• psikolojik olarak tekrar eden olay. fakat şeytanın bacağını kıracağımız gün yakındır.

    önce 17 mart 2018 fenerbahçe galatasaray maçının son dakikasında bomboş pozisyonda beyniyle ayaklarına komut veremeyen tolga ciğerci'yi; ardından da 20 kasım 2016 fenerbahçe galatasaray maçında saçma sapan bir penaltıya sebebiyet vererek skorun 2-0'a gelmesini sağlayan serdar aziz'i gönderdik fenere.

    (bkz: şimdi onlar düşünsün)
  • zekasıyla övünen bir berber, müşterisine sokakta oynayan çocuğun aptallığını anlatmaktaymış. "dur sana ne kadar aptal olduğunu göstereyim" demiş. çocuğu çağırmış, cebinden bir 20 lira bir de 5 lira çıkarmış, seç birini demiş. çocuk 5 lirayı almış gitmiş. berber de keyifli keyifli "gördün mü ne kadar salak" diye övünmüş.

    ama müşteri şüphelenmiş. zira çocuğun hiç öyle aptal bir tipi yokmuş. berberden çıktığında çocuğu görmüş, yanına çağırmış. "neden 20 lirayı değil de 5 lirayı aldın?"

    çocuk cin gibi gözlerle cevap vermiş:
    "20 lirayı alırsam, oyun biter"

    velhasıl, oyun bitmesin bence...
  • --- alıntı ---

    iş adamı traş olurken bir yandan da berberiyle sohbet etmektedir.
    derken, kapının önünden ağır ağır geçmekte olan paspal bir çocuk görürler. berber, iş adamının kulağına fısıldar; “bu çocuk var ya, dünyanın en aptal çocuklarından biridir! bak; dikkat et şimdi…”
    berber çocuğa seslenir: “ali, buraya gel!”. bunun üzerine çocuk sakince dükkana girer ve yüzündeki aptalca sırıtmayla berberi selamlar.
    berber iş adamının kulağına sessizce, “bak şimdi” diye fısıldar ve bir elinde 5 tl, diğer elinde 20 tl lik bir banknot olduğu halde çocuğa sorar: “hangisini istiyorsan alabilirsin?”
    çocuk dalgın dalgın bir 5 tl ye bir de 20 tl ye bakar ve sonunda 5 tl lik banknotu hızlıca çekerek berberin elinden alır.
    berber iş adamına döner ve gülerek: “gördün mü? sana söylemiştim.” der. traş bitince iş adamı sokağa çıkar ve az ileride kendi kendine oynayan ali’yi görür. yanına giderek, neden 20 tl değil de, 5 tl lik banknotu aldığını sorar.
    çocuk hiç de aptalca olmayan bir sırıtmayla yanıt verir:
    “hehehe… eğer 20 tl yi alırsam oyun biter.

    --- alıntı ---

    vay anasını aynısı daha önce yazılmış. hepimiz aynı fikirdeyiz. ah ulan berber 20 yıl oldu hala aynı numarayı yiyorsun. sen otur koltuğunda.
  • maraton pistinin kalkmasıyla tribünlerin sahaya sıfır olması sonucu tribün baskısının kat be kat artması sebebiyle olduğunu düşünüyorum. inanmayanlar eski ve yeni ambiyansta olan iki maçın özetini bi izlesin bence. aynısı inönü ve trabzon için de geçerli. diyenler olabilir "x takım gelip yenip gitti" onlar bizim kadar rakip değil onlara.bizim maçlara kıyamet havasında hazırlanıyorlar. kadıköyde son galibiyet eski stattaydı. feneri 5'lediğimiz tek maç olimpiyattaydı. uzun yıllar süren yenilgilerde "öğrenilmiş çaresizliği" getirdi. anadoluda da stadlar yenilendi niye aynı durum olmuyor derseniz onlarda bizim direkt rakibimiz değil. fb stadı yenilenirken "biz sizden niye korkalım ki, leeds'ten çıktık, kadıköyden niye çıkamayalım" diyen akrabam olan bi mühendise "r"leri söyleyemeyen bi başkanın dediği gibi "biz burda türkçe küfür edeceğiz"
  • çünkü camia olarak gs maçlarını hayat memat meselesi olarak görmeleri. yenilgiye tahammüllerinin olmaması, hiçbir şekilde yılmayıp gol yeseler dahi hemen baskı kurmaları. hatta tribünlerin de etkisiyle rakibi, hakemleri vs. yıldırması. 22 ekim 2017 galatasaray fenerbahçe maçını tribünden izledikten sonra bir daha statta fb derbisi izlemeyi bırakın izlemeye dahi yeltenmedim. ben ses tellerimi kısana kadar bağırmaya, rakibin dizlerini titretmeye hazırken çevremde o kadar sessiz, kötü, tiyatro izler gibi maç izleyen ve birbirinden kopuk bir tribün vardı ki sinir olarak maçtan çıkmıştım. maalesef doğu üstte izlediğim şu maçta fb taraftarı bizden daha çok ses çıkardı.

    geçen sezon oynanan (bkz: 14 nisan 2019 fenerbahçe galatasaray maçı)ndan sonra artık umurumda olmayandır. öncelikle şu 20 yılı kendimce biraz özet geçmek isterim.

    (bkz: 6 mayıs 2001 fenerbahçe galatasaray maçı) ile başlayan bu süreçte 2000-2010 yılları arasında fenerbahçe gerek stadının yenilenmiş olması ve gerek ekonomik gücü nedeniyle zaten çoğu sezon kadro kalitesi olarak bizden öndeydi. bahsettiğim 10 yıl içinde bizi mutlu eden müthiş travmalar yaşasa da çoğunlukla ligi ilk 2 de bitirdi.

    taraftar olmamızdan ötürü ister istemez her maç umutlanmış, maç saatini de iple çekmişimdir.
    ancak en çok inandığım ilk maç ise (bkz: 9 kasım 2008 fenerbahçe galatasaray maçı)dır. lincoln, arda, keitalı dönemde maçın başında öne geçmemize rağmen 4-1 yenilmiştik. büyük hayal kırıklığı yaşamıştım. keza drogbalı, sneijderli kadrolardan da müthiş umutlu olsam da şampiyon gittiğimiz (bkz: 12 mayıs 2013 fenerbahçe galatasaray maçı)nı da 2-1 kaybetmiştik.

    (bkz: 8 mart 2015 fenerbahçe galatasaray maçı) var mesela. çok ümitliydim. hamza hamzaoğlu ile çıktığımız, eleştirenler olsa da umut bulut'un caner erkin'e önlem olması için sağ açık oynadığı bence doğru bir kadro ile çıkmış iyi de oynamıştık. ancak 81. dakikada olmadık bir gol yedik. kuyt o dakikada orada nasıl boş kaldı, sabri neredeydi hala anlamış değilim.

    (bkz: 17 mart 2018 fenerbahçe galatasaray maçı) da malum süreçte galibiyete en çok inandığım 2.maçtı. rakibin başında aykut kocaman varken bizde ise yıllar sonra fatih terim kadıköy’de deplasmana çıkıyordu. o dönem fb aykut ile tipik kabız futbolunu oynarken soldado da genelde yedek kalırken muhtemelen dışarıdan müdahale ile 11 oynatılmış ve nispeten hücumcu bir kadro gördüğümde tereddüt etmiştim. yine de fena oynamadığımız bu maçta berabere kalmış, son dakikada tolga ciğerci’nin cılız vuruşu olmasa belki maçı kazanmıştık.

    gelelim geçen seneki (bkz: 14 nisan 2019 fenerbahçe galatasaray maçı)na. şu maçtan önce hem fb nin o günkü durumu hem de biz 7 de 7 yaparsak şampiyon olacağımız için içten içe bu defa olacak diyordum. çünkü yolun sonu şampiyonluktu. 10 kişi kalan rakibimiz karşısında aradığımız golü 66. dakikada onyekuru ile bulsak da sadece 5 dakika sonra yine golü faulle de olsa kalemizde gördük.

    peki faul neden çalınmadı. hakem var tarafından neden çağrılmadı. şahsi kanaatim zaten psikolojisi bozuk tribünler öyle bir ambiyans ve hakemler üzerinde öyle bir baskı yaratıyordu ki o gol iptal edilse saha karışabilirdi. çevrenizde gördüyseniz sıradan bir fb taraftarı bile gs maçı olunca fanatikleşiyor, tribünde de amiyane tabirle kuduz gibi yerini alıyor.

    işte bence 20 yıllık serinin en kilit noktası yazımın başında da belirttiğim gibi derbi maçlarında oluşan ambiyans. tribünlerin de etkisiyle rakip ve hakemler üzerinde oluşturulan müthiş baskı. bizde bu ortam ancak son haftalarda çıktığımız kilit şampiyonluk maçları ile avrupa maçlarında oluyor.

    12 mayıs 2012 fenerbahçe galatasaray maçında nasıl şampiyon olduk derseniz. zaten şampiyonduk olmadık bir play-off bahanesi ile elimizden alınmaya çalışılmıştı ama çok şükür ilahi adaletle sahalarında kupa kaldırdık. bir o gün bir de 2006 yılında şampiyon olacağımıza yürekten inanmıştım. aksini asla düşünmedim. çünkü net olarak hakeden bizdik.

    yarınki maç* öncesi de malum 23 sinerjisi var. hatta şu entryi girerken bile başlığın yanında 23 rakamını görüyorum. fb nin havasının bozulmuş olması ve fb taraftarının da son dönemde tribünün pasifliğinden şikayet etmesi gibi umut verici durumlar olsa da ben yine de umutlanmıyorum. kazansak dahi artık eski heyecanım kalmadı.

    sonuç olarak bir galatasaraylıya yakışır şekilde şampiyonluklara devam edelim de bir 20 yıl daha kazanamazsak sorun değil diyorum.
  • benim gibi 25-35 yas arasi galatasaray taraftarlari icin dune kadar olusan kotu bir istatistikti. yillarca inanarak bekledik bu sacma istatistik bitsin diye, uzun bir sure beraberlik bile olmuyordu ve oyun olarak cok kotu isler cikariyorduk. normalde yapmayacagi hatalari yapiyordu oyuncular, elleri ayaklarina dolaniyordu. sonradan oyun ustunlugu aldigimiz, biraz kismetsizlik biraz fenerbahce bali, biraz hakem iteklemeleri derken galibiyeti kaciran taraf olmaya basladik. sukurler olsun 23 şubat 2020 fenerbahçe galatasaray maçında bu is bitti. dun aksamdan beri hissettigim sey, mevcut oyuncu grubu ve hocalarin, yillarin intikamini aldigi. yani bu kotu seride mondragonun goz yaslari var, gerets'in kani var, hasan sas'in umit karan'in sabri'nin sinirleri, kewellarin baroslarin hayal kirikliklari var. sanki dunku ekip bu oyuncularimizin hepsinin yerine oynadi ve bu oyuncularin alayinin ruhlarini rahatlatti. en onemlisi de, bizim jenerasyonun lise-universite yillarinin ahi vardi ahi... *
  • evvela 20 yıl sonra bu saçma masalın bitmesi çok iyi oldu.

    bilim gelişimin temel prensibi esinlenme ve üstüne koymadır. şimdi ben yıllar önce fenerbahçe'nin 2001'den sonra iç sahada yenildiği tüm maçları inceledim ve çözümün bruma tarzı bir oyuncu olduğunu söylemiştim. gecikmeli ve rotarlı olarak 5 sene önce sözlükte yazar olduğumda ilk entry'lerimi hep kadıköy galibiyeti üzerine yazdım. 8 mart 2015 fenerbahçe galatasaray maçı'nın çözümü için önerim armindo tue na bangna bruma'nın oynaması idi. ama oynatılmadı işte. oynatılsa o da aynı işi yapabilirdi. sonra denendiğinde ise böyle bir sorumluluk verilmedi ve mevcut kadromuz çok iyi değildi.

    kısmet henry onyekuru'yaymış. 5 sene rotarlı olarak proje gerçekleşti.

    ''ayrıca fenerbahçe bugüne kadar kendi sahasında yenildiği maçlarda hep ama hep bruma tarzında, afrika asıllı hızlı oyuncular maçın yıldızı oldular.''
    (bkz: armindo tue na bangna bruma/#1662698)

    şimdi türkiye'de gerçek futbol başlar umarım. kulüpler bu gibi saçmalıkların arkasına saklanıp kendilerini teselli ediyor ve bu oyuncağı kaybetmemek için türlü çirkeflikler yapılıyordu. biz de artık işimize gücümüze bakalım. asıl amacımız olan avrupa arenasına kafa yoralım. onun da çözümü kaliteli takımın istikrarıdır.
  • berber dükkanının önünden geçen çocuğun 5 lira yerine 1 lirayı alması*.

    23 şubat 2020 fenerbahçe galatasaray maçı ile kadıköy'de takvim yılıyla 15 sene sonra 3 büyüklere karşı bir maç kaybetti fenerbahçe. o 15 senede 14 mayıs 2006, 16 mayıs 2010, 12 mayıs 2012'yi yaşadı, kadıköyde iki kere şampiyonluk verdi son maçta. o sezondan sonra tamamlanan 13 sezonda biri şaibeli 3 şampiyonluk yaşayabildi bu süreçte. galatasaray 6 şampiyonluk, beşiktaş 3 şampiyonluk gördü, arada bursaspor bile şampiyon oldu ki zaten o şampiyonluğun kaybedilmesi yukarıda ayrı bir başlık. şampiyonluk sayısında geride olan galatasaray dördüncü yıldızı taktı hatta fark attı. geçen sene kümede kalmayı matematiksel olarak 32. haftada mı ne garantileyebildiler. 12 senedir şampiyonlar ligi göremediler, arada bir avrupa ligi yarı finalini saymazsak koca bir hiç avrupa meselesi. acun cup'ı saymazsak 6 yıldır kupa kaldıramıyorlar...

    tüm bunlar olurken galatasaray'ın kadıköyde galip gelmemesi, gelememesi, gelmek istememesi ya da gelmeyince çok da şey etmemesi aslında bu hikayeyle çok benzerlik taşır benim gözümde.

    umarım hikayenin devamı aynı paralellikte cereyan etmez...

    --- alıntı ---

    çocuğun biri berbere girince berber tıraş ettiği müşterisine der ki; “şu içeri giren çocuk var ya dünyanın en salak insanı bak izle şimdi” ani bir el hareketiyle çocuğu yanına çağırır. bir elinde 1 tl diğer elinde 5 tl çocuğa uzatır ve sorar “hangisini istiyorsun” der çocuk da 1 tl’yi alıp çıkar… adam müşterisine dönerek “gördün mü hiç değişmez bu tam bir aptal ” der. daha sonra müşterisi tıraşını olup dışarı çıktığında 100 metre ileride dondurma yiyen çocukla karşılaşır… çocuğa, neden 5 tl yerine 1 tl aldın diye sorar. çocuk, dondurmasını yalayarak adama cevap verir;

    ben o 5 lirayi aldiğim gün bu oyun biter.

    --- alıntı ---
  • bu galibiyet alamama konusuna pek takılmıyorum. fenerbahçe'nin bizi orada yenmesi bizden daha başarılı bir takım haline getirmiyor. hem o kadar galibiyeti alıyorsun bir coğu boşa ezeli rakibinin kupa kaldırmamasını engelleyemedikten sonra.

    bana göre türkiye'de derbi kazanmanın yolu tabiri caiz ise 'alfa' *karakterli oyunculardan geçiyor. takımda ne kadar fazla varsa galip olma ihtimalin o kadar yüksek. istedigin kadar iyi takım ol bu oyuncu sayısı rakibe göre az ise galip gelmen o kadar güçleşiyor.

    fenerbahçe'nin özhan canaydın ve adnan polat zamanındaki galatasaray'a üstünlüğü buradan geliyor. bir tarafta alex,gökhan gönül, volkan, emre, lugano, carlos gibi rakibi sindiren oyuncuları, bizde ise mustafa sarp, hakan balta,ayhan akman, orhan ak gibi takımın cogunlugunu olusturan oyuncular etliye sütlüye karısmayan karakterdeki insanlar vardı.

    peki 2011 yazından sonra neden rüzgar tersine döndü? cünkü kadroya eboue, ujfaulusi, riera, felipe melo, engin baytar, johan elmander, haksız rekabet muslera didier drogba, wesley sneijder gibi oyuncular katıldı. bu adamlar sahada oyunun pis işlerini de yapan tipte oyuncular ya da bazıları öyle olmasa da ismiyle, performansıyla, kariyeriyle rakibi cok kolay sindirebiliyorlardı.
    http://gss.gs/mwO
    http://gss.gs/XDO
    http://gss.gs/XfA
    http://gss.gs/uTx
    http://gss.gs/MjJ
    2014 süper kupa'yı kaybedişimizin sebebi bana kalırsa da bekleri tarık- veysel, kanatları olcan-yasin, forveti umut-burak gibi oyunculara emanet edişimizdir. 2016 türkiye kupası finalinde podolski yerine burak olsa kupa net olarak fenerbahce'nin olurdu diyebilirim.
    http://gss.gs/Q73
    http://gss.gs/rzj
    http://alkislarlayasiyorum.com/...lkana-da-care-drogba
    hatırlayın kadiköyde bize atılan tekmeleri, maç başlamadan arda'ya yapılanları maç içinde kafaya vurulan yumrukları. derbiler maalesef ki pislik yapılarak kazanılır. bunların zaten sahalarında kaldırdıgmız kupa sonrası psikolojileri bozuldu kendilerini bilmez oldular. eboue'ye muz gösterdiler 2014'te şampiyon oldular koskoca cumhuriyet dedikleri kulup rakip takımın sadece bir oyuncusuna kopekleri baglamısam ile gönderme yapmaya calıstı akıllarınca sanki şampiyonluk yarısında galatasaray ile değil de melo ile yarısıyormuş gibi. baya ezikce hareketlere büründüler..

    neyse dönelim şimdiye... bu sene her zamankinden daha fazla düşünebiliyorum galip geleceğimizi. fenerbahce'de volkan demirel haric tüm oyuncuları pasif. van persie dükkanı kapatmış zaten saymaya gerek bile duymadım. bizde ise muslera, cavanda, chedjou, de jong, sneijder, podolski gibi oyuncularımız var. kadikoyde galibiyet mi şampiyonluk mu deseler galibiyet umrumda olmaz fakat bu sene yenerek sampiyon olalım diyorum. haydi inşallah.
  • kadıköy'deki son 10 maçın 6'sı falan berabere bitmişken artık anlamı kalmayan durum. kendi evindeki derbi maçını kazanamıyosan başarısızsındır. artık öyle kadıköy sendromu falan yok gs futbol takımının. çıkıp puanı alıp dönüyoruz evimize. yenilsek de sorun değil arena'da çakıyoruz.

    daha önce 10 sene üst üste cimbomu yeniyoruz diye caka satıyordu fenerliler. şimdi 17 senedir yenilmiyoruza döndüler. 2-3 sene sonra 20 senede 2 kere yenildik olumm triplerine başlarlar :) fenerli her zaman avunacak bir durum bulur.
  • uzun süredir kadıköy galibiyeti alamamamızın bence 2 nedeni var. 1. neden: sahada her şeyi doğru yapsak dahi maçın hakemi aleyhimize verdiği ince ince kararlar ile galibiyet almamızı engelliyor. 2. nedeni: her insanın frekans aralığı var. suyun karşı tarafı günlerce frekans yükseltici hamleler yaparak sahada her zaman çok daha baskın kalıyor ama biz sürekli düşük frekans ile sahaya çıkıyoruz ve sahada istediklerimizi bir türlü yansıtamıyoruz.
  • aslına bakarsanız bizim değil suyun öte yanındaki arkadaşların stres yapması gereken durumdur. zaten galip gelemedik.- uzun zamandır.

    ancak bir de şöyle bakmak lazım. galibiyet alacağımız maçta karşı takımda olmak istemeyecek oyuncuların durumu nedir ?karşı takımda kimse olmak istemez.

    bir tarih yazılacak onlar açısından. bizim tarih yazmışlığımız çoktur bu arada... o yüzden bu maçta öne geçmek ve onu korumak çok kritiktir. sonrasında zaten kırmızılar sarılar havada uçuşacaktır.

    çünkü ne onların seyircisi, ne teknik kadrosu ne de başkanı bunu kaldıramayacak.

    kalbimiz, dualarımız sizinle. arma için forman için bizim içi oyna.....
  • her ne kadar kucumsemeye calissak da onemlidir. yokmus gibi davransak da oradadir. galatasaray’in tarihine, buyuklugune yakismayan bir basarisizliktir. fenerbahce seni senin stadinda 3-4 yilda bir yenebiliyor ama sen 20 yildan fazladir orada galibiyet alamiyorsan rekabette kaybeden taraftasin demektir. bunun cozumu de onemsememek degil bilakis onemsemektir. siradan bir mac gibi, basit bir uc puan gibi gormemektir. kaybeden futbolcu prim alamayacagini, kontrat alamayacagini, taraftari kaybedecegini bildigi gun kazanma ihtimalin dogar. karsi tarafin tum gucuyle odaklandigi maca siradan bir mac diye yaklasirsan hicbir zaman kazanamazsin. o mac sezonun en onemli iki macindan biri. digeri de icerideki derbi. bu iki macin onemini kavramadigimiz surece kazanamamaya devam ederiz.