• futbolculara gay olduklarını açıklama özelliği getirmiş. valla müthiş gelişme. miles jacobson senin amına koyim. oyunda 50 tür sorun var beklenen istenen birçok yenilik var ama gelen yeniliğe bak. takım içi gruplaşma ve futbolcunun gay olduğunu açıklaması. 2019 için ise önerim gay futbolcuların takım içinde ayrı bir gruplaşma kurması ve partiler düzenlemesi. nasıl ama gerçekçi simülasyon dimi
  • tam bir fatih terim kariyeri yaşadığım oyun. galatasaray'la 2. sezonumda kazandığım uefa kupası sonrası roma'nın teklifini kabul ettim. okey ligde kötüyüz ama kupada iyiyiz. kupa finaline 2 gün kala kovuldum ve takım finali kazandı. hatırlarsınız fiorentina'yla terim de yolları ayırdıktan sonra fiorentina kupayı kazanmıştı. şu an boştayım. işin ilginci galatasaray da bülent uygun'u kovmuş. bu ne vizyonsuzluk. tekrar iş başvurusu yaptım. nerede kalmıştık...

    edit: galatasaraylı conte yuvasına dönmüştür.
  • harika bir bug'la biraz önce yüzümü şenlendiren oyun.

    muslera'nın emekli olmasıyla 2024 yılında kaleci arayışına girdim. frankfurt'un muhteşem regenini takibe aldım, adamın 90 milyon euro serbest kalma ücreti var. ben de kulübüne 40 nakit, 50 de üç senede olmak üzere 90 milyon euro önerdim. bana "yok hacı, 90 nakit" dediler. ben de "ya alın işte ayağımız alışsın, 40 + 3 senede 50" diye 40'ı kitleyip non-negotiable bir teklif sundum.

    3 gün sonra haber geldi. ibneler 40'ı değiştirmemiş, 50'yi de kaldırmış. lan yanlış mı görüyorum falan derken baya baya salaklar 40 milyon euro olarak güncellenmiş teklifi.

    bastım parayı aldım ben de. ilk defa karşılaştım bununla ve şu an kalecimle romantik dakikalar yaşıyoruz.
  • her şey bir nisan ayı saat sabah 8 sularında ankara aşti terminalinin giden yolcu peronunda sarı çizgilerle çerçevelenmiş ''sigarasız alan'' bölgesinde gri bulutlara bakıp sigara içerken başladı. *

    gece 2'den beri terminaldeydim. işten yeni ayrılmıştım kişisel gelişimime az da olsa katkı yapar hevesiyle aldığım revit kursunu 4 gün sonunda derin buhran ve başarısızlıklar sonunda yarıda bırakıp memlekete dönüyordum.

    meçhul kaynaklardan whatsapp'a gelen siyasi içerikli istihbaratlar biraz daha kafamı bulandırıyor , halk arenasına dönen telefonum anksiyetemi azdırıyordu.

    gözüm bulutlarda 9 da gelecek olan otobüsü beklerken , önüme niğde'ye gidecek olan bir otobüs yanaştı. kafamda birden ''niğde neresi lan'' diye bir soru belirdi . arkasından ''niğde ilçe değil miydi? '' sorusu. 29 yaşında niğde diye bir yerin varlığından haberi olmayan ben utana sıkala telefondan google'a baktım . muavine yanaşıp otobüsün kaçta kalktığını sordum. 8.30'da kalktığını öğrenince hemen bir bilet alıp niğde yollarına düştüm. carpe diem ulan!

    yolculuğun ortasında ''benim ne işim var lan burda niye gidiyorum niğde'ye'' sorularını sıkça kendime sordum tabi.

    neyse efendim niğde'ye vardım , terminal'de bir bakkala gidip gezilecek yerleri sordum. ''valla pek gezilecek bi'yer yok '' dedi. bi otel tavsiye etti hemen rezervasyon yaptırıp otele yerleştim. biraz şehri gezdim, bakkala hak verdim doğrusu cidden şehirde bi'şey yok :( ditme adını verdikleri garip bir yemek yiyip otele geri döndüm.

    --hikayemiz burada başlıyor !--

    hemen laptopu çıkarıp fm 18'i açtım ve niğde belediyespor'un başına geçtim. başkası ne münasebet !
    niğde'ye iade-i itibar borcumuz var.

    şehir gibi takımda da pek bişey yoktu. 2.lig'de ve ''0'' transfer bütçeli play off hedefinde bir takım.

    11 maç sonunda kucağımda laptopla uyuyakalmışım :(

    sabah uyandığımda laptopumu yerde buldum . menteşesi kırılmış ama halen ''ben daha ölmedim '' der gibi çalışmaya devam ediyordu. bu sefer niğde sokaklarını bilgisayar tamircisi bulabilmek için arşınladım. bulabildiğim 4 tamirciden 3'ü ''menteşe kırığı'' teşhisi koydu. ''aaaa ciddi misin ya'' diyemedim tabi. niğde'ye bir borcumuz var. son gittiğim tamirci ''formatlayıp bakalım'' diyince laptopumu aldığım gibi otele gittim. çıkışımı yaptım.

    iade-i itibar için gittiğim niğde'den ''sıçarım itibarınıza'' diyerek memlekete döndüm.

    5 günlük teknik servisten dönen laptopumla niğde belediyespor kariyerime kaldığım yerden devam edip play off'lara katılamayınca kovuldum. normal hayatta işşiz kalıp oyunda da işşiz kalmak koyuyor insana tabi. kaydımı sildim ben de.

    sabahları gençlik kollarında çalışıp akşamları uğur dündar'la halk arenası izleyen bir hayat kurguladım kendime. haziran'a kadar sürdü bu . sonrası malum.

    niğde seçim sonuçları...... yok tamam tamam :)
  • (bkz: #2322481) serüvenime beğeni ve yazarlardan yorum geldiği için devamını sıkmadan anlatmaya karar verdim.

    ligin ilk yarısını hayvani bir oyunla 19 maçta 38 puanla 3. sırada bitirdim. takım öyle bir havaya girmiş ki gol yemiyoruz kaleci efsane kaleci zapatadan hallice yani. 3lü defansım adeta juventus gelsin defans nasıl yapılır bizden öğrensin diyor. öff şehirde havamdan geçilmiyor. neyse bu arada 2. sıradaki crotone de 38 puandaydı. 1. sıradaki juventus alıp başını gitmişti.

    devre arasına girerken birkaç oyuncumdan memnun değildim. yardımcı forvet rolünde oynayan oyuncularımdan da verim alamıyordum. hicham khalou sözleşmesi bitiyordu. normalde sol açık ama forvette de oynayabiliyor. bitiriciliği fiziği falan iyi görünüyor sözleşme imzalayıp erkenden takıma kattım. defansa yedek olarak gözlemcilerimin tavsiyesi duarteyi aldım ve yine gözlemcilerimin tavsiyesi ''reyiz siquera boşta bekliyor alsana lan mal mısın'' dediler aldım. performans veremedi ama değeri yüksek durumda okuturum ben bunu.

    güncellenmiş transferler
    https://i.hizliresim.com/JQdZVY.jpg

    ligin ikinci yarısı geldi ben acaba şampiyonlar ligine kalır mıyız hayalleri kuruyorum. juve deplasmanına çıkıyoruz. öyle bir içimden geçtiler ki ne olduğunu anlayamadım. maçın ardından juve twitter hesabı johnny sins fotosu falan paylaştı o derece. toparlarız biz beneventoyuz armamızda cadı var olmadı büyü yaparız falan derken italya ligi takımları adeta süper dadıdaki buğraya dönüşmüş biz ise buğranın kardeşi konumundaydık.

    https://www.youtube.com/watch?v=z9UbOrPZHCk

    gelen kucaklıyor giden tokatlıyor. yapmayın etmeyin daha kadroları sayamadık demeden goller yiyoruz. amına koduğumun oyunu takım aynı takım taktik aynı taktik ligin ikinci yarısı takımı noldu anlamadık. 19 maçta 6 galibiyet alabildim. sol stoperimin ve yaratıcı forvetimin 4-5 aylık sakatlıkları belimi bükmüştü. takım dengesi alt üst oldu.

    https://i.hizliresim.com/Plv1Ad.jpg

    bu sırada kupada akıp gitmiştim.

    maçların büyük kısmını ligin ilk yarısında oynadığımız için takım formdayken baya ilerlemiştim. yarı finalde milanla karşılaştım. milan yedek kadroyla çıkma gafletine düşünce ite kaka finale çıktım. finalde de lazionun kendi kalesine golü ve duran toptan bala göte attığım golle kupayı aldım.

    https://i.hizliresim.com/m2qMAZ.jpg

    benevento da adeta kral olmuştum. ligin ikinci yarısındaki yarrak kürek performans unutulmuştu. burdan yürürüm ben diyerek yeni sözleşmeyi de kaptım.

    sezon sonu puan durumu
    https://i.hizliresim.com/nOYQBR.jpg

    benim için sürpriz atalanta oldu çok garip bir taktikle oynuyorlar. başka bir kariyerde denemeyi düşünüyorum o taktiği.
    https://i.hizliresim.com/qG9dVV.jpg

    sezon sonu ödüllerde
    yılın takımı benevento
    yılın menajeri ben

    istatistiklerde
    en çok sarı kart gören takımım ve topa en çok sahip olan 2. takımım. 1.si juve tabi ki.

    futbolcu istatistiklerinde en çok koşan 2 oyuncu sağ ve sol beklerimdi. geri kalan istatistiklerde piyasada yokum.

    şimdi lig bitti. kazandığımız paraları vizyonsuz türk futbolcular gibi tatil beldelerinde ezme vakti. antrenmanlar temmuz başında başlayacak. haziran sonuna doğru transfer araştırmalarına başlarım. o zamana kadar ayaklarımı uzatıp bir elimde şalgam suyu diğer elim space tuşunda...
  • (bkz: #2322481)
    (bkz: #2323914)
    güzel geri dönüşleriniz için teşekkür ederim.

    normalde 2. sezonun ilk yarısı bitince yazacaktım ama hem transfer döneminin çalkantılı geçmesi hem de milan deplasmanında aldığım inanılmaz sonucun heyecanıyla erkenden yazmaya karar verdim.

    lig bitti çeşme beach clublarında takılıyorum bir gözümde sürekli telefonda. başkanın transfer ve maaş bütçesini haber vermesini bekliyorum. bir sürü sözleşmesi bitecek futbolcu var. akbaba gibi üzerlerine çökmeyi hayal ediyorum. haziranın ortalarına doğru açıklandı. transfer bütçesi 7 milyon euro maaş bütçesi 24 milyon euro(kiralıklarla beraber kullandığım 14 onlar gidince 11e düşüyor) hemen instagramdan başkanla resmimi paylaştım altına ''adam'' yazdım sadece.

    1 temmuz öncesi

    kalecim brignonli juveden kiralıktı. dedim onun yerine sezon boyu gözüme kestirdiğim rajkovici alayım. ofansif orta saham kanga ile de aram bozuktu. maaş istirem maaş istirem diye kafamı sikti. en son tartıştık beni sat dedi. '' utanacağını bilsem yüzüne tükürürdüm ama ondan da anlamazsın aç köpek belgrad sokaklarında sürünüyordun seni bulup italyaya getirdim'' dedim. onun yerine de eski kariyerlerimden bildiğim wonderkid barco'yu almayı planlıyorum. barco'nun sözleşme fesih bedeli 5.25 milyon kulüp aşağısına bırakmıyor taksit de yapmıyor. neyse dedim verdim. rajkovici almak için tel aviv'in kapısını çaldım. yoğun pazarlıkların ardından 3 milyon peşin 2.5 milyonu da aylara bölerek toplamda 5.5 milyona anlaştık. aylara böldüğüm için kasadan anlık olarak daha az para çıktı. devre arasında kiralık gönderdiğim armenteros ve chibsahın anlaşmalarında sezon sonu zorunlu transfer maddeleri vardı. ikisinden toplam 3.4 milyon gelecek kasada da 7 var iyi bunları rahat karşılıyoruz.

    sağ ve sol beklerim geçen sezon iyi performans gösterdiklerini yazmıştım. özelliklerine göre değerleri baya yüksek olmuştu. yerlerine adam bulurum diyerek transfer listesine koydum. sol bekim chiara'ya mainz talip oldu 9 milyona satışını gerçekleştirdim.

    1 temmuz sabahı ve sonrası

    sözleşmesi bitmek üzere olan futbolcular kulüplerinden ayrılmadan önce çok daha yüksek maaş istiyorlar diye 1 temmuz sabahını beklemiştim. boşa düştüklerinde maaş istekleri baya azalıyor. sabah 8de ava çıkacağım hayaliyle geceleyin gözüme uyku girmemişti ki sabah ilk şokla karşılaştım. ekranda rajkovic ve barconun ismi kaydetmek için birini seç gibi bir yazı. italya liginde her sezon 2 avrupa dışı oyuncu alabiliyoruz sanıyordum. rajkovic zaten sırp avrupalı nasıl ya diyip kara kara düşünürken kuralları açtım. avrupa değil avrupa birliğiymiş. bazı şartları karşılayınca avrupa birliği dışından 2 oyuncu ekleyebiliyormuşsun yoksa 1miş falan filan. başımdan aşağı kaynar sular döküldü. tarlası yanmış köylü oturuşuna geçtim.

    https://galeri14.uludagsozluk.com/...-oturusu_1045975.jpg

    barcoyu kaydettim. rajkovic kaleci zaten onu bir takıma kiralarım 1 sezonluk yerine de geçen sezonki kalecim brignoliyi tekrar kiralarım ve sözleşmesi biten sam johnstonu alırım diye düşündüm. juventus kiralama da zorluk çıkarmayınca rahatladım ve sözleşmesi biten oyunculara sulanmaya başladım. yeni oyuncuları transfer ederken bir yandan da düşünmediğim adamları postalıyordum. dikkatsizlik sonucu bir tane daha yabancı oyuncu (yurchenko) aldım aq onu da kaydedemedim. takımdaki avrupa birliği dışından eduardo , gyamfi ve kangayı gönderince rajkovici kaydetmem için hak tanındı. yurchenkoyu da maaşı karşılığında son gün fenere gönderince rahatladım.

    https://i.hizliresim.com/LbdJMj.jpg
    https://i.hizliresim.com/Vr2ZOZ.jpg

    hazırlık maçlarında eh işte performanslar sergiledim. takımda çok fazla oyuncu değişti uyum vs diyerek geçiştirdim. süper kupada juventuslu futbolcular kucaklarında gezdirdi bizi. sonrasında 14 günlük boşluk vardı fiorentinayla yaptığım hazırlık maçını kazanınca ligde güzel şeyler yaparız düşüncesine kapıldım. napoli lazio ve torino maçlarında iyi oynamama rağmen çok gol kaçırdık. ilk 3 maç beraberlik oldu. 4. maçta kırmızı kart görüp sıçtık sıvadık. 4 maçta 3 puanla dipleri gördük. bu sırada yavşak crotonenin hocası benevento küme düşebilir diye açıklama yaptı. ananız kötü yola düşer benevento düşmez diye cevapladık. https://twitter.com/...s/949672563436908544

    avrupa liginde grubumuz aaraui, kopenhag ve villarreal. en kötü 2. olup çıkarız diye düşünüyorum.

    https://i.hizliresim.com/A1Zolv.jpg

    bologna maçının ardından milan maçına çıkarken fatih hocamın türkiye kupası maçı öncesi takımı fırçalama konuşmasına benzer bir konuşma yaptım.

    https://www.youtube.com/watch?v=5scktEoInlE

    forvetim spalvis'in bu sezon resmi maçlarda golü yoktu. konuşmanın ardından fazla gaza geldi.

    https://i.hizliresim.com/lOBomQ.jpg

    özet: https://youtu.be/Dw9p4Ut2SO8
  • bütün sorun futbolcuların gay olduğunu açıklamamasıydı, o da çözüldüğüne göre bu sene oynanır bu oyun. 16-17 yaşındaki gençler için istenen 130 milyonlar, yedek olarak sözleşme imzalattığınız adamın ''hocam beni oynat'' demesi, 10 kez şampiyonlar ligini kazandıktan sonra bile yapılan teklife futbolcuların ''daha büyük bir kulüpte oynamak istiyorum'' demesi, 5 yıl sonra saçma sapan takımların dünya zirvesine çıkması falan gibi sorunları kim takar amk? yaşasın be futbolcular artık gay olduğunu açıklayabiliyor.

    http://galeri13.uludagsozluk.com/...harcamak_1415085.jpg
  • yeni güncellemesi ile birlikte takımımızdaki çoğu oyuncunun özellikleri artmış, özellikle garry rodrigues'in.

    aynı zamanda emmanuel eboue ve johan elmander takımımızda scout olarak çalışıyorlar. elmander pd-yd 14, eboue pd-yd 12.

    teknik heyet çok güçlü, antrenör olarak hasan şaş şut, ümit davala her şey(ben savunma olarak kullanacağım çünkü oyunda savunma antrenörü bulmak zor), taffarel kaleci antrenörü olarak gerçekten iyi. levent şahin hocam ise asistan menajer olarak çok iyi özelliklere sahip. zevkli bir güncelleme olmuş.

    bu arada fm tools 2018'den baktım 3 büyük kulübe ve en az borcu olan takım biziz. satılmış medyaya rağmen bunu atlamayan fm yetkililerine saygımı sunuyorum.
  • ilginç işler dönüyor bu oyunda. oynadığı takıma alışmış bir futbolcu yeteneğinin üstünde performans gösterebiliyor mesela. veya üst düzey oyuncular birbirleriyle uyumsuz hale gelip takımı rezil edebiliyorlar. hikaye şöyle;

    sezona her seride olduğu gibi ingiltere championship'te başladım. ortalama bir kadrosu olan sheffield wednesday'i gözüme kestirdim.

    takıma kanat transferi gerekti. garry rodrigues tarzında bir kanat oyuncusu aradım. uzun taramaların sonunda bundesliga takımı hannover 96'nın satılığa çıkardığı felix klaus isimli bir arkadaş gözüme çarptı. hız 18, hızlanma 15, pas 10, orta yapma 11, çalışkanlık 11. kısacası teknik olarak vasat ama fiziksel olarak çok iyi bir futbolcu. fazla düşünmeden 2 milyon euro civarına transfer ettim kendisini. adam 20 gol 16 asistle bitirdi sezonu. championship'te yılın oyuncusu seçildi. tek sezonda kulübün simge isimlerine girdi.

    şu an premier lig'deyiz. başkan sezon başında 40 milyon euro transfer bütçesini masaya koydu. ben de gereğini yapıp takımın bir çok bölgesini güçlendirdim. alt ligdeki çoğu oyuncum premier lig için yetersiz olduğu için büyük bir sadakatsizlikle karşılaştılar. *

    felix'in de rakipleri kendisi kadar hızlı ve ondan çok daha teknikti. premier lig'de zayıf tekniğiyle bir sabri'ye dönüşmesi içten bile değildi. bunun farkında olmama rağmen geçen sezonun ve taraftarların hatrına kendisini kadroda tuttum. hatta onun bölgesine ciddi bir transfer de yapmadım. parayı orta sahanın ortasına ve forvet hattına harcadım.

    sonuç ne mi oldu? ligin 7. haftası geride kaldı ve tüm takım tam anlamıyla nal topladı. felix klaus hariç. adam 4-2 yenildiğimiz maçta 2 asist yapıp maçın adamı oluyor. 3-2 kaybediyoruz felix 1 gol 1 asistle yardırıyor. değişik taktikler deniyorum. felix'i sağ içe, sol içe, sağ kanada, sol kanada koyuyorum o yine topu alıp otobana çeviriyor. ilginç adam vesselam. *

    orta sahanın ortasına döktüğüm paralara yanayım. bu yavşaklardan hangisini yan yana oynatsam taktik ekranda uyarı çıkıyor ''bu ikisi saha içinde hiç anlaşamıyor'' diye. ulan takımla daha 3.maça çıkarken birbirinizle bu kadar uyumsuz olmayı nasıl başardınız lan. ''artık premier lig takımı olduk. sana burda yer yok'' diye kovduğum kieran lee ne olur geri gel kardeşim benim. satmaya çalıştığım için kanlı-bıçaklı hale geldiğim gary hooper. ulan iki maçın birini sakat geçirmiştin ama çıktığın her maçın hakkını vermiştin be kardeşim. bırakma benı bu stipe perica denen zalımın eline. arıza çıkar, feshettir şu kiralık anlaşmanı :(

    biliyorum ihanet ettim size. mutlu gecekondumuzu yıkıp apartman yaptım. ay yapım dizilerindeki gibi sattım sizi. ama büyük bir hayat dersi çıkardım. dönün gelin tülaylar ne olur. son bir şans verin bırakmayın beni bu yamyamların eline. hep birlikte son bir görev :(
  • en çok keyif veren oynanış tarzı journeyman olan oyun. bilgisayarınızın kaldıracağı şekilde, mümkün olduğunca çok ülkeyi en alt ligine kadar oyuna dahil edin, oyuna amatör topçu geçmişiyle lisanssız bir işsiz menajer olarak başlayın. ingiltere'de non-league menajerliği mi yaparsınız, karla kaplı iskandinav yarı-profesyonel takım sahalarında titreyerek uzun top mu oynatırsınız artık tamamen size kalmış.

    2017'deki journeyman kariyerimde sırasıyla turgutluspor, bugsaşspor, giresunspor, krasnodar ve glasgow rangers takımlarını yönetmiştim ve ilk journeyman deneyimimden müthiş keyif almıştım. 2-3 hafta önce başladığım fm 2018 journeyman kariyerimde ise öncelikle isveç 3. ligi bilmem ne grubunda södertälje'nin başına geçtim ve 14 takımlı ligi sırasıyla 8. ve 7. bitirmemin ardından yönetim sözleşmemi yenilemedi. ingiltere conference dahil olmak üzere pek çok alt lig takımından aldığım olumsuz dönüşlerin sonunda avustralya u23 takımının başına getirildim ve u23 asya uluslar kupası'nı kazandım. bunun üzerine macaristan otb bank ligi'nde sürpriz şekilde küme düşmeme savaşı veren újpest bana iş teklif etti. 12 takımlı ligde ilk sezonu zar zor 9. bitirip kümede kalırken kendimin de inanamadığım şekilde kupayı kazanıp avrupa ligi bileti aldık.

    macaristan'daki ikinci sezonumda lige 3-2'lik puskas akademi galibiyetiyle başladım ve avrupa ligi 1. ön eleme turunda makedon takımı shkendija'yı geçtim. az sonra 2. ön elemede lech poznan maçına çıkacağım ve muhtemelen eleneceğim. ama olsun, södertälje'ye bile başarı getirememiş menajere 4'te 3 oranında karşıt olan kadronun kupa zaferinin ardından ip gibi arkama dizilmesini görmek bile paha biçilemez bir deneyim oldu.
  • lazio öldü
    https://i.hizliresim.com/azqnz4.jpg

    inter öldü
    https://i.hizliresim.com/kOrMOq.jpg

    fiorentina öldü
    https://i.hizliresim.com/dOjLMn.jpg

    milan öldü
    https://i.hizliresim.com/YgPd62.jpg

    işte ben benevento calcio karşındayım.

    300 saatlik çeşitli takımlarla yaptığım kariyerlerin ardından bu sezon italyada ligin dibine demir atıp sosyal medyadaki tr hesabıyla sempatimi kazanan benevento ile ligde kalma mücadelesi vereyim dedim. ama takımı alınca aslında kadrolarının iyi olduğunu sadece potansiyellerini gösteremediklerini farkettim. fm17de crotone kadrosu daha felaketti. o yüzden transfer konusunda çok zaman harcamadım. antrenörleri sağlık ekiplerini ve gözlemcileri temizleyip alabileceğim iyilerini getirdim. transfer bütçesi olarak 1,5 milyon euro vermişlerdi. birkaç oyuncu sattım gelen parayı harcadım. ibne başkan gelen paranın %20sini de kesip cebe attı.

    https://i.hizliresim.com/8Yn6zn.jpg

    taktik oturtmak konusunda en zorlandığım fmydi. 300 saatlik tecrübeyi beneventoya ilk günden aşıladım. taktiği koydum ve değiştirmedim. hazırlık maçlarında galibiyet alamasam da ligin ilk maçında juventusa karşı 2. yarıda tek saha oynayınca doğru yolda gittiğimi anladım. (normalde ofansif ortasaha olarak kanga oynuyor. şu an sakat)

    https://i.hizliresim.com/JQLVBj.jpg

    maçlar devam ettikçe takım birbirine uyum sağladı. istediğim oyunu oynamaya başladılar ve önümüze geleni adeta ezip geçtik. rakip teknik direktörler sürekli sert futbolumuzdan şikayetçiydi. gardaş burası italya anlüyün mü? diye cevaplayıp geçiştirdim.

    fikstür https://i.hizliresim.com/p6456r.jpg

    puan durumu https://i.hizliresim.com/0EV05W.jpg

    sezon başında ligde kalma yarışı vereceği söylenen ve tahminen lig sonuncusu olacağı öngörülen benevento ile 3. sıradayım. benimle aynı durumdaki crotone de 2. sırada. sezon sonunda iyi bir bütçe kapabilirsem wonderkidleri takıma kazandırmayı planlıyorum.
  • football manager 2012'den beri tüm serilerini oynadığım oyunun sonuncusu. 2012'den önceki serilerini de oynamışlığım vardır fakat diğer seriler çok basit kaçıyordu bence. 2018 ise her şeyiyle serinin en iyisi bana göre.

    oyunun benim için belirli bir mantığı var ve ben kendimce bunu çözdükten sonra her kariyerimde büyük başarılara imza attım. oyunu en çok oynamaktan zevk aldığım takım ise tabi ki galatasaray.

    oyuna başlamadan önce nasıl bir takım istediğinize karar verin. tabi ki sadece karar vermek ile olacak şey değil, bir çok taktik ve diziliş deneyeceksiniz ama sonunda doğruyu bulacaksınız.

    ben topu çok ayağında gevelemeyen, direkt olarak kaleye yönelen, tempolu bir takım yaratmak istedim. sanırım bu herkesin istediği bir oyun anlayışı. * ama aynı zamanda da az faul yapan ve sakatlık riski az olan bir takım olsun istedim. fakat bu dengeyi kurmam biraz zaman aldı. çünkü hem tempolu, agresif olup hem de aşırı centilmen olmak zor iş.

    dizilişin önemli olduğunu düşünüyorum. ben her kariyerimde 4-1-2-2-1 dizilişini oynatıyorum.
    https://i.hizliresim.com/EDNNgv.jpg (taktiğin isminin tiki taka olduğuna bakmayın deneye deneye başka hale geldi.)
    önceleri klasik 4-2-3-1 tercih ediyordum fakat ön liberosuz sistem olduğu için geride az adamla yakalanıp çok kontra yediğimden oraya bir ön libero koyma ihtiyacı hissettim. bu sefer de klasik 10 numara oynayan oyuncudan feragat etmem gerekiyordu ve hiç düşünmeden 10 numarasız taktiğe geçtim. şimdi orta sahada topu kapıp kanatlardan yardıran bir takımım var.

    önce şunu şuraya bir bırakalım.
    https://i.hizliresim.com/GDNN0V.jpg
    takım talimatları en zorlandığım kısım oldu, zira yüksek tempo, önde baskı, seri pas, orta kafa gol yapınca işler istediğiniz gibi gitmiyor. ben en düşük tempoya ayarladım mesela, düşündüğünüzde bu ne lan aykut kocaman futbolumu oynuyorsun diye düşündürebilir lakin ki öyle değildir. düşük tempo sizin topu ayağınızda tutmayı sağlar, pres anlayışınızı da "daha fazla" yaptığınızda ortaya istediğim anlayış çıkıyor. topu kaybedince saldır topu aldığında kaybetme. bunun yanında defanstan kısa pasla çık, bekleri kullan, kısacası kanatlardan atak gerçekleştir. zaten dizilişten de anlaşılacağı gibi kanatları kullanmak isteyen bir anlayış var ortada.

    buraya kadar oyun anlayışımızın iskeletini oluşturduk, asıl önemli olan kısım bundan sonrası. sürekli başarı nasıl elde edilir? yeri geldiğinde istikrar önemli rol oynarken, bazen de oyunun açıklarından faydalanmak gerekecek.

    takım organizasyonların bahsetmek istiyorum. sorumluluklar çok önemli, bir futbol direktörü ile çalışıyorsanız bırakın o kendi işini yapsın. her şey ile siz uğraşamazsınız. personel işe alımlarını o yapsın, kulüp çalışanları ile sözleşme yenilemelerini de o yapsın. sizin karışacağınız şey sadece, futbolcu transfer etme ve futbolcuların sözleşmelerini yenileme olsun. hatta bazen bir oyuncum sözleşme yenilemek istemediğinde futbol direktörü görüşmeleri yürütsün dediğimde bir şekilde onu ikna edip sözleşme yenilemeyi gerçekleştirebiliyor. antremanları asistan menajere bırakın, eğer iyi bir asistan menajer ile çalışıyorsanız sizden iyi antrenman programı hazırlayacaktır. 21 yaş ve 19 yaş takımlarını da o yaş gruplarının menajerleri çalıştırsın.

    kadro yapısına gelince, ben 25 kişiden fazla futbolcu ile çalışmayı sevmiyorum, hem idaresi zor oluyor hem de antrenmanlarda birbirini sakatlayan çok oluyor. 11 as - 11 yedek ve 3 tane de gelecek vaadeden oyuncu ile yoluma devam ediyorum. kariyere ilk başladığınızda elinizde olanla yetinmeye çalışın, sonra ne istediğinize karar verin. ben regen kullanmayı çok seviyorum. brezilya liginden gelecek vaadeden bir oyuncuyu kaptığımda ileride 40-50 milyon eurolara büyük takımlara okutabiliyorum.

    oyunun bazı hatalarından bahsetmek istiyorum. diyelim ki bir oyuncum benden yeni sözleşme talep ediyor, tamam aslanım sana en kısa zamanda sözleşme önereceğim diyorum ve hemen görüşmeye çağırıyorum ama paşam şu anda sözleşme yenilemeye hazır değilim diyor. afedersin de taşak mı geçiyosun benle demek istiyorum ama tabi ki diyemiyorum. burada devreye futbol direktörünü sokuyorum eğer o ikna edebilirse sözleşmesini yeniliyorum. baktım olacak gibi değil bedavaya gideceğine üçe beşe bakmadan başka takıma satıyorum, yapacak bir şey yok.

    bunu hata olarak görür müsünüz bilmiyorum fakat uzun süre 11'e almadığınız oyuncu ben artık 11'de oynamak istiyorum dediğinde vereceğiniz hazır bir cevap kalıbı var. "sabırlı olmalısın, sıra sana da gelecek" bunu dediğinizde tamam patron deyip uzun bir süre daha sizden forma istemiyor. ama atarlanıp kararlarıma saygı duy götveren derseniz morali bozuluyor çıktığı maçlarda da sıçıp batırıyor. futbolcu konuşmalarında sakin bir dil kullanmanız her zaman faydanıza olacaktır. sürekli başarı oranınızı yükseltecektir.

    maç önü ve sonrası basın toplantılarından nefret ediyorum çünkü yanlış bir şey dediğinizde gereksiz düşmanlıklar ortaya çıkabiliyor bu sebeple toplantı işlerinin hepsini asistan menajere bırakıyorum.

    gözlemci kısmına değinmek istiyorum, iyi bir baş gözlemci ve 3 tane de gözlemci işinizi görecektir. gerçi gözlemci bulma işini de futbol direktörüne yaptırıyorum ben ne uğraşçam ya. * çoğu zaman futbolcuları siz kendiniz bulacaksınız zaten sadece sizin takım için faydalı olup olmayacağına karar vermek için gözlemci notları önemli.

    futbolcuların potansiyel yetenekleri ve mevcut yetenekleri yıldız ile simgelenmiştir.
    https://i.hizliresim.com/vPVVyO.jpg
    mesela gomis'in mevcut ve potansiyel yetenekleri 3,5 yıldızdır. fakat bu galatasaray takımı için olan göstergedir. barcelona'yı çalıştırdığınızda gomis'in yıldız sayısı 2'ye falan düşecektir.
    bir wonderkid'in wonderkid olduğunu buradan anlayabilirsiniz, henüz 18 yaşında potansiyel yeteneği 5 yıldız fakat mevcut yeteneği 1 yıldız olan oyuncu gördüğünüzde mutlaka kadronuza alın ileride müthiş bir yıldız olacaktır.

    takımınıza kaptan seçerken duygusal davranmayın, ya ben selçuk inan'ı kaptan yapmam serdar aziz olsun falan derseniz takımın morali yerlere düşecektir. selçuk kaptanlığını yapsın oynatıp oynatmamak size kalmış. duran top organizasyonlarınızı istediğiniz gibi belirleyin, iyi duran top kullanan oyuncunuz varsa zaten gol üretecektir. ama ben defans güvenliğini elden bırakmamak için frikik kullanırken mutlaka beklerimi orta sahada sabit bırakırım. dönen toplarda ani kontra yediğimde bekler çok rahat karşılıyor.

    mali durum kontrolü benim en zevk aldığım konulardan birisi, muhasebeci taraftarlığımı da burada konuşturuyorum. kesinlikle sattığım oyuncudan fazla bonservis verip futbolcu almıyorum. 30 yaş üstü oyuncu transferi kesinlikle yapmam çünkü ölü yatırım ve bir oyuncum 30 yaşını girdiğinde gelen teklifleri değerlendiririm.

    yeterli kadro sayısına ulaştığınızda diyelim ki müthiş bir yetenek keşfettiniz burada yapılması gereken hemen oyuncuyu transfer etmek. eğer oynatamıyorsanız bile başka takımlara kiralayabilirsiniz, bunun için de pilot takım öneririm. genelde yönetimden talep ettiğimde istanbulspor ve kartalspor'u karşıma çıkartıyor. ben istanbulspor'u pilot takımım yaptım ve alt yapıdan yetişen topçularımı buraya kiralıyorum.

    alt yapınızı geliştirmek oldukça basit, alt yapı tesislerinizi her sene yenileyin, ileride daha yetenekli topçular çıkartacaksınız.

    ben sezonu genelde geç açıyorum, futbolcular iyice dinlensin sezon öncesi sakatlık yaşanmaması için. bir iki hazırlık maçıyla gerekli kondisyonu sağlıyorum zaten.

    konudan konuya çok geçtim farkındayım, ama konun özeti başarılı olmak istiyorsanız istikrarlı ve disiplinli davranın. benim ikinci bir taktiğim yok mesela içerde ve deplasmanda aynı taktikle oynuyorum bazen real madrid'den 5 yediğim oluyor fakat takım taktiği iyice benimsedikten sonra o takımlara 5 atacak kıvama geliyorsunuz.

    ve tabi ki en önemli şey, iyi futbol iyi futbolcularla oynanır.
  • oyunun son serilerinde hep acaba var mı yoksa denk mi geliyor diye düşündüğüm '' oyuncunun oynadığı ligde şampiyonluk yarışı olmalı '' komutu fm18 ile ilk kariyerimde bokunu çıkarmış durumda. uzun yıllar sonra ilk defa galatasarayı aldım. birkaç transfer hamlesi ile takım istediğim gibi oldu. ligin ilk yarısını ligde(14 g 3 b) ve avrupada(3g 3b) yenilgisiz kapattım. devre arası gelince kaç puan fark attım diye puan durumuna bakınca beşiktaşın 13g 4b yaptığını gördüm oha aq. neyse ligin ikinci yarısı başladı. aynı taktik aynı kadro üzerine 4 transfer daha yapmışım. kadro yedeklerle beraber coşmuş ama ne hikmetse türkiye kupasında gelene geçene 3 5 atıp avrupada monacoyu kucağımda hoplatmama rağmen ligin ikinci yarısı 6 maçta 4 yenilgi aldım. yenilgi aldıklarım da anadolu takımı bu arada. derbi falan değil. ama işin ilginç kısmı bu 6 maçlık periyotta beşiktaşta benimle aynı haftalarda yenilip aynı haftalarda galibiyet aldı ve aramızdaki puan farkı sabit 2 olarak kaldı. benzer olayları fm 17 ve fm16da da yaşıyordum ama bu kadar barizi ilk defa oldu. sizin yapacağınız oyunun ben aq.

    gözlemlerim: grafiğe bir optimizasyon getirmeleri lazım önceki serilerde oyunum maçlarda takılmazken şimdi hafif takılmalar oluyor baya bi nvidia ayarları ile uğraştıktan sonra düşük ayarlarda olması gereken kıvama geldi. futbolcuların talep ettikleri maaşları gerçekçi yapmışlar. hayvani maaş isteyen olmadı. gözlemcilik ekranı dışındaki menüler daha iyi olmuş. gözlemcilik ekranının içine etmişler scout yapma keyfimi kaçırdılar. galatasarayla ilk sezon avrupada nereye kadar gidebileceğim diye oynuyorum sonra almanya ligine geçip gerçek bir kariyer yapacağım. türkiye liginde oynamak çok uğraştırıcı. yedek kaliteli türk bulunmuyor. kaan ayhanı aldım 3 bucuğa. 6 ay oynadı. devre arasında leipzig 6bucuk verdi kaanda gitmek için ısrar edince bıraktım. yusuf yazıcı 15 milyon civarına satılıyor okay yokuşlu 10 milyon civarına cengiz ünder 15 emre mor 12 civarı. atalayın özelliklerini iyi yapmışlar yedek olarak değerlendirip gelişmesini sağlamak lazım. altınordunun kalecisi berkeyi alın. latovlevici çöp. eren çöp. umut bozoku devre arasında 750 civarına bırakıyorlar. atakan akkaynak kiralık değerlendirilebilir. barco diye 18 yaşında bi wonderkidi aldım baya iyi oynuyor. 2 amc li sistem oynadığım için feghouliden verim alamadım. belhanda iyi oynuyor. gomis saman alevi gibi bi parlıyor bi sönüyor. maicon serdar ikilisi süper. mariano süper. fernando ve tolga süper. ndiaye fena değil. eski serilerde daha iyi performans veriyordu. eski oyunlarda sakatlık vermezdim pek ama bu oyunda sakatlık işine çözüm bulamadım henüz. antrenmanlarım 4 yıldız antrenman dozum ortalama olmasına rağmen sürekli kısa süreli sakatlıklar oluyor.
  • evet, senenin kariyer hikayesiyle başlayalım.
    oyuna altınordu ile başlayayım dedim. harika antrenman tesisleri, harika altyapı tesisleri var. iyi regenler çıkıyor. hedef de küme düşmemekti, cazip geldi.

    oyuna fm 15, fm 16 ve fm 17'de de kullandığım asimetrik 4-2-3-1 ile başladım. 1 defansif orta sahayı sağa yakın, iki yönlü orta sahayı sola yakın, 10 numaramı da solak seçip sağa yakın oynatıyorum. 10 numarama pres görevi de verince, takım savunmada üçlü orta sahaya dönmüş oluyor. modern 10 numara yaratmak isteyen herkese tavsiye ederim.

    kadro da şu şekildeydi: berke özer, kerim alıcı, şahan akyüz, recep yemişci, yusuf acer, deniz vural, serkan göksu, barış alıcı, kerim avcı, erdoğan yeşilyurt(devre arası ayrıldı, cem hellaç'ı koydum), fatih aktay. https://i.hizliresim.com/a19QkB.png

    berke beklediğim gibi müthiş bir gelişme gösterdi, cem de. cem'i psg aldı ancak 1 sezon daha bende oynayacak, berke'yi de unai emery 6-7 maçta izlemeye geldi. berke zaten ligin kalesini en çok gole kapatan 2. kalecisi olacak gibi. 1 maç kaldı ve 12 maçta kalesini gole kapattı şimdiye kadar. beklentilerimi fazlasıyla aştı.

    berke: https://i.hizliresim.com/LOkzBb.png
    psg'li cem: https://i.hizliresim.com/qJ6k5V.png
    takımın gol kralı fatih: https://i.hizliresim.com/NOaBak.png
    adeta bir bruma barış: https://i.hizliresim.com/lbJ5Yl.png

    şimdi bir de paul pogba gibi şut atan doğan erdoğan'ı kattık takıma. oğlan gerçekten pogba gibi, 18 uzaktan şut nedir? sol beke hertha'dan genç enes akyol bonservissiz geliyor. oraya yedek lazımdı. 30 yaşındaki mirkan'ı pek beğenmediğimden 19 yaşındaki metehan güçlü'yü psg'den bonservissiz takıma kattım. yine de 3. bir forvet şart. onun için de pazarspor'da kiralık olan forvetimi düşünüyorum gerçi. atakan karazor'u 30'una gelen deniz vural'ı yedeklesin diye aldım. dortmund geçmişi var, muhakkak etkili olur. 130 bin euro'ya geliyor. 1 sene sonra 11'e yerleşecek. bizim atalay babacan'ı da 2 milyon euro opsiyon ile kiralayacağım en kısa sürede. oğlan müthiş.

    tabii en güçlü bölgemiz, teknik ekibimiz.
    futbol direktörü: alain olio
    21 yaş altı menajeri: frank lampard
    21 yaş altı asistan menajeri: damien duff
    antrenörler: alvaro arbeloa, ricardo osorio, christian poulsen
    19 yaş altı antrenörler: emile heskey, kevin kuranyi

    teknik ekip yıldızlar geçidi gibi. lampard hocam u21'i şampiyon yaptı. güzel oyuncular da geliyor zaten, iyi oynatıyor iyi oyuncuları. ben galatasaray'a geçersem büyük ihtimalle o da altınordu'yu devralır, o potansiyel var. kurslara gitmesini sağlıyorum o yüzden.

    33. haftadayım ve 78 puan topladık. tff 1. lig rekoru 78 puan. son maçımda deplasmandan puan alırsam rekorun tek sahibi oluyorum. 34. haftada dahi hedef olması güzel. keyifler yerinde. süper ligden ilk sezon düşmezsek, bir daha düşmeyiz. kadro güvenilesi.
  • oyunda ilk kariyerime ispanya'dan celta vigo ile başladım. amaç genç bir kadro ile yavaş yavaş ispanya'da ve avrupa'da yükselmekti. vigo'nun genç ve kaliteli bir kadrosu var. pione sisto, emre mor, maximiliano gomez, labotka gibi gençlerle birlikte, aspas, mallo, fontas, cabral gibi tecrübeli isimlerle takımın kendi içinde bir düzeni vardı. vardı diyorum çünkü bir sezonda gençleşme operasyonu adı altında takımı bozdum sanırım :(

    öncelikle şunu belirteyim, ilk sezon itibariyle bir çok takım vigo kadrosundaki oyuncularla ilgileniyor. sağ bekte jonny ve mallo ile ilgilenen takımlar olduğu için ikisinden birini elden çıkarmayı düşündüm ve jonny'i liverpool'a 20m euro karışılığında yolladım. belki de en büyük hata bu oldu, nedenine az sonra geliyorum. daha sonra stopere wonderkid de light'ı almak için 9m euro'ya stoperlerden birini yolladım. sol beke * ve orta sahaya* iki genç arkadaş aldım. son olarak forvete yatırım için laturo martinez'i arjantin'den kopardım getirdim. buraya kadar her şey normaldi, ilk yarı sonunda 32 puan toplamıştık ve avrupa'ya gitme mücadelesi veriyorduk. hatta bir sürpriz yapıp şampiyonlar ligine gitmeyi umuyorduk.

    ne olduysa ara transfer döneminin açılmasıyla oldu. iki tecrübeli stoperimi satıp yerine 18'lik maresic'i alarak başladım. daha sonra takımın jokeri wass'ı ingiltere'ye 25m euro karşılığında gönderdim. diğer oyunculara sürekli teklifler geliyordu ama istediğim miktarlara çıkmadıkları için sürekli reddettim. başta mallo olmak üzere bir grup kendilerini satmadığım için isyan bayrağını çekti. üstüne hiçbir türlü verim alamadığım aspas'ı da liverpool'a gönderince ortalık iyice karıştı. iki transfer dönemi sonunda çoğu nakit olmak üzere kasaya 109 milyon euro girdi. tabi bu paranın neredeyse tamamı gençlere harcandı. orta sahada sağlam bir iskelet kurmak için locatelli ve tousart'a yaklaşık 100m euro gömdüm :( onların dışında arjantin** ve brezilya'dan birer genç getirdim. bu hamlelerin sonucunda zaten tam olarak oturtamadığım taktik üzerinde sürekli oynadım ve farklı denemeler yaptım. üstelik ayrılmak isteyenlerin sıkıntıları takım atmosferine zarar verdi. son olarak aspas'ın satılışı ile sorunlara bir yenisi eklendi. yine başta hugo mallo olmak üzere bazı oyuncular tepki gösterdi.

    ikinci yarıyla birlikte tepetaklak olduk ve sadece 18 puan toplayabildik. bunun sonucunda da ligi 9. sırada bitirdik. o kadar saçma puan kayıpları oldu ki resmen sabote edildiğimi hissettim, zor zamanlardı... ama yönetim her zaman arkamda durdu ve kötü sonuçlara rağmen güvenleri hiç azalmadı*. ikinci sezona başlarken ne yapacağımı bilmiyorum. mallo ve diğer yeniçeriler sakinleşti ve problemlerini çözdüklerini söylediler. parayı da büyük ölçüde harcadığım için çok fazla transfer yapmak istemiyorum açıkçası. ama beraber çalıştığımız, aynı tabaktan yemek yediğimiz, dost diyebildiğim adamlara da güvenemiyorum. dost diyebildiklerimiz zamanla dost diye bildiklerimize dönüşebiliyorlar. şuan takımın neredeyse hepsi merkez arkadaş grubuna dahil ama tesislerde atmosfer kötü. takımda sadece 2 lider var. bu durumu nasıl çözebilirim? merkez arkadaş grubunu mu dağıtayım, liderlik özelliği gelişmiş tecrübeli futbolcular mı getireyim? diğer bir seçenek mallo'yu satıp problemi çözmek aslında ama sağ bek bulamıyorum :(