• 1
    chedjou, hakan balta, selçuk inan, sneijder, podolski, eren gibi ağır adamların neredeyse tümünün sahada olmasıyla gayet tabii oluşacak olan sorundur. her takımda var bu tip ağır oyuncular ama bir denge söz konusu, kalkıp da 5-6 tane ağır adamı aynı anda sahaya sürmüyorlar, olursa 2 tane falan oluyor ki onlar da mümküm mertebe libero bölgesinden tercih ediliyor. dev takımların artık bir stoperleri bile kıvrak ve çevik tecih edilirken bizim bırakın defans hattımızı hücüm hattımız bile 3-4 ağır adamdan oluşuyor.

    ananemizin liginde ''belki'' bir şekilde götürülür bu düzenle ama iş avrupaya geldi mi tel tel dökülüyoruz. neden? ee kardeşim bu kadar hantal takım mı kurulur ya, insan düşmanına kurmaz böyle takım. sistem istediğin kadar akıcı olsun, mevcut oyuncularla bir yere varılmaz daha doğrusu taraftarın ve riekerink hocamın dile getirdiği baskılı hücum futboluna varılmaz.

    selçuk mücadele etmez, sneijder istese de mücadele edemez, ee bruma mücadele etmeye kalksa bacağını eline alır da döner kimle oynayacaksın abi mücadeleci futbolu. yanlış anlaşılmasın bruma'ya laf söylemiyorum, yapısı bu adamın.

    bir sistem kurmak istiyorsak ve avrupa'da tekrar başarılı olup zaferler elde etmeyi amaçlıyorsak birincisi selçuk kesilmeli, ikincisi de sneijder- podolski- pivot santrfor(eren)'dan ikisi kesilmelidir. zamanın eskitemediği futbolcu yok. ne adamlar zamana yenik düştü, carlos gözümüzün önünde eridi gitti mesela veya casillas... efsane iken kova sıfatını almaya evrildi çünkü yaşlanıyorlar abi bu işin doğası bu. sneijder, selçuk falan artık bitti ne yazık ki. önlerinde kariyerleri adına bir hedef de kalmadı.

    sneijder'in en etkili olduğu sezon 2014 dünya kupası öncesindeki 2013-2014 sezonu ne yazık ki. adamın önünde bir hedef vardı ve o hedefe uygun olarak çalıştı sezon boyu. sneijder'e kızmıyorum hepimiz hedeflerle var olan insanlarız. hedef yoksa başarı azalır, tüm iş örneklerinde, sosyal örneklerde bu böyledir. insanın tabiatı gereği böyledir. keza selçuk da euro 2016 öncesi kıpırdandı, eskiden izlenimler sundu ama şampiyonadan sonra hopp yine başa döndü. hedef kalmadı abi adamların önünde. yaşları olmuş 32, kapı gibi sözleşmeleri var ellerinde, kendilerini yedeğe atacak bir potansiyel isim de yok yıllardır. ne kadar gayret gösterip iyi niyetle çalışırlarsa da rekabet olmadığı için maksimumlarına çıkamazlar. bu hem bizim yani taraftarın hem de yönetimin suçu.

    selçuk'u da sneijder'i de fazla abarttık ne yazık ki. onları insanüstü varlık olarak gördük ve hep formda kalacaklarını zannettik. bittiler yahu, resmen azala azala bitti ikisi de. doğal da bir yana. bakın aynı şeyi podolski'de de yapıyoruz. skor ürettiği için hiçbir varlık gösteremediği maçlarda bile pohpohlanıp hataları görmezden geliniyor. sneijder ve selçuk örnekleri hepimizin malumu. sneijder'i koşulsuz destekleyenler dahi artık kötü oynadığını kabul ediyor keza selçuk da aynı.

    demem o ki bu takım böyle hantal ve ağır oyuncuları k a l d ı r a m a z.

    chedjou desen evlere şenlik, inanılmaz kötü oynuyor ve beli dönmüyor resmen adamın. hakan balta onun yanın aubameyang kalıyor. acilen cavanda- denayer- hakan(serdar)- carole dörtlüsüne dönmemiz ve istikrarı yakalamamız gerek. ön liberoda tolga ve lass oynarsa dinamizm sorununu sadece hücumda yaşama ihtimalimiz kalır ve onu da josue'yi değerlendirerek kapatabiliriz.

    muslera

    cavanda---- denayer------- serdar------carole

    josue----tolga----lass----bruma

    podolski---eren

    acilen bu ilk onbire dönmeliyiz. işte esas o zaman dinamik ve hücumcu bir takım seyredebiliriz.

    chedjou, selçuk, sneijder bu form durumuyla oynamamalı. isimler büyük olabilir ama galatasaray ismi her futbolcudan daha büyüktür. formayı ismi büyük olan değil formu yüksek olan giymelidir. drogba geldi abi bu takıma drogba yaa. ne oldu? üstümüze kuş mu kondurdu? adamı yaka paça yolladık. hiç ırın kırın etmeye gerek yok, adam yaşlıydı ve koşucak dermanı bile yoktu son sezonunda ikinci devre yürüyerek oynadı. haa o gittikten sonra oynattığımız adamlar çok mu diriydi? hiç değildi. pandevler umutlar buraklar allah allah tam rezalet.

    bir galatasaray taraftarı olarak önde basan, rakibi boğan, kendi evinde rakibe boyun eğmeyen, akıcı ve dinamik bir futbol izlemek istiyorum ve bu bahsettiğim oyunun önünde kim engelse onu da izlememeyi göze alıyorum. ister drogba olsun ister selçuk olsun ister başka biri... ben galatasaray gibi oynadığını görmek istiyorum takımımın.

    ajax'ın 30 senelik sistemini övmeyi iyi biliyoruz ama galatasaray 4-4-2 ile önde basan hücum futbolu oynar dendiğinde ''ama olur mu öyle şey yeaa, oyuncuya göre sistem kurulmalı'' deniyor.

    bu ne perhiz bu ne lahana turşusu kusura bakmayın.
  • 2
    işte bizim sorunumuz tam olarak bu. 2018-2019 sezonunda dinamik oynamadigimiz tüm maçlarda puan kaybettik. bu ligin kilidini açmak için gereken şey tam olarak dinamizm. beşiktaş 2 sene üstüste şampiyon olurken şuanki oyunuyla olan tek fark dinamizmdi. aynı şekilde fenerbahçe'nin iç saha performanslarında ortaya koyduğu da bu. keza bizim iç saha performansımızdaki başarının en büyük sebebi de dinamik futbol. türk futbolunun ilacı bu malesef ki, rüzgarı arkana almazsan kazanamazsin. ryan babel de younes belhanda da dinamik adamlar değil. sofiane feghouli de değil ama pas alışverişini yapacak yetenekte en azından. elinde böyle takım varken belhanda babel olacak iş değil. hadi beklerin sürekli bindirir dinamizm açığını kapatirsin ama bu şekilde bu ligte 10 dakikada bir olgun atak yapiyim dersen sene sonu 50 gol atamazsin.