• 20706
    8 kasım 2018 pfdk kararları sonrası orta sahası çökmüştür. geçen seneden kalan fatih terim tff gerginliği artık çok farklı bir boyuta taşındı açıkçası, ellerine geçen ilk fırsatta çirkin yüzlerini gösterdi türk futbolunun sözde yöneticileri. zaten geçen sene evet goygoyundan terim siyasilerin radarına girmişti. fatih terim'in geçen seneki şampiyonluğu bu kertede kendisinin de ısrarla belirttiği gibi çok önemliydi, ama bu sene geçen senenin hıncı var aşikar olduğu üzere. galatasaray'ın işi açıkçası bu darboğazda çok zor. devre arasına ilk 3 potasında girebilmek çok önemli. (bkz: allah yardımcınız olsun)
  • 20707
    trabzonspor - sosa
    ankaragücü - el kebir
    yeni malatyaspor - adem büyük, guilherme
    fenerbahçe- valbuena
    schalke 04 * - konoplyanka
    lokomotiv moskova- fernandes

    özellikle bu sezon * top tekniği biraz iyi olan rakip oyuncular bizim maçlarda yıldız oluyorlar. 'hadi şu adama baskı yapalım' diyip 3-4 kişi aynı anda bassak bile topu kapamıyoruz. pres yaparken o kadar yumuşak kalıyoruz ki maçı izlerken acınası gözlerle bakıyorum takımıma. diğer takımlara karşı silik görüntü veren oyuncuların bizimle oynanan maçlarda yıldızlaşması 'bu takım fatih terim'in takımı olamaz' dedirtiyor insana.

    önümüzde 10 kasım 2018 kayserispor galatasaray maçı var. rakipte chery ve bilal gibi iki yetenekli oyuncu var. bakalım onları da 'maçın yıldızı' yapacak mıyız?

    edit:düzeltme
  • 20708
    bir stratejiye ihtiyacı olduğunu düşünüyorum. bu sezon deli saçması bir durumdayız. rakibe, kendimize, şartlara bakmadan hep aynı şeyi aynı şekilde yaparak sonuç almaya çalışıyoruz ve büyük oranda başarısız oluyoruz. ileride top tutamıyoruz ve bunu yapabilecek oyuncuları o noktalarda denemiyoruz. azıcık baskı yediğimizde geriden top çıkaramıyoruz ama yine de her maç aynı şekilde aynı çaresizliği izliyoruz. bu bence kadro kalitesiyle ilgili değil. yani tabii kalite her şeydir ayrı konu ama malatyaspor veye akhisarspor gibi takımlara karşı çare üretemeyip fark yemekle ilgili değil.

    direncimiz düşük. her maçı sezonun en kritik maçı gibi düşünmesek, bazen beraberliği de kabul edilebilir görsek ve güçsüz yanlarımızı kabul edip, bunun etkilerini azaltacak planlar üretebilsek, direncimizi artırabiliriz. stratejiden kastım, bu konularda ortaya bir akıl koymak. sakat ve cezalılara rağmen hala geç değil aslında.

    tabii önce, en başta teknik heyetimiz olmak üzere, bu kadar eksikle işimiz yaş diye düşünmeyi bırakmalıyız. kadroda adam yok ben n'apayım diyerek aynı dizilişle, aynı anlayışla çıkıp, olduğu kadar artık diye kabullenirsek bu sezonu elimizde tutamayız.
  • 20709
    orada burada, hakkında 2 santrfor veya 2 forvetli dizilimlerle sahaya çıkması gerektiği paylaşılan futbol takımı, takımım.

    4-4-2'nin farklı varyasyonları, efendime söyleyeyim 4-1-3-2'ler vesaire vesaire.

    ileri uçta 2 sayısını görünce müthiş bir aydınlanma yaşamadım desem yalan olur.

    şöyle ki:

    bir sayıyı 1’e bölmek hiçbir anlamı olmayan bir eylem olarak görülebilir. ama bunun anlamı o sayıda kaç tane 1 olduğu veya kaç tane 1 olduğu zaman sayımıza ulaşacağımızdır. değil mi?

    sözgelimi:

    2 / 1 = 2

    1 + 1 = 1 x 2 = 2 ise işlemin sağmasıdır.

    yani cevap yine 2’yi verir.

    şimdi bunları neden anlatıyorsun, ilkokul gibi diyecekseniz.

    diyelim eliminde 2 sayısı var. bunu 5 ile çarptığımızda 10 yapar. 10 sayısından 2 sayısına dönmek için, 10’u 5’e bölmek veya 5’in çarpmaya göre tersi yani 1/5 ile çarpmak gerekir. değil mi?

    dikkat ettiyseniz, 5 x 1/5 = 1 yapar. bu genel bir önermedir. her sayının kendisi ile çarpmaya göre tersinin çarpımı 1’e eşittir.

    şimdi düşünelim. elimizde hiç forvet oyuncusu yok. yani sayısal değeri 0’dır, değil mi? ama biz santrforda birini oynatmak istiyoruz. peki 1’i nasıl bulacağız. çok basit:

    eğer her sayının kendisi ile çarpmaya göre tersinin 1 ediyorsa, 0’ın çarpmaya göre tersi yani 1/0 ile çarpımı 1 etmeli. yani:

    1/0 x 0 = 1 olmalı.

    ama burada bir arıza var tabii. herhangi bir sayının 0 ile çarpımı yine 0 oluyor.

    genel terminolojide bilimin “hiçbir şey yoktan var edilemez ve varolan hiçbir şey yok olmaz,” dediği yerde, özelde termodinamik enerjinin korunumundan bahseder. matematik aristokrasisinde ise 0 numara kabadayının raconu muteberdir.

    fakat yine bildiğiniz gibi, “varolan her şey yıpranır,” der bilim. o halde kabadayılar bile yıpranır, raconu kesilir. ortaya yeni bir racon çıkar:

    farzımisal: takımımızdaki belirsizlik herkesin malumudur. bu safhada bir belirsizlik sembolü olan sonsuzluğu karakterini yani ∞ denkleme katalım.

    diyelim 0’ın çarpmaya göre tersi ile sonsuzluk birbirine eşittir:

    1/0 = ∞

    yani:

    0 x ∞ = 1

    demektir. bu demektir ki, santrforsuz bir takım belirsizlikler ile çevriliyken santrfor oynatabilecek 1 oyuncu bulabilir. yeterli midir?

    2 oyuncu oynatabilir miyiz? 2 santrforu bulabilir miyiz? diye soruyorsunuz biliyorum. matematiğin buna da bir cevabı var elbette.

    0 x ∞ = 1 ise, iki tanesinin toplamı 2 eder. yani:

    (0 x ∞) + (0 x ∞) = 2

    olmalı. elbette gözü kara her bitirim bunun farkına varmıştır.

    gelgelelim, aynı denklem, ortak çarpanlara alınırsa şöyle görünür:

    (0 + 0) x ∞ = 2

    pekala 0 ile 0 toplamı yine 0’dır. o halde;

    0 x ∞ = 2’dir. zaten 0 x ∞ işleminin sonucunun 1 olduğunu biliyoruz. yani;

    1 = 2’dir. bu aynı zamanda demektir ki, 2 = 1’dir. bunu nereden anlıyoruz.

    1 x 2 = 2 x 1 = 2

    denkliğinden elbette.

    yani bu şu anlama gelir ki, 2 kişinin 1 adam olamadığı yerde, 1 kişi 2 adamın yerini tutabilir. buna ek olarak, 1 kişinin yerini ancak 2 kişinin doldurabileceği belirsizlik ve kara çağlar da insanlık tarihinde çokça görülmüştür.

    işte, uyduruk matematikte size belirsizlikler içindeki galatasaray futbol takımının nasıl 2 santrforlu dizilişe geçeceğini çok güzel kanıtladım.

    evelallah, matematik’in yalan söylediğini herkes bilir.

    ne var ki, vakti zamanında, belirsizlik raconu kesen heisenberg nam bir muteber şahıs, 1 x 2 = 2 x 1’dir yani q x p çarpımı p x q çarpımına eşittir önermesinin ille de böyle olmayacağını açıkladığı dehşet verici bir racon kesti. bu klasik matematik ve fizik aristokrasisinde acayip sükse yapmasına vesile oldu. ama yeraltında az kalsın aforoz edilmesine, “seni çılgın” etiketi yemesine kadar varacaktı. hakikaten bu racona ihanetti. çarpma işleminde yer değiştirme zagonunun apaçık ihlaliydi.

    buradan hareketle şu sonucu çıkarabiliriz: 1 kişi 2 kişiyi hacamat edebilir ama bir işi doğru düzgün yapamayan 2 kişi, silme kabadayı 1 zata kafa tutamaz.

    yani anlayacağınız, yine bir çıkmaza girdik. zaten sen hep çıkmazdaydın diyenler olacaktır. makbuldür. 1 = 2 zaten mümkün değil diyenler, saçmaladın iyice orada diyenler olacaksa bu çok ağır bir itham olur. bu söylem pek yanlış sayılmaz. elbette, normal zamanlarda saçma gibi duruuyor. ama her sayının en muteber sayı olan 0’a eşit olduğunu varsayarsak hiç de yanlış değildir.

    yani, ∞ = 0 önermesi doğru olabilir. bana inanmayan riemann nam janti ağabeyimizin dediklerine baksın.

    kısacası, bilinmezlik hiçliğe eşittir diyebiliriz. bu durumda galatasaray futbol takımında santrfor sıkıntısı devam etmektedir haliyle.