• 790
    galatasaray'ın hiçbir zaman aziz yıldırım gibi bir başkanı olamaz. kazara olsa bile en fazla 2. dönemde yaka paça indirilir. belki hiçbir zaman transfer şampiyonu olmaz, şatafatlı yatırımları olmaz, amatör şubelerine ligin toplam bütçesinin 5 katını verecek sponsorları olmaz.

    ancak hiçbir galatasaray başkanı da 20 sene görevde kalamaz. muhalefeti yok edemez. kulübü kendisine indirgeyip kulübü mahkeme tutanaklarına düşüremez. bunun karşılığında belki cemal nalga skandalıyla birilerinin önü kesilebilir belki ama cezası da tarihte ilk defa idari anlamda ibra edilmemek olarak verilir.

    o skandal galatasaray'da patlayınca olaydan haberi olmayan şube sorumlusu duyar duymaz istifa eder.
    o skandal fenerbahçe'de patlasa tüm şube yönetimi basın toplantısı yapıp kuraldan haberi olmadıklarını, formanın da malzeme sıkıntısından dolayı giyildiğini söyler.
  • 791
    birebir üye olma şartlarıdır. galatasaray'ın halka açılması gerektiğini çok dillendirdim ama, günün sonunda rakiplerle arasında oluşan kültür farkının en önemli sebebi üye olma şartlarıdır. hala üye olma şartlarının yumuşatılması taraftarıyım ama tamamen serbest bırakmak kulübü batıran ama, 1-2 sene şampiyon yapan adamların başkanlığını izlemekle geçirir ömrümüzü.
    (bkz: aziz yıldırım) (bkz: fikret orman)
  • 792
    bir takimin başkanından en küçük taraftarına kadar winner olmak ruhunda var. diğeri ise her seyiyle loser.

    bir takimin hedefi sürekli şampiyon olmak, onunla yetinmemek daha da fazlasını istemek.

    diğeri başarısızlıklarına daha fazlasını nasıl ekleyebilirim konusunda tüm ülkeye her yıl değişik örnekler verebilen bir takım.

    biri sayısalcı : 22 (yirmi iki)

    diğeri: 28 (ondokuz)
  • 794
    renklerindeki sarı hariç hemen her şeyin farklı olduğu karşılaştırma.

    evvela kurucularının asalet ve futbola bakış açısı farklıdır. birisi "türk olmayan takımları yenmek" üzere bir şiar edinmişken, ötekinin 2020 yılında bile hala öyle bir amacı ve gücü yoktur. anayasasında yazılı bu vizyon farkı ile kırmızısı olanı sayısız avrupa başarısı ve kupa kazanmıştır. meseleyi sadece avrupa'dan kupa getirmek olarak görmek ise bir nevi galatasaray'a hakarettir. kırmızısı olan takım uefa kupasından yıllar evvel kendisi dışındakilerin ayaklarının titrediği serüvende koca koca taķımları yenmiş, şampiyonlar ligi yarı finali yapmış ve ardından avrupa'nın devlerini dize getirmiştir. bu örneklerin altında bir antrenörün, başkanın ya da 3- 5 futbolcunun kalitesi dışında çok daha fazla şeyler yatar. öncelikle kulübünüzün tüm yapısıyla size bunları yapabileceğinize dair güven vermesi gerekir. bugün avrupa'dan bir kupa daha gelirse bunu galatasaray yapar denilmesinin nedeni daha önce bu başarıyı yakalaması değildir. taraflı tarafsız herkese 1990 yılında bile bu soruyu sorsanız cevabı yine galatasaray olurdu.

    bu iki takım arasında başarı dışında da yine benzer bir durum yine yoktur. ne taraftarların kompleksleri benzer ne camiaların iç yapıları benzer. birinde 20 yıl boyunca arada bir başarılı olsanız da başkanlık yapabilirsiniz ama ötekinde 5 yıl boyunca başarılı da olsanız kulübün karizmasına yakışmayacak bir açıklama yapmanız bile meşruluğunuzu sordurtur. ve kibir denen şey ise lacivertli olanda hiç bir sebep olmamasına rağmen bayağı mevcuttur. aslına bakılırsa bu kibir değildir, geride kalmanın açığını kapatmak için kazanılan ufak bir başarı da bile abartı yapmaktır.

    son 10 yılda bile aradaki farkları saymakla bitiremeyiz. biz avrupa'dan men yerken, futbolcunun lisansını çıkarmazken, ligi 8. bititirken ya da real madrid'e psg'ye felan yenilirken başkalarını suçlu bulmadık. neden böyle becereksiz yöneticiler hala görev alıyor diye tepki üstüne tepki gösterip yeniden kendimize geldik. lan bu takımlar milyar avroluk takımlar tabi yenilecez demeyen ve üzülen bir hoca ve taraftara sahip bir kulüp ile başına gelen her belanın sebebi kendileri iken popülist bir tavır sergileyip herkes bize düşman, galatasaray bizle uğraşıyor diye kafa ütüleyen yönetici ve taraftara sahip bir kulüp arasında bırakında bir ton fark olsun.
  • 795
    galatasaray taraftarı başarısız sonuçlar geldiğinde 8 şampiyonluk kazandırmış efsane hocasını bile eleştirir.
    fb taraftarı es kaza 1 şampiyonluk kazanan ersun yanal’a efsane muamelesi yapar.
    bizi onlardan ayıran en büyük fark, kendi özeleştirimizi yapabilmemizdir.
    üyeler ve taraftarın büyük çoğunluğu sorgulayacıdır.

    --- alıntı ---

    fenerbahçelilik, 17. sırada olunmasına rağmen zengin bir ailenin başarısız ferdine ses çıkaramamak; galatasaraylılık, 6-0’lık skorun ardından bile “forvet istiyoruz!” diye bağırmaktır. galatasaraylı vasata alışmaz. galatasaraylı paraya biat etmez.

    --- alıntı ---
    https://twitter.com/...688107104223233?s=21
  • 798
    ne lise, ne fatih terim. tamamı ile kibir ve ayakları yere basanların farkı. fenerbahçe’de her şey çok abartılır. her başarı ve başarısızlık. bizler daha realist düşünüyoruz. başarı ve başarısızlığı geniş yönlü yorumlayıp, farklı açılardan değerlendirme yapabiliyoruz. büyüklük iddiamız yok. hagi’nin bile heykeli dikilmiyor. hagi fenerbahçe’de oynasa takımın adını hagispor yaparlardı eminim.

    tek örnekte açıklamak istiyorum. fenerbahçe biat kültürlü ve monarşi ile yönetilen bir kulüp. biz ise daha eleştirel bakıyoruz olaylara. mustafa cengiz’in yaptıklarını fenerbahçe başkanının yaptığını düşünün bir de. iki yılda iki şampiyonluk, riva arazisini geri alma, türkiye kupası, süper kupa, yaklaşık 100 milyonluk oyuncuları 5 milyon euroya takıma kazandırmak. mustafa cengiz galatasaray’da bir çok yönden çok eleştiriliyor. basın ilişkileri, hocaya sahip çıkmama gibi. ancak suyun öte tarafında ali koç, neredeyse peygamber ilan edilecek. üstelik hayattaki tek başarısı zengin bir babanın oğlu olduğu halde. galatasaray’da başarı cezasız kalmıyor, fenerbahçe’de başarısızlık ödülsüz. iki takım arasındaki tek fark bu.