• 6331
    julius caesar'a benzettiğim takımım. kuşgiller brütüs-cassius ikilisi, diğer kulüpler de öbür yardakçı senatörler. aşağılık kompleksinden kırılırken - yolsuzluk yüzünden takvimi bile saptırıp halkı aç bırakan da bu "cumhuriyet timsali" senatörlerdi - sahada kazanmaya doymayan ve halka mal olanı masa başında indirmek, meyve veren ağacı taşlamak için aynen brütüs gibi onur kisvesine sığınmak, eşitlikten dem vurup kendi paspal hallerini halkın gözünde manipülasyonla aklamak (bkz: cumhuriyet takımı, halkın takımı, vs.), şikeyle adam ayartmak dışında bir halt yapmıyorlar. umuyorum ki sezar'ın ismi nasıl hala yaşıyorsa bizimki de payidar kalacaktır.
  • 6333
    gurur duyduğum takımım. futbolda ülke içindeki rakiplerinin son dönemde artık azmış bir halde kötü olan her şeyi galatasaray'a iftiralar atarak yükleme çabası, her konuda olumsuz algı oluşturmaları, alnının teriyle sahada kazandığı başarılarına "çamur at izi kalsın" mantığıyla yaptıkları rezillikler vs.

    bunların hepsinin tek elden yönetildiği ve diğer eziklerin organize şekilde destek verdiği o kadar bariz ki. fatih terim'in bahsettiği organize kötülük işte tam da bu. her yerdeler. sosyal medyayı trol ordusuyla çöplüğe çevirdiler. kendi başarısızlıklarını bu şekilde örtmek istiyorlar ve ne yazık ki kendi taraftarları da bunlara alet oluyor. ne yazık ki diyorum çünkü adam gibi muhabbet edebileceğimiz rakip taraftar kalmadı etrafımızda. futbol veya herhangi bir spor dalını konuşamaz hale geldik. yemin ederim onları dinlerken ben utanıyorum.

    olur da 2019-2020 sezonu tamamlanır ve biz şampiyon olursak düşünemiyorum olacakları. şuna da adım gibi eminim ki bu organize kötülük bizim şampiyon olmamamız için her türlü pisliği yapar ve yapacaklar da. işte bu noktada tek güvencemiz her zaman olduğu gibi fatih terim. allah yardımcımız olsun.
  • 6334
    40 sene sonra kulübün götünü kurtarıp ezeli rakiplere karşı 2-3 boy öne geçirecek olan riva arazisine hem onay verip hem de araziyi kulübe kazandıran başkanı genel kurulda "galatasaray'ı kandırıyor mu" diye suçlayarak indiren bir manyak camia. böyle bir birikim ve dinamizm oldukça içten yanmalı bir motor gibi sürekli ayağa kalkacaktır bir şekilde.

    kendine has yapısıyla bir şekilde doğru yolu bulmayı başarmaktadır galatasaray. liseciler, alaylılar, gerçek aydınlar, kendince monşercilik oynayanlar... üyeliği aile whatsapp grubuna girer umursamazlığında alanlar ya da törende kalp krizi geçirecek kadar heyecanlananlar...

    tüm bunların sentezi aslında galatasaray dediğimiz şey. kısa vadede bu yapısının zararlarını en çok çeken kulüp gibi görünse de uzun vadede hep kazanmayı başarıyor. bunun içinde entellektüel birikim var, liseden gelen kültürel altyapı var, liyakat var, fikir teatisi var, öncekilerin açtığı yol ve bıraktığı gelenek var. bazı antika huyları, kendine has saçmalıklarına rağmen türkiye'deki kulüplere kıyasla bambaşka bir konumdadır galatasaray. ki muhtemelen dünyada da sayılı kulüplerdendir arkasında böylesine bir kollektif akıla sahip olan...

    derin galatasaray, fetösaray, mehmet ağar, uefa lobisi gibi bir sürü söylem atılıyor ortaya hep ezeli rakipler tarafından. eksik, spekülatif ve çaresizce görüyorum bunları. çoğu zaman tuzağa düşüyoruz, bunlara cevap vererek onların çektiği çamura düşüyoruz. aslında çok büyük bir çaresizlik ve aciziyetin ürünü bu sataşmalar...

    derin galatasaray dediğimiz hadise aslında bu yazının da çıkış noktası olan yapı. öyle hakikaten bir izbe binaya toplanıp karar verecek merciyi çağırıp gözdağı veren maskeli bir topluluk değil... burdaki kelime oyunu, mehmet ağar'ın galatasaraylı olmasıyla da bağdaştırılmaya başlandı bazı sivrizekalı kanaat önderleri tarafından. kenan evren de fenerbahçeliydi, fenerbahçe darbeci faşist mi oluyor yani?

    gerçi atatürk'ün fenerbahçe'li olması hikayesine çapa atmış bir camia, uefa kupasına bile zamanında olsun biz atatürk'ün takımıyız diye cevap vermişlikleri var. o mantıktan beklenecek bir çözümleme...

    keza fetösaray muhabbeti de aynı. neymiş uefa kupası bile fetö'nün nefesiyle gelmiş. insanın gerçekten sinirden kendini sikesi geliyor böyle gerizekalılık karşısında. hakan şükür dediğimiz adam, lisede sakaryaspor ile birinci ligde oynarken yeni açığa pankart yaptırıp asan bir adam. bu adamın galatasaray taraftarı olup ilerde taraftarı olduğu takımda oynaması kadar doğal ne olabilir? hakan şükür'ü sakaryaspor'dan kim niye transfer etsinmiş... tuncay şanlı fenerbahçe'ye gelmeden önce nerede ne yapıyordu acaba?

    hadi onu da geçtik, bir sürü forvetin hakkını yemiş, önünü kesmiş. 500 lig maçında 250 gol atan, literatüre hakan şükür tipi santrafor tanımını sokan bir forvete forma şansı verilmesi başkalarının hakkının yenmesi, önünün kesilmesi oluyorsa doğrudur hakan şükür'e yol açmak için birilerinin önü kesilmiştir.

    hey allahım yarabbim...

    neymiş efendim futbolcuları sohbete götürmüş. emre belözoğlu, bekir irtegün, zafer biryol da sohbete katıldılar, himmet parası verdiler. üstelik fetö sonrası tüm mahkemeler de bu eylemlerin yapıldığı hükmüne vardı. ancak nasıl oluyorsa oluyor onlar bugün suçlu olmuyor, fetöcü galatasaray oluyor...

    daha ihsan kalkavan'a falan girmedik bile...

    uefa'da lobi konusu var bir de... bu da tamamen bir cahillik ürünü. galatasaray'ın uefa'da lobisi varmış, galatasaray ceza almıyormuş ama rakibi kim varsa bir şekilde ceza veriliyormuş. lobi dedikleri de yönetimin uefa ile ilişkilerde görevlendirdiği profesyoneller. ligi komple satın alabilecek dolar milyarderi arap şeyhlerinin lobisi yoktu ama galatasaray'ın var. şampiyonlar ligine eş dost vasıtasıyla sponsorluk vererek cezadan yırtma planları yapacak kadar paranın gücüne inanıyorlar ama paranın içinde yüzden arap şeyhlerinde olmayan lobinin galatasaray'da olduğunu söylemekten çekinmiyorlar. allah kurtarsın orospu çocukları diye pankart açıldığında eleştirilmişti ama az bile söylenmiş...

    galatasaray bir sene men cezası aldı diye iktidarla ilişkileri iyi olan, lisecilerin mutlak destek verdiği dursun özbek'i indirebildiği için az ceza alıyor. bir müteahit 20 sene kulübü çiftlik gibi yönetip batıramadığı için, zengin bebesinin biri kulübü borç karşılığı(!) üzerine geçiremediği için bugün bu halde. galatasaray 2000'lerin başında tam gaza basacakken geleceği görüp uefa kriterlerine yapabildiğince uyum sağlamaya çalıştığı için bugün bu halde. o günlerde cefa çeken galatasaray taraftarı bugünlerde sefa sürüyor. o günlerde yapılan yardım kampanyalarına gerinerek gülenler de eninde sonunda yardım kampanyaları yaptılar, hem de defalarca...

    14 sene şampiyonluk hasreti biter bitmez tribüne yetmez bize bir kupa hedef artık avrupa pankartı asabilen bir camia. kimileri türkiye'de transfer şampiyonluğu kovalarken şampiyonlar liginde statü değiştiren bir camia... 10 sene şampiyonluk göremezken avrupa şampiyonu takımın hocasını ikna edebilen, 1996'da hagi'yi havaalanından çevirebilen, drogba gibi bir adamı yıllar sonra bile kulüple iletişim halinde tutabilen bir vizyon. bu lobiden ziyade bir ilişki yönetimi. ünal aysal'ın dediği gibi arzu edilmesi gereken seksi bir kulüp olma hali. bunu işte parayla dönemle isimlerle açıklamak imkansız...

    galatasaray hep bir adım önde. bazı rakiplerinden birkaç adım önde. bunu sağlayan da bu kendine has yapısı. bunu parayla satın almak imkansız. belki iyi bir planlama ve yatırımla iyi çalışacak organizasyonlar kurmak, dönemsel başarılara ulaşmak mümkün. ancak galatasaray'ın sahip olduğu kollektif akıl ve onun devamlılığına sahip olmak imkansız...

    bunu kabullenip buna göre plan program yapmaktansa türlü masallara, hayali düşmanlara inanıp gündelik çözümlere yönelmek ezeli rakiplerimizi bir kısır döngüde debelenmeye mahkum ediyor...
  • 6335
    2020-2021 sezonunda, futbol harici branşlarda dibi görmeye kararlı kulüp. her sene zaten kadro kurmakta geç kalıyoruz. yine her sene bütçe düşürüyoruz. ama artık kadroda tutabileceğimiz isimleri bile tutamıyoruz ve düşüre düşüre bütçe mütçe kalmadı elimizde.

    erkek basketbolda iki senedir rakiplere oranla iyi bir kadromuz yoktu. buna rağmen yabancı oyuncularımız iyi maçlar çıkardı ve biz de fena olmayan bir görüntü sergiledik. ama sonuca baktığımızda; 2 senede de eurocup'ta felakettik. ve türkiye'de de kupa almaya yaklaşamadık.

    seneye ise tam bir belirsizlik hakim. muhtemelen hiçbir yabancı oyuncumuz takımda kalmayacak. zaten elde tutmamız zordu. bir de covid-19'dan sonra oyunculardan yüzde 30'a varan indirim talebi geldiği söylendi. hal böyle olunca ve oyuncuların bizden daha iyi talipleri olunca sonuç böyle oluyor.

    yerli oyunculardan ise zaten çok da iyi verim alamıyorduk. göksenin köksal'ın kontratı biraz yüklü. indirir mi indirmez mi, yola devam eder miyiz etmez miyiz bilmiyorum. can korkmaz elimizden kaçtı. diğer oyunculardan elle tutulur bir yiğit arslan kalıyor. onun bile bugün gitme ihtimali olabileceğini duydum.

    bahçeşehir ve telekom seneye bizim önümüzde olacak. karşıyaka, efes ve fener zaten bizden iyiydi. daçka ve tofaş da var. herkes yeni sezon için çalışırken biz daha koç ile devam edecek miyiz onu bilmiyoruz. işler hiç iyi gözükmüyor.

    kadın basketbolda bu seneyi şampiyon tamamlayabilirdik. takım gerçekten iyi oynuyordu. daha doğrusu 4+1 oyuncu. maalesef lig tamamlanamadı. eurocup'ta ilk turda elenirken hiçbir şey yapmayan yönetim yeni sezon için de hiçbir şey yapmıyor.

    burada en büyük rakibimiz fenerbahçe. iki sezondur bütçemizi yüzde 30-40 düşürdük diyorlar ama yine 2020-2021 sezonu için çok iyi takım kurdular. izmit belediye yine seneye iyi bir takım ile başlayacak. covid-19'dan dolayı iyi yabancılar uygun fiyata geliyor ülkemize. ama biz sadece bekliyoruz.

    yabancı oyuncular ile ne olacak bilmiyorum. çok da önemli değil aslında kalıp kalmamaları. sadece bria hartley önemli bizim için ama henüz konuştuğumuzu sanmıyorum.

    yerli oyunculardan tilbe şenyürek ve ışıl alben'in bile durumu belli değil. zaten koç daha başlamadık, şu an sadece oyuncu izliyoruz diyordu. izlesinler bakalım. ama yine en son kim boşta kalırsa onlara yöneleceğiz gibi duruyor. bu arada seneye euroleague'de olacağız. tam bir euroleague takımı gibi hareket ediyoruz.

    kadın voleybolda zaten hep 4. oluyorduk. birkaç kere cev kupasında iyi sonuçlar aldık ama 2019-2020 sezonunda iyi değildik. 2020-2021 sezonunda ise küme düşmemiz bile şaşırtmaz.

    voleybolda kadroda yabancı oyuncumuzun olmayacağı söylendi. yerli kalitemiz zaten iyi değildi. bir de aslı kalaç gitti. elde bir şey kalmadı. hazal selin arifoğlu ve ergül avcı geldi ama ikisi de yeterli oyuncular değil. başka da bir hareket olmadı. olacak gibi de durmuyor. genç oyuncularla yola devam edebiliriz ama çoğu güven vermiyor. bizden daha kötü durumda bir takım olur umarım. yoksa rezalet bir sezon geçirme ihtimalimiz yüksek.

    erkek voleybol ise en iyi durumda olan branşımız. 2019-2020 sezonunda 3 kupa alabilecek bir kadromuz vardı aslında. ama kupalar tamamlanmadı. sezon içi bir hamle yapmamız gerekiyordu ama yapmadılar. sezon tamamlanmadığı için de bir şey kaybetmedik. çok iyi yerli oyuncular getirmiştik ve kontratları devam ediyor. batuhan avcı ve murat yenipazar hamleleri de fena değil. ama keşke yabancı bir pasör çaprazı da alsak. eğer alırsak yine iyi bir sezon geçiririz. ama almazsak ziraat bankası ağır favori olur. en azından bu branşta şampiyonluk kovalayalım.

    tekerlekli sandalye basketbolunda ise ne olacak merak konusu. dünyanın en iyi takımıyken, 2 yıllık fenerbahçe ligde şampiyon olmuştu. 2019-2020 sezonunda da fenerbahçe ile yarışacaktık muhtemelen. diğer branşları düşününce, en az ilgilenilen bu branşımız için çok iyi düşünemiyorum. en azından kadromuzu koruruz umarım.

    sonuç olarak futbol sezonunun bitmesini bekliyoruz anladığım kadarıyla. yine her sene olduğu gibi bütçelerin düşmesi de kaçınılmaz. eskiden avrupa'da başarılı olduğumuz branşlarda da artık ilk turdan elenir olduk. mustafa cengiz yönetimi finansal açıdan sınıfı geçse de, futbol dışı branşlarda son yönetimler içinde en kötüsü olmayı başardı. burada mustafa cengiz direk suçlu demiyorum. ama bu branşlarla, özellikle basketbolla ilgilenen yöneticiler hala koltuklarında oturuyorsa ve sponsor bulma konusunda bütün rakiplerin gerisinde kalıyorsak, kendisi de büyük oranda suçlu oluyor. her sene umarım seneye böyle olmaz demekten de bıktım açıkçası. bu branşlarda başarılı olmak istenilmiyor resmen. bu da kabul edilebilir bir şey değil. fenerbahçe ile sürekli dalga geçiyoruz. bizi kıskandıklarını düşünüyoruz. ama ben de fenerbahçe'yi çok kıskanıyorum. tamam, erkek basketbolda ülker ile birleştiler ama diğer branşlarda nasıl böyle olabiliyorlar? onlar da bütçe düşürüyor ama her sene kafaya oynayabiliyorlar. hem de bunu ali koç olmasına rağmen bile yapabiliyorlar. ben de futbol dışı branşlar için rahat düşünmek istiyorum, keyifle maçlarını izlemek istiyorum, başarılı olsunlar istiyorum, en azından bir düzene sahip olsunlar istiyorum. ama olmuyor ve olmayacak da. maalesef.