• 206
    genel olarak güzel kitaplar önerilmiş geçmişte, şöyle bir inceledim de. ben de kendimce birkaç öneride bulunmayı isterim. nasıl başlayacağımı pek kestiremesem de (ve de bir sürü ama bir sürü harika kitap olduğunu düşünürsek) öncelikle klasik okumayı, özellikle de rus klasiklerini pek sevemeyenler için oblomov'u önermek isterim(rus klasiği değil ama son ana kadar germinal'i mi önersem acaba dedim). diğer pek çok rus klasiğine göre çok daha rahat okunacak, mükemmel bir kurgu ve hikaye gerçekten. arka planında ise dönem rusyası, moskova-petersburg çekişmesi, rus aydınları eleştirisi gibi konular işleniyor. neymiş şu oblomovluk, tembellik mi yoksa bambaşka mı okuyup anlamak lazım kanımca.

    bir diğer önerimi türk edebiyatından yapmak istiyorum. her ne kadar rahatsız edici olduğu söylense de, çevremizde o kadar çok zebercet var ki, hatta daha falası, sırf bu yüzden bile yusuf atılgan'dan anayurt oteli' ni okumak gerekiyor. her nekadar kişisel favorim aylak adam olsa da, anayurt oteli karakter çizimleri, anlatısı, psikolojik alt yapısı ile toplumumuzdaki aykırı, değişik, tuhaf insanları anlamak, farketmek için daha ön planda.

    bilim kurgu olarak son ana kadar çocukluğun sonu aklımda vardı(tabi vakıf, dune, rama gibi serileri herkese önermek çok mantıklı olmaz, onlar daha bilim kurgu severler için) son anda ursula k. le guin'den mülksüzler'de karar kıldım. yine etkileyici bir kurgu, akıcı ama yoğun bir kitap. alt metinde anarşizim, mülksüzlük gibi konular mevcut. bilim kurgu severlerin kaçırmaması gerekiyor.

    distopik eserlerde oldukça fazla seçenek var(1984, cesur yeni dünya, fahrenheit 451, biz, damızlık kızın öyküsü, demir ökçe vs.) ama bu katagoride benim her anını hala hatırladığım körlük ön plana çıkıyor benim için. bir saramago hastası olarak, değişik bir yazım tarzı olduğunu söylemeliyim. noktalama olarak virgül ve nokta hariç kullanmaz, diyaloglar virgüllerle ayrılır ve bu sizi kitaba yoğunlaşmaya mecbur kılar. körlük ise bu yoğunlaşmayla sizi de kör eder ve her anı yaşarsınız. kesinlikle tavsiye ederim.

    her ne kadar seri tavsiye etmek istemesem se, fantastik olarak yer deniz büyücüsü'nü önermek isterim. ursula teyzemizden bir öneri daha oldu. harry yokken ged vardı diyorum. çok farklı bir yazım tarzı, daha değişik bir büyücü dünyası. gerçekten gözümün bebeği serilerdendir.

    felsefe ile arası çok olmayanlar için, ya bu kant, hegel falan ne ayak diyenler için oldukça güzel ve akıco anlatımla alfa yayınlarından çıkan felsefenin kısa tarihi(nigel warburton) önereceğim kitaptır. felsefe tarihini fazla detaylandırmadan, kronolojik olarak veriyor kitap.

    felsefi roman olarak sartre'ın bulantı kitabı şiddetle tavsiyemdir. kolay bir kitap olduğunu idda etmeyeceğim, fakat varoluşçu bir kitap olarak oldukça doyurucu bence.

    yeraltı edebiyatıyla aram çok çok iyi değil ama john fante'nin arthur bandini serisini önerebilirim. seri okumam ben diyenler için de bu seriden toza sor kitabını tavsiye ederim.

    kişisel favorilerimden olan nikos kazancakis'den günaha son çağrı ve yeniden çarmıha gerilen isa kitaplarını da tavsiye ederim. ayrıca ihsan oktay anar' ın bütün kitaplarını da önermek istiyorum. eğer mitoloji, fantastik seviyorsanız, 20.yy rusyasını iyi kötü biliyorsanız, hristiyanlık tarihi hakkında da az buz bilginiz varsa bulgakovdan usta ile margarita' yı öneririm, oldukça keyifli bir eser. ben zor kitap istiyorum diyenler için de sadık hidayet'den kör baykuş' u tavsiye ederim. ne kadar yazarsam yazayım hep başka kitaplar geliyor akla, o yüzden kalan mükemmel kitaplara biraz haksızlık ederek önerilerimi burada sonlandırıyorum. keyifli okumalar dilerim, kitaplarla kalın...

    edit. büyülü gerçeklik önermemişim. evet marquez ve rushdie gibi çok önemli isimler bu katagoride ilk akla gelenler(yüzyıllık yalnızlık, kırmızı pazartesi, gece yarısı çocukları, floransa büyücüsü gibi) ama ben size isabel allende'den ruhlar evi' ni önermek istiyorum. yine konusu harika, alt metni mükemmel bir eser. saygılarımla.