• 1
    bir kısım spor yorumcusu tarafından, futbolun ekonomisi ekseninde dillendirilen konu.

    çıkış noktaları borç batağındaki bazı kulüplerin durumu, yabancı kuralı, pahalı transferler ve bu pahalı transferleri yapamayan kulüplerin genç oyuncularla mücadele ederken rekabette zorlanması.

    şimdi bu zeki düşünürlere anlatmak istediklerim var.

    1- borç sıkıntısından devlet kapısına gidip ağlayanların yanına zorla galatasaray ismini sıkıştırmayın. tıpkı şike davasında olduğu gibi adı kötü konularla geçen kulüplerin yanına galatasaray’ı da ekleyip aşağı çekmeye çalışmayın.

    2- yabancı kuralının aslında yerli oyuncuları nasıl rekabete zorladığını başta fatih terim, mehmet demirkol olmak üzere bir çok kişi tane tane anlattı. tekrara düşmek istemem. bilin ki, mevcut yabancı kuralı türk futbolcular için fırsattır.

    3- borç batağındaki kulüp, dünyada örneği pek çok olan çeşitli yöntemlerle sorununu çözebilir. dortmund gibi küllerinden doğabilir. alt yapısını canlandırabilir. borç batağında olmayan da yapmalıdır. esas mesele, problemler karşısında doğru çözümleri üretmektir.

    “ben borç batağındayım, transferde zorlanıyorum, rekabet eşitliği sağlansın, herkes eşit rekabet etsin” demek neye benzer biliyor musunuz? allah korusun, bir hastanız var ve mevcut imkanlarla ülkede tedavisi yok. yurt dışında halledeceksiniz ve maddi imkanınız var. birileri çıkıyor diyor ki, “bizim paramız yok, tedavi için yurt dışına çıkamıyoruz, kimse çıkmasın, şartlar eşit olsun.” ne dersiniz?.. esas mesele, aynı sağlık imkanlarını ülkemize getirmektir ama günün şartlarında bu yoksa, şifa neredeyse oraya gidilir şartlar el verdiğince.

    benim kulübüm avrupa kupalarından, oyuncu yetiştirip satmaktan euro kazanıyorsa, avrupa kupalarında devamlılığı sağlamak için o düzeyde rekabet etmeli. bu yönde kendi mali stratejileri ve ffp şartlarınca istediği gibi harcar. rekabet eşitliği demek başarılı olanı paçasından aşağı çekmek midir? son günlerin moda tabiri ile: hadi oradan!

    eşit rekabet, allah’ın verdiği zekayı kullanmak, düşünmek, fikir üretmek ve hayata geçirmek ile olur. beyin herkeste var. neresi haksız rekabet? düşünce üretip problemlere analitik yaklaşan herkes için rekabet gayet eşit.
  • 2
    kulüp yöneticileri akıllı olursa pek ala bütün takımların tamamen eşit olmasa bile yakın koşullara ulasabilirler.

    şimdi 3 büyükler dışındaki kulüp yöneticilerine soruyorum:

    1- şehrinin takımını destekle meselesi bu kadar ön plandayken buna dair ne adımlar attınız? şehrinizi ayağa kaldırabildiniz mi takımı için?
    2- şehrinizde takımınızın ürünlerini satabileceğiniz mağazalar var mı?
    3- zamanında sattığınız oyunculardan gelen paraları neden doğru düzgün yapılanma uğruna harcamadınız? neden sürekli bir borç batağında kulüpler?
    4- altyapı tesisi, altyapı oyuncu yatırımınız var mı? buralarda yapacağınız doğru yatırımlarla yurtdışına futbolcu ihracınızı arttırabileceğinizin ve bunun sizin ekonominizi düzelteceğinden haberdar mısınız?
    5- gerçek anlamda şampiyon olmak gibi bir düşünceniz var mı? şampiyonluk mücadelesini devamlı hale getirmek gibi bir düşünceniz var mı?
    6- avrupa kupalarına katıldığınızda neden bu kupalara asılmayıp hep yüzünüz lige dönük oluyor? buralardan gelecek paralar sayesinde ekonominin eşit seviyelere gelebileceğinin farkında mısınız?
    7- scout ağınız ne durumda? yurtdışından ucuz rakamlara oyuncu bulup, getirip, yetiştirip çok ciddi meblağlara satabileceğinizin farkında mısınız?
    8- şehrinizdeki firmaların siz büyüdükçe size sponsor olma olasılığının artacağının ve bu sayede gelirlerinizi arttırabileceğinizin farkında mısınız?
    9- şimdi kendinize sorun: "ben içimdeki 3 büyüklerden bir tanesine olan sempatimi içimden söküp attım artık bu takım benim takımımdır." diyebiliyor musunuz?