• bu başarısını * umursamayan bir resmi siteye sahip camianın takımıdır. bu adamlara yapılan ayıptır, yazıktır, günahtır. emeklerine saygısızlıktır. derbi maçının atmosferine kadar düşünüyorsunuz da ona göre görsellerle siteye giriş ekranı hazırlıyorsunuz. peki hiç mi içiniz sızlamıyor bu yürekli adamların adına güzel bir giriş hazırlamadağınız zaman. koskoca camianın resmi sitesine bakan yöneticileri hiç mi aynı sayfada iki görsel hazırlayamıyor. ya da hiç mi umursamıyorsunuz? yazıktır! ayıptır! terbiyesizliktir. site içi haber vermek umurumda bile değildir. bir elma dışarıdan bakıldığında çok parlak, tam yenmelik ve dolgun gözükebilir. fakat içinin çürük olup olmadığını anlayamazsınız. kaldı ki birçok insan ne izleyebildi, ne de haber alabildi bu başarının sonunucu. bir düşünün, günde kaç kez, kaç tane insan bu resmi (!) siteyi açarak haber ediniyor? çok insan.. evet birçok insan ve buradan haber alabilmek çok önemlidir. bunu da gözardı ederseniz artık ben daha ne diyebilirim ki? çok büyük ayıp edilmiştir. özür dilenmesi bile gerekir. gerçekten büyük bir hüsran yaşattı.
  • icimden ne kadar ''dokunmayin onlara'' demek gecsede bir kez olsun bile para verip, zaman ayirip maclarina gidemedigim icin birsey demeyi kendimde luks buluyorum.

    eminim ki bu hepimiz icin boyle, hicbirimiz maca gitmedik, bir urununu almadik ne biliyim hicbirsey yapmadik. o yuzden bunda pay sahibi biziz.

    bugun bu adamlarin maclarina 1000 kisi gitse otamatik kendi ucretleri odenirdi belki de.

    kendi adima butun takimdan, emegi gecenlerden ozur dilerim.
  • http://galatasaray.org/...aberlik-gecesi/37179

    engelleri aşıyoruz başlığı altında düzenlenen gecede takımımıza yaklaşık 1.2 milyon tl'lik bütçe sağlanmış ve bu tutar sezon boyunca oluşacak maliyetleri fazlasıyla karşılıyormuş. zaman zaman galatasaraylıları taşın altına elini sokmamakla suçluyoruz ancak takımımıza yaptıkları katkılar için bu geceye katkıda bulunan herkese ve tekerlekli sandalye basketbol takımımızı kuran rahmetli özhan canaydın başkanımıza bir teşekkürü borç bilirim.

    http://www.futbolarena.com/...fine-ulasti-334914h/
  • esirgemeden

    bu aralar pek bir ihmal ediyoruz gibi kendilerini. koskoca camiaya son 3 senede ulaşılabilecek en büyük başarıları yaşattıktan sonra sanki bizim bu ihmalimiz vefasızlık gibi geliyor. elbette sadece futbolun prim yaptığı ülkemizde onların başarıları pek bi günlük, haftalık oluyor. yani 1 ay içinde tekrardan dünya şampiyonu olsalar, methiyeler düzeriz kendilerine. işin ilginci biz onları hatırlamayız, onlar kendini hatırlatır. demek ki pek bir sessizler bu ara, ne kupa ne de başka bir şey var. sadece ligte doldudizgin gidiyorlar yine. alıştırdılar artık napalım.

    işte bu sebeple en unutulmaya yüz tutuldukları zamanda bir yazı yazmak istedim kendilerine. biraz kendilerinden bağımsız belki de, biraz da alakalı... ufacık bir şey yazdım, sanırım en doğru başlığı burası...

    belki onları hiçbir zaman anlayamayız ama en azından ne yaşadıklarını bir nebze hissedebiliriz.

    bu yazı galatasaray tekerlekli sandalye basketbol takımı'na geç kalmış teşekkürlerimin en yalın dille ifadesidir.

    aşk olsun size

    soğuk bir kış günü, hayır hayır yaz günümüydü desem, ilerlerken araba sizi de uçuruyordu uçsuz buçaksız dağlar arasında hayallere... neyse burdan başlamamamı bence bu hikaye.

    her şey o kadar normalmış ki aslında daha sonra yaşayacaklarının yanında. neden haykırır isyan edermiş, o da bilmezmiz. her insan gibi değermiş tabanları sıcak kumlara, soğuk betonlara ve yeşil çimlere. gökyüzünde mavi hayaller... neyse sondan başlamalı bence bu hikaye.

    hatırladığı bir kaç korna sesi ve acı bir fren sesi. sonradan duydu o da, elim bir kazaymış. nasıl olmuşsa da hayatta kalmış. bir mucizesiymiş tanırının; o gün, mavi hayallere inat kararan göklerden yollanmış. kendine geldiğinde yedi uyuyanlardan daha uzun bir süre uyuduğunu sanmış, gözlerini açmış, görebiliyor, ellerini kaldırmış tutabiliyor, müzik sesleri de geliyor, duyabiliyor, ağır ilaç kokularını da alabiliyormuş. pencereden içeri süzülen güneş o kadar saf, temiz ve parlakmış ki, kalkıp hemen ona bakmak istemiş. işte asıl hikaye bundan sonra başlamış.

    bunca yıl bıkmadan usanmadan bedenini taşıyan ayakları, artık kendisine bir yük gibi olmuş ve onları kendisi taşımak zorunda kalmış, bir tekerlekli sandalyeye mahkum kalarak. ne yani şimdi, yürüyemeyecek mi bir daha, bir daha koşmayacak mı hep kaçırdığı o otobüsün ardından, ya da şarkılar söyleyemeyecek mi o en sevdiği şanatçının konserinde ayakta. yok hayır! bu rüya hiç de komik bir şaka değil.

    gerçek...

    bir tekerlekli sandalye ona mahkum olan insan için ne kadar değerli olabilir ki? daha önce kaç kez sorduk bu soru kendimize? hiç belki de, tekerlekli sandalyeye mahkum olan bir insanı görüğümüzde belki de. ve nerden bilebilisin ki, bir gün bu sorunun tam ortasında cevaplanmayı bekleyen en önemli nokta olacağını.

    gerçek...

    zaman geçer, yavaş yavaş alışmaya başlarsın, ve o derece bağlanırsın en önemli sandalyene. bir deyim vardır dilimizde, gözüm gibi deriz en değer verdiğimiz şeylere. ve "tekerlekli sandalyem gibi" bir deyim girer artık bundan sonra dilinize. her şeyinizdir artık o sizin. ayaklarının görevini bilir mi bilinmez fakat yaşamın kısmi görevlerini bilmesini çok iyi bilir. aslında siz mi ona mahkumsunuzdur yoksa o mu size mahkumdur bu bilinmez, yanlız geçirdiğiniz zamanlarda -ki çoğu zaman bu böyledir- hararetli tartışmalara girersiniz sandalyenizle. daha önceki yaşamınızda sürekli yanınızda olan insalar yavaş yavaş uzaklaşmaya başlarlar yanınızdan, kimi mecburiyetten kimi ise sandalyenizden.

    en gerçek...

    özürsüzler vardır; ortada hiçbir sebep yokken, elle tutulur hiç bir rasyonel sebep yokken küserler hayata, çoğu belki de yaşamlarının ilkbaharında.

    ve özürlüler vardır; ve niceleri vardır bu tarz insanların, onlar kadere inat yaşamın hırçın savaşcılardır. kimisi sporcu, kimisi sanatçı, kimisi ise yazar. belki tarih yazmaz onları fakat onlar kendi tarihlerini o kadar güzel yazarlar ki, hiçbir şiir, hiçbir roman ve hiç bir şarkı anlatamaz onları. o kadar güzel betimlerlerki kendilerini savaşırken tekerlekli sanadalyeleriyle...

    özrünüz kabahatinizden! de beter, aşk olsun size...
  • üniversite zamanında defalarca çağırıp defalarca bizi kırmadan gelen büyük insanlar. sizlere verilen üç kuruş parayı çok görenler, başta gerçek imparator sedat hoca ve takımına yönetimin yaptığı haksızlıklara galatasaray yönetiminin ses çıkarmayışı sizleri başı boş bırakışı buna rağmen yatarak para kazananlarla yeni yüksek bedelli sözleşmeler imzalanması kanıma dokunuyor.

    sizleri seviyoruz. iyi ki bizimlesiniz biz de iyi ki sizinleyiz. sizinle gurur duyuyor alnınızdan öpüyoruz.

    galatasaray ı nedensiz seven, cefakar ve fedakar büyük insanlar.
  • son yaşanan olaylar* beni özeleştiri yapmaya itmiştir. biz yeterince takımımıza sahip çıktık mı sorusu aklımı kemirdi? defalarca tekerlekli sandalye maçına gitmiş olmama rağmen içim rahat değil. kainat şampiyonu takımımı yeterince bağrıma basabildim mi? sarı kırmızı armayı layıkıyla taşıyan bu cesur yüreklerin kaçının adını tam olarak bildim? futbol takımına gelen onlarca yabancı paragözü* görmek için götüm götüm heyecanlanırken bunlara hakettiği değeri verebildim mi?

    tüm bu soruların cevabı ne yazık ki üzücüdür. keşke olaylar yaşandığı sırada orada olsaydım, biber gazından gözüm yansaydı, birkaç job yeseydim, kafam yarılsaydı da bu soruları kendime sormak zorunda kalmasaydım..

    ama hepinizin önünde yemin ediyorum, bundan sonra gereken özeni daha fazla gösterecem, tekerlekli sandalye maçlarına öncekinden daha fazla gidecem...

    yaşanan olaylardan dolayı tüm oyuncularımızdan kendi adıma özür diliyorum.
  • gün itibariyle beşiktaş'a mağlup olarak 9 yıldır elinde bulunan türkiye ligi şampiyonluğu'nu bu yıl kaptıran engelsiz aslanlar. canınız sağolsun lafı en çok size yakışıyor, bu branşta değil türkiye bir dünya markası olmayı başarmıştınız zaten, gönüllerimizde her sene şampiyonsunuz.
  • mustafa cengiz yönetiminin hışımına uğrayan, galatasaray’ın yüz akı olan bir başka takım.

    --- alıntı ---

    tekerlekli sandalye basketbolu kazandığı şampiyonluklara kazandığı ödüllerle gideri den fazla gelir sağlamıştır. ayrıca tahsil edilmesi unutulan 9milyona yakın ödül de cabasıdır. zarar eden şube kapansın diyen bilgi eksikliği olanların bilgisine!

    --- alıntı ---

    https://twitter.com/...154063043256320?s=21

    elbet bunların hesabı sorulur.
  • "rakibimizin, emre akbaba'ya bizden 500 bin euro daha fazla maaş verdiğini duyduk. forvet transferi olmadı diye bizi idam eden taraftar, emre akbaba gelmeseydi ne yapardı? popülizm yapmayı sevmem ama transfer, prestij işine dönüştü." *

    yani, başkan sırf prestij için 1 milyon euro fazla harcayıp, futbol takımına transfer yapabiliyor ama tüm bütçesi o transfer farkı kadar olacak yarıştığı branşta zirvede olan galatasaray tekerlekli sandalye basketbol takımını küçültmeyi düşünebiliyor.

    benim de amacım popülizm değil ama ülkemizde engelli vatandaşlarımızın zorluklar çektiğini görüyoruz ve tekerlekli sandalye basketbol takımımızın başarılarından en başta bir türk insanı olarak gururlanıyorum. bu alanda dünyada zirveyi görmek benim için, en azından insani anlamda futbol takımının şampiyonlar ligini kazanması kadar prestijli.

    yönetimin ekonomik sıkıntılar ile mücadelesini anlayabiliyorum ama ne olursa olsun bir şekilde çözüm üreterek, sedat incesu koçumuz ve engelsiz aslanlarımızı üzmemeleri gerektiğini düşünüyorum.
  • 8 seneye bir müzelik kupa sığdıran ibretlik takım. japonya'daki dünya şampiyonası için haftalarca sabahın dördünde idmana çıkan, ligde karşısına çıkan en zayıf rakibe karşı son dakikaya 90-45 civarında bir skorla girilse bile kaçan bir basket sonrası yerleri döven/oyundan alındığı için üzülen, kendine saygısı ve öz disiplini üst düzey insanlardan oluşmaktadır. sezon boyu istanbul'un her türlü salonunda peşlerinden giden birkaç iyi adam, deplasmana gittiği şehirlerde kendilerini karşılayıp bağırlarına basan ekseriyetle üniversite öğrencisi bir avuç hasta ve her kupa alınışında foto finişe girmeyi başaran sarışın abla dışında hiç kimseleri yoktur.
  • sadece ve sadece fikstürünü, maç sonuçlarını takip edebilmek için bile gazeteci olmak gereken kupa koleksiyoncusu. bu derece başarılı olmalarında taraftardan bu kadar sakınılıyor olmalarının payı nedir bilinmez ama, bir çift kuru alkış sesinin gözlerinde yarattığı pırıltı için bile yüzlerce kilometre tepmeye değecek bir takımdır.
  • (bkz: engelsiz aslanlar)

    amacımız "türk olmayan takımları yenmek" hedefini koyan, bu sözlerin motto haline gelmesini sağlayan kurucumuz ali sami yen'in anısına...

    engelsiz aslanlar, galatasaray'ın yüz akıdır. galatasaray müzesine avrupa ve dünya şampiyonlukları getirmişlerdir. eminim getirmeye de devam edeceklerdir.

    türkiye gibi maalesef engellilere yeterince önem verilmeyen bir ülkede, bu başarılar daha anlamlıdır... daha takdire şayandır.

    her türlü zorluklara rağmen, galatasaray engel tanımıyor!

    rahat uyu ali sami yen...