• 364
    artık nasıl toparlayacağım bilmiyorum.

    ömrümün tamamı hiçbir yere ait olamamakla, hiçbir şeye gülümseyememekle geçti. kendim gülemediğim için başkalarını güldürmenin peşine düştüm hep. oysa 2 metreye yakın boyumla, yüz küsür kilomla karıncayı bile incitmekten kaçınan bir devdim çoğu insanın gözünde. çok güçlüydüm onlara göre; o yüzden sırtımda bir ele, omuzumda bir başa ihtiyacım yoktu. hep kendi ayaklarımın üzerinde durduğum için hiç kimseye, hiçbir şeye ihtiyacım yoktu belki de. hayatına iyi anlamda dokunduğum yüzlerce insanın bana hiçbir faydası olmadı, yüzümü gülümsetenler yalnızca tedavisini üstlendiğim, beslediğim, büyüttüğüm ve sonunda bana minnet dolu gözlerle bakan sokak hayvanları oldu, bazen de cebine harçlık koyup çikolata aldığım çocuklar. gerisi sıfır. hayat herkese nazik davranmıyor maalesef. çeyrek asırı geçen ömrüm mutsuzlukla, ve hatta daha kötüsü umutsuzlukla geçti. 27 yaşımda saçlarımı döken bu devran bana çok şey borçlu.

    radikal bir kararla, neyim var neyim yok satıp, pılımı pırtımı toplayıp gitmeye karar verdim buralardan. neresi olduğunun önemi yok. zaten dibi görmüş bir insan, daha derine düşemez. 27 yıldır düzenli olarak düştüm. düşüş problem değildi de, son yere çarpışım biraz sert oldu. ayaklanmaya gücüm olduğunu düşünmüyorum an itibariyle.

    annem babam mutlu olsun diye hep örnek gösterilecek bir evlat oldum. sosyal statü, akademik kariyer sahibi oldum. çalışılması ve kalıcı olması çok zor bir yerde 5 yıldır başarıyla çalışıyorum ve türk bayrağının uluslararası prestijini yükseltmek için gecemi gündüzüme katıyorum. böylesine bir mücadele içindeyken yeri geldi terörist oldum, yeri geldi zındık oldum, yeri geldi marjinal oldum. ülkemde hep ikinci sınıf vatandaş muamelesi gördüm. dökülen her saç telimde bu sistemin çok büyük katkısı var.

    geride ailemi ve canımdan çok sevdiğim dört ayaklı çocuklarımı bırakıyorum. ailem yaratıcıya, çocuklarım aileme emanet. nereye gideceğimi bilmiyorum ama gitmenin en doğrusu olduğunu düşünüyorum. belki bir gün yeniden dönerim, bilmiyorum ama artık bu umutsuzlukla baş edemiyorum. değişim kaçınılmaz oldu maalesef.

    hem okur hem yazar olarak burda iyi veya kötü şekilde çok fazla kişiyle diyaloğum oldu. hayatına ufacık dokunduğum ve hayatıma dokunan herkesten helallik istiyorum. bugüne dek gelen mesajların çoğu girdiğim entrylerin mizahi yönüyle ilgili oldu, sizleri güldürebildiysem ne mutlu bana. yazının başında da söylediğim gibi, gülmeyi beceremeyen biri olarak güldürmek benim için çok değerli. herkese selamlar ve sevgiler. umarım önce dünya, sonra galatasaray sizi hep mutlu eder.

    lütfen bana şans dileyin. evrenin tüm güzellikleri sizinle olsun.

    rodman, veya ozan