• 151
    bazen hareketli, bazen durağan, bazende tamamen gereksiz bir yer olmuştur.

    içlerinden çıkıp da avrupa'ya gitmiş veya takımda uzun süre kalabilmiş birçok futbolcu vardır. tam tersine, altyapıdan yetişmiş ama gün geçtikçe kendini kaybetmiş ve amatör liglerden çıkamamış oyuncularda vardır. aslında bu sadece bizde değil, herkeste geçerli bir durum. buradaki en önemli nokta istikrarlı olamamamızdan kaynaklanıyor. bir bakıyoruz 5-6 yıl boyunca altyapıdan bir oyuncu bile çıkmıyor. araya giren senelerde istisnai bir şekilde çıkan oyunculardan sonra tekrardan durağan şekline geçiyoruz. yani genel olarak futbolcu çıkmıyor diyebiliriz. peki neden böyle?

    bu sorunun cevabı bence gayet basit ama uygulamaya konulduğunda liyakat adlı kelime rafa kalkacağından kimse yanaşmıyor. söz gelimi, futbolcuların çocukları neden hep galatasaray altyapısında? galatasaray'da saltanat sistemimi var ki futbolcusunun oğlu da galatasaray altyapısında olacak? tamam başkalarına göre şanslı bir şekilde dünyaya gelip, babaları sayesinde bebek yaşta futbolla tanışıyorlar ama bu altyapıda olmalarına olanak sağlamaz ki. sadece futbolcularında değil; yöneticilerin, üyelerin, kısacası galatasaray'da görev yapmış herkesin çocuğu mutlaka galatasaray altyapısındadır. bu sözü kullandığım için bağışlayın beni ama tabir-i caizse hepsinin tuzları kuru. en tehlikelisi de budur ya, el bebek gül bebek şeklinde yetiştikleri için zora gelemiyorlar. zoru gördüklerinde de artık kim takar moduna geçiyorlar. e sonra tabi ki de iş işten geçiyor. ha ama arada mutlaka istisnalar vardır ama ne kadar fazla olabilir ki bu istisnalar?

    altyapıya gerçekten yetenekli oyuncuların alınması lazım. hırs, azim gibi kavramları erken yaşta öğrenen; kaybedecek bir şeyleri olan çocuklar lazım altyapılarımıza. o çocuk işte bu yöneticinin oğlu, bu çocuk benim oğlum, o çocuk vip koltuklarımızı sürekli alan iş adamının oğlu.... böyle değil. bu çocuk çok hırslı, bu çocuk çok hızlı, bu çocuk çok soğukkanlı, bu çocuk çok yetenekli... böyle olması lazım. ama maalesef böyle olmadığı içinde uzun süre beklemek zorunda kalıyoruz!

    tek konu bu da değil aslında. altyapı eğitimi de çok önemli. yetenekleri ve farklı farklı özellikleri sayesinde seçilmiş olan çocuklara başta dostluk, sonra da galatasaray sevgisi aşılanmalı. birlikten güç doğar, takım oyunu gibi sözleri zorla değil, güzelce aksettirmek gerekir. bunda altyapı koçlarının yanı sıra, yönetime de iş düşüyor. her gelen futbolcuya milyonlar verirsen, altyapı çocuklarının gözünü de para hırsı kapsar. bir süre sonra başarılı olmak için değil, para için oynarlar. başarıyla birlikte paranında geleceğini düşünmek yerine, sadece para da olmaları işlerine geleceği için birkaç seneyi daha çöpe atmak zorunda kalacağız.

    şimdi gelelim altyapı çalışmalarına...

    seçilen çocuklara bilmem kaç ay boyunca vurma stilleri öğretiliyor*. antrenman başında biraz koşturduktan sonra hemen başlıyorlar bilmem 1 saat şut, 1 saat şut stili... tamam bunları çalıştıracaksın ama aylarca bunu çalıştırmanın ne manası var? git yavaş yavaş a takıma verdiğin taktikleri onlara da öğret. küçük yaşta büyük şeyler öğretirsen, büyüdüklerinde çakılmazlar. bu sayede hem takım oyununu öğrenirler, hemde birbirlerini tanıdıklarından dolayı ne yapacaklarını çok iyi bilirler. bir dönemin barcelonası böyle böyle tüm kupalara ambargo koymadı mı? messi, puyol, xavi, iniesta, valdes, pique, busquets bunların hepsi altyapıdan gelme oyuncular. altyapı eğitiminden sonra birlikte oynama alışkanlığı ve istikrarda eklenince adamlar almadık kupa bırakmadı. rakipleri kimdi? ronaldolu, kakalı, di marialı, higuanli, benzemalı, marcelolu, ramoslu, pepeli.... real madriddi. demek ki neymiş, uyum, beraber oynama alışkanlığı ve birbirini tanıma gibi etmenler çok önemliymiş. öyle ki; aynı real madrid yine hemen hemen aynı kadroyla birkaç sene sonra aynı etmenleri bir araya getirerek alınmadık kupa bıraktı mı? bırakmadı...

    şimdi diyecekseniz ki, yukarıda anlattığının altyapıyla ne ilgisi var diye? şöyle açıklayayım; ülkemizde 22 kişilik bir kadroda genel olarak sadece 2 veya 3 altyapı oyuncusu bulunur. çoğu da zaten forma şansı bulmaz. geriye kalanların hepsi en fazla 2 yıl önce gelen adamlardan oluşur. çoğu futbolcu sözleşmesi bitmeden gidiyor veya yetersiz olduğundan gönderiliyor. sonra tekrar başka bir oyuncu geliyor ve adaptasyon, uyum gibi süreci en baştan yaşıyor. böyle böyle gidiyor ve sürekli "yeni takım" halini alıyoruz. bu bir türkiye gerçeği olduğu ve değiştiremeyeceğin için mecburen altyapıdaki istikrara yöneleceksin. altyapıdaki istikrara karşı gelecek bir futbol sever bile yoktur. ama yönetimlerin hepsi kısa sürede başarı yakalayıp uzun süre kulüpte başkan kalmak için tonla paralar döküp futbolcu transfer ederek istikrara her zaman karşı çıkarlar. halbuki karşı çıkmak yerine destekleselerdi, ne bir mali kriz olurdu, nede bir dert...

    ben böyle böyle anlattım ama eski tas eski hamam deyimi asla son bulmaz. geçmişte nasıl yol izlemişsek; şimdi ve gelecekte de aynı yolu izleyerek 10 yılda 1 anca futbolcu çıkaracağız. sonra yine meydanlara çıkıp ekonomik kriz, siyaset, diplomasi, hava yağmurlu gibi bahaneler üreteceğiz...