• 5
    ilk defa bu sezon dibine kadar hissettiğim olay. galatasaray'ın avrupa maçları sayesinde az da olsa ucundan bakıyorum onun dışında yokum açıkçası. mesela liverpool 5 atmış united'a açıp bir gole bile bakmadım. psg'de messi'nın city'e geçenlerdr attığı klas gol vardı onu gördüm başka da aklıma gelmiyor.

    sadece futbol değil hiçbir şeyden keyif alamıyorum. sıkıntı bende galiba.
  • 8
    ekonominin ele geçirmesiyle birlikte kaçınılmaz durum.

    eskiden her şey doğalmış. adam sakatlaniyor spiker sahaya dalıyor elinde mikrofon bir soru "acı var mı acı?" tüm ülke heyecanla acı içinde kıvranan futbolcunun ağzından çıkacak "hayır, acı yok iyiyim" cümlesini bekliyor.*

    latife bi yana böyle bir durum görmedim ama nostalji maçlarda gollerden sonra sahaya giren spikerlerin şu anda da olmasını isterdim.

    benim eski maçlardan kastım 80 ve 90'lı yıllar. 21. yüzyıl başından beri bugün oynanan futbolun temelleri atıldı. ekonomi ile birlikte daha büyük stadyumlar, futbol toplarının bile gelişen teknoloji ile birlikte daha farklı üretilmesi falan hepsi. 10 sene sonra da bu zamanları özleriz.
  • 10
    bana göre en büyük nedeni reklamların eskisi kadar yeterli olmaması. bunun sebebi ise avrupa liglerinin ülkemizde bir çok yayıncıya dağılmış olması. bu kadar mı aciz bir ülkeyiz biz? ya ulusal kanallardan biri bile avrupa liglerini alamayacak durumda mı? fenerbahçe şampiyonlar ligi haberi yapamadan kapanan ntv sporu hatırlıyorum ve ercan taner'in el clasico tanıtımı kulaklarımda çınlıyor.
  • 13
    ta ki 21-22 sezonu genç galatasaray kadrosunu görene kadar geçerli olduğunu düşündüğüm önerme.

    nedense bu yeni takım bir heyecan getirdi. yerlisiyle yabancısıyla elit liglerden gelmeyip umut vadederek birşeyler kazanma derdinde olan furbolcular. sanki senden benden bir parçaymış gibi hepsi. birşeyleri başarma konusunda istekliler, kazandıkça kaşarlanmış futbolcular gibi klasik söylemlerde bulunmayıp gözlerinin içi gülüyor hepsinin.

    o yüzden bir süreliğine herşeye rağmen bu önermeye katılamayacağım. hem de sayılan tüm haklı sebeplere rağmen.
  • 14
    bu durumu ben nostalji hastalığı olarak görüyorum. gayet de eski tadı vardır efendim. hatta eskiye nazaran daha da lezzetlidir. günümüz futbolunda oyun daha da hızlanmışken, daha tempolu hal almışken “eski tadı yok” demek olaya duygusal bakmaktan başka bir şey değildir. bir de eski futbolcuları, sürekli yeni futbolcular ile kıyaslayıp eskileri göklere çıkartırlar, yenileri yerin dibine sokarlar. “baba ronaldo”yu cr7’den üstün görürler mesela. işin garibi günümüzün elit futbolcuları kariyerlerini sonlandırdığında olaya duygusal bakanlar bu isimleri de göklere çıkartacak.
  • 15
    doğru olan ama tek bir sebebe bağlı olmayan önermedir. bir sanatçı çıkar, sosyal medyada harika bir kişi parlar, bir müzik grubu çıkar ilk başlarda çok öznel ve doğaldır. ama popülerleşip zaman geçtikte olayın dinamikleri onu içine çekmeye başlar ve sen onun öznelliği yerine bulunduğu konumdaki kaba girdiğini görürsün. o kaba da girmek zorundadır, aksi durumda hayatta kalması söz konusu olamaz.
    futbol da bunun gibi. icat edildi, gelişti, oynandı ve artık değişen dünyada büyük bir sektör halini alıp o kabın içine girdi. bugün hepimizin kafa yorduğu taktikler, sistemler eskiden izlediğimiz bireysel yıldızlar yerine sahada hep doğru duran, half space koşularını zamanında yapan, doğru zaman gelmedikçe asla çalım atmayan robotlar izlememize vesile oldu. futbol değişiyor ama hayat da değişiyor. bugün sen de aynı sen değilsin. aynı zevki alman mümkün değil. futbolun değiştiğinden, işin içine teknolojinin dahil olduğundan bahsediyoruz -ki kötü bir şey değil- ama biz de onun sayesinde bir maçı tekrar izleyebilip, dünyanın herhangi bir yerindeki pozisyonu anında görüp, oyuncuların sahada atacakları adıma kadar neler yaptığını takip edip bunun konforunu yaşıyoruz. futboldun değiştiği ve eski hazzı vermediği doğru elbette ama bu çok fazla dinamikle de alakalı olarak az önce bahsettiğim ulaşma kolaylığıyla da alakalı. çocukken oyuncu isimleriyle sokakta oynarken ilk bilgisayar oyununda hagi'leri zidane'ları görmek ve onları orada oynatmak nasıl bir duyguydu? şimdi aynı duyguyu yaşamak mümkün mü?
    futbolun, sosyal, ekonomik ve teknolojik olarak ele alındığı ve bu konuda durumu gayet güzel açıklayan makaleler var. ben yine de futbolun olması gerekenden daha az bozulduğu kanaatindeyim bu arada.
  • 16
    futbolun tadı amatörlüktedir zannımca. zira futbol birçok spora göre az skorlu, temposu düşük ve mücadeleye dayalı olup bu hususlarda çok geri kalmaktadır. lakin burada koca bir 'ama' var. biz zannımca oradaki mücadeleyi, hırsı, küçük anların bir bütünü etkilemesini seviyoruz. işin özü olarak ben futbolu hayata çok benzetiyorum, hayatın kendisine. hiçbir spordan da bu hissiyatı tam olarak alamıyorum. bununla birlikte son dönemlerde futbolun iyice sermaye ve teknoloji girmesiyle -kısacası profesyonelleşmesiyle- hayatın o amatörlüğünden, kendisinden, gittikçe uzaklaşmaya başladı. lakin sıkıntı şuradaki hayatta değişmeyen tek şey değişimin kendisidir. bu doğrultuda eğer futbolu eskisi gibi devam ettirmeye kalkışsak bu sporla ilgilenen sayısı azalacaktı ve büyük ihtimal kısa süre zarfında da ölecekti. futbolun ayakta kalması için bir şey feda edilmesi gerekiyordu. kapitalist dünyada da maddi anlamda ayakta olabilmek için feda edilebilecek en zararsız şey (!) futbolun ruhuydu. yani bizim futbolu sevmemizdeki en kilit şey. bu doğrultuda benim aklıma yapılabilecek pek bir şey gelmiyor zira futboldaki en önemli hususlardan biri de rekabettir yani kazanma hırsı, daha iyi olma hırsı. profesyonel bir şekilde hazırlanan takım amatör ama çok yetenekli bir takımı çok rahat yenebilir. kimse sırf amatör ruh için şampiyonlar ligi kupasından vazgeçmez. lakin kısa vadede hala futbol bize zevk verecek zira o ruhu hisseden insanlar hala var ve futbol hala tam anlamıyla profesyonel olmadı. hala insan ilişkilerine dayalı, günlük performanslar etkili ve anlar kritik rol taşıyor. keşke bir orta yol olsa ve futbolun özünü kaybetmek zorunda kalmasak onu ayakta tutmak için.
  • 17
    tek adam rejiminde yönetiliyor olmanın sonucu olan durum. federasyon başkanını fiili olarak tek adam atıyorsa; futbol yönetimi ile ilgili özerk olması gereken kurulların hepsine belli bir partiye yakın olan kişiler doluşmuşsa; bir kulübün başkanı ali kıran baş kesen tavırlarla silahım olsa hakemi vururdum diyor ve ceza almıyorsa; belli takımlar kayrılıyor ve belli takımlar görülmemiş cezalarla cezalandırılıyorsa; bütün takımların taraftarları hakemlerden ve federasyondan şikayet ediyorsa; futbolu izleyebileceğin ya da ondan haberdar olacağın medya kanalları bile sadece belli bir partiye yakın olan insanların elindeyse; kısaca takımlar arasındaki rekabet eşit, adil ve şeffaf koşullarda gerçekleşmiyorsa, ve bunun düzeleceğine dair hiçbir işaret yoksa nasıl keyif alabilirsin ki?

    daha son 10 yılda yaşanan sürekli ve büyük yoksullaşmanın keyif için para harcamayı neredeyse olanaksız duruma getirmiş olmasından bahsetmedim bile. 1 lt kola 8 tl, 1 paket çekirdek 10 tl olmuşken maç izlemek ve yanında en basit atıştırmalıkları tüketmek orta gelirli bir insan için lüksün ötesine geçmiş. bira ve cipsi aklına bile getirme zaten.

    son 10 yıldır ülke futbolu bütünüyle tepe taklak aşağı gidiyorken senin keyif alışının bundan etkilenmemesi ve bu gidişin aynı dönemde ülkenin gidişatı ile ilgili olmaması mümkün mü?