• 27894
    hızlı bek ve kanat oyuncularını kullanması için gerekli oyun planını oluşturması gereken takımımız. fatih terim'in bekleri ileri çıkararak oynattığı futbol hücum alanımızı kisitlamaktan başka bir işe yaramıyor; sadece boş bir kalabalık oluşturuyoruz kanatlarda. ortasahadan destek alan rakipler 10 m^2'lik alanı üç kişiyle kapatırken bizim de üç oyuncumuzun orda bulunması çok kısır bir futbol ortaya koyuyor. ya topu hızlı cevirmeliyiz ya da geçiş oyununa yonelmeliyiz. elimizdeki malzeme buna çok uygun.

    bunun yanında atak sonlandırma konusunda büyük problemler yaşadığımız için kaybettiğimiz toplarda üç kişi ile yakalanıyoruz geride. bu tür oyunda dünyanın en iyi stoperleri bile kötü görünür. 50-60 metrede hızlı oyuncularla karşılaşan stoperlerin yapacak pek fazla şeyi yok.
  • 27895
    2020-2021 sezonunda 46 resmi maça çıkmış ve bu maçlarda 43 gol yemiş olan takım.

    bu 43 golü maçların hangi dakikalarında yediğimizi inceleyince yediğimiz gollerin belli dakikalarda kümelendiğini gördüm.

    0-35: 7 gol yemişiz
    35-40: 3 gol yemişiz
    40-45: 7 gol yemişiz
    45-55: 10 gol yemişiz
    55-60: 2 gol yemişiz
    60-70: 1 gol yemişiz
    70-80: 5 gol yemişiz
    80-90: 1 gol yemişiz
    90+: 6 gol yemişiz

    tüm gol dakikalarının zaman slotlarına ayrılmış hali de şu şekilde;

    ilk 35: 9-30-14-2-21-29-9
    35-40 arası: 38-39-40
    40-45 arası (45+ dahil): 41-45-43-45-45-41-42
    45-55 arası: 48-47-52-53-46-46-48-51-55-54
    55-75 arası: 59-71-72-62-60
    75-90 arası: 77-82-79-76
    90 sonrası eklenen süre: 95-101-92-91-98-93

    yediğimiz toplam gol sayısı geçen sezon lig seviyesinin çok üstünde bir savunma takımı olduğumuzu gösteriyor. gelmeyen transferler, oyuncularımıza gösterilen kartlar ve ekstrem düzeydeki sakatlıklardan ötürü oyuncu istikrarını bir türlü yakalayamamış bir savunmaya (savunma derken kale, defans ve merkez orta sahadan oluşan yapıyı kastediyorum) sahip olduğumuzu düşünürsek 46 maçta sadece 43 gol yememizin aslında ne kadar değerli olduğu ortaya çıkıyor. galatasaray'ın dördüncü fatih terim dönemi'nde lig seviyesinde belli dönemler haricinde oldukça iyi bir savunma takımı olduğu zaten aşikar. "lig seviyesinde" gayet iyi olan savunma performansımızı 2020-2021 sezonunda da sürdürmüş olmamız bizim için oldukça önemli. umarım 2021-2022 sezonunda da çizgimizi daha ileri taşıyıp avrupa seviyesinde iyi bir savunma takımı oluruz.

    maç başına yediğimiz gol sayısı istatistiğimiz gayet güzel (maç başına yaklaşık 0.93 gol) ancak yediğimiz gollerin dakikalarını incelediğimizde bazı olumsuz noktalar göze çarpıyor;

    öncelikle 46 maçlık upuzun bir sezonda maçların ilk 35 dakikalarında sadece 7 gol yiyerek muazzam bir istatistik yakalamışız.

    35-40 arasında ise 3 gol yemişiz. yani 46 maçlık süreçte maçların ilk 40 dakikalarında sadece 10 gol yemişiz.

    gelgelelim ilk 40 dakikalardaki başarımızı ilk yarının son 5 dakikasına taşıyamamışız.

    40-45 arasında (uzatmalar dahil) 7 gol yemişiz.

    ilk yarıları savunma açısından ne kadar kötü bitirmişsek 2. yarılara da aynı şekilde kötü başlamışız. 2. yarıların ilk 10 dakikalarında yediğimiz gol sayısı 10.

    2. yarının başındaki paslanmışlığımızı üstümüzden attıktan sonra 55-90 arası 35 dakikalık sürede yine iyi savunma yaptığımızı söyleyebiliriz. maçların bu sürelerinde yediğimiz toplam gol sayısı 9 (bu 9 golün 5'i 70-80 arası gelmiş).

    gelgelelim uzatma dakikalarındaki karnemiz çok sıkıntılı. maçların 90+'larında 6 gol birden yemişiz.

    bu istatistiklere baktığımızda olumsuz olarak göze çarpan noktalar takımın ilk yarı sonlarında, 2. yarı başlarında ve maçların uzatma dakikalarında yediği gol sayısı. diğer takımların istatistiklerini çıkarmadım ama yediğimiz gollerin dakikalarının bu denli dengesiz dağılması bana sıradışı geldi. gelgelelim bu istatistiklerden direkt olarak "bu takım ilk yarıların sonlarında, 2. yarıların başlarında ve 90+'larda kötü oynuyor" sonucunu çıkarmak kesinlikle yanlış olur. bu konuda sağlıklı bir sonuca varmak için takımın yediği gollerin tamamının ve ayrıca takımın 90 dakika içinde değişen fizik durumunun, takımın rakiplerine hangi dakikalarda daha çok pozisyon verdiğinin ve daha birçok değişkenin verilerle analiz edilmesi gerekir.

    bu istatistiğin analiz ekibimize söylediği tek şey şu; "bakın kardeşim, biz şu dakikalarda çok sık gol yiyoruz, buna hangi faktörlerin sebebiyet verdiğini araştırın". bizim de yapmamız gereken bu durumun sebeplerini derinlemesine araştırmak ve araştırmanın sonucuna göre aksiyon almak.

    not: gol dakikaları istatistiklerine 12 ocak 2021 yeni malatyaspor galatasaray maçı'nda ekstra zamanda yediğimiz golü dahil etmedim.

    not 2: bu istatistikleri çıkartma sebebim ilk yarı sonlarında ve 2. yarı başlarında yediğimiz gollerin sayılarının ne kadar yüksek olduğunun gözüme çarpması. bu durum sadece 2020-21 sezonu için geçerli değil, önceki sezonları incelerseniz (mesela 2019-20 sezonu) yediğimiz gollerin dağılımlarının yine benzer olduğunu görürsünüz.

    bu durum zaten biliniyor ve bizim seçimimiz ise son paragrafta söylediklerim biraz boşa çıkıyor tabii. ancak durum böyleyse de bence hatamız var. devrelerin başları ve sonlarında atılan-yenilen goller takımların mental durumlarını olumlu-olumsuz en çok etkileyen goller oluyor. o yüzden bu dakikaların bize dönüşü muhakkak pozitif yönde olmalı.
  • 27896
    leş bir psv serisi ama görece iyi (morutan'ı katsak bile yine de eksik -ah gedson) bir transfer politikası sonrası aklıma geldi:

    her şey güzel, transfer falan hoş ama yeterli mi? uzun zamandır, çoğu kişinin farkında olduğu bir konu var. acayip giriş yapan yeni transferlerin gün geçtikçe oyundan ve performanstan düşmesi. ya da yerinde sayması... bu yüzden aklımda hep bir soru işareti oluyor benim. özellikle genç ve yetenekli oyuncular konusunda... tamam genç oyuncu transfer ediyoruz ama onu geliştiremedikten sonra ne anlamı var?

    mostafa muhammed en yakın örnek gibi duruyor. ya da henry onyekuru... bir oyuncudan performans almak ile oyuncunun gelişmesine ön ayak olmak arasında nüans farklılıkları var. mesela marcao çok iyi bir oyuncuyken, bize geldiğindeki pik yaptığında ya da kötü performans sergilediğindeki aynı eksikleri gösteriyor.

    allah aşkına manchester city'nin phil foden için yaptıklarını bir açın okuyun. en uç örneği mesela onun hakkında şudur: bu çocuğa atletizm koçu tutuyorlar. hızını daha efektif kullanabilmesi için. duruşunu düzeltmesi için antrene ediliyor. bu hem hareket halindeki hem de statik haldeki duruşunu kapsıyor. el ve kolun hareketi, bacakların aktif ve pasif adımlardaki aralığı, ani(sprint) ya da sürekli koşu sırasındaki hareket vesaire...

    şimdi ben soruyorum: biz ne yapıyoruz? türk sporu için, galatasaray'ımız özelinde soruyorum. biz silahlarımızı daha keskin hale getirebilmek için nasıl bir yol izliyoruz?

    günümüz sporunda sporcu gelişiminin birçok kanıtlanmış ve deneysel yolu var. mental, fiziksel, fundamental... ne deniyoruz? ne yapıyoruz? ne yapacağız? ne planlıyoruz?

    açık konuşayım. galatasaray futbol takımının antrenör departmanı veya akademisi bana bu bakımdan hiç pozitif mesaj vermiyor.

    belki açıklanmıyordur, arka planda çok iyi bir antrenman ve eğitim departmanı, antrenörler ve eğitimciler vardır. ama zannetmiyorum. illaki sahaya bir yansıması olması gerek. ama yok. bu da beni iki sonuca vardırıyor, ya yok ya da çok kötü.

    fatih terim hocamızın da artık bunu anlaması gerek. tek başınıza başaramazsınız. mesela oyuncunun kondisyonuyla ilgilenmemesi gerekir hocanın. ya da bir oyuncunun gelişimine odaklanmaması gerekir. bir oyuncunun bir özelliğinin gelişmesi gerektiğini düşünüyorsa onu ilgili antrenöre iletmesi gerekir. benim gördüğüm galatasaray futbol takımının her şeyiyle fatih terim ilgileniyor. ya da ilgilenmek zorunda kalıyor. florya'nın patronu lakabı boşuna değil zaten. bu da kendisinin tercihidir açıkçası. seçtiği veya seçmediği kişiler nedeniyle...

    hoca nereye kadar her şeye yetişebileceğini (yetişemiyor ya, neyse) düşünüyor, açıkçası bilmek istiyorum. ve tüm bunlar bütün sorumluluğun kendisine kalmasına neden oluyor. en çok onun eleştirilmesine vesile oluyor. sorumluluğu ve başarıyı paylaşabileceği yetişmiş ve potansiyelli insanlara ihtiyacı var hocanın. umarım bunun farkındadır.
  • 27897
    muslera(fatih)
    boey(yedlin) luyindama(transfer) marcao(alpaslan) van aanholt (emre)
    taylan(transfer) berkan (emre k)
    morutan (feg) cici(emre a.) kerem (bay)
    mohammed (falcao)
    transfer sezonunun sonunda yukarıdaki ilk 11 ve rotasyon oluşacakmış gibi duruyor. bence ligimizin üstünde, avrupa kupası seviyesinde bir takım oluşacak.avrupa kupasında ise artık tekrardan hayallerimizi gerçeklere dönüştürmeliyiz.