• 6041
    kaostan beslenen, kaossuz yapamayan takımım. internette gezerken aşağıdaki videoya denk geldim, üzüldüm. böyle karşılıklı jestler yapan bu ikili nasıl oldu da kavga etti, ego savaşına girdi hala anlayamıyorum. oysa her şey çok farklı olabilirdi.

    mustafa cengiz başkanımı da seviyorum şu an kimse gücenmesin. sadece süreç nasıl bu videodan o noktalara geldi anlayamıyorum..

    https://mobile.twitter.com/.../1087087743325343745
  • 6043
    kaostan beslendiği ve kaos ortamında başarılı olduğu iddia edilen takım.

    bu düşünce biçimi galatasaray'a yapılacak en büyük haksızlıklardan biri. işin tuhaf yanı, bu düşünceye en çok da taraftarlarımız sahip çıkıyor. yüzlerce yıllık bir kültüre sahip, ülke sporunun bir çok alanında öncülük etmiş, sayısız hikayesi olan, bir edebiyat dersinde kurulup adını tüm dünyaya duyuran bir camiaya, kaostan beslendiği ve böylelikle başarılı olduğu yaftası yapıştırmak haksızlık ve ayıptır.

    bu sadece haksızlık ya da ayıp da değil, tarih de bilmemezlik. alın size kaosun en alası, sonrasında nasıl beslenip büyük başarılar elde etmişiz, kendiniz okuyun!!! (bkz: ateş güneş)

    uefa ve uefa süper kupasını alıp, dünya kulüpler sıralamasında bir numaraya gelen takımın futboluna bile kaos futbolu deyip densizlik ettiler. o futbolun geri planında:

    *daha kuruluş anında kendi üzerine tarihi bir ödev yükleyen anlayış (bkz: türk olmayan takımları yenmek)
    *sayısız başlıkta ülke vasatının çok çok üzerinde olan bir kültür
    *başkanından, yöneticilerinden, teknik direktörlerinden, futbolcularından, taraftarına kadar yine sayısız kahraman
    *üzerine çok çalışılmış, düşünülmüş ve gelecek yıllarda birçok büyük, yabancı teknik direktöre ilham verecek bir oyun planına sahip teknik ekip ve bu oyunu ortaya koyan, birbirleri için çabalayan, formasının değerini bilen ve o değeri yücelten oyuncu topluluğu

    ve daha nice başlık vardı ama kaos yoktu.

    bu ülkede kavramların içi çok rahat boşaltılıyor. bu içi boş kavramlarla da ''düşündüğümüz'' sanrısına kapılıyoruz. fikirlerimiz değil ezberlerimiz oluyor. bu ezberler yeteri kadar çok kez tekrarlanınca da 'meşru' oluyor. hayaller aleminde yaşayıp sonra da 'neden bu ülkede her şey kötü' diye soruyoruz. hiçbir sorunumuzu çözemiyoruz, çözdüğümüzü sandığımız şeyler bile bir yerde karşımıza sorun olarak çıkıyor ve bir saçmalık çemberinin içinde en başa dönüyoruz.

    elbette kuruluşumuzdan bu yana kötü anılarımız, başarısızlıklarımız oldu ve gelecekte de olacak. ancak bu bizim beslendiğimiz bir şey olmadı hiç, olamaz da.