• 1967
    klaus

    yolun yarısına merdiven dayamış biri olsam da animasyon izlemeyi çok severim. hele bazıları vardır ki bende ve insanlarda izler bırakmıştır. mesela up, inside out, coco, nemo, lion king, ice age, kung-fu panda, toy story ve how to train your dragon. bu saydıklarım arasında sanırım animasyon dalında oscar ödülü alan çok film var. yarın öbür gün allah izin verir de baba olursam hepsini evladımla tekrar izlemek isterim. yukarda bahsettiğim animasyon ise hiç düşünmeden bu filmerin yanına adını yazabileceğim bir yapıt olmuş. bence 2019'un animasyon dalında en güçlüsü ve oscar adayı. izlediğim en iyi noel filmi. yılbaşının noelin en güzel anlatıldığı filmlerden biri (biz kutlamıyoruz hacı deseniz de tavsiye ederim). hani bazı filmler vardır hakkaten cok sıcak, samimi bir o kadar sürükleyicidir ve bitsin istemezsiniz. işte bu tam olarak onlardan. 34 yaşında koca bir herif olarak resmen bitmesini istemedim ve bittiğinde de çocuk gibi üzüldüm. çocugunuzla, eşinizle hatta arkadaşlarınızla bile keyifle izlenecek bir animasyon.
  • 1969
    evet, yine bir 90lar ve yine bir loewenherz entrysi.

    filmimizin adi straight outta the compton.

    80li yillarin sonu, doksanlarin ba$i amerikada zencilere yönelik polis saldirilarinin tavan yaptigi dönemlerde gangsta rapin bamba$ka bir boyuta yönelmesini saglayan n.w.a (niggaz wit attitudes - duru$lu zenciler) grubunun hayat hikayesini anlatan film.

    film 2015 yilinda vizyona girmi$ti. ancak ben ha izledim, ha izliycem derken aradan 4 yil geçti. dün ak$am kendi çapimda bir nostalji ya$ayip 90lara geri döndüm ve baaang! bu film ile aradigim ruhu tekrar yakaladim.

    90larin ba$i, 14-15 ya$larindayim. ergenlige fla$ bir giri$ yapmi$im. yil 2019 aradan çeyrek asir geçmi$ fakat filmi izlerken gözümde o kadar ani canlandi ki, tekrardan 90lara gittim, sabahtan beri gangsta rap dinliyorum.

    bir tek raiders ceketim eksik.. *
  • 1970
    netflix'te geçtiğimiz hafta yayınlanan ve büyük ilgi ile karşılanan "the irishman" filminden bahsetmek istiyorum. martin scorsese'nin yönettiği robert de niro, al pacino, joe pesci'nin başrollerde oynadığı (hatta kısa da olsa harvey keitel abimizin de rolü var) ve gerçek olaylara dayanan bir suç filmi. film 3,5 saat sürüyor ve filmde fazla aksiyon bulunmadığı için izlemesi biraz zahmet istiyor. ben hafta sonu 3 parçada ancak bitirebildim. ha abartıldığı kadar iyi bir film mi, tam olarak öyle diyemem ama bu efsane kadroyu belki de son defa bir arada izlemek için bile değer. oyunculuklara söylenecek bir şey yok, babalar yine döktürmüş, hele al pacino olağanüstü. adam rolü bizzat yaşıyor sanki.
    filmi seyretmeden önce jimmy hoffa, frank sheeran, domuzlar körfezi çıkarması, kennedy suikasti gibi konularda biraz araştırma yaparsanız aldığınız keyif artacaktır.