• 1924
    (bkz: bölük)

    askerlik temalı bir film. ama öyle ucuz milliyetçiliğin tavan yaptığı filmlerden değil. bayağı bir bölükte geçebilecek sıradan olaylar sade ve gerçekçi bir dille anlatılmış. yer yer duygusal sahneler de var. ufak tefek çatışma sahneleri de. özellikle askere gidecek arkadaşlar mutlaka izlemeli.. kışladan içeri girer girmez neyle karşılaşacağınız aynen anlatılmış.
  • 1925
    (bkz: the man from earth)

    haftaya bugün 16.kez izleyeceğim film.

    bu hayatta ne zaman bir yerlerde sıkıştığımı hissetsem bir şeylere önem vermeye başladığımı görürsem hayat benim için çok önemli bir hale bürünürse açar bu filmi izler ve hayatıma yeniden çekidüzen veririm.

    çünkü bu film her seferinde aslında hiçbir şeyin ama hiçbir şeyin önemli olmadığını, her şeyin çok sıradan olduğunu, bu dünyada bir örümcek ya da sinekten farksız olduğumuzu, anlam yüklediğimiz her şeyin geçici ve boş olduğunu tokat gibi yüzüme vurur.

    izler, düşünür, hatırlar ve köşeme çekilir sessiz hayatıma devam ederim. ne kadar birikmişliğim, egom, sinirim varsa alır götürür benden uzaklara.
  • 1927
    (bkz: equilibrium)

    türkçe' ye "isyan" olarak çevrilmiş, başrolünde christian bale' in oynadığı 2002 yapımı bilim kurgu filmi.

    3. dünya savaşından sonra her şeyi kontrol altına almak isteyen güçlerin, insanların duygusal olarak hiçbir şey hissetmesine izin verilmeyen bir dönem anlatılmış. filmde hem duygusal hem psikolojik yönü hem de aksiyon mevcut.

    bilim kurgu filmlerini izlemekten zevk alıyorsanız şiddetle tavsiye ederim. bu zamana kadar gözümden kaçmasına üzüldüm.
  • 1931
    (bkz: paper chase)

    1970lerde cekilen bu film, harvard universitesi hukuk fakultesi 1. sinif ogrencisi james hart’in hikayesini ve yasadigi zorluklari anlatiyor. amerika’nin tiptan sonra en agir egitimi olan hukuk ile mucadelesi ve sert mizacli profesorunun kizina olan aski arasinda kalan hart, ikisini de ayni anda idare etmeye calisip ayni zamanda sinif arkadaslarina da derslerde yardim etmeye calisacak

    (bkz: whiplash)

    bu filmi belki cogunuz izlemissinizdir. izlemeyenler icin kisa trailer: cocuklugundan beri en buyuk hayali baterist olmak olan andrew (miles teller) new york’taki abd’nin en iyi ve en meshur muzik
    okuluna kaydolur (ismi hayali ama biraz berkeley school of music’i andiran bir okul), burada siradan bir ogrenciyken sert, acimasiz, asla ve kattiyen hata kabul etmeyen muzik ogretmeninin (j.k. simmons) dikkatini ceker ve muzik ogretmeni onu ozel sinifina alir. bu atlama ilginc bir sekilde andrew adina cok da toz pembe gitmeyecek,ve andrew yasadigi zorluklar ve mucadele nedeniyle de akil sagligini kaybetmenin esigine gelecektir.
  • 1932
    2019 model shaft diyorum, ba$ka da bir $ey demiyorum. bayiliyorum süper güçleri olmayan süper kahramanlara. adamim samuel l. jackson zaten bir fenomen. kötü bir filmini izledigimi hatirlamiyorum. izleyin, pi$man olmazsiniz. yalniz kendinize bir iyilik yapin ve filmi orjinal hali ile izleyin. türkçesi de muhakkak vardir ama madafaka denilen yerlerde lanet olasi pislik torbasi geçtigi için o tadi alamazsiniz.