• 22
    yönetim düzgün bir iletişimle, 20-21 sezonunda, ffp nin son senesi olması ve şampiyonlar ligi geliri olmaması nedeniyle, gençlerden oluşan bir takım oluşturacağını açıklasa ve bonservisini 1-2 milyonlara alabileceğimiz gençlere yatırım yapsa bence taraftarlar bunu yadırgamaz ve destekler.

    neden hala ısrarla kiralık oyuncu peşindeyiz anlayamıyorum. seri lemina gelmesin, onyekuru gelmesin, 1er 2şer milyon euroları kiralama ücreti adı altında ziyan etmeyelim.

    umarım ki 2020 yazında, alınabilecek miktarlarda opsiyonu olmayan hiç bir oyuncu ile kiralık anlaşması yapmayız.
  • 24
    - götünüze alacak donunuz yokken senelik 4m € maliyetle futbolcu kiralamaktan sıkıldınız mı?
    - o hep hayal ettiğiniz 1 milyonluk scout tranferini artık ne zaman göreceğinizi bilememek sizi yoruyor mu?
    - trabzonspor yaparken biz neden yapamıyoruz diye sinir krizi mi geçiriyorsunuz?
    - çözüm basit!

    dediysem de o kadar da basit değil, fatih terim'i 1 milyonluk orta saha transferine ikna etmeniz lazım ki çok zor. keşke amerikan harikası süperflex'le halledebilseydik ama sanmıyorum.
  • 25
    sırf yerli diye jimmy gibi şener gibi oyuncuları almaktansa, parayı kaliteli ve yaşlı olmayan yabancılara harcasak, yerlide ise emre akbaba gibi oluyorsa alsak olmuyorsa altyapıdan oyuncuyu oraya enjekte etsek olmaz mı ? mesela caner yerine saracchiyi süleyman luş ile yedeklesek, mesela stoperleri emin ile orta sahada leminayı atalay ile yedeklesek. böylece hem iddalı, hem maaş anlamında yüklerden kurtulmuş, gençler anlamında da taraftarı heyecanlandıran bir yapı kurmuş oluruz. ben sağ bekte omarı görmek isterim ama olmadığında en azından şener yerine u21'in sağ bekini görmek istiyorum kadroda.
  • 26
    sõz konusu transfer sezonu özellikle dünya veya avrupa kupasına denk gelmişse ilk yabancı transfer turnuvanın final maçından bir ay sonrasında yapılır. yerli piyasada para da olsa karşı tarafa ilk başta bir sürü futbolcu teklif edilir, futbolcudan fedakarlık beklenir. yabancı da çocuğun okulu, evin hizmetçisidir. kırk senedir transfer piyasasını domine ettiği dört-beş sezondan fazlası olmayan işe yaramaz politikalar bütünüdür.
  • 27
    olmayan yada var ise çok kötü olan bir politikadır.
    örnek vermek gerekirse geçen sene ortasaha oyuncusu olarak kiralık olarak nzonzi, lemina, seri ve sözleşmesi sezon sonu bitecek selçuk ve donk var idi. 2020-2021 sezonunda bu beş oyuncu ile devam edilmeyeceği muhtemeldi.
    akıllı bir transfer politikası olan herhangi bir kulüpte geçen sezon başından itibaren bu bölge için çalışma başlatılırdı. tüm dünya ligleri taranır, genç, takımında düzenli olarak oynayan, düşük bütçe ile transfer edilebilecek oyuncular belirlenirdi. daha sonra ilk yarı boyunca bu oyuncuların maçları banttan yada canlı olarak izlenir, bu oyuncu havuzu darartılırdı. daha sonra bu oyuncuların menejerleriyle ön görüşme yapılır, transfer koşulları öğrenilirdi.
    en son aşamada 4-5 adet oyuncu kalacak şekilde eleme yapılır, bu oyuncular teknik ekibe sunulurdu, teknik kadro ve yönetim tarafından transferine izin verilen oyuncuların bir kaç maçı canlı olarak stadyumda izlenirdi. ve son aşama olarak lig bitmeden bu oyunculardan 1 yada 2 siyle ön protokol yapılırdı.
    sezon bitimi ve transfer sezonunun açılmasıyla bu oyuncular kap'a bildiririlirdi.
    sistemli ve programlı bir transfer politikası olmaz ise bu kulüp hep böyle ligdeki vasat yabancılara ederinin 2-3 katını vermek zorunda kalır.
  • 28
    şöyle gerçekleşiyor diye düşünüyorum:
    - hocam polonya’da 2 milyona güzel bir orta saha bulduk alalım mı?
    + türkiye’de benzeri yok mu? o kadar uzağa gitmeyelim. en azından daha önce ülkede oynamış birisi olsun.
    - mensah var ama 5 istiyorlar hocam. hangisini alalım?
    + mensah’ı alın!

    anladığım kadarıyla yöneticilerimizin pasaport ve vizesi yok. yurtdışından transfer yapamıyoruz. 4 milyon fazla olsun ülkeden olsun diye hareket ediyoruz. çıldırmamak elde değil. diagne’ye 10(13) milyon vermek ne kadar büyük yanlışsa, hala aynı strateji ile türkiye pazarında dolanmak en az o kadar büyük bir yanlış. bıkmadık anadolu kulüplerini zengin etmekten.

    yolu ülkeye düşmemiş futbolcu getirmemek için 40 takla atıyoruz. aylarca trezeguet’in peşinde koşuyoruz, mensah diyoruz, diagne’yi alıyoruz. beşiktaş’ta oynadı diye gidip babel’i getiriyoruz. yahu sürprizlerden niye bu kadar korkuyoruz? bırak yeni bir isim olsun. sizden yeni bir ribéry bulmanızı beklemiyoruz ama 10 yıl boyunca aynı isimlerin etrafında da gezmeyin.
  • 29
    elimizdeki bütçe ve cash para miktarının belirlediği transfer politikasıdır. zamanında miktarda anlaşmamıza rağmen ödeme planını kabul ettiremediğimiz için haaland transferini gerçekleştirememiş bir kulübüz. çünkü aynı kulüpten daha önce aldığımız martin linnes'in taksitlerini gününde ödememiştik. adamlar nakit getiriyorsanız getirin size daha taksitle oyuncu vermeyiz dediler.

    neden anadolu'ya yöneliyoruz?
    1- istediğimiz ödeme planı ile alabiliyoruz.
    2- taksidi 5 ay geciktirsek de bizi fifaya şikayet edip başımızı belaya sokmuyorlar.
    3- transfer taksidinden kalan 300-500.000 lik bakiyeyi oyuncu kiralayarak kapatma şansımız olabiliyor.
  • 31
    en son tudor döneminde olan şeydir. ondan sonra transferde hep saçmaladık. örneğin gomisi gönderip yerine diagne, falcao gibi transferleri yapmak bu saçmalıkların en büyükleriydi. ikisi de çeşitli sebeplerden dolayı bize uygun değildi. hala da değil. ama ikisine de tonla para verdik. maalesef transferde çok başarısısız. falcao, diagne, belhanda, feghouli gitmesi gerekenler. onlar gitmeden bu transfer döneminde de çok birşey beklememek lazım.
  • 32
    bir kere, işin taraftar kısmına bakarsak büyük bir sorun ve bu sorununa sebep iki futbolcu var: belhanda & feghouli.

    şöyle ki; bu adamlar, transfer gündemindeki oyuncuları değerlendirirken birer kriter , kalite eşiği olmaya başladılar. mesela; emre çolak adı geçiyor "gelsin, belhanda'dan ucuz ve en azından yerli" deniyor. aynı şeyler mensah için de deniyor. arda için de deniyor. feghouli keza öyle. galatasaray için son derece yetersiz jimmy durmaz gibi, yusuf erdoğan gibi isimler bu sebepten makul bulunuyor. hepsi gelsin gelmesine de takım oldu 40 kişi. bir dönem de sabri konusunda aynı sıkıntılar olmuştu. veysel, salih dursun, tarık çamdal dolmuştu daha iyidir diyerek.
  • 36
    menajerlerin futbolcu disindaki paydaşlara verdigi cukkanın miktarı ile belirlenen politika oldugunu dusunuyorum. tamamen sahsi fikrim. birsey bildigimden degil ha!

    genel itibariyle son dakikaya kadar fiyat dusurme politikasi guduluyor. hayir 500bin euro dusurmek icin adam 2 kamp kaciriyor. sonra 8-10 mac adaptasyon derken, kacan puanlar vs. daha pahaliya mal oluyor.

    hani bu meseleyi daha once dusunen yoksa uyandirayim ilgili yonetici zihniyetindeki profesyonelleri.

    ha bir de, ligi bilmek bir kriter degildir.

    oyun sistemin varsa, o sisteme uygunsa, dişlileri dogru yerlestirmissen istersen premier lig'de misafir takim olarak oyna, farkeden birsey olmaz.

    yani futbol 60'larda 80'lerdeki gibi degil. hatta 10 yil onceki futbol mantalitesi bile artik demode.

    gelismek lazim. o futbolculara taktiginiz performans yelekleriyle olcum alip, tonlarca veriyi elde ettikten sonra kaydi yapan laptop ile birlikte ardiye deposuna bir daha bakilmamak uzere kaldirinca modernlesme yapmis olmuyorsunuz. dostlar alisveriste gorsun hesabi, çin malı çakma iphone kullananlara benziyor. disaridan iphone x sistemi baslatinca isletim sistemi java tabanli symbian.