• 21697
    eğri oturup doğru konuşmanın vaktinin geldiğini düşünüyorum.
    biraz geç kalmış bile olabiliriz..

    öncelikle daha öncede onlarca kez bahsettiğim gibi biz kimiz? kendimizi nerede görüyoruz?
    bunun analizini doğru yapmak lazım. türkiye içinde değil elbette... dünya üzerinde neredeyiz? galatasaray kulübü olarak şu anda avrupa'nın top 20 takımından biri olmamız gerekirken neredeyiz onu iyi incelemeliyiz. galatasaray olarak bugün bir e. franfurkt, villareal, valencia'nın gerisindeysek, bundesliga'da küme düşme korkusu yaşayan schalke'ye geçildiysek doğru yerden bakmamız gerekiyor kendimize.

    hocamın dediği bir şey var "makas açılıyor"... peki sadece ekonomik olarak mı makas büyüyor?
    hayır.. oyuna bakış açısı olarak türkiye 2000'li yılların başında takılı kalmış durumda. türk futbolu değil sadece bizde o tarihte takılı kalmış durumdayız. 2011'den bile gerideyiz ki şu andaki dünya futbolu 2014'ten bile ileride.. 2016'dan bile farklı bir oyun oynanıyor şu anda... hatta 2018 dünya kupasından bile farklı bir düşünce var sahada. almanlar eski sistemleri 3'lüye geri dönüp 3-4-3 ve türevlerini oynamaya başladı. ingilizler keza öyle... yeni şeyler deniyor.. türkiye ise 4-2-3-1 ve onun güvenli sularından ayrılmıyoruz.

    peki biz ne oynuyoruz? her şeyi bir kenara bırakıp bunun hakkında konuşmamız gerek.
    bu akşam ki 14 nisan 2019 fenerbahçe galatasaray maçından daha önemli olan tek şey bu. belki bu sezon şampiyonluğu verirsin ama geleceği kurtarırsın. şu anda yapılması gereken şey tam olarak bu...

    bizim taraftarın yaptığı bariz bir hata var.
    o da oyuncular üzerinden oyunu eleştirmek. oyun üzerinden oyuncuyu eleştirmek gerekir en nihayetinde ancak bizde işler ters yürür. bunun sebebi biraz sosyoekonomiktir. mesela bugün semih'in korkak, tedirgin futbolunun nedeni zamanında gereğinden fazla şişirildiği için taraftar tarafından defoları ortaya çıktığında "kör ol" diyecek kadar ileri gidebilecek kadar 180 derece dönmeleridir. semih, iyidir/kötüdür bunun bir önemi yoktur. sen taraftar olarak eleştirini yaparsın ama gözünde rahatsız bir adama "kör ol!" demek sosyoekonomik olarak semih'in kazandığı parayı hak etmediğini düşünen birini ondan daha iyi olabileceğini kafasında kurduğu için onu yermesidir...

    semih'den daha iyi olduğunu düşündüğü için onun kazandığı parayı gözünde büyüterek ona karşı kin beslemesi ile başlar her şey. genelde yabancı oyunculara karşı daha azdır bu. çünkü, onlar sosyoekonomik olarak zaten bizden daha üst klasmanda hayat süren insanların arasında geldikleri için "görgülü" kabul edilir. kuzey afrikalılar hariç.. onlar, türklerden bile daha çok yerilmektedir.

    bu durum sonunda oyuncuları sahada korkak birer bireye dönüştürür.
    hata yapmaktan korkan adam geriye, yana oynar ve hata yapmadığı sürece küfür yemeyeceğin, beddua edilmeyeceğini, sokakta görüldüğünde "ana avrat" düz gidilmeyeceğine inanır. sneijder gelene kadar selçuk'un hali ve o geldikten sonra oyun olarak daha geride olması öğütlendiği için onu özel yapan şeyleri yapamadığında sıradanlaşan ve sonunda düz oyuncu haline gelen bir selçuk... bugün olsa keşke diye bir çok taraftarın iç geçirdiği burak yılmaz... eren derdiyok efsanesinden daha fazla katkı vermiş umut bulut...

    bugünde belhanda, feghouli, diagne... ve en nihayetinde fernando...

    oyuncular, yanlış sistemin içinde yer aldıklarında potansiyellerini tam olarak sahaya yansıtamayabilir. onyekuru sol kanata geçmeden önce sıradan bir oyuncu gibi görünmesi gibi. skora katkıyı sol kanata geçtikten sonra yapması gibi... oyuncuların doğru pozisyonda oynamamaları, bunu göz ardı ederek yapılan her yorum doğru değildir. bugün siz salah'ı alıp kanat oynuyor diye 4-4-2'nin kanadına mahkum ederseniz (ki edilmişliği var) o zaman ondan verim alamaz, liverpool'un eline gelince yıldızlaşır başka bir adama dönüşür. bu salah'ın roma'da kötü bir oyuncu olup, liverpool'da iyi bir oyuncu olduğu anlamına gelmez. aynı şekilde onyekuru sağ kanatta olduğundan daha verimli sol kanatta... kapiş?

    en nihayetinde diagne örneğine geliyoruz böylece.
    bu adamın 20 gol attığı yerden alıp iki haftada gol atamayacak duruma geldiğini düşünüyorsanız bir şey diyemem. diagne oyun onun üzerine kurulu ise iş yapacak bir adam. bir ceza sahası golcüsü. sen bu adamı amacı dışında kullanırsan akıllı saat alıp, akıllı saati sadece saatte bakmak için kullanan adamdan farkın kalmaz. diagne'nin iş yapabilmesi için ona göre bir oyun dizayn etmek gerekir. şu an devre arasında transfer olmaz da forvet alamazsak diye false nine üzerine kurulu bir oyun oynarken diagne'den işini yapmasını beklemeyi doğru bulmuyorum. ayrıca, diagne gibi adamlardan pres yapmasını beklemekte şahin marka araçtan hız rekoru kırmasını beklemek kadar absürt bir durum.

    bu adam ceza sahasında pozisyon alacak ve ona gelen topu gol yapacak. 3 kaçıracak 1 atacak, 5 kaçıracak 2 atacak. kasımpaşa'da bir maçını 90 dakika izlemeden sadece özet izleyerek hakkında övgüde bulunursanız sonuç bu olur. bu adam net bir ceza sahası golcüsü onu kaleden uzaklaştırırsanız verim alamazsınız. dahası onun yanına çizgilerde kalan değilde ikinci forvet gibi oynayan bir adam almak (trezeguet gibi) içeri girip pozisyon paylaşacak birine olan ihtiyacı da net görünüyordur diye düşünüyorum. çünkü galatasaray gibi takımlara karşı rakipler kapanır. iki stoper çakılı kalır. kasımpaşa'ya oynadığı gibi oynamaz kimse. bunu da göz önünde bulundurmak gerek.

    diğer konu belhanda.
    14 nisan 2019 fenerbahçe galatasaray maçında yediği ilk sarı kartlık pozisyonu fenerliler yapsa yemezdi. başka hiç bir takımındaki hiç bir oyuncu o sarıyı yemezdi. sadece ama sadece belhanda yerdi ve yedi.. lazım olur sarısı ile maçın ilerleyen dakikalarında ters gidecek bir oyunda belhanda'yı atarak rakibi rahatlatacak hesap kitap yapılmış bir şekilde çıkılmış maça. sadece o değil. belhanda'nın olmaması demek takımın sürekli dalga geçilen ama hayati önem taşıyan asistin asisti mevzusunun yok olması demek. özellikle bir kişi eksik, üzerinde baskı azalmış bir orta saha ile çıkılacak ikinci yarıda belhanda'nın varlığı oyuna direkt etki edebilirdi... onun yerine özellikle deplasmanda 4-0 kaybettiğimiz 1 eylül 2018 trabzonspor vs galatasaray maçından beri inatla oynaması gerektiği söylenen ama benim gibi düşünenlerin yerinin belhanda ile benzer olmadığını savunduğumuz emre akbaba'nın girmesi ile dikine oyunu dair ilk neferi kaybediyorsun.

    emre akbaba bir ikinci forvet. lucian favre'nin deyimi bile 9,5 numara.
    ne tam forvet, ne tam bir 10 numara tam arası. belhanda mesela ne bir (gençliği defansif orta saha olarak geçse bile) 8 numara ne bir 10 numara. yani elimizde iki tane aslında mevkisiz oyuncu var. emre akbaba'yı da kaleden uzaklaştırırsanız verim alamazsınız diagne gibi. o yüzden ikinci forvet gibi benfica'nın joão félixi kullandığı gibi kullanılmasının doğru olduğunu düşünüyorum. geleceğe dair bir adım atılacaksa emre'nin alanya'da çılgın attığı gibi oynaması, forvete yaklaşması gerek. onu kanatlara atarsanız, ne hızı, ne sırtını çizgiye dayayabilecek pozisyon bilgisi olduğu için sınıfta kalacaktır. sizde burada bol bol söveceksiniz tabi.

    feghouli.. geçen sezonu sakat geçiren, bir kamp görsün düzelecek geyikleri ile ilk 10 maçtaki performansıyla dalga geçilen adam takımın kurtarıcısı oldu. bir kamp görmesi gerekiyor muymuş??? onu bilmiyorum ancak biraz özgürlük tanınınca, biraz fiziksel olarak kendini toparlayınca hiç fena bir oyun oynamayan aklı selim bir kaç oyuncudan biri. dikine oyun dediğinde belhanda ile birlikte net fark yaratan oyuncu. ona da çok sövdü bu taraftar. bugün durum ortada.

    nereye gelmeye çalışıyorum?!
    oyuncuları yorumlamayı bırakıp, sistemi yorumlamaya başlamak gerekiyor ama bir çok insan saha içinde ne olduğundan bir haber. onlar için yaz transfer döneminde isimli kim alınmış önemli olan tek şey bu. bu taraftar grubu terim'e bile sabır göstermiyor...

    14 nisan 2019 fenerbahçe galatasaray maçında pep guardiola olsa takımın başında bu hakemi net döverdi. olan biten ortada. kötü oynuyoruz evet ama yinede şampiyon olabiliriz kabul etmek gerek bunu. ancak bu hem iyi bir şey hemde kötü. ligin ne kadar kötü olduğunu gözler önüne seriyor. lig kalitesizleştikçe makas açılıyor. makas açıldıkça biz 2000'li yıllarda kalırken onlar 2019'u yaşıyor. şu an yaşanan buhranın, osmanlı döneminde matbaanın geç gelmesinden bir farkı yok.

    14 nisan 2019 fenerbahçe galatasaray maçında görüldü ki rakip 10 kişi kalmasına rağmen oyunu kanatlara yayıp, doğru yerleri kullanıp, aralara deplase olup alan açamıyoruz. o kadar yavaş bir pas hızımız var ki rakip çok rahatlıkla pozisyon alıyor. günümüz futbolu, basketbola çok yaklaştı. set hücumları, alan açmak için perdelemeler (perde yok tabi sahte koşular var onun yerine) bek ile stoper arasındaki ölü bölgeyi kullanma, penaltı noktası üzerindeki oyuncu bulma çalışmaları, zone 14... aldı başını gitti.

    biz ise hala, belhanda kötü, diagne berbat, feghouli eh işte..
    acaba sorunun sistemden kaynaklandığı ne zaman anlaşılacak. sistem takımlarında oyuncu performanslarının bu kadar değişken olmadığını göremiyor muyuz? eğer oyunu, oyuncuların ayağına bırakırsanız, onların performanslarına bağımlı kalırsanız sonucunda anlık performanslar sizi vezir ya da rezil edebilir. bir savunma sistemimiz olsa bugün semih'in varlığı çok bir şey etki etmezdi. ama biz tüm oyunu iki stoperin ayağına bıraktığımız için yoklukları, sahra çölünde su arayan biri kadar zorladı bizi.

    hücum oyununda bir set planımız olmadığı için, bek, kanat, merkez oyuncusunun üçgenini kurup orada pozisyon geliştirmesine şahit olmadığımız için (belhanda, mariano ve feghouli'nin kurdukları gibi) işimiz şans toplarına kaldı. sezon boyunca böyle oldu. takır takır işleyen bir sistemimiz olmadığı için oyuncu kalitesine bağlı kaldık. ve hocamız bundan bahsetti. unutulmasın ki bizim üst seviye takımları yenmek için çok para harcama gibi bir lüksümüz yok. olamazda. bir stoper 70 milyon euro veren, 6 ay sonra bir kaleciye aşağı yukarı aynı meblağları ödeyen adamlara karşı oyunu eşit oynamak için sistem geliştirmemiz gerek. 1997'den sonra yaptığımız gibi.

    bugün ajax kulübü şampiyonlar liginde yarı finali zorluyorsa, sistemi, sisteme uygun oyuncusu ve futbol kültürü olduğu için yapıyor. tüm yaş gruplarında aynı oyunu oynayan oyuncuların a takıma yükseldiği bir yer. bugün frankfurt... hatta sev yada sevme doğru ama itici bir oyunla oynayan a. madrid.. mesela simone bu durumun bilincinde hareket ediyor. hücum futbolu oynarsa başarısız olacağını biliyor. ve standart olarak her zaman aynı oyunu oynuyor.

    benfica sezonun ilk yarısında yokları oynarken, teknik direktör değişikliği ile yakaladığı ivmeyi göz ardı etmemek gerek. aynı oyuncular, doğru sistem ile birleşince işi farklı bir seviyeye getirebiliyorlar. bugün leipzig sıradan bir takımla bundesliga liderinin 8 puan gerisinde. leeds united, bielsa ile birlikte son 4 maç kala premier lige çıkmak üzere. hemde toplama bir takımla. christophe galtier'ın lilie'i şu anda paris saint german'i 5-1 yendi.

    sistem sistem sistem.

    biz bu seviyelerin çok uzağındayız ne yazık ki.
    14 nisan 2019 liverpool chelsea maçını 30 dakika izlemiş biri farkı görür. derbi derbidir ve hakem tarafından katledilmiştir, belki bir şampiyonluk çalınmıştır. bu gerçeği unutmamak gerekiyor.

    tüm bunların dışında şu haliyle devam ederse ki edecek gibi bizim ile avrupa futbolu arasındaki fark dahada açılacak ve makas bir daha kapanamayacaktır. çünkü, her şeyden önce oyuna bakışımızı değiştirmemiz, samet aybaba, mesut bakkal, ersun yanal veya bir şekilde üç büyüklerde oynadığı için teknik direktör olmuş, yardımcı olmuş isimlerden kurtulup, bu işi meslek edinmek isteyen, biraz daha para kazanmak dışında oyunu değiştirmek isteyen insaların önünün açılması gerekiyor. oyuna mevcut isimler gibi bakarsak... ligin lider başakşehir'in teknik direktörünün yaptığı gibi bir mükemmel a planı yapıp, maçı okuyamayan adamları ligin zirvesine taşırsak bu ligin kalitesizliği ile çok yaşamayız..

    fatih terim'in tırnakları ile kazıya kazıya getirip ikinci torba takımı yaptığı bu takım, dördüncü torba takımı ise bunu oturup düşenecek ben değilim. nihayetinde, ligin kaderini belirleyecek bir karar ile biten bir maçın ardından bunları yazmak doğru olmayabilir ancak gelecek adına umutsuz isem sebebi bunlardır.

    oyuncu gömmek, oyunu oyuncu üzerinden okumak, sisteme dair bir eleştiri getirmemek, getirilen eleştirilere "galatasaray düşmanı/fatih terim kini" gibi yaftalar yapıştırırsak, fikri hür vicdanı hür nesiller yetiştirmeyi ilke edinmiş, atatürk'ün düşüncelerine etki etmiş o mükemmel adamın (tevfik fikret) izinden çıkmak demektir benim için.
  • 21698
    iyi tarafından bakarsak, birçok talihsizliği üst üste yaşadığı bu sezon içinde muslera-marcao-luyindama-linnes-belhanda-feghouli gibi oldukça sağlam bir omurga kurmayı başarmış takım. şu omurga, 30 küsür yaş ortalamalı bir kadroyla alınacak tek sezonluk şampiyonluktan çok daha kıymetli bir şey, çünkü doğru takviyelerle üç-dört sene ligi domine etmeni sağlayabilir.

    şampiyonluktan bağımsız olarak, bu takımın üç hafta sonra oynanacak beşiktaş maçında da, 33. haftadaki başakşehir maçında da rakiplerini ezmesini ve net bir galibiyet alarak futbol kamuoyuna gereken mesajı vermesini bekliyorum. çünkü takım ilk yarıdaki rezil durumun aksine gayet iyi oynar hale geldi, her hafta üstüne koyarak ilerliyoruz. sezon bittiğinde de vakit kaybetmeden takımdan ayrılan kiralık oyuncuların yerine transfer yaparak şampiyonlar ligi önelemesine fırtına gibi girmeliyiz. madem kıymetli rakiplerimiz başakşehir'in şampiyonluğunu bu kadar çok istiyor, öyleyse uzun yıllar boyunca galatasaray'la başakşehir'in vereceği şampiyonluk yarışını izleyip üçüncülük peşinde koşmalılar.

    hakemdir federasyondur burada çok konuştum, başakşehir'in arena'ya minimum dört puan önümüzde getirileceğini, puan farkının dörtten aşağı inmesi riski doğduğu anda operasyon çekileceğini izah ettim. hatta bu uğurda "böyle başlıklar sözlüğü antu'ya çeviriyor" eleştirisi bile aldığım için artık boş yere kendimi yormak istemiyorum. bugünü yitirmiş olabiliriz ama yarını bırakmayacağız.
  • 21699
    her maç ilk 45 dakikayı çöpe atan, ceza sahası koşularından ziyade orta açarak sonuç almak isteyen ve deplasmanda genellikle geriye düşen takımdır.

    sene başı eksik personel ile yola çıktık, sorumlular topu birbirine attı. şl'de bir sonraki tur demek extra 10 mil. euro anlamı taşırken amatörce yönetildiğimizden bu gelirden olduk.

    adamcılık ile teknik kadronun parçaları tamamlandığı için sakatlık ordusu oluştu, kötü futbol ve gelmeyen galibiyetler asabımızı bozdu cezalar yağdı. hakem konusunda ben netim, hep kötülerdi. sonuca tesir edecek hatalar yaptılar ve yapmaya devam edecekler.
  • 21700
    şut çekemeyen orta saha oyuncuları, pas alış verişine dahil olamayan forvet oyuncuları ile kapanan hiç bir takıma karşı başarılı olamayacak takım.
    ve maçlarının büyük bir çoğunluğunu kapanan takımlara karşı oynuyor.

    bu sene * ligi hangi sırada bitirirsek bitirelim kadro yapımızı değiştirmeliyiz...
  • 21702
    2019-2020 sezonunda şuanda ilk 11 oynayan oyunculardan muslera, linnes, luyindama, marcao, donk ve feghouli'nin takımda kalacağını düşünüyorum. bence diagne ve belhanda dahil diğer tüm yabancılarla yollar ayrılacak. feghouli için iyi bir teklif gelirse onunla da yollar ayrılır ancak kendisinin takımda kalmak isteyeceğini düşünüyorum. oynadığı futbol da bence fena değil. iyi bir takımda çok daha fazla fark yaratabilir.

    hocanın öncelikle oynatacağı formasyona karar vermesi lazım. 4-3-3 veya 4-2-3-1 oynamaya devam edeceksek bu takımda emre akbaba'nın yeri yok demektir. 2011-12 sezonundaki gibi 4-4-2 oynayacaksak emre çok iyi bir false nine olabilir. yanında da rakiplerle boğuşacak, hava topları hakimiyeti olan bir santrafor lazım ki bu isim kesinlikle diagne değil.

    sol kanat da onyekuru'dan boşalan alanı onyekuru'nun tam tersi bir oyuncu ile tamamlamak şart. orta saha özellikle olan dengeli bir kanat oyuncusu lazım. orta alan ikilisinin hem hücumu hem savunmayı eşit oranda yapabilmesi ve en az birinin çok iyi şut atabiliyor olması lazım. şuan kadromuzda bulunan orta sahalardan hiçbiri uzun şut atamıyor ki bu çok büyük bir eksik.

    kale ve savunma ikilisinin belli olduğunu düşünüyorum. muslera, luyindama ve marcao. sağ bekte linnes'i görürüz, sol beke linnes'in sol ayaklısı lazım.

    fernando, belhanda, diagne, mariano gibi çok iyi bonservis getirecek oyuncularımız var. eğer bu getiri doğru kullanılırsa çok dinamik bir takım kurabiliriz.

    şöyle bir düşünüyorum da son 20 yılda galatasaray'ın iki sezon üst üste çok iyi oynadığı bir sezon hatırlamıyorum. mesela 2011-12'de müthiş bir yapı kurulmuş ve çok etkili bir oyun ortaya koymuştuk. ertesi sezon çok daha kaliteli bir takım kuruldu, devre arası gelen sneijder ve drogba takımın çileği oldu ama o 2011-12'deki akışkanlık, o rakibi boğan pres bir daha olmadı. çünkü sistem tamamen değişmişti.

    bu takım 3'lü mü oynayacak, 2 santrafor mu, yoksa 3 orta saha ile mi mücadele edecek, öncelikle buna karar vermek ve buna uygun oyuncular almak lazım. mesela 4-3-3 oynarken ndiaye'yi orta alandaki 3'lünün bir parçası olarak kullanmak bana göre pek doğru değil. bunun işe yaramadığını gördüğümüz halde ısrarla aynı şeyleri deniyoruz ve yine işe yaramıyor.

    ben 2018-2019 sezonunu şampiyon olarak tamamlayacağımıza inanıyorum. ancak artık bazı şeylerin değişmesini istiyorum. rakibi kendi yarı sahasına gömüp set oyunu oynayabilen veya baskı yemişken bir kontra ile rakip kaleye inebilen hareketli bir takım izlemek istiyorum. umarım bunun çalışmaları yapılıyordur.
  • 21705
    ligde on dört maçtır yenilmeyen futbol takımı. kaliteli iki orta saha eksikliğini iliklerine kadar hissetmektedir. birde 25 yıllık hayatımda ilk kez bu kadar derin bir şekilde doğrandığını görüyorum. 2005-2006 sezonunda fenerbahçe kayrılıyordu ama biz bu kadar doğranmıyorduk. 2018-2019 sezonunda hem rakip kayrılıyor hem de doğranıyoruz. üstüne var'a rağmen bunlar yapılıyor. bu sezonu şampiyon tamamlarsa sadece şampiyon olmayacak olan futbol takımı.
  • 21706
    çok zor biliyorum ama, derbide hakkımızın yenmesi ve sonrasında rakibin yaptığı demeçlere ne yönetim ne takım ne de taraftar bazında karşılık vermememiz gerektiğini düşünüyorum. karşımızda herhangi bir şekilde laf anlatabileceğimiz, durum açıklayabileceğimiz, cevap veya açıklama alabileceğimiz karakterde bir rakip, federasyon veya mhk yok. hakikaten çok zor sinirden çıldırtacak seviyedeler insanı, ama sinirimizi buraya harcamamak lazım, ilk devre derbiden sonra olanlar malum. bütün bu saydığım güruhun anladığı tek şey var: sezon sonu kupayı onlara saplamamız. bunda iyiyiz, bunda başarılıyız, yine yapacağız. allahın adaleti şaşmaz, yine şaşmayacak. takım iyi oynamıyor deniyor bizim taraftarımız gözünde de, doğrudur lakin hakikaten objektif bakıyorum, bu sene içerde de avrupada da ciddi anlamda doğrandık. anormal şeyler üstüste geldi, porto maçları benfica maçları o kadar da kötü değildik ve ciddi hakem hataları yaşadık. bunların bir dönüşü olacak, tek yapmamız gereken zoru başarıp şu an boşvermek, sessiz kalmak, kinimizi içimizde tutmak. 6da6 ile kesinlikle şampiyon olacağımızı düşünüyorum.
  • 21708
    şampiyonluk ihtimali hala %20 olan takım.

    (bkz: #2641151)

    14 nisan akşamı maçlar tamamlandığında, puan farkı max 5 olursa şampiyonluktan bahsedebiliriz demiştik ve entry'mizi to be continued ile bitirmiştik.

    ilk etap sona erdi ve şu an puan farkı 5. yani şampiyonluktan bahsedebiliriz.* bazı renktaşlar farkında değil ama dün akşam önemli bir eşik atlandı. zira 14 nisan akşamı bu işe tamamıyla elveda demiş olabilirdik.

    birçok yazarın defaatle yazdığı gibi; bundan sonra rakibin 1 beraberliği ve bizim 6/6 yapmamız ile şampiyon olabiliriz.

    hala rakip çok daha avantajlı bir konumda ama, içimden bir ses şampiyonluğu son maç ile alacağımızı söylüyor.

    peşin not = 7/7 şansı elimize geldi evet. en iyi olasılığı da elimizden kaçırdık bu da doğru. ama en iyi ikinci olasılık gerçekleşti.