• 6224
    23 ocak 2020 galatasaray çaykur rizespor maçını izledikten sonra işlerimle ilgilenmek üzere bir süre internetten koptum. maçın bitimine yakın kafamda, galatasaray, sporcu gelişimi, sürdürülebilir başarı vesaire hakkında bir yazı yazarım diye kuruyordum. gündeme, konuşulanlara bakın. hevesim şakkadanak kaçtı. iyi mi?

    ben kodlarımla, ben taslak metinlerimle, ben öğrenmeye çalıştığım şeylerle mutluydum. ne gerek vardı ki amerika'daki sporcu gelişimi hakkındaki makaleleri okumayı yarıda bırakıp gündeme bakayım demenin!?

    teknik direktörümüz fatih terim'in açıklamalarından sonra ortalık yangın yerine dönmüş haberimiz yok. bir kısım farklı nedenlerle fatih terim'i haklı bulurken, yine bu kısım içindeki bir kısım karşı taraftakileri fatih terim düşmanlığı yapmakla suçluyor; bir kısım fatih terim'i haksız bulurken, yine bu kısım içindeki bir kısım karşı taraftakileri fatih terim partizanı olarak yaftalıyor.

    yaftalanıyoruz mütemadiyen. yeri gelir çapulcu olursun, yeri gelir vatan haini; yeri gelir çomar olursun, yeri gelir kezban olursun; yeri gelir fatih terim düşmanı olursun, yeri gelir galatasaray hasmı. niye olursun bunları? olursun işte...

    kısa süreli gözlemle edindiğim, sadece gözleme dayanan kısa bir not:
    s(fatih terim partizanlığı yapanlar) > s(fatih terim düşmanlığı yapanlar)

    ara söz:
    ihsan oktay anar, suskunlar adlı kitabında neyzen ibrahim dede efendi karakteri ağzında şöyle der:
    "kusur benim imzamdır. bir ismim olduğu sürece bir kusurum da olacak ve olmalı."

    şimdi ben bunu neden yazdım? herkesin kusuru vardır. kusuru olmayan insan yoktur. mümkün değil. ha, bizim memleket oldukça sürrealist bir memleket olduğu içün, adım başı mükemmel yaratımlara çarptığınız, hiç mi hiç hata yapmayan, asla ve kat'a kusuru olmayan insanlarla müjdelendiğimiz içün biraz garip gureba gelebilir bu söylediklerim. oysa normal memleketlerde, pekala oralar "normal" olduğu içün öyledir ya neyse, mükemmel yoktur. mükemmeli bulduğunda, aslında daha mükemmeli aramaya başladığını fark edersin.

    neyse felsefe yapmayalım.

    eleştiri, kusurlu taraflarını, hatalarını göstermeye ve düzeltmeye yardımcı olan bir araçtır. insan sınıfı ehliyetle kullanılır. her eleştiri, yanlışı, hatayı, kusuru afişe ettiği için kötü eleştiri olmaz. bu yapan da eleştirdiği kişinin düşmanı olmaz.

    eğer eleştiri getirmek düşmanlık yapmaksa, ve galiba hâlâ insansak, o da bizim kusurumuz olsun. başımızla beraber...

    yazıya devam. nerede kalmıştık, sorması ayıp? ha kim haklı, kim değil?

    hocamızı haklı bulanların farklı nedenleri var. karşı tarafın da tabii. bunlar içinde öyle abuk sabuk şeyler var ki... aklıma geldikçe gülüyorum. neyse meselemiz o değil. mesela ne deniyor? toplantının, daha üstünde dumanı tüterken basına sızdırılmasına tepkili fatih terim deniyor. olabilir. haklıdır belki. belki de haksızdır. diğer yandan eğer bilgi galatasaray spor kulübü başkanı mustafa cengiz tarafından sağlanıyorsa, bunun adı sızma/sızdırma olmaz; bilgi verme olur.

    neyse, neyse. her şeyi geçin de... neyin hayretle farkına vardım biliyor musunuz? daha doğrusu ilk ağızdan öğrendik biliyor musunuz?

    fatih terim, arda turan'ı istiyormuş hakikaten yahu.

    şu cümlenin üzerinde lütfen düşünün.

    evet. arda turan yahu! arda turan. hani futbolu mazisinde bırakmış, en son ne zaman futbol oynadığı muallak bir futbolcudan bahsediyoruz. galatasaray'ın süper lig liderinden tam on puan geride olduğu bir dönemden bahsediyoruz. gol atamadığı, pozisyona giremediği, abuk goller yediği... hakemlerin ayrı telden zorlu * düdükler çaldığı bir sezondan bahsediyoruz. her şeyimizle birlik olmamız gereken bir zaman. koskoca yarım sezonu öylesine geçirmişiz. ortada oyun namına, futbol adına tek bir doğru yaptığımız şey yok. biz hocamızdan, futbolumuzu geliştirmesini, bir şeyleri değiştirmesini bekliyoruz. hocamızın, önümüze getirdiği cevap arda turan ise vay halimize!

    ara söz: birleşmemiz gereken bir dönem olduğunu söylemiştim. arda turan mesele gördüğünüz üzere bir bölünme sebebidir. taraftar olarak bakarsak, ben istemem, başkası ister. ben gelirse küserim, başkası küsemez, içine sinmese de. ne gerek var?

    "yok efendim! o iş öyle değil. galatasaray'ın bir değerini kazanmaktan yana hocamız!" diyenler olacaktır. o zaman başa dönüyorum. galatasaray'ın puan tablosundaki ve sahadaki durumundan bahsettiğim yere dönüyorum. bu mudur yani, bizim uğraşmamız mesele? bu mudur konuşmamız gereken mesele? şu halde biz galatasaray'ın durumunu düşüneceğimize, arda turan'ı kazanmayı düşüneceğiz öyle mi?

    yok mesele o değilse, yine en başa dönelim. paradoksa gel. yihu...

    falan filan.

    diyelim mesele arda turan değil. öyle aslında. (meselenin neden arda turan olduğunu sonra açıklayacağım.) diyelim mesele arda turan değil. ortada arda turan'ın galatasaray ile ilişkisinin konuşulduğu bir toplantı var. fatih terim'in bu konu hakkındaki 23 ocak 2020 galatasaray çaykur rizespor maçından sonraki açıkları şöyle:

    --- alıntı ---

    “bu bir fikir ayrılığı mıdır, evet öyledir. toplantıdan çıkarken bu kararın iyi yönetilmesi gerektiğini söyledim. ama ben toplantıdan ayrılır ayrılmaz bir kaç gazeteciye bu konuda bilgi verilmiş.”

    --- alıntı ---

    çıkarım:
    yönetim arda turan konusunda olumsuz anlamda bir karar alıyor. bunu fatih terim'e de iletiyorlar. fakat fatih terim hâlâ ve hâlâ daha sonra konuşmak üzere toplantıdan ayrılıyor. yahu bu yönetim, "arda turan konusu kapandı hocam," diyemiyor mu? diyemiyorsa, hocanın arkasından niye olay kapandı deniyor? hocaya göre konu kapanmamış çünkü. hâlâ bir isteği var, arda turan gibi değerin (!) galatasaray'a kazandırılması yönünde.

    hatırlatma: arda turan yahu!

    çıkarım:
    yukarıdaki şunu da çıkartabilirsiniz elbette. arda turan'a galatasaray'a gelemeyeceği bildirilecek ya... süreç doğru yönetilsin. ya da başka kesimlere... orasın bilemem. yoksa, arda turan galatasaray'a gelmemiş, bunun taraftara nasıl iletileceğinin, yöntemin, zagonun, artık ne derseniz, hiçbir önemi yok. gerçekten hiçkimsenin umrunda değildi. tâ ki biri önemli yapana kadar. ha, aksi, çok doğru yönetilmesi gereken bir konudur. o başka mesele.

    hayır, bir de şöyle bir durum var. yönetimin "arda turan gündemimizde yok," veyahut "arda turan defteri kapandı," demesinde ne gibi bir art niyet olabilir? açıklama şöyle değil ki, "fatih terim istedi ama biz katiyyetle karşı çıktık. o mesele kapandı!" değil ki! yoksa öyle mi? öyle olmaz zaten de. yumuşak olur şöyle mesela: "hoca istiyor ama biz istemedik, konu kapandı." öyle miydi?

    diyelim yönetimin kazanımı oldu bittiye getirmek olayı. baktılar hocayı ikna edemiyorlar, sonradan "bir söz ettik, idare et hocam, almayıverelim ne olacak, şu kadarcık hatrımız yok mu yahu?" demek için böyle bir işe girdiler. fatih terim bu. inadı inattır ha... öyle emrivakilere hiç gelemez. gelmesin de zaten. yönetim bilmiyor mu, akıl edemiyor mu bu durumun başlarına çorap öreceğini? bak, gördün mü? fatih terim çıkar dan dan söyler. onun adı da, açıklama olur, sızma olmaz... biz de neler dönmüş öğreniriz.

    inanabiliyor musunuz? ben hâlâ inanamıyorum da... fatih terim, arda turan'ı istiyormuş. ben bu gece bunu öğrendim.

    diğer taraftan hakikaten soruyorum: bu durum fatih terim'den ne götürür? yok yani, hiçbir şey götürmez. aklıma tek bir şey geliyor. fatih terim hocamız, arda turan'a, onu galatasaray'a alacağına dair söz vermiş ve bu sözün altında kalmak istemiyor.

    ne arda turan'mış arkadaş ya! konusu kapatılırken bile kapanmıyor.

    nasıl kapanacak yahu bu konu? biri desin ki şöyle yapınca kapanacak? hah, onu yapalım kapatalım. gerçi o zaman da kapanmayacak. mesela kimisi arda turan alınırsa kapanacak der. öyle kapanır mı la bu konu? diğer yandan kimisi arda turan alınmayacak der. görüyoruz ki kapanmıyor. mesela perde arkasında hallolsun hallolacaksa der. duyuyoruz ki öyle kapanmıyormuş. sürekli bir toplantı hali, sürekli bir ikna hali. yok sen benim dediğime geleceksan, yok öyle olmaz sen benim dediğime geleceksin.

    (bkz: yumuşama dönemi) tabii lan (: illa ping pong diplomasisi mi yapalım? ama bizde şey var, kurban mezatı tokalaşma diplomasisi. nasıl mı?

    hani şey var ya, pankart: türkiye'dir galatasaray, diye. ulan ne kadar doğru biliyor musunuz? al işte, türkiye'nin realist bir tablosu. tıpatıp aynısı yemin ediyorum.

    ne diyorsunuz? kanal istanbul meselesine?

    yapılacak. yapılmayacak. yapılacak. yapılmayacak. yapılacak. yapılmayacak. yapılacak. yapılmayacak. yapılacak. yapılmayacak. yapılacak. yapılmayacak. yapılacak. yapılmayacak. yapılacak. yapılmayacak. yapılacak. yapılmayacak. yapılacak. yapılmayacak.

    ne diyorsunuz? arda turan meselesine?

    alınacak. alınmayacak. alınacak. alınmayacak. alınacak. alınmayacak. alınacak. alınmayacak. alınacak. alınmayacak. alınacak. alınmayacak. alınacak. alınmayacak. alınacak. alınmayacak. alınacak. alınmayacak. alınacak. alınmayacak. alınacak. alınmayacak. alınacak.

    sen fatih terim sempatizanısın. sen fatih terim düşmanısın.

    illaki bir şey olacaksın. yani bir şey yapacaklar seni.

    az bir salın la bizi.
  • 6228
    kendi egoları uğruna kulübü harcayacak adamlardan(!) uzak durmalı, kendi içindeki urları temizlemelidir. hepimiz taraftar olarak kanımız canımızdan daha çok seviyoruz takımı, kulübü; ki bir çıkarımız da yok. ama birileri öyle değil, hem bu kulüp sayesinde biyerlere gel, sonra kulübü kendi oyuncağın zannet ve her istediğini yapabileceğini düşün. ki sonunda kulüp için hayırlı olmayacak birşey uğruna. hadi anam, hadi canım...
  • 6229
    bir süre herhangi bir yetkili açıklama yapmazsa çok sevineceğim kıymetli kulübümüz. verilen her demeç olumsuz bir iletişime sebep oluyor ve bu durum rahatsız edici bir ortama sebep oldu. kenetlenmeliyiz art arda galibiyet serileri almalıyız. zaten medyası, federasyonu, hakemi yeterince bize karşıyken birbirimize sahip çıkmalıyız.