• 24796
    tamam muslera sakatlandiginda sezonu bitirmistik ama bu kadar da olmamali, daha halen avrupa kupalari sansimiz devam ediyorken boyle dusus yasamamaliydik. su hale bak. subat-mart civari sampiyonluk havasina girmisken araya giren corona, tatil, ve talihsizliklerle ne hallere dustuk. 4 ay once dalga gectigimiz fener muhtemelen haftaya puan durumunda bizi gececek. tek teselli 20 senedir gelmeyen kadikoy galibiyeti.
  • 24797
    doğduğum günden bu yana oynanan* sezonların yarısında şampiyon olmuş takımdır. güncel sezonla* beraber 12/25 istatistiğine sahiptir.

    varsın bu sezon şampiyon olmasın...

    virüse yakalanan hocası, canıyla uğraşan başkanı, takım psikolojisi, sakatlıkları, haksız verilen cezaları, taraftardan uzak olması...

    hep yönetim futbolcu taraftar dedik. hepimiz yaralıyız. yaralarımız ayrı ayrı olsa da kalbimiz bir ve elimizde... geçecek bu günler ve çok kısa süre içerisinde yine kalkacağız aslanlar gibi ayağa; hocasıyla, yönetimiyle, futbolcusuyla ve taraftarıyla...

    galatasaray yerde kalmaz.
  • 24798
    artık tek tek oyuncu bazlı eleştirilmemesi gereken takım. şunu kabul edelim her oyuncu bir sıradanlaşıyor bu takımın içinde. bir de çok mecbur kalmadıkça genç oyuncu monte edemiyoruz bu takıma. takımın çoğunun sakat veya cezalı olması gerekiyor gençlere güvenmemiz için, oda güven değil mecburiyet oluyor.

    arap atı modu, öbür atların saçma sapan hareketleri yüzünden zaman zaman işe yarıyor. ama bu sene de gördüğümüz gibi bazen de atı alan üsküdarı geçmiş oluyor. yine işe yarabilir bu mod ama sorun burada güvenmemek lazım. koca bir yıl geçmiş ne hocayı dinlemişiz, ne de ders çalışmışız son bir hafta kalmış sınavlara 500 sayfalık kitabı bitirmeye çalışıyoruz. çalıştığımız birkaç sayfadan çok soru gelirse veriyoruz sınavı, çıkmazsa seneye bir daha alıyoruz aynı dersi.

    bakıyorum şöyle, hiç bir takımda olmayan özellikleri mevcut bu takımın. her an 4 atacak her an da 4 yiyebilecek bir özellik bu. disiplin desen yok, konsantrasyon desen yok, değişik hücum varyasyonları yok, ne duran ne hareketli toplarda adam gibi orta açan da yok. vay be bugün iyi oynuyoruz galiba yeneceğiz diye maç izlerken, ya saçma sapan goller yiyip geriye düşüyoruz, ya da her seferinde başka bir oyuncu kırmızı kart için sahne alıyor. bu bir hadi bilemedin iki maç olsa tamam talihsizlik deriz ama bu süreklilik arz ederse burada bildiğin bir sorun var demektir.

    bu takımda bizi yanıltan maalesef onyekuru, rodrigues ve bruma tarzı oyuncular oldu. attık önlerine gününelerse güzel pozisyonlara girdik gününde değillerse sefillere oynadık. avrupa maçlarına girmiyorum bile. gitmeseydik bundan daha fazla karizmamız olurdu. ingiltere, ispanya, almanya, italya gibi futbolun önemli ülkelerinin takımlarına diz çöktüren bir takımdan, orta sınıf ülke takımlarına diz çöken bir takım haline geldik.

    ben çok teknik taktik bilmem değerli renktaşlarım, ama futbola aşık bir gözle bakarak bile görebildiğim yanlışlar bunlar. evet seni aşağıya çekmek isteyenler olacaktır ama koskoca bir sezonda sana aşırı derece de zarar verme ihtimalleri çok düşük. haksızlığa karşı bir olup hakkımızı arayacağız ama yanlışları da görmezden gelmeyeceğiz. ben sorunların kaynağı teknik heyet diyeyim, siz yönetim deyin varsın bir başkası da dış etkenler desin. söylersek ya yönetimci, ya yangıncı, ya da terimci oluyoruz. kararı siz verin kim suçlu?
  • 24799
    2020-2021 sezonunda yeni çıkan yabancı kuralı sebebi ile ilk 11'de en az 3 türk futbolcu bulundurmak zorundayız. bunlardan biri büyük ihtimalle emre akbaba olacaktır. ancak geri kalan 2 kişi kim olacak şu an için soru işareti. sivasspor'dan transfer edildiği söylenen emre kılınç ikinci aday olabilir. ancak beklentiyi karşılar mı bilemiyorum. çünkü feghouli ne kadar 3 aylar topçusu olsa da yetenekleri nedeni ile takıma önemli katkılar verdiği maçlar oldu. bence emre kılınç bizi tatmin etmeyecektir. kendisini geliştirirse ayrı bir konu tabi. mevcut kadroda ve konuşulan transferlerde üçüncü ismi bulmak ise çok güç. belki stoperlerden biri satılırsa emin bayram ilk 11 olabilir ve gelecek sezonlardaki alt yapıdan oyuncu oynatma kuralına şimdiden hazırlık yapılmış olur.

    önümüzdeki yaz transferleri gerçekten de kaos dolu olacak. bir yandan gönderilecekler bir yandan getirilmesi gereken yerli oyuncular içinde boğulup gideceğiz gibi duruyor.
  • 24801
    alanya maçımızı özet dahil olmak üzere izlemedim, yorumlardan-demeçlerden yaptığım çıkarım, oyunu biz tutmuşuz ama alanya hemen hemen her geldiğinde golü bulmuş.
    (bkz: 8 temmuz 2020 alanyaspor galatasaray maçı)
    dikkatimi çeken şu oldu, eskiden kötü oynayarak 3-4 attığımız maçlarda bile tatmin olamazken, şimdi görece (rakibe göre) iyi oynadığımız söylenen maçlarda 3-4 yediğimiz durumlar gerçekleşiyor.
    yani kötü oynayarak kazanmayı bırakın, iyi oynamak bile kazanamaya yetmiyor artık. (tabi bu neye göre, kime göre iyi, o tartışılır)
    nereden nereye....
  • 24802
    gerçekten oldukça amatör yönetilmekte olan kulübümüz.

    bu söylediğim ile mevcut yönetimi eleştirdiğim sanılmasın lütfen. mevcut yönetim kendi çapında borç eritmeye çalışıp fatih terim’in arkasında durup kulüpte istikrar sağlamaya çalışan bir mantalite ile çalışıyor ki onlardan daha fazlasını beklemek ahmaklık olur.

    şimdi ilk cümlede yapmış olduğum önermenin dayanaklarını sıralıyayım.

    öncelikle kulübümüzde bir misyon ve vizyon eksikliği var. vizyondan kastım vizyon reis ali koç vizyonu değil. nerdeyiz, nereye gidiyoruz, gitmek istediğimiz yere ulaşmak için hangi adımları atmamız gerekiyor gibi kısa, orta ve uzun vadeli planlardan yoksunuz. orta ve uzun vadeli planlarımızın olmadığı aşikar ama kısa vadeli planlarımızın dahi olmadığına örnek olarak en başarılı bulduğumuz yönetimin geçen sezona santraforsuz başlaması ve koca bir devre alacak kimseyi bulamayıp transferin son günü kasımpaşanın forvetine 13 milyon euro gömmesi gösterilebilir. bu orta/uzun vadeli plansızlığın en büyük sebebi 2-4 senede bir değişen yönetimler ve neredeyse sıfırlanan kurumsal hafızadır. kısa vadeli plansızlık ise beceriksizlik ve futbol aklından yoksunluktur.

    orta/uzun vadeli planı olan kulüplere leipzig, ajax, leicester, napoli, lazio hatta kendi çapında östersunds bile gösterilebilir. bu verdiğim örnekler nispeten düşük bütçelerle yahut bizim erişebileceğimiz bütçeler ile başarmış takımlar. sözlerimiz afaki olmasın ve örneklerimizi değerlendirelim şimdi:

    1-leicester city: 2015/2016 sezonunda premiere lig’de mucizevi bir şampiyonluk kazanan takımın en önemli dişlilerinden riyad mahrez 13/14’te 500.000€’ya, jamie vardy 1.3milyon euro’ya, n’golo kante ise o sezonun başında 9 milyon euro’ya transfer edilmiş. yine aynı sezon başında okazaki’yi 11 milyon euroya almışlar. gökhan inler yohan benalouane gibi gereksiz transferler de yapmışlar ama bunlara harcadıkları rakam premiere lig standartlarında çerez parası. bu mucizevi şampiyonluk sonrası hepimizin bildiği üzere kante, mahrez, drinkwater gibi oyuncuları iyi rakamlara satıp yeni kadro kurmuşlar(kante biraz ucuza gitmiş). harry maguire’ı 13’e alıp 87 milyon euroya satmadan önce yerini çağlar ile doldurmuşlar. eksik olan bölgelere ellerindeki iyi ve çoğunu transfer gelirleri ile oluşturdukları bütçeyle maddison, ricardo pereira ve tielemans gibi oyuncuları takviye etmişler ve bir ara brendan rogers önderliğinde liverpool’un en yakın takipçisi konumundaydılar, hala ligde çok iyi noktadalar. slimani gibi adamlardan ciddi zararlar etmişler ama bunlar istisna kesinlikle. baktığımız zaman adamların başlangıç bütçesi bizim de erişebileceğimiz bütçeler. tabi ki premiere ligin gelirleri, marka değeri vs bunlarla yarışabilmemiz mümkün değil ama yine de doğru yönetimle çok önemli işler başarılabiliyor.

    2-ajax: ajax’ın altyapı kültürü hepimizin malumu. ancak geçen 18/19 sezonunda avrupayı salladıkları kadronun önemli bir kısmı altyapı kaynaklı değil. şimdi bir bakalım; 15/16’da milik’i 3 milyon’a yakın bir bedelle transfer edip bir sonraki sezon napoli’ye 32 milyon euro gibi astronomik sayılabilecek bir rakama satmışlar. ardından 16/17’de david neres 12 milyon euro’ya, hakim ziyech 11 milyon euro’ya ve davinson sanchez 5 milyon euro’ya transfer edilmiş. bunlara verdikleri yıllık ücretleri bilmiyorum ama bizim yıllık 4-5 milyon euro alan veteran starlarımızla kıyasladığınızda eminim komik gözükecektir. yani bu oyuncuların toplam maliyetleri 3-4 yıllık bazda baktığımızda belhanda, feghouli gibi süperstarlarımızdan fazla değildir. davinson sanchez ve davy klaassen’i 17/18’de toplam 67 milyon euro’ya okutan ajax bir ara bizim de gündemimize gelen tagliafico’ya sol beki emanet etmiş, gönderdiği oyuncuların yerine de altyapıdan çıkardığı de light ve frenkie de jong’u monte etmiş, 18/19’un başında da bu kadroya tadic’i ekleyerek o sezon mucizevi bir şampiyonlar ligi performansı sergilemiştir. satacaklarını astronomik rakamlara sattılar ve tekrar bir yapılanma içerisine girdiler bu bir döngü olarak devam edecek ve ekonomik olarak hiçbir zaman problem yaşamayacaklar.

    3-sporting: gelirlerinin büyük kısmını çoğunluğunu al-parlat-sat modeliyle oluşturan ama güçlü altyapıya da sahip bir kulüp. her sene ortalama 50-60 milyon euro transfer geliri 30-40 milyon euro transfer harcamaları var. muhtemelen çok düşük yıllık ücretler ödüyorlar ama bunlar da sürdürülebilir bir ekonomi sağlamışlar. lig dışında büyük hedefleri olmayan ligde her sene ilk 3’e oynayan bir takım. ara sıra şampiyon da oluyorlar. porto benfica’ya falan girmiyorum bile.

    4-kuzey avrupa kulüpleri: bu takımların büyük kısmı afrikadaki altyapılarla koordineli çalışıyorlar, oradan alıp çocukları hem futbol hem kültürel anlamda yetiştirip satıyorlar. hem ekonomik gelir elde ediyorlar hem de sosyal sorumluluk süsü altında allayıp pulluyorlar. ayrıca kendi altyapılarından da büyük liglere direkt oyuncu ihracına başladılar bir kaç yıldır. iki tane skov çıktı piyasaya, sörloth bizim ligi donunda salladı, haaland var, damsgaard fena değil, kulusevksi (italyada parlamış), aleksander isak, svanberg, sander berge vs artık bir marka oluşturdular. bütün scoutlar orayı didik didik ediyor. iş disiplini yüksek ve algısı açık oyuncu yetiştiriyor sistem, yabancı dil sorunları uyum sorunları olmuyor hiçbirinin.

    bu yazıya baya önce başlayıp kenarda bırakmıştım, buraya atalanta, orta sıra alman takımları falan da eklenebilir. hadi redbull takımlarını eklemiyorum oralar aşırı planlama finansman ve profesyonellik olan yerler. ama bir sürü örnek gösteriyor ki bize eğer altyapıya ve genel anlamda oyuncu gelişimine yatırım yaparsak ve bunu daha orta vadeli planlarımız arasına alıp sabredersek başarı kaçınılmaz. futbolla yatıp futbolla kalkan ve çok yetenekli gençlere sahip bir ülkeyiz. ve biz galatasaray olarak kendimizi diğer kulüplerden farklı görüyoruz, haklıyız da çok büyük başarı hikayelerimiz var. yetiştirdiğimiz futbolcular türk futbolunun kaderini değiştirdi ama artık ekonomik olarak kötü durumdayız. stratejimiz yok, her şey anlık, bütün çözümler kısa vadeli. belki anamızın liginde yine şampiyon oluruz ama böyle giderse uluslarası başarı falan artık hayal.
  • 24803
    emre akbaba, adem büyük, taylan antalyalı, ömer bayram gibi isimlerin yanında elinde ali yavuz kol, emin bayram, süleyman luş, atalay babacan, oğulcan çağlayan*, emre kılınç*, yunus akgün, okan kocuk, ışık kaan arslan gibi potansiyeli yüksek, genç yerlilerin olduğu takımımız. kesinlikle anadolu takımlarına büyük bonservis bedelleri vererek yerli transferi yapmamalı. yabancılarımızı verim alacak şekilde ayarlayalım yeter. paniğe gerek yok.
  • 24804
    ahmet kural'ın kardeş payı dizisinde içli içli kate upton'un ciciklerini düşündüğü gibi takımın durumunu düşünüyorum her boş kaldığımda.

    babel'in 2 yıllık sözleşmesi var diagne desen 3 sene toplam 12 milyon eurodan fazla para eder ikisinin maaşları. belhanda / feghouli / falcao gitmeli maaşları çok yüksek. şampiyonlar ligi olmayınca gelir düştü. bir de yabancı sınırlaması var.

    --- alıntı ---

    hemen bir şey düşünmemiz lazım.
    hemencecik.
    hemencecik.
    cicik.
    kate upton.

    bak döndü dolaştı yine kate upton'a bağlandı mevzu.

    --- alıntı ---

    https://youtu.be/PpSlkeWPdEk?t=57