukları atlatmak için tek ama tek çare. para harcamıyım zarar etmişim dersin ama sportif başarı olmayınca bunun adı tasarruf olmayacak, yine zarar edeceğiz, bu görünüyor açık seçik.
  • şampiyonlar ligi'ne direkt katılımın(şampiyonluğun) ne kadar önemli olduğunun kanıtı niteliğinde bir kap bildirimiyle yorumladığımız durumdur.

    https://www.kap.org.tr/tr/Bildirim/734388

    süper lig 2018-2019 sezonu şampiyonu olursak ne ala? her şey daha da iyiye gidecek ama olamazsak en az 30 m euroluk bir kalemi bilançomuza ekleyemiyoruz demek. bu da sonraki dönemde zarar açıklamamız anlamına gelebilir.

    bu sebeple maddi olarak kulübü zor şartlara sokmadan doğru transferlerle hem sportif başarıyı yakalamalı hem de paramızı çar çur etmemeliyiz.

    bizi zarara sokan sneijder, drogba transferleri değildir. o adamlar kazandırdıkları maçlar, puanlar, reklam, sponsor ve markana verdiği katkıyla zaten fazlasını çıkarmanı sağlıyor, bizi zarara sokan tarık çamdal, ontivero, hajroviç, veysel dursun, tolga ciğerci gibi transferlerdir.

    bunun dışında maaş bütçemizi de acilen 40 m euro seviyesine çekebilirsek gelecek bizim adımıza daha parlak olacak.
  • geri dönüşü olmayan bitik topçulara yatırım yapmaya devam edersek düzelmeyecek durumdur. uygun maaşlara genç futbolcu almalı, altyapıdan oyuncu çıkartmalı ve bu isimleri pazarlamalıyız. son 10 yılda altyapından yetiştirip sattığın oyuncuların toplam getirisi sadece 26 milyon €, bu paranın yarısını diagne'ye verdin. bu şekilde nasıl belini doğrultacaksın?

    türk takımları oyuncu pazarlamadan mali olarak düzlüğe çıkamaz, net.
  • eksisozluk'te yazdigimin aynisini buraya da kopyaliyorum:

    galatasaray’in mali durumunu analiz etmeden once birkac temel noktayi acikliga kavusturmak lazim.

    oncelikle ffp ve 65 milyon euro maas limiti konusuna degineyim. bu limit, galatasaray’in finansal tablosunu incelediklerinde, gelir gider dengesini oturtabilmek icin giderlerin kisilmasi gerektigini fark eden uefa yetkilileri tarafindan geride biraktigimiz sezonlar icin ortaya konmustur, ffp’nin temeli degildir. ffp temelde uc yillik donemde 30 milyon euro’dan fazla zarar etmeme sartini ortaya koyar. buna uyulmazsa bilanconun duzeltilmesi icin ek kriterler ortaya konulur, besiktas ve fenerbahce’nin yasadigi bonservis harcamalarini bonservis gelirleriyle sinirlandirmak, uefa kadrosunu 22 veya 23’le limitlemek gibi. kurtarilamayacak noktadaysaniz ve uefa’nin daha once verdigi ek limitlere uymadiysaniz ise galatasaray’in yasadigi gibi ceza almaniz kacinilmazdir.

    ikinci olarak, galatasaray spor kulubu dernegi ile galatasaray sportif as farkli tuzel kisiliklerdir. birincisi, yani dernek, ikincisinin, yani sirketin buyuk hissedaridir ve imtiyazli hisselere de sahip oldugu icin yonetimdeki payi sadece hissesi oraninda degildir, spk’nin atadigi bagimsiz uyeler disindaki tum yonetim koltuklari dernege aittir. buradan sonra uc kulupten de bahsederken aksini dernek olarak ifade etmedigim surece sirketten bahsediyor olacagim. bunu kulup, sirket veya takim olarak yazabilirim.

    galatasaray’da riva ve florya’daki araziler dernegin malidir. dernek, bu arazilerin degerlendirilmesinden olusan kaynagi isterse sermaye artirimi olarak sirkete koyabilir, isterse bric subesine altin kaplama oyun kagitlari ve masa yaptirmaya harcar, butun bunlari ise sadece uyeleriyle paylasma sorumlulugu vardir ve harcamalarda bir usulsuzluk olmadiginin hesabini once uyelerine, sonra dernekler masasina verir. biz siradan taraftarlar olarak, mali genel kurullarda paylasilanlarin otesinde dernegin bilancosuna dair ayrintili bilgiye hakim degiliz. buna karsilik sirket halka acik oldugu icin uc ayda bir faaliyet raporlarini ve mali tablolarini kamuoyunu aydinlatma platformu (kap) uzerinden halkla paylasmak zorundadir. dolayisiyla bizler sirket hakkinda herhangi bir yatirimciyla ayni sekilde bilgiye ulasabiliriz.

    galatasaray’in bilancosunu incelerken hem borclar hem de gelir gider dengesi anlaminda 31 mayis 2017 tarihli bilancoyu temel alip bir onceki yilla kiyaslarken ayni zamanda ayni donemler icin iki buyuk rakibin bilancolarina da deginecegim. galatasaray icin 30 kasim 2016 ve 28 subat 2017 bilancolarina da bakacagim fakat diger iki buyuk kulup icin bu bilancolari incelemeyecegim. 31 mayis 2017’de biten sezon icin gecen yil/sezon, 31 mayis 2016’da biten sezon icin bir onceki yil/sezon ifadelerini kullanacagim. 30 kasim bilancosunu ikinci ceyrek/ilk alti ay, 28 subat bilancosunu da ucuncu ceyrek olarak nitelendirebilirim.

    bir sirketin bilancosunda varliklar, yukumlulukler ve bu ikisinin farki olarak ozkaynaklar bulunur. gelir tablosunda hasilat, gelirlerin maliyeti, bu ikisinin farki olarak brut kar, esas faaliyetlerden diger gelir/giderlerin eklenmesiyle faaliyet kari, finansman ve yatirim gelir/giderlerinin eklenmesiyle vergi oncesi kar ve son olarak da net kar bulunur. bilancodan ozkaynaklari inceleyecegim fakat esas olarak yukumlulukler icinde faiz odemelerine sebep olan finansal borclara odaklanacagim. dolayisiyla borctan bahsettigimde bu toplam yukumluluklere degil bankalara olan borclara tekabul edecek.

    futbol sirketleri bonservis harcamasi yaptiginda bunu varlik olarak bilancosuna kaydeder. daha sonra oyuncunun sozlesme suresi boyunca her yila esit olacak sekilde itfa payi olarak gider yazar. bu sekilde, taksitle alinmadigi surece bir oyuncunun bonservisi ilk sene nakit cikisi yaratir fakat bu sozlesmesine bagli olarak 4-5 seneye esit bicimde gider olarak bolunur. dolayisiyla da sonraki yillarda giderler kisminda itfa payi olarak gorunen bu kisim o sezon icin nakit cikisi gerektirmez. nakit akisi tablosu, sirketin o yilki borclanma ihtiyacini ortaya koydugundan onemlidir. ornegin 100 milyon tl zarar eden bir kulupte bu zararin 60 milyon tl’si daha onceki yillarda harcanan bonservislerin o yila dusen gideri seklinde itfa payi ise borclanma ihtiyaci 40 milyon tl veya daha azdir. dolayisiyla bir kulubun borcu zararla birebir iliski icinde artmayabilir.

    asagidaki tabloda uc takimin gectigimiz yil ve bir onceki yil icin hasilat, satislarin maliyeti, brut kar, faaliyet kari, finansman maliyeti ve net kar/zararlarini gorebilirsiniz. her kalem icin once gectigimiz yili, sonra bir onceki yili yazacagim. degerler milyon tl uzerindendir ve 348 milyon bilmemkac yuz bin tl seklindeki deger rastgele olarak 349 veya 350 seklinde yuvarlanmis olarak da yazilmis olabilir, 348 de. ayrintili bilgi icin kap’in sitesinden bilancolari kendiniz indirebilirsiniz. degerleri incelemeden once gectigimiz yil besiktas’in cl, fenerbahce’nin el oynadigini, bir onceki sezon galatasaray’in cl, fenerbahce ve besiktas’in el oynadigini hatirlamakta fayda var. son olarak, galatasaray bonservis gelirlerini hasilat olarak yazmayip, bonservis geliriyle oyuncunun kalan defter degeri(odenen bonservisin henuz itfa edilmemis kismi) arasindaki farki yatirim faaliyetlerinden gelirler basligi altinda gosterirken besiktas ve fenerbahce bonservis gelirlerini hasilata ekleyip giden oyuncunun defter degerini de sozlesme fesih gideri olarak satislarin maliyetine ekliyor. dolayisiyla kuluplerin brut karlari ve faaliyet karlari dogrudan karsilastirilamaz, galatasaray’da buna yatirim faaliyetlerinden kar kalemini de eklemek gerekiyor. dolayisiyla ben burada faaliyet kari/zarari kaleminde, bilancolarda esas faaliyet kari basliginda yazilani degil, finansman gideri oncesinde faaliyet kari/zarari basliginda yazilani alacagim, ki literaturde ebit diye gecer. (earnings before interest and taxes) son olarak, faaliyet kari kalemine yazacagim degerle finansman maliyeti arasindaki fark en sondaki kar/zarar kalemine denk olmayacak cunku hem oncelikle faiz gelirleri ve ek olarak vergi giderleri de oraya giriyor. ozellikle fenerbahce’nin 2016-2017 bilancosunda anlamadigim 70 milyon tl’lik bir faiz geliri var, ki nakit akis tablosunda boyle bir gelir gorunmuyor(duzeltme olarak geri silinmis nakit akislarinda bu deger). nakit akisinda 2.25 milyon tl faiz girdisi oldugu halde 70 milyon tl geliri nereden yazdiklarini bilmiyorum ama incelemedim. kisacasi, rakamlari toplayip en alta varmaya calismayin cunku bilancolari butunuyle yansitmadim. sadece yuvarlamadan degil cikardigim kisimlardan dolayi da farklar var. son olarak tabloda takimlarin 31 mayis itibariyle toplam ve 1 yil vadeli finansal borclarini yazdim. kisa vade kalemi, uzun vadeli borclarin 1 yil icindeki odemelerini de kapsiyor.

    galatasaray:
    hasilat: 349 / 509
    satislarin maliyet: 422 / 435
    brut kar: -73 / 74 (burada ilk deger, yani gectigimiz yil olan negatif, yani zarar var)
    faaliyet kari: -161 / 26
    finansman maliyeti: 135 / 111
    kar: -295 / -79

    toplam finansal borc: 488/ 605
    kisa vade finansal borc: 135 /350

    besiktas:
    hasilat: 583 / 407
    satislarin maliyet: 436/ 336
    brut kar: 146 / 71
    faaliyet kari: 94 / 24
    finansman maliyeti: 124 / 95
    kar: 5 / 58

    toplam finansal borc: 540 / 458
    kisa vade finansal borc: 319 /272

    fenerbahce:
    hasilat: 466 / 548
    satislarin maliyet: 474 / 514
    brut kar: -9 / 34
    faaliyet kari: -70 / -40
    finansman maliyeti: 147 / 94
    kar: -148 / -116

    toplam finansal borc: 751 / 456
    kisa vade finansal borc: 357 /283

    bu tablolardan gordugumuz net bir sey var. uc takimimiz da cl gelirleri olmadiginda cok sikintiya girecek bilancoya sahipler. besiktas burada biraz istisnai duruyor. cl gelirleri olmasa da el’de en azindan biraz ilerleyebildikleri surece en azindan 0 civarinda faaliyet kari kalemiyle sezonu gecirip sadece faiz odemeleri kadar zarar edebilirler. ama onlarin da cok daha fazla faaliyet kari yaratarak cl yillarinda sadece faizi odemekle kalmayip borc stogunu azaltmalari, cl olmayan yillardaki zarari borclanarak kapatmalari, boylece ortalama 5 yilda 2 defa cl’ye gittikleri surece borclarini sabit tutabilmeleri gerekir. su anda surdurulebilir olmaya en yakin durumdaki besiktas’in bile tablosu sadece cl yillarinda borclari fazla artirmamaya yariyor. galatasaray ve fenerbahce ise bilancodan goruldugu uzere aslinda batmis durumda.

    simdi galatasaray ozeline gecelim. elimizde 31 mayis 2016’da 605 milyon tl finansal borc vardi, faizini bile odeyemez durumdaydik. riva ve florya’yi degerlendirip dernege gelecek parayi sermaye artirimiyla sirkete enjekte etmek ve bu nakitle borclari odeyerek gelecek yillar icin faiz yukunu azaltmak zarureti ortadaydi. buna ek olarak gelecek yillarda yeniden borclanma ihtiyacinin olusmamasi icin gelirlerle orantili bir gider planlamasi yapilmasi gerekiyordu. gectigimiz yil avrupa kupalarinda olunamadigi icin elbette gelirlerde bir dusus ve sadece o sezone ozel ekstra zarar beklenebilirdi, fakat gelecek yillardan itibaren takimin maliyetini ve bu yolla toplam giderleri azaltmaya calismak sartti. peki galatasaray ne yapti:

    30 kasim tarihli bilancoya bakalim: galatasaray 6 ayda 153.5 milyon tl zarar etmis, bu zararin 75 milyon tl’si faiz odemesinden kaynaklanmis, ama zaten faize sira gelmeden gelirler normal giderleri bile karsilamadigindan toplam zarar 153 milyona cikmis. zaten kuluplerin giderleri de gelirleri de sezona dengeli yayildigindan kasim ayindaki degeri ikiyle carpinca varilan 300 milyon tl zarar kasim ayindan tahmin edilebiliyormus. bu surecte finansal borclar ise 616 milyon tl’ye cikmis. bu bilancoyla 28 subat tarihli bilanco arasinda riva/florya projesi olustu, hayata gecti ve ilk nakit girdisi gerceklesti. 28 subat tarihli bilancoda sermaye avansi olarak 327 milyon tl sirkete enjekte edilmis. toplam borclar da 360 milyon tl’ye dusmus. iste 28 subatta 360 milyon tl’ye dusen borclar, 31 mayista yeniden 488 milyon tl’ye cikmis durumda. bu borclanma ve bonservis satislarindan gelen gelirlerle, gecen sezonun ikinci alti ayindaki zarar ve bu yazki transfer operasyonu finanse ediliyor.

    galatasaray’in 2017-2018 sezonu tahminleri:

    galatasaray’in giderleri buyuk oranda futbolcu sozlesmeleri ve calisan sozlesmeleri dolayisiyla bugunden belirlenmis durumda. transfer operasyonu sonucunda yenilenen takimin maliyeti gecen sezonun takimiyla uc asagi bes yukari ayni. de jong, tarik, cavanda, hakan balta ayrilirsa biraz tasarruf saglanacak. bu konularda ayrintili tablolar twitter’da baltali_ilah_05 hesabindan paylasiliyor. galatasaray bu sezon avrupa macerasini temmuz ayinda noktaladi. gecen sezondan bu sezona olasi store satislarinda artis, stadium hasilatinda artis ve daha onceden belirlenmis olan yayin geliri artisi disinda bir artis beklenmiyor. tabi bonservis gelirlerinden kaynaklanan bir miktar kar olacak. buna karsilik hasilat ve satislarin maliyetinde degisiklik sadece kurun degismesinden kaynaklanacaktir. bu baglamda, iyimser ihtimalle gitmesi gerekenler maliyetsiz gider ve yayin geliri artisi iyi olursa, en iyi ihtimale 75-100 milyon tl civarinda bir brut zarar aciklanacak. bonservis gelirlerinin etkisiyle faaliyet zarari 50-70 milyon tl arasinda kalabilir. eger kur cok oynamazsa sadece faiz odemeleri kalacagindan 100-150 milyon tl civarinda bir zarar bekleyebiliriz. kur ortalama %10 civarinda artarsa kur farkiyla beraber giderler de faiz de toplam borclar da artacagindan zarar kalemi 200 milyon tl’yi bulacaktir. dejong, hakan balta, tarik gibi isimlerle yollar iyi bicimde ayrilamazsa zarar 250 milyon tl’yi bulacaktir. oysa ffp dogrultusunda 3 yilda 30 milyon euro zararin asilmamasi gerekiyor. kisacasi galatasaray’i ffp acisindan iyi gunler beklemiyor. tahminimce uefa’yla 4 yillik bir yapilandirma anlasmasi yapilacaktir. benzerlerini daha once fenerbahce ve besiktas yapti.

    galatasaray ne yapmali:

    galatasaray’in ffp’ye uygun bir bilancoya sahip olmasi icin cl yillarinda 15 milyon euro kar etmesi, geri kalan yillarda 20 milyon euroyu asmayan oranda zarar etmesi gerekiyor. riva ve florya projelerinen bundan sonra kaynaklanacak nakit akislari butunuyle borc odemeye harcanmak zorunda. maas butcesi olarak galatasaray’in mevcut gelirleri dogrultusunda yapilacak planlamada 65 milyon euro bile cok yuksek bir deger. galatasaray 55-60’in ustunde toplam maas harcamasi yapamaz. cl’ye gidilmeyen yillarda 90 milyon euro geliri olan galatasaray bu yillari fazla zarar etmeden gecirmek icin, 90 milyon euro gelirle 0 faaliyet zarari yazacak noktaya gelmelidir. bunun da yolu dogru transferlere dogru maasi vermektir. ikincisi, galatasaray taraftar motivasyonunu buyuk oranda kaybetmis durumdadir. 2016-2017 sezonunda gelirlerde yasanan azalma sadece cl farki degildir. hem stad hem store gelirleri dusmustur. bunlarin saglanmasi icin taraftarin yeniden motive edilmesi gerekir. kulup yapisinda yapilacak degisikliklerle taraftarlara bu kulubun gercek sahipleri olduklari hissettirilmez, bu aidiyet yaratilmazsa galatasaray sportif basaridan uzaklastikca mali tablosu toparlanamaz hale gelecektir. galatasaray bu sezonu mucizevi bicimde sampiyon olarak tamamlarsa, zaten basariyla artacak stad ve store gelirleri ve gelecek sezonun cl gelirleriyle birlikte biraz toparlanabilir. ama bu sezon da basarisiz gecerse tablo cok kotu noktalara gider. dolayisiyla aslinda bu yilin kadrosu kurulurken maas butcesinin gecen sezona gore tasarruf edilerek planlanmamis olmasi galatasaray’i handikapli bir noktaya suruklemektedir. galatasaray icin borclardan ve faiz odemelerinden de once su anda esas problem brut zarar ve faaliyet zararidir. galatasaray gelirlerinden fazla harcadigi surece riva’dan gelen nakti uc yilda ziyan edecektir. riva/florya projesinden gelen nakit borc odemelerine harcanmali ve takimin harcamalari gelirlerine gore yeniden planlanmalidir. galatasaray’in mevcut gelir/gider yapisi ne yazik ki 2020 mayisinda 2016 mayisindakinden de daha kotu bir tabloya varilabilecegini ve ustelik o zaman elimizde satacak bir riva da kalmayacagini gosteriyor. bunu engelleyecek tek sey 3 yil ust uste cl’ye gidebilmek olur ama takimin kalitesi su anda bu acidan da umut vermiyor. 2015-2016 sezonu basinda fenerbahe ve besiktas benzeri durumdaydi, 2016 mayisinda sampiyonlugu kazanan besiktas oradan kendini kurtarirken fenerbahce daha da dibe vurdu. galatasaray da su anda sampiyonlugu kazanirsa toparlanabilir, kazanamazsa dibe yuvarlanacak gibi gorunuyor. bunu engellemek icin hem gelirleri artirmak, hem giderleri azaltmak gerekiyor. gelirler buyuk oranda sportif basarinin artan bir fonksiyonu, sportif basari ise monoton bir fonksiyonla bagli olmamakla birlikte harcamayla yakin iliski icinde. iste bu zorlu surecin buyuk bir yoneticilik becerisiyle, hem taraftar gelirlerini olabildigince sportif basari olmaksizin dahi gerceklesen bir akara donusturebilmek, kisacasi taraftar motivasyonunu en yuksek seviyeye cikarmak, bunu yaparken de daha fazla maliyet uretmeden sportif basariyi saglamak, sampiyonluk olmuyorsa ikincilik, en kotu ucunculuk uzerinden her 3 senede en az bir cl, 2 el sezonu yasamak, 2016-2018 arasindaki gibi 2 sezon avrupasizligi bir daha hicbir zaman gormemek gerekiyor. galatasaray bu sezon avrupa’da olmadigi icin buyuk gelir kaybi yasayacak, bunu telafi etmek ne yazik ki cok zor olacak. su ana kadar yaptiklariyla dursun ozbek bu sureci yonetebilecek yetenekten yoksun oldugunu gosterdi ama sorun bununla sinirli degil. son yirmi yildir galatasaray hicbir zaman finansal ve sportif basariyi bir arada yasayamadi. mevcut dernek uye kitlesi icinden yetenekli yonetim kadrosu cikmiyor. buradaki havuzun genisletilmesi sart. galatasaray bunyesinden iyi yonetici cikartamiyor, bu bunye genisletilmek zorunda. aksi takdirde hem taraftar motivasyonu kaybedilecek, hem de bu tablo toparlanamayip daha da kotu hale gelecek. riva’dan gelen gelir 4 senelik faaliyet zarariyla kaybedilecek. ustelik zaten bu sezon da zarar edilmesi garanti oldugundan 2018’den itibaren imtiyazli hissenin yonetim uzerindeki etkisi kaybolacak. galatasaray spor kulubu dernegi eger cok acil bicimde radikal adimlar atmazsa sportif as’yi satmak zorunda kalacak. acikcasi en kotu cinli veya arap yatirimci bile mevcut dernekten cok daha iyi bicimde yonetecektir, hem sportif hem mali acidan boylesi bir hamle galatasaray icin kotu olmayacaktir. ama satilmaksizin da kurtarilabilecekse o yolu tercih ederim. dernek mevcut yapisiyla bunu becerebilecek gibi gorunmuyor, dolayisiyla bu duruma dusmek istemiyorsa dernegin kendi icinde devrim yapmasi ve olabilecek en kaliteli yonetim kadrosunu olusturmasi sart.
  • 2018-2019 şampiyonluğunun ardından ne durumda olduğunu merak ettiğim durumdur. bazı haber siteleri ve mustafa cengiz'in açıklamaları bir milyar tl'ye yakın gelir elde ettiğimizi gösteriyor. doğru mudur, nasıl olur bilmiyorum. ama umarım doğrudur. çünkü müthiş bir para. güncel dolar kuru olarak 164 milyon dolar yapıyor. şampiyonluk geliri, galibiyet primleri, maç gelirleri, store satışları, şl gelirleri vesaire derken, bu sene ne kadar kazanmışızdır acaba?

    edit: 100 milyon dolar elde ettiysek bence çok olumlu :)

    edit 2: sıkı bir fm'ci olduğum için ayrıca dikkat ediyorum bu borca. oyun hayatım bu borcu bitirme çabasıyla geçti be *
  • uzun uzun yazacaktim ama sağolsun renktaşlar hafifletti. #2676726 #2676721 güzel veriler verdiler.
    #2669723 te florya kısmıni ele almış.

    borç alacak farkımız 200 milyon € güncel kurdan. bunu kenara yazalim.

    bakın ayakbasti parasi gelecek cl -》bu tutar spk icin ayrilir ve galatasaray kendi payina 250 milyon tl sermaye koyarak toplan 500 milyon tl sermaye arttırima gidebilir.

    böyle bir hakkı var. aktiflerdeki sermaye batıklığı da sona ermiş olur. yabanci para cinsi borçlari tamamen kapatmasina da yeter 500 milyon tl.

    2. adim stad isim hakki ve sponsorluklar 》 min. toplam 10 milyon € yıllık olsun. hani kötüyü düşünelim.

    bu parada florya'nin taşinması için yillik bütçe oksun x2 senede en geç o iş halledilmiş olur.

    3. adim stad gelirleri senelik 200 milyon tl gelir var.
    nef gibi bir sponsor ile beraber stad gelirinde bir pay ayrilarak konser/basket/e-spor vs gibi etkinlikler için kullanilacak salonlar (voleybol içinde ufak bir tane) inşaa edilebilir.

    4. lig tv yayin hakki gelirleri, şampiyonlar ligi gelirleri, performans gelirleri ise futbolcu maaşlari ve finansal, idari yönetim giderlerine harcanır.

    bakın daha olgunlaşnakta olan riva ile ilgili görüş bildirmedik.

    adanın toparlanip hizmet vermesi, otel mi ofis mi? koca plazanin açılması...

    satilsin diyenlerin avantasi vardır veya 4 işlem bilmiyordur.

    bu sene ki şampiyonluğun önemi buydu. biz ilk kez uzun bir aradan sonra 3 direğinde babafingolar dahil tüm yelkenler tam dolu durgun denizde seyir halinde olacağiz.

    yan yatmış, direkleri kırılmış bir gemiydik. once gemi düzledi, sonra yelkenler toplandı ve direkler onarıldı...
    yeni yelkenler gerildi...
  • sanki türk futbolunda klasik bir hal aldı artık, şampiyonlar ligi'ne giden takımın ufak miktarlarda kar açıklayıp, kalanların düzenli olarak zarar etmesi. bu durum bizim için de hala geçerli.

    basit bir hesap aslında gitmemiz gereken yönü net şekilde ortaya koyuyor. şampiyon olup şampiyonlar ligi'ne katıldığımız durumla, ikinci olup şampiyonlar ligi'ne gidemediğimiz durum arasında yaklaşık 40 m €'luk bir fark olduğunu varsayarsak, ve son yılda yaklaşık 10 m €'luk bir kar (76 m ₺) açıkladığımızı da hesaba katınca, kötü senaryoda 30 m €'luk bir zarar açıklayabilirdik. futbolcu al-sat dengesi de 0 olduğuna göre, demek ki ciddi anlamda giderleri kısmamız gerekiyor, ve en önemli kalem de maaş bütçemiz. benim yönetimle ilgili naçizane ve yegane kriterim bu konudaki başarıları olacak.
  • dipnotlarda, sponsorluk - isim hakkı değerlemesi yapıldığı, 2029-2030 yılına kadar en kötü 247 milyon euro, en iyi senaryoyla ise 294 milyon euro sponsorluk geliri beklendiği yazılıdır. bence stad isim hakkı gibi konularla ilgili önemli bir gösterge.

    yönetimin bilanço için sağladıkları inkar edilemez. ama pembe bir tablo çizmek çok doğru değil. özellikle gelir tablosundaki rakamlara baktığımız zaman satış ve faaliyet karı rakamları geçen sene aynı çeyrekle kıyaslandığında nerdeyse aynı, brüt karda 26 milyon tl azalma var, favök'te 21 milyon azalma var, yalnızca net kar rakamında belirgin bir iyileşme var. borç rakamlarımızda da belirgin bir düşüş olduğunu söyleyemeyiz.

    beni en çok düşündüren şeylerden biri, özkaynaklarımızn ekside olması. bir şirketin sağlıksız bir yapıda olduğunu gösteren faktörlerdendir. diğer kritik husus ise şampiyonlar ligi gelirlerinden mahrum kalınması durumunda gelir kalemlerimizde yaşanacak sert bir düşüş olacaktır. bu ihtimale imkan vermeden bir an önce şampiyonluk potasına girmek şart. aksi takdirde bu tablonun tekrar olumsuz bir hal olması uzak ihtimal değil.
  • fenerbahçe ve beşiktaş hisse senedi sahibi küçük yatırimcıların dava açması gerektiğini gösteren bilgilendirici giriler içeriyor. #2592034 giride verilen kap incelemelerine göz atmanızı şiddetle tavsiye ederim.

    beşiktas ve fenerbahçenin hayali varlik değerleriyle toplam varlıklar kaleminde yaptığı büyücülük ve bu sayede toplam yükümlülükler sonrasi öz sermayeyi daha düşük negatifte göstermeleri takdire şayan.

    ernst & young kaynaklı smmm leri de firma itibarına gölge etmiş. tabi ayrıntılı tablolarda bu milyarlık varlıklarının kaynağı daha sağlıklı anlaşılabilecektir.
  • öncelikle iç karartırıcı bir yazı yazacağım, herkes alsın peçetelerini, çünkü covid-19 sonrası ağlanacak bir duruma düşeceğiz muhtemelen.

    bir not düşelim bilanço dönemi normalde borsada gördüğümüz şirketlerden farklı olarak 31 mayıs yıl sonu olarak alınıyor. yani aslında bir futbol sezonunu temsil ettiği için oldukça mantıklı.

    burada sadece gelir tarafını yazacağım, gider tarafını da yazarsam çok uzun tutacak, bilahare yazarım.

    galatasarayın 2018-2019 sezonu boyunca yarattığı gelir 1.087.824.177 (1 milyar tl'den biraz fazla) iken bir önceki senedeki gelirimiz 627.344.701 (627 milyon tl) tl idi. yıllık artışın en büyük nedenlerine baktığımızda 230 milyon tl'lik uefa gelirleri ön plana çıkarken, sponsporluk, futbolcu satışı, loca-kombine satışları ve yayın hakkı gelirlerinde de güzel miktarlarda artış vardı.
    tabi burada özellikle futbolcu satışı ve yayın hakkı gelirleri dövize bağlı olduğu için yükselen kurdan da faydalandık gelir tarafında.

    2019-2020 sezonunun ilk 6 ayına baktığımızda ise bir önceki 2018-2019 sezonunun yarı sezonuna göre gelir artışımız oldukça düşük kaldı. bir önceki 6 ayda 495 milyon tl gelirimiz varken, bu sezon 503 milyon tl gelir elde edebildik.
    gelir artışımızın sınırlı kalmasının temel nedenlerine baktığımızda uefa gelirlerimizin 184 milyon tl'den 160 milyona düşmesi ve futbolcu satış gelirimizin bir önceki seneye göre düşük kalması olarak gösterebiliriz (48.8m tl vs 34.8 m tl.)

    hal böyleyken aslında göreceli de olsa ekonomik durumumuz türkiye'deki birçok kulüpten iyiyken, ekonomik yapımızın uefa gelirlerine bağlı olması (yani cl'ye gidiyor olması) bizi kırılgan bir yapıya sokmuş durumdaydı. dursun özbek dönemini saymıyorum bile o dönemde kulüp bilerek zarar ettirildi. yine de konunun özüne dönecek olursak kulübün karlı bir yapıya dönmesi ve başarı bir odaklı sistem (cl katılımı şart) kurmamız dolayısıyla mustafa cengiz'i şahsi olarak da kutladım.

    fakat işler covid-19 sonrası oldukça değişecek gibi.
    şimdi tekrardan 2018-2019 gelir tablosuna baktığımızda (önemli gelirleri yansıtacağım)

    uefa şampiyonlar ve avrupa ligi gelirleri 231.974.127
    yayın hakkı gelirleri 231.059.534
    sponsorluk, isim hakkı ve reklam gelirleri 177.781.920
    sporcu transfer, kira ve yetiştirme gelirleri 169.035.980
    loca, vip ve kombine satış gelirleri 165.896.861
    mağaza satış gelirleri 101.785.875

    kulüp olarak gelirimizin %21'inin uefa, %16'sının sponsor ve %15'nin kombine satışlarından geldiğini görmekteyiz. bu üçünün toplamı %52 yapar ki, bu gelirler aslında oldukça başarıya dayalı gelirler. çünkü başarısız sezonda uefa geliri alamayacağınız gibi kombine satışlarınız da düşer, sponspor bulmanız da zorlaşır.

    tabi bunların üzerine yayıncı kuruluşun para ödememesi, mağazaların kapalı olması ve çöken futbol ekonomisinin bonservis ücretlerini de oldukça düşereceğini düşündüğümüzde kulübün gelir getirecek hiçbir kapısı kalmadı. açıkçası bu dönemde bağış kampanya düzenlense bile insanların korkudan harcama yapmadığı ortamda çok para toplayabileceklerini de düşünmüyorum.

    toparlayacak olursak gelirlerimizin bu kadar düştüğü, giderlerimizin ise döviz kurunun yukarı çıkmasından dolayı arttığı, futbolcu ödemeleri sözleşmelere bağlı ve uefa bir şey yapmazsa hepsini ödemek zorundayız-birebir futbolcu ile anlaşamazsak eğer- bir dönemde kulüp oldukça zor yapıya girebilir.

    fakat daha da acısı bizim borçlarımızın bir kısmı halen döviz üzerinden. son dönem bilançosuna baktığımız vakit döviz kurlarının her %10 yukarıya hareketi borcumuza 37 milyon tl daha ekliyor.

    çok uzun oldu ama yönetimin ne dertlerle uğracağını görmeniz için detaylı bir gelir analizi yapmak istedim. o yüzden bu sene falcao tarzı yıldız transfer istemekle yönetimi zor durumda bırakmayalım. gereksiz şımarıklığa lüzum yok. zaten bu seneden anladık ki yıldızlar takımı şampiyon yapmıyor, başarı da getirmiyor. hele bu sene cl'de attığımız tek golün bedavaya aldığımız 32 yaşındaki adem'in bireysel çabasıyla attığımızı düşünürsek.
  • genel hatlarıyla özetlemek gerekirse mali durumun düzeltilmesi ile alakalı basın tarafından önümüze atılan 5-6 madde bulunuyor. türk spor basınına benim de buradaki sözlükçülerin çoğu kadar zerre inancım yok fakat içeriden de bilgi aktarıldığını çoğumuz biliyoruz maalesef. mali durumla ilgili konuşunca bazıları yabancı oyuncularımızın satılmasını, bazıları ise riva arazisinin gözden çıkarılması gerektiğini söylüyor. çözümlerle ilgili her kafadan farklı bir ses çıkması gayet normal bir durum olacağı için, an itibariyle şu fotoğraftaki mali durumla ilgili çözümleri ele almak gerektiğini düşündüm: http://fotocdncube.fanatik.com.tr/.../fft104mm3260962.jpg

    1.madde, türk spor basını tarafından sürekli gözümüzün içine sokulmaya çalışılan durum. yalnız yönetimin de bu konuda göz kırptığı söyleniyor. sneijder'in menajerinin de zırt pırt açıklama yapması bu konunun zeminini oluşturmak için. wesley "çok mutluyum" diye bağırdıkça, bizim türk spor basını "sneijder'i şu istedi", "sneijder fener'e gidiyor" gibi iddialarla başlık atıyor. muslera için de durum aynı. şu anki mali durumda gazetelerin ve bazı galatasaraylıların en gözde opsiyonu kendilerini satmak olarak gözüküyor. fakat bana göre olup olabilecek durum sadece günü kurtarmak olur. fernando muslera, felipe melo, wesley sneijder gibi sağlam bir omurgayı bozarsanız, bu takım bir daha işlev göremez hale gelir. hatırlayın kulüp ve milli takım düzeyinde başarılı olduğumuz zamanları: claudio andre mergen taffarel - bülent korkmaz - gheorghe hagi - hakan şükür. milli takımda rüştü reçber - alpay özalan - tugay kerimoğlu(veya sergen yalçın) - hakan şükür. her iki takımda da yazdığım 4 oyuncudan 3'ü bulunduğu zaman başarılı oluyorduk. elimizdeki kadroda da omurga için gereken 4 oyuncudan 3'ü mevcut. birini maalesef sakatlık, teknik ekip planlaması, yaş artık ne derseniz deyin kaybettik (bkz: johan elmander). ama daha da omurgayı bozmaya çalışmak bile bile tekerlekli sandalyeye mahkum olmak için uğraşmak anlamına gelir. yani benim için wesley'in, felipe'nin ve nando'nun satılması teklif dahi edilemez. tabi yönetimin geliş amacı sadece bu futbolcuları satıp, taraftarların bütün kinini, hırsını, sinirini ve dikkatlerini üzerine çekip sonra ortadan kaybolmaksa onu bilemem. bekleyip göreceğiz.

    2.madde, o kontratları daha yeni imzaladılar ve çok sevdikleri abdürrahim abileri bile şu anda o kontratlarda var olan meblağları azaltamaz. adamlar enayi mi ? felaket oynuyorlar ama 2019'a kadar süper paralar kazanacaklar. bir kendimizi onların yerine koyup duygusal olmadan, profesyonelce düşünelim, yapar mıyız böyle bir şeyi? hem de bu durum garanti. neden aldıkları maaşı kessin bu adamlar? olsa olsa kendileri farklı kulüplere satılabilir ama şu yabancı kuralı da varken, kendilerinin satılması zor. yabancı kuralı değişirse belki bir ihtimal maaş da değişiklik yapılabilir fakat tekrar ediyorum, çok zor.

    3.madde, personelin çıkartılması ile galatasaray'ın mali durumu düzelemez. bu çok kesin. değil %60, var olan personelin istersen %99'unu çıkar. ekonomik durumu düzeltmek bu şekilde olmaz. çaycıyı kovup, "bundan sonra herkes kendi çayını kendi demlesin", "şeker kullanmak da yasak" diye kurallar mı getireceksin? http://img-cdn.ntvspor.net/...zetesi_022_06GPW.jpg
    gereksiz kullanılan ampulleri söndürerek, cuzi bir miktarda aydınlıkla çalışılabilir ama tüm elektriği kesip mumla çalışmanın ne kadar zor olduğunu herkes bilir. temizlikçisiymiş, çaycısıymış, aşçısıymış vs. bu gibi personeli uzaklaştırmak 1.maddede dediğim gibi anca günü kurtarır ama büyük fotoğrafı önümüze getirdiğimiz zaman mali bir düzelme sağlamaz.

    4.madde, bu kulübün en çok harcama yaptığı alan, futbol ve onunla beraber gelen takımın ulaşımı, konaklaması vb. giderleri. ulaşım ve konaklama gibi giderlere bir şey yapılamaz tabiki fakat futbol takımında 24-25 kişi olacağı yerde 41 oyuncu olması tam bir komedi. yıldız oyuncularını satacağın yerde bu 41 kişilik kadroyu 25 kişiye çekerek mali durumu kökten rahatlatabilirsin. eğer bazıları genç oyuncular gelecek için var deniyorsa, mali durum bu durumdayken en az iki senelik maaşlarının da kiralayan kulüplerin ödeyeceği bir şekilde gönderirsin. ödeme bu şekilde olmuyorsa bile gönderirsin. neden? hem futbolcu senin antrenman sahalarında aylak aylak gezmez hem de gelişim gösterir. umut gündoğan'lar, furkan özçal'lar şu anda boşu boşuna para alıyorlar. ne sana bir yararları oluyor ne de kendilerine. haydi aydın yılmaz vb.lerini gönderemezsin, neden? çünkü şampiyonlar ligi kulüpten yetişmiş 8 futbolcu istiyor ki o durumda da ilk 11 veya 18'inde bulundurabileceğin kötünün iyisi 3 futbolcun bulunuyor; semih kaya, sabri sarıoğlu, emre çolak. bu durum anlaşılabilir de "hiç kullanmayacaksan sinan gümüş'ü neden aldın?" diye sorar sana taraftar. gelecek adına yapıldıysa bu transferler, erdal keser gibi almanya'da topçu arayan arkadaşları kulüpten gönderme o zaman da u15 kategorisinden çocuklar bulsun sana hem kulüpte yetişsin şampiyonlar ligi için hem de maaşlarını az tutabilirsin. ayrıca kulüp nasıl olsa battı batacağı kadar deyip yasin öztekin, goran pandev vb. de alınmamalıydı. kimler paraları cukkaladı o transferlerden çok merak ediyorum. neyse konu çok dağıldı kadrodaki futbolcu sayısının azaltılması elzem şekilde önemli olan bir durum.

    5.madde, amatör branşlara sponsor işi bu ülkede hiç tutmadı maalesef ki amatör branş dediğimiz, atletizm, binicilik, judo, briç, satranç ise belki atletizm ve binicilik dallarına sponsor bulunabilir fakat diğerleri çok zor. amatör branşlar diye futbol dışı tüm branşlar için söyleniyorsa basketbol ve voleybolda bildiğim kadarıyla sponsorlarımız mevcut. su sporları konusunda ise bilgili değilim. fakat bu branşlardaki mali yükün bile sponsorlar tarafından karşılanabileceğini sanmıyorum. basketbol şubesi kendisini döndürebilir mi? çok zor ki döndürülemediği için onlarda da bir küçülmeye gitmek zorunda kaldık. geçmişte olduğu gibi futboldan gelen para diğer branşlara aktarılıyor ve aktarılmaya devam edecek gibi gözüküyor. açıkcası briç ve satranç'a nasıl bir harcama yapıyoruz onu da merak ediyorum.

    6.madde, bir ülkedeki ekonomik durumu özetleyen olay. işçinin, memurun, anamızın, babamızın "a" bankasına borcu vardır, "b" bankasından para çeker, a'nın borcunu öder, sonra b'ye borcu oluşur, bu sefer "c" bankasından para çeker, tabi bu sırada ailesine bakıyor, ev harcamaları, çocuklar için harcamalar, sağlık, eğitim, faturalar vs derken "d" bankasından da kredi çekilir, ama c'ye de borç vardı bu sefer a'dan kredi çekilip c ile d'nin asgarisi ödenir vs. derken iş inanılmaz boyutlara varır ve arapsaçına döner. kulüp düzeyinde de maalesef bu durumdayız. bir yerin borcunu başka bir yere borç yaparak ödüyoruz. ülkede ekonomik yapılanmanın ne kadar rezalet olduğu ortada. yöneticiler de kendi firmaları gibi bakmıyorlar duruma daha çok kulüp üzerinden para cukkalamaya çalışan tipler var gibi gözüküyor. yoksa kulüp gösterdiği başarılar sonucunda bu duruma gelmez, gelemez.

    bir de şu durum var, senelerdir futbolda taktiksel anlamda "fc barcelona'yı mı örnek alalım?", "borussia dortmund'u mu yoksa porto'yu mu örnek alsak?" gibi sorular soruldu ki halen bunun kararı verilmiş değil ki malum sahadaki oyun ortada. fakat 1996'dan beri borcu çıkan ve her sene de bu borcun üzerine eklenen müthiş borçların çözümü ile ilgili yönetimsel bir örnek almazsak önümüzdeki yıllar içerisinde maalesef bu kulüp batma noktasına gelir. sadece galatasaray'ımız için de bu böyle değil diğer türk kulüpleri de bu olaydan müzdarip olabilir. ayrıca herkesin hayalini kurduğu, bizim tüzüğümüz bakımından böyle bir şey olamaz ama tek adamlık olayı var ki roman abramovic'ten sonra chelsea fc, arap milyarderlerden sonra manchester city, paris saint germain gibi kulüpler ne olacak pek merak ediyorum. illa örnek alacaksak yönetim anlamında bayern münih'i örnek almalıyız, sadece biz de değil tüm kulüplerimiz.
  • galatasaray'ın finansal ve mali gücünü ortaya koyan durumdur genelde pek iyi olmaz.

    son olarak 31.05 tarihli tablolara ulaştım. şu an mesaideyim çok yazamayacağım. akşama biraz uzun bir entry olacak. geçen yılla ve daha önce yazdığım dönem olan 28.02 ile karşılaştırmalı bir şekilde paylaşacağım.

    öğle arasının verdiği zamanda ancak şunu paylaşabilirim. durumda olumlu bir ilerleme var uzun zaman sonra heyecanlandım diyebilirim.

    -132 milyon lira olan sermayemiz -103 milyon seviyesine gelmiş. gelir tablosunda zararda geçen yıla göre azalma var. hatta finansal giderler öncesi tabloda zarar sadece 18 milyon tl ancak finansman giderleri için 76 milyon tl harcayınca toplam zarar 87 milyon tl seviyesine gelmiştir. yaz dönemi transfer yapılmamasının faydasını ağustos tablolarında daha net görürüz ancak o da ekimde ulaşılır olur. ancak bu şekilde ilerlenirse uefa'dan ceza gelmez en azından bu konuda size bişey söyleyebilirim.

    finansman gideri için nakit akış tablosu düzenlenmeli başkanın olağan toplantıda kasamızda 14 milyon euro var lafı önemli bu bizim için önemli ancak şöyle de bir sıkıntı var. kısa vadeli borçlar 527 milyon tl yani 1 yıl içinde ödenmesi gereken borçlar 527 milyon tl. bu şu demek geçen yıl 400 milyon tllik bir ödeme (sporcu giderleri) yapılmış bu yıl da benzer rakamlar olacağını düşünürsek bu 400 milyon tl ödenecek bir de 527 milyon tl ödenecek yaklaşık 900 milyon tl demek bu pek sanmıyorum böyle bişey olsun yine ciddi finansman giderleri bizi bekliyor. bunun için sürekli riva pilav gibi önümüze geliyor bu ödeme zorluklarından dolayı benim aklımdaki proje riva değil florya ama onlar pek düşünmüyorlar onu.

    galatasaray'ın sıkıntısı kısa vadeli nakit sıkıntısı varlık problemi yok. ancak onu aşmanın önemli bir yolu bu 4. yıldızdı onu hiç kullanamadık neyse akşama çok daha ayrıntılı bir şekilde kafanızda soru işareti bırakmamaya çalışacağım soruları ve görüşleri olan varsa bu konu ile alakalı alayım. akşama üzerinde çok daha fazlaca durabilirim.

    edit: 28.02 dönemi çin entry linki

    (bkz: galatasaray sportif a.ş./#1768524)