• 501
    birlikte öğrendik seninle
    avcumuzda yüreği çarpan
    kuşa sevgiyi

    elele duyduk kumsalda denizin
    milyon yılda yonttuğu
    taşa sevgiyi

    tırtılları tanıdık seninle baharda
    tırtılken daha sevmeyi öğrendik
    sevgiden üreyen kelebeği
    toprağı evimiz gibi sevdik seninle
    birlikte sevdik kuru toprakta
    ev küren köstebeği

    köstebeğinden toprağına taşına
    tırtılından kelebeğine kuşuna
    elele sevdik bu dünyayı

    acısıyla sevinciyle sevdik
    yazıyla kışıyla sevdik
    köy-köy ülke-ülke

    gökler gibi sardı dünyayı
    yağmur gibi sızdı dünyaya
    dünya kadar oldu sevgimiz

    elele büyütüp elele derdik
    elele derip insana verdik
    verdikçe çoğalan sevgimizi
  • 502
    sen yürürsün rüzgar yürür
    sabahlar sığmaz olur gözlerine
    her adımda çözülür bir karanlık
    şafaklar çiçek sunar ellerine
    gün tutuşur
    dağlar aydınlanır
    yeniden aydınlanır
    yeniden canlanan bu yaşam
    türküler dizer saçının tellerine

    sen yürürsün rüzgar yürür
    alıp savurur beni saçların
    en kalabalık alanlara götürür
    bir cellat çıkar apansız
    bir fidan yeşermeden çürür
    ve kana bulanır ırmaklar
    baştan başa geçer kentleri
    kan temizlenir cellat ölür

    sen yürürsün rüzgar yürür
    mahpuslar soluğunla umutlanır
    toprak çatlar
    gökyüzü bıçak bıçak şimşeklenir
    görkemli bir yürüyüş başlar içimde
    ve bir tan vakti
    kırılır bütün güzellik yasaları
    ağaçlar aşk açar bahçelerimde

    sen yürürsün rüzgar yürür
    dallar eğilir
    yapraklar secde eder yürüyüşüne
    sular kabarıp dalgalanır
    köpüklü başlarıyla selamlar seni
    ve tanrılar kalır önünde
    ne beyler ne krallar
    seninle yazılır en büyük destan
    en güzel tarih seninle başlar

    sen yürürsün rüzgar yürür
    bir sevinç boylanır dünyada
    çocuklar korkusuz büyür
    kan boğulur susar
    dokunup geçtiğin her kuraklık
    yemyeşil bir vadiye dönüşür

    sen yürürsün rüzgar yürür
    bizi bu deprem günlerinde
    inan ki bir şiirsiz yaşamak
    bir de sensiz savaşmak öldür

    adnan yücel
  • 503
    bu gece için, kendi adıma önemli bir sinerji misyonu yüklediğim başlıktır. umarım beklenen gol gelir ve cesurkorkmaz kardeşiniz şu güzel turu geçer.*

    bu maç benim olur mu dersin?

    yüzünü ilk kez gördüğümde
    büyük bir maç heyecanıyla
    hissettim ben seni…
    önemli bir turdaydık avrupa’da
    sen çıkmıştın kurada
    zor takımdın.

    ilk maç senin evindeydi
    golsüz berabere bitti
    ve döndük eve.

    rövanş öncesi
    tek bilekte tek yürek
    bütün camia oldu kenet
    zafer yoluna…

    taraftar sesini bırakmaya gelmişti o gün
    önceki gece heyecandan uyumamıştı hoca
    geçen sene bırakmış kulübün efsanesi
    şeref tribününde yerini almıştı bile
    ve başkan locasında kibirinin üstünde oturuyordu.

    açıklandı ilk onbirler.
    kulübün geleceği parlak genç oyuncusu
    hocası tarafından yedek soyundurulmuştu
    oysa hiç üzülmedi çocuk, biliyordu
    o gün kulübede de bir görevi olduğunu

    sahaya indi takım.
    taraftar marşları yürekten bağırıyordu
    kaptan alışılmış o güven veren duruşuyla
    izliyordu arkadaşlarını sahanın ortasında

    hakem çağırdı, yazı-tura atıldı.
    kaptan tura dedi, tura geldi.
    hakem sordu: “top mu kale mi?”
    kaptan kaleyi seçti.

    ve çaldı ilk düdük
    oyuna sen başladın.
    hissediyordum
    titriyordu senin de ayakların
    geride top çeviriyordun öylece
    inanmıyormuş gibi kendine
    ilk dakikalar biz de bir şey oynamadık
    seninle karşılıklı pas hataları yaptık
    sen bana atıyordu topu, ben sana
    oyun sıkışınca dönüyordum yana
    ve bir an, takımda neden olduğunu bilmediğim
    öyle boş, öyle savruk oyuncum
    atacağı o basit pası
    takımındaki en iyi pasörün önüne yuvarladı
    forvetindeki tilki, hemen araya kaçtı
    adamın topu ona attı
    karşı karşıyaydı tilki
    maçın ilk şutunda golü yazdı:
    dakika dokuz, 0 – 1.

    üzüldük takımla, taraftarla…
    kendimize gelmek zaman aldı
    ve tatsız ilk yarıda son düdük çaldı.

    hoca çok kızdı içeride
    bağırıp çağırdı herkese
    sahaya geri inerken
    takımdaki herkesin aklında
    senin forvetinden bile kurnaz bir tilki vardı

    ikinci yarı başladı.
    hırslı, istekliydik.
    çabaladık dakikalarca
    ama zaman geçiyordu

    kaptan aldı topu bir an
    kafasını kaldırıp ileriye baktı
    ileriye uzun bir pas attı
    benim de forvetimde bir delifişek
    aldı topu, güzel bir plaseyle ağlarına bıraktı:
    dakika altmış altı, 1 – 1.

    golü bulunca daha çok inandık
    oyunu senin yarıya yığdık
    dakikalarca çalıştık, çabaladık
    ama bize turu getirecek gol
    çizginden öteye geçmiyordu
    sona doğru geldikçe risk alıyorduk
    bekler ileri gidiyor, geri gelmiyordu
    bir ortada defansından sekti top
    senin pır pır kanadının önünde kaldı
    sürdü topu, girdi sol taraftan ceza sahasına
    karşısında kaleci vardı, solundan yuvarladı topu
    ağlarımda asılıydı hüzün, gol oldu!
    dakika seksen bir, 1 – 2.

    bizim takım, inan turu çok istiyordu
    oysa şimdi bize iki gol gerekiyordu
    oyunu başlatıp, ileri çıktı takım
    sen de takımı geriye yaslamıştın
    yaptığım uzun ortalar
    senin defansındaki kulelerce püskürtülüyordu
    takımın her aldığını ileri dikiyordu
    birkaç dakika daha, eridi böyle.
    bir an pireden hallice sol bekime, geldi top
    açıktan ilerledi, orta yapacakken topa bastı, hop
    durdu, ceza yayının önüne yuvarladı
    topu aldı benim delifişek
    şut çekmek için ayağını kaldırdı
    senin defanstan iki koca adam
    cansiperane topun önüne atladı
    vurmadı delifişek, topukla geriye bıraktı
    şu ilk golde topu sana veren
    benim savruk adam aldı
    topla iki adım attı
    önünde işte mükemmel açı
    yaradana sığınıp vurdu
    üst direk, yer, üst ağların içi
    ve gol! taraftar çıldırıyordu.
    dakika seksen altı. 2 – 2.

    tekrar oyun başladı.
    bu skor tatlım, sana yarıyordu.
    soğutmak için oyuncu değiştirdin
    ben de o ara oyuna aldım benim şu çocuğu
    tuttum yarma stoperimi forvete yolladım
    hatta kornerlerde kaleci de gidecekti.

    top yine sahandan geçmiyordu
    biz de iyice yerleşmiştik senin oraya
    üstelik bütün maç zamana oynamıştın
    hakemin en az on dakika uzatma vermesi lazımdı
    ama ömrüme yedi dakika verdi, olsun yeterdi…

    o dakika bütün stad gümbür gümbür
    taraftar sesini rekorlara yırtıyordu
    bizim hoca gergin
    zaten bu sene
    iyi gitmedi işler ligde
    bu maçı alamazsa kovulacak gibi
    başkan, cebini yokluyor, kalp ilacını arıyor
    aman tanrım! şeref tribünündeki efsane
    ayağa kalktı, bir taraftar gibi bağırıyor

    bu maçı harbiden almamız lazım!

    bizim takım iyice ileri yerleşti.
    biz boyuna dolduruyoruz içeri
    senin kuleler boşaltıyor
    yerden oynuyoruz
    liberon kalecime şişiriyor
    benim parlak çocuk
    sahada kendini unutturmaya çalışıyor
    olmuyor, top bir türlü ona gelmiyor
    ama bir dakika, şimdi önüne düştü top
    bir çalım attı, sol yanından içeri girdi
    tanrım birini daha geçti
    ve benim delifişek altıpasta
    doksan artı üçüncü dakika

    delifişeğe çıkardı topu
    ve bu delifişek astı golünü
    kalbinin ağlarına...
    dakika doksan artı dört. 3 - 2
    spiker yüreğimdi, sesi kısıldı
    ve tur şimdi bana geliyor.
    ama söz tatlım
    beraber kutlayacağız.

    cesurkorkmaz a. d.
    26 ocak 2020, 3.08

    edit: son kısım güncellendi. bu maçın son anları halen oynanıyor, ama oldu gibi sözlük. böyle biraz tematik gibi oldu ama umarım yakın bir zamanda bu tuhaf şiirin bağlantısını sözlük sevinme duvarı başlığına taşıyabilirim.