• (bkz: #1527839)
    (bkz: #1527844)
    (bkz: #1527861)
    (bkz: #1527890)
    (bkz: #1530472)
    (bkz: #1530487)
    (bkz: #1531035)
    (bkz: #1531056)

    devam ediyoruz.

    athletic bilbao'da hiç alışkın olmadığım bir varlık ve rahatlık içinde menajerliğimi sürdürdüm. takım zaten lige göre iyiydi. orta sıralardayken almıştım ama son sıralarda bile olsa yine çok rahat şampiyonluğa oynatılabilirdi. hedefim athletic bilbao'yu 2. ligde şampiyon yapıp daha iyi bir kulübe geçmekti. çoğu zaman olduğu gibi gelir gelmez medya bir ton tantana yaptı. kulübün efsaneleri karşı çıktı falan filan. basın toplantısında dayanamadım alın buna konuşun mk dedim gittim. kartımı masaya bırakıp gittim. şuradaki 2.45'ten itibaren olduğu gibi: http://www.youtube.com/watch?v=2Ps3hNUN4do #t=168

    neyse başladık göreve. devre arasına kadar olan maçlarda iyi bir performans sergiledik ama daha iyi olabilirdi. 2. sıraya kadar çıkıp ilk devreyi orada tamamladık. geldik mi transfer sezonuna? yahu varlık içinde yokluk çekiyoruz. herifler ırkçı. bask diyorlar başka bir şey demiyorlar. messi'yi getirsem istemiyorlar. e zaten bask oyuncular azınlıkta. e baskların en iyi oyuncuları da zaten 2. ligdeyiz diye gelmiyor. kaldık mı baskların vasatlarına?

    yahu zaten ispanya'ya yabancıyım. turist ömer gibi geziyorum ispanya'da mk. lakabım el cordobes'lerin dördüncüsü. ulan daha ispanya'yı bilmiyorum bunlar tutmuş bana bask diyor başka bir şey demiyor. ben de gittim üşenmedim, beğendiğim, transfer etmek istediğim oyuncuların kolundan tuttum tek tek başkana götürdüm. kapının önünde sıraya soktum. tek tek içeri aldım. başkana sordum." bu olur mu?", "bu olur mu?", "bu olur mu?". mk başkanın da futbolcu bilgisi zayıf. bilmiyor adamları. oturttuk masaya soruyoruz. ana tarafın nereli? baba tarafın nereli? kaç kuşaktır bilboalısınız. kütük nerede? en sonunda da ikametkah aldırıyoruz. ben böyle gördüm arkadaş. yönetim benden kulübe bir sistem kurmamı istedi. e ben de hep alt liglerde el mahkum kısıtlı ve takıma yönetimden karışılan takımlar yönettiğimden sistem mistem kurmamıştım. gittim oraya da türkiye memuriyet sistemi kurdum amk. su içmeye bile ikametkah aldırıyorum. ikametkah lazım. ikametkah önemli. bir de kimlik fotokopisi. koskoca kulübe memurluk sistemi kurdum. takımın felsefesi: "bugün git yarın gel."

    neyse bask mask olayını bir şekilde hallettik. devre arasında avusturya'da kampa gireceğiz. lan bir baktım başkan tüm transferleri kampa yetiştiriyor. "lan dedim napıyon? transferler hiç kampa yetiştirilir mi? manyak mısın?" ulan şok oldum. transfer dediğin kamp biter. adamlarla anlaşsan bile transfer sezonunun son gününe kadar beklersin. bir de avrupa elemelerinde falan elenirsin hemen panik yapar transfer yaparsın. transfer dediğin budur yani. tüm transferlerle anlaşmamıza rağmen son günlere kadar erteledim transferi. zaten felsefemiz "bugün git yarın gel". bu yüzden sistemi bozacak transferler yapmak istemiyorduk.

    rahat bir ikinci yarının ardından ikinci ligi açık ara şampiyon tamamladık. orta sıralarda aldığım takımı çok rahat güle oynaya şampiyon bitirdik. 2020 yılında takımın yıldızı hala fernando llorente idi. 3. şampiyonluğumu da yaşamıştım. athletic bilbao gibi büyük bir takımda başarılı olunca, sene sonunda; artık büyük kulüplerin kapıları ardına kadar açılır dedim. tahmin edeceğiniz gibi başı açıldı. yine 6 ay işsiz kaldım mk. ülke olarak işsizlik kaderimizde var herhalde :(

    devam edecek
  • (bkz: #1527839)
    (bkz: #1527844)
    (bkz: #1527861)
    (bkz: #1527890)
    (bkz: #1530472)
    (bkz: #1530487)
    (bkz: #1531035)

    mayıs 2020'de fluminense'den istifa ettim. temmuz ayında la liga ekiplerinden rayo vallecano ile anlaştım. büyük bir hata yapmıştım. la liga'da diye direkt atlamıştım. takımı falan incelememiştim. meğersem adamlar kendilerine teknik direktör değil günah keçisi arıyorlarmış mk. takımda 10-15 kişi var. transfer bütçesi vermediler. maaş bütçesi eksilerde. takımdaki 10-15 kişinin çoğu da geçen sene reserve takımlarında olan çöpler. ulan bu ne dedim küçük bir şokla anlaştığım gün istifa ettim.

    daha sonra bir baktım efsane oyuncularımızdan dolayı sempati duyduğum romanya milli futbol takımı teknik direktörsüz. hemen atladım. sağ olsunlar görevin başına getirdiler. böylelikle aniden, hiç beklemediğim anda milli takım kariyerim başlamıştı. dünya kupası elemelerinde portekiz, bulgaristan, slovakya, izlanda ve lichstenstein'ın olduğu gruptan portekiz'in ardından 2. olarak çıktık.

    gruptan 2. olarak çıktıktan sonra play offta fransa ile eşleştik. :( bu sırada bir baktım ispanya 2. ligine düşmüş olan athletic bilbao teknik direktörsüz kalmış. anında başvurdum. benden önceki menajer edgar davids güzelim takımın içine etmiş. ikinci ligde 8. sıradayken kovulmuştu. athletic bilbao'nun başına geçerek kariyerimdeki ilk büyük kulüp deneyimim başlıyordu.

    bu sırada dünya kupası elemelerinde play offta evimizdeki ilk maçta fransa'ya 2-1 yenildik. deplasmanda müthiş bir mücadele ile son anlarında 3-4 net pozisyon kaçırdığımız ve 1-0 kazandığımız maç sonucu deplasman golü kuralıyla elendik. daha sonra her zamanki gibi teşekkür edip bastım istifayı. fransa falan bilmeyiz arkadaş biz. o dünya kupasına gidilecekti. bundan sonra tamamen athletic bilbao kariyerime odaklandım.

    athletic bilbao bildiğiniz gibi sadece bask oyuncuların oynatılabildiği, kendi kendilerine yabancı sınırı koyan köklü bir kulüp. athletic bilbao ile anlaştıktan sonra başkan geldi yanıma: yahu hızır gibi yetiştin. senden önceki arap(edgar davids) takımın içine etti. bu kulübü çıkar tekrar 1. lige. al sana 35 milyon euro transfer bütçesi. maaş bütçen mevcut kadro + yıllık 8 milyon euro dedi. ulan dedim ırkçılık yapıyonuz onu da yanlış yapıyonuz amk dedim. ben de bir tek bizim ülkede zencilere arap deniyor diye biliyordum. :( lan madem bu kadar paranız vardı bana niye bu kadar az para verdiniz diye çıkıştım. resmen karın tokluğuna çalışıyordum. transfer bütçesi 35 milyon euro. alt yapıdaki adam benden çok kazanıyor. takımın en fakiri teknik direktör olur mu lan? koskoca athletic bilbao teknik direktörüyüz. oradaki üniversite yemekhanesinde(bilbao teknik üniversitesi) yemek yeyip, antrenmanlara otobüsle gidiyoruz mk.

    devam edecek
  • (bkz: #1527839)
    devam ediyoruz efendim. entrylere bölerek yazıyorum çünkü aksi taktirde çok çok uzun olur.

    sen misin istifa eden? rahat koltuğunu bırakıp giden? o kadar lig açtım o kadar alt lig açtım ama dünyanın en alt liginde olduğumuz için herhalde hiç kimse istemedi. mülakata bile çağırmadı. tüm takımlara iş başvurusu yaptım yılmaz vural gibi mk * lan 6. ligde düşmemeye oynayan takım bile başvuruma gülüp geçiyor bir de aşağılıyor pezevenkler. 4 ay işsiz kaldım. lig başladı 2 ay geçti ingiltere 6. ligi güney grubunun sonuncusu welling(2 ayda 1 gol atmışlar puanları yok) görüşmeye çağırdı. beyefendiler de 1 ay bekletti başkasını aradı. bulamayınca el mahkum benimle sözleşme imzaladılar. bir de utanmadan mülakatta her şeye karıştılar. benim de el mahkum kabul ettim.

    başladık welling macerasına. vay stalybridge'im yiğidim ben senin kıymetini bilememişim :( takımda 16 tane oyuncu yok yedek kulübesinin yarısı boş oynayacağız resmen. kulüp benden fakir amk. kardeş payı'ndaki muhasebeci olsa geçinemez amk. yine de takım toplantısı yaptım oyuncular yazık iyi niyetli. verdim gazı verdim gazı. takım olarak kenetlendik, kendimize inandık. detaylı ve uzun bir şekilde maça hazırlandık. maç kendi evimizdeydi. taraftarımıza(3 adet) galibiyet yemini ettik. sonuç: ezile ezile 4-1 yenildik. o golü de rakip acıdı da 90+3'te attık amk. ben de bastım istifayı. çıktım yerel kanal welling tv'de saba tümer'in konuğu oldum. ingiltere alt liglerine gereken önem verilmiyor. ingiltere alt liglerinde yönetim futbolu bilenlere bırakılmalı. bana chelsea'de şans verilmiyor verilse şampiyon yaparım dedim. ingiltere milli takımını türk antrenörler çalıştırmalı dedim. yalnız kulüp 2 forma satmıştı. ilerde koleksiyon yaparım diye 3 aylık maaşımı biriktirip bir forma da ben aldım.

    tazminat almadım diye welling sözlükte(4 üyesi var. biri w e l l i n g, biri welling abi, biri welling of oz biri de wellingsor)
    wellingsor beni öve öve bitiremedi şöyle büyük adam şöyle vizyonlu adam ama bize fazla abi biz kıymetini bilemedik :( dedi. vallahi anam babam böyle savunmazdı sağolsun.
    welling abi: şaraptan anlıyor takımda kalmalıydı dedi. halbuki şarap falan içmem sevmem. herhalde takım elbiseyle(lise mezuniyeti için almıştım zamanında paçaları kısa geliyor) izliyorum maçı, maç sonunda artist artist konuşuyorum diye diye öyle bir izlenim bıraktım.
    w e l l i n g: 2.5 euroya takım kurdu. bu takımı kurun şampiyonluğa oynar dedi.
    sonra üye olup tüm taraftara teşekkür ettim ben de ama sonra welling of oz gelip niteliksiz entry diye sildi :(

    devam edecek...
  • (bkz: #1527839)
    (bkz: #1527844)
    (bkz: #1527861)
    (bkz: #1527890)
    (bkz: #1530472)
    (bkz: #1530487)
    (bkz: #1531035)
    (bkz: #1531056)
    (bkz: #1531474)
    (bkz: #1531684)
    (bkz: #1533212)

    devam ediyoruz arkadaşlar. öncelikle bir duyurum var. istek üzerine bundan sonra kariyeri biraz daha renklendirmek için kariyerin önemli yerlerine screenshotlar eklenecektir. tabii sistemimiz "bugün git yarın gel" olduğundan screenshotlar bu entryde değil sonraki entrylerde olacaktır. *

    parma'daki görevimi tamamladıktan kısa bir süre sonra italya milli takımı teknik direktörünü kovdu ve 2024 avrupa futbol şampiyonası'ydı. başvurumu yaptım. 2 hafta bekletmelerinin ardından kimseyi bulamadılar ve el mahkum benimle anlaştılar. ve 15 temmuz 2022'de italya milli takımının başına adeta bir abdullah avcı edasıyla geçmiştim :( parma ile 6. oldum diye milli takımı bana vermişlerdi resmen. ulan kadere bak mk kariyerin başında yılmaz vural olduk sonra hamza hamzaoğlu olduk şimdi de abdullah avcı olmuştuk :( biz anamızın liginden biz böyle gördük aga dedim verratti'yi sol ayaklı değil diye milli takıma almadım aq ahahahha. nedir bu çocuğun benden çektiği :) ülke yine birbirine girdi. bruno bozetto reyizden öğrendiğimiz kadarıyla zaten italyan insanı da türk insanı gibi: http://www.youtube.com/watch?v=tzQuuoKXVq0 ** ondan herhalde çok sevdiler beni.

    takımın başına geçtik. dedim oyunculara hacılar şöyle güzel bir restorana götürün ziyafet çekelim dedim. götürdüler bir yere. herkes de smokinli hani penguen sürüsü gibi girdik içeriye 40-50 kişi. smokinimin arkasındaki kuyruğu aldım elime can sıkıntısından tespih gibi çevire çevire geziyorum. donatın lan masayı bugün başkan ısmarlıyor hehe diye hesabı da başkana kilitledim. herifin milyar euroları var hala 10bin dolarlık hesaba yüzü kızarıyor amk. mezarına mı götürecen parayı? ulan masayı donattırdık bir de ne göreyim? 1'er porsiyon makarna getirdiler alın yiyin diyorlar. lan amk öğrenciyken fakirlikten yiyorduk bunları. kaldırdım herkesi dedim makarnayla avrupa şampiyonasına mı hazırlanır? yürüyün dedim size adamakıllı bir yemek yedireyim. hesaplar da benden lan dedim(sonradan pişman oldum. anaları değilim babaları değilim. hepsi de benden zengin adamlar aq) 50 tane adam smokinle italya'da kebapçı arıyor :(

    neyse efendim takımın başına geçtik de 2022'nin sonuna kadar 5 tane hazırlık maçı var başka da bir şey yok. hiç de sevmem hazırlık maçı falan. yardımcıya yaptırır geçerim. belli bir kemik kadro belirledim. belli taktikler belirledim. her zaman olduğu gibi yardımcımı itinayla seçtim. 2022'deki tüm hazırlık maçlarımı asistana yaptırdım. bir de ne göreyim mk? adam benden iyi lan. gelene geçene handikap yaptık. 2-0, 3-0, 2-0, 2-1, 3-0 kazandık maçlarımızı. maçları da fena takımlara karşı oynamadık yani rusya, danimarka, abd falan o tarz yani. maçlar bitti ertesi gün kovdum asistanı. ulan herifler anlarsa yanarız. beni kovup onu başa getirirlerdi. sir aykut kocaman edasıyla yollattım asistanı * sen bizden daha iyilerine layıksın :( sorun sende değil bende :( ben seni hep antrenör olarak gördüm :(( diyerek yolladım adamı mk :( (burada mazisi olup içi acıyana da bir kıyağım olsun: http://www.youtube.com/watch?v=chJ8aBS-kJA )

    geldik 2023'e. 2023 yılı boyunca da hazırlık maçından başka bir şey yok. resmen ofiste sinek avlıyorum mk. can sıkıntısından alt yapıya sardım ülke futbolu gelişti mk asdasdfsgasdf. can sıkıntısından futbol gelişir mi? gelişiyor aq. demek ki bizim ülkeye de gerekli olan şey can sıkıntısı. aşçıya bile karışıyorum. soğanları öldürme! öldürme soğanları! diye çıkışıyorum. napayım yapacak iş yok. iyice kaynana moduna girdim hademelere falan iyi temizle orayı parmak kadar toz var orada diyorum. oyuncularla fifa'ya gidiyoruz o derece boşuz. ulan bir de arada milli takım kampları oluyor. zorla toplatıyorlar bana oyuncuları. oyuncular geliyor, maç yok bir şey yok. hazırlık maçı bile yok. mahcup oluyorum adamlara karşı. eve gelen misafir sıkılınca sana ölüm olur ya aha da öyle oluyor işte. ulan koskoca italya ben hazırlık maçı sevmiyorum ayarlamıyorum diye avrupa şampiyonasına baklavasına halı saha maçları ile hazırlandı ya. başka da bir şey demiyorum mk.

    neyse efendim aldık yeni yardımcıyı bu da mal çıktı isviçre'ye falan yeniliyor. hemen kovdum tabii. sonra yenisini aldık memnun kaldık uzun süre onunla devam ettik. hatta isim isteyenlere söyleyeyim: holger stanislawski ... 2023 boyunca 5 hazırlık maçından başka bir şey olmadı. onlar da 2-3, 6-0, 4-0, 3-2 ve 1-1 bitti. bunlar da isviçre, nijerya tarzı takımlara karşıydı. koskoca 1.5 sene bitti bir aksiyon olmadı. bu süre zarfı boyunca şöyle iyi takımlardan büyük takımlardan biri boşa çıksa da italya ile birlikte bir tane de kulüp takımı çalıştırayım dedim ama nasıl bir istikrar varsa 1.5 senede kimse ayrılmadı resmen. bir tek tottenham boşa çıktı. onda da adamlar 13. transfer bütçesi vermiyorlar. bana göre değildi yani...

    2024'e geldik haziran'a kadar maçımız bile yok. sağ üstten devam demekten ciğerim soldu. boşa çıkan düzgün pek takım olmadı. bir tek liverpool çıktı ama beni almadılar. haziran 2024'te 2 hazırlık maçımız vardı. daha sonra 16 haziran 2024'te de 2024 avrupa şampiyonası başlıyordu. hazırlık maçlarında hırvatistan'la 2-2 berabere kaldık. ukrayna deplasmanında ise 2-0 galip geldik. basın toplantısında "bu maçı kendi evinizde de oynayabilirdiniz, şu ana kadarki tüm hazırlık maçlarınızda olduğu gibi. neden deplasmanda oynamayı seçtiniz?" sorusunu yanıtsız bıraktım.

    ve sonunda 2024 avrupa şampiyonası başlıyordu. grubumuz: portekiz, italya, irlanda ve kuzey irlanda.

    devam edecek...
  • (bkz: #1527839)
    (bkz: #1527844)
    (bkz: #1527861)
    (bkz: #1527890)
    (bkz: #1530472)
    (bkz: #1530487)

    devam ediyoruz. başlamadan önce tekrar geri dönüşleriniz için teşekkür etmek istiyorum. ne yalan söyleyeyim bu kadarını beklemiyordum :)

    barnsley'den istifa etmemden kısa bir süre sonra brezilya 1. liginde fluminense'nin başına geçtim. kariyerimde ilk defa 1. ligde çalışma şansı buldum. fluminense beni teknik direktörlüğe getirdi ama getirmeden önce mülakatta her şeyime karışıldı. istediğimiz taktikle oynayacaksın istediğimiz mantaliteyi kuracaksın falan filan. 5-6 tane madde sıraladılar. yiyeceğim yemeğe kadar karışıldı resmen :/

    ben tabii oo brezilya'ya gidiyorum. şimdi orada samba futbolu oynatırım. göze hoş gelen, hücuma dayalı, tekniğe dayalı oynatırım, endüstriyel futboldan zaten hem gerçek hayatta bıkmışım üzerine yıllarımı endüstriyel futbolla geçirmişim diyorum. samba yapa yapa takımı karşılayayım dedim. emre belözoğlu'nun gol sevincinde yapmaya çalıştığı sambadan beter oldu mk.(http://www.youtube.com/watch?v=28nLnKBaWcg ) ulan bir de ne göreyim? takımda kanat oyuncusu yok, 1 tane bile kanatta oynayabilen adam yok. ilk defa böyle bir şey gördüm. 14 yıldır fm oynarım... neyse taktiğe bir baktım 4 klasik defans 2 ön libero 2 orta sahanın ortası 2 santrafor. oyun taktiği de paso uzun top. yağmurdan kaçarken meteor yağmuruna tutulduk mk. ingiltere alt liglerindeki oyundan bıktık dedik gittik daha beterini bulduk. hem de brezilya'da. e yönetim de çok katı, para da yok ki gideyim en az 4 tane kanat alayım. bu sefer diğer temel ihtiyaçlar bitecek. kaldık yine uzun toplara, karambol futboluna...

    ocak ayında orada böyle bölgesel bir lig gibi bir şey başlıyor. yönetim hedef olarak üst sıralarda bitirmeyi belirledi. tamam dedik başladık transferlere. 17 adam gönderdim 18 adam aldım. aldığım adamlar arasında tanıdık isimler de var: luis gustavo, gary medel, josue gibi... ben geldiğimde birkaç maç oynanmıştı ve çok puan kaybedilmişti. lig de öyle bir lig ki ilk 8 takım hariç gerisi çöp. kolay kolay puan kaybedilmiyor yani. ben gelmeden yediğim puan farkını kapatmam çok zor oldu. ilk 4'e kalan play off oynuyor. ligi flamengo haftalar öncesinden 1.liğini ilan etti. biz ise son haftaya 3. girdik, son maçı yardımcıya yaptırdım gitti yenildi. en kötü berabere kalsa biz yine 3.ydük. sağolsun kaybedince 4. bitirdik. öyle olunca da play offta flamengo ile eşleştik ve elendik. yönetim sonuçlardan memnundu ama ben memnun değildim kendi kurduğum takımla şampiyon olamamak moralimi bozmuştu. hiç istemediğim bir taktikle oynatılmam da cabası. ben bu taktiğe daha fazla dayanamam hacı siz kendinize yeni bir aykut kocaman bulun dedim ve bastım istifayı. brezilya maceram da böyleydi.

    devam edecek
  • (bkz: #1527839)
    (bkz: #1527844)
    (bkz: #1527861)
    (bkz: #1527890)
    (bkz: #1530472)
    (bkz: #1530487)
    (bkz: #1531035)
    (bkz: #1531056)
    (bkz: #1531474)
    (bkz: #1531684)
    (bkz: #1533212)
    (bkz: #1534200)

    devam ediyoruz. her zaman olduğu gibi geri dönüşlere teşekkür ederek başlıyoruz. :d yahu yazdıkça yazmışız son entryde de 2024 avrupa şampiyonası başlamadan önce olan birkaç şeyi anlatmayı unutmuşum.

    nisan 2024'te medyada dedikodular çıktı. magician kulüp arayışında diye. italya milli takımı ile çalışırken aynı zamanda başka bir takım daha çalıştıracağım söyleniyordu. dedikodular artınca 7 nisan 2024'te basın toplantısı düzenledik. başkan falan herkes toplandı sırayla konuşuyoruz. başkan klasik konuşmaları yapıyor: "arkasındayız, güveniyoruz." falan filan. ben de çıktım elimi kalbime koydum: " aslolan italya'dır." dedim. ooooo alkış kıyamet. kıl gazeteciler bile ayağa kalkıp alkışladı. bağırış çağırış... forza italya sesleri yükseliyor. o güne kadar böyle bir şey duymamışlar nasıl gaza geldiler nasıl gaza geldiler görmeniz lazım. ben de aldım gazı italya'yı dünyanın 1 numarası yapacağız. italyan milleti istedi mi her şeyi yapar. birlik ve beraberliğe en çok ihtiyaç duyduğumuz şu günlerde azmin zaferiyle kazanacağız diye bağırdım. italya milli marşı ile basın toplantısını bitirdik. 8 nisan 2024'te de hoffenheim'a imza attım. * *

    hoffenheim'a can sıkıntısından gittim aslında. ısrarla teklif yapmışlardı. avrupa şampiyonası öncesi de yıllarca boş durduğum için oynama hevesiyle kabul ettim. zaten nisan ayıydı. 1-2 ay takılıp sezonu tamamlayıp istifa edecektim. basın toplantısında da zaten kısa vadeli burada olduğumu belirttim. italya futbol federasyonu ve italyan halkı bu kararıma tepki göstermişti. şampiyonanın hemen öncesi başka takıma gitmem güveni büyük ölçüde sarsmıştı. en son babalar duyar'daki kadir gibi "hallederiz hulya" moduna girmiştim. başımda da başarısız olmamı bekleyen sinirli bir italya halkı kitlesi vardı. kadir'in babası gibi "beceriksiz, becerikkksiiiiz!" diye bağıracaklardı kulağıma. zaten bir kulak arkam kalmıştı azarlanmadık :(

    neyse dedik başladık hoffenheim macerasına. ligde 11.ydik ve bitime sadece 5 maç kalmıştı. artık italyanlardan yediğimiz beddualardan mıdır nedir bir baktım kalan 5 maça: önce kendi evimizde bayern munich, sonra deplasmanda bayern leverkusen, sonra evimizde borussia dortmund, sonra deplasmanda hamburg, son hafta da "braunschweig".

    çok çok zor bir fikstür vardı önümüzde. e nisan'dayız, transfer yapma şansımız da yok. kadro da almanya'da orta sıralarda oynayacak takım kadrosu. magician'lık yapma zamanıydı. şapkadan bir trickli taktik çıkaracaktık. bir süre düşündükten sonra kafamdaki ruh hastası defans taktiğini hayata geçirmeye karar verdim. hedefimiz: joker'in kalemi yok ettiği gibi rakiplerimizin hücum gücünü yok etmekti: http://www.youtube.com/watch?v=2KX3OriDpgg

    analiz ve planlama işini hallettmiştik. takımın ruh halini daha iyi hale getirmek için takım toplantıları, bireysel konuşmalar yapılmıştı. oluşturabilecek en iyi kadro takımın içinden seçilmişti. fikstürdeki rakiplerimizin çoğunu zaten tanıyorduk. analize, taktiğe, planlamaya biraz da "delilik" kattım. taktiklerimiz, mantıklı seçimlerimiz, genel düşüncelerimiz her şekilde anlaşılabilip kontra ile karşılık verilebilirdi. ama delilik? hiçbir mantığa, akla uymayan. belirli bir düzeni ve mantığı olmayan şeyleri başarıyla uygulayabilirsek ne yapabilirlerdi? maçlar başladı. genel bir anlayışımız, mantığımız vardı ama maçın bazı dönemlerinde ne yaptığımızı, ne yapacağımızı biz bile bilmiyorduk ki, rakip nasıl bilebilirdi? değişik taktikler değişik anlayışlarla oynadık maçımızı, rakip daha anlamaya başlamadan başka bir şeye dönüyorduk. tüm düzenleri bozduk. felsefemizi ve anlayışımızı zamanında kemal sunal, oynadığı bir filmde çok güzel belirtmişti "olur, kendime bile söylemem". ve tadaaa! http://img498.yukle.tc/...p?id=2634fikstur.jpg ruh hastası taktiklerimizle 5 maçta gol yemeyip bu zorlu fikstürde 4 galibiyet 1 beraberlik almıştık. ligi 5. bitirmiştik ve bu herkeste büyük şok etkisi yaratmıştı. http://img498.yukle.tc/...d=7166hoffenheim.jpg ayrıca şu da dikkatimi çekti. 5. bitirene bile 35 milyon euro veriliyor: http://img498.yukle.tc/image.php?id=252435m.jpg

    kendimize hayran bırakarak bastık istifayı ayrıldık "hoffenheim" takımından ve 2024 avrupa şampiyonası'na odaklandık. bu kısa süreli almanya macerasında kendimi oradaki insanlara o kadar yakın hissetmiştim ki artık "ichbin ichbin" ve "gehen gehen" diye gülüyordum :( * *

    her şey tamam da, yahu ben bu maç içindeki taktikleri nereden öğrendim, nereden esinlendim? onu da anlatayım: biz ilkokulda 7 erkek 23 kız falandık. sınıf öğretmenimiz beden derslerinde yıllarca halk oyunları provaları veya sınıfta matematik dersi veya `rahat!, hazır ol!, sağa dön!, sola dön!, ileri marş, sağa çark, sola çark` falan yaptırdı. nadiren de bir tane plastik topu önümüze atar hadi oynayın derdi. daracık alanda 30 kişi, bir tane topun peşinden koşardı. o kadar açtık ki oynamaya hemen saldırırdık sınıfça. kızlar erkekler karışık 30 kişi tek topa saldırırdık. o kadar film izledim haber izledim ben böyle açlık görmedim mk. :( o kadar anında saldırırdık ki; kim hangi takımdan? neresi kale? hangi kale bizim? hiç bilmiyorduk. topu alan sanki tarkan'daki mars'ın kılıcını almışçasına kaçar, diğerleri koku filmindeki gibi üzerine atlardı. orada ayağıma yediğim darbeleri hiçbir yerde yemedim. oradaki kaosu hiçbir yerde görmedim. joker'in de dediği gibi: biz adeta arabayı kovalayan bir köpek gibiydik. biz de topu kovalıyorduk. kovalayan köpeğe arabayı versen ne yapacak? aynen biz de topu aldığımızda ne yapacağımızı bilmiyorduk. çalım atılacak boşluk yok, 30 kişi sana basıyor mk. lan kale bile yok. kale neresi bilmiyoruz, hangisi bizim bilmiyoruz. e pas atsan? takım yok ki takım. kim bizden bilmiyoruz. ondan arabayı kovalayan köpek gibi topu kovalıyorduk. takıma da bu felsefeyi yerleştirdim. maçlar öyle bir hale geliyordu ki sahada bizim sınıfı görüyordum.

    ve sonunda geldik haziran 2024'e ve 2024 avrupa şampiyonası'na...

    devam edecek...
  • hadi dedim zor olsun gerçekçi olsun. gittim ingiltere 6. ligi kuzey grubu takımlarından stalybridge ile kariyerime başladım. kariyerdeki amacım bol bol lig ve takım gezmek. gidebildiğim kadar ileriye gitmek. yalnız bunu yaparken yarı futbol direktörü yarı teknik direktör gibi bir kariyer oluşturmak istedim. yani yardımcı antrenörümü kendim belirleyip maçların bir kısmında tatile çıkıp maçı ona oynatıyorum. böylelikle harcadığım zaman da azalıyor ve bir yandan da sorumluluklarım artıyor. bir şekilde galatasaray'ın başına geçip galatasaray'ı dünyanın en iyi kulübü yapmak temel amaç.

    takımın ligde 12. olması bekleniyordu. takımdaki oyuncuların özellikleri komikti. en iyi oyuncumun en iyi özelliği 10 falandı :d aslında lig geneli öyleydi. neyse efendim transfer sezonunda ince eleyip sık dokuyacaktım ki bir baktım transfer yapmam mümkün değilswh takımdan da adam satarak para kazanmak mümkün değil. hal böyle olunca 2-3 oyuncu gönderip sadece santrafor gomez dali'yi alabildim. gerekli özellikleri 12-13 olan bir hedef santrafor. aldık adamı almasına da takımın ekonomisi çöktü:d yahu adama bonservis ödemedim, maaşı da çok az ama işte kulübün imkanlarına göre evi arabayı satmışız adama basmışız durum o yani. ekonomi aşırı çöktü başkan falan korktu. konu komşudan 500 euro toplamışlar borcun birazını kapattık :( yani takım batmanın eşiğine geldi tek transferle.

    sonra lig başladı aman allah'ım... ben taktiksel olarak takımın amına koymuşum haberim yok*. ben tabii topun kontrolü bizde olsun diyorum mümkün olduğunca paslarla(ama gereksiz paslar değil) takım oyunuyla takımda çoğu kişinin rolünün belli olduğu, oyunun kontrolünü eline almaya çalışan ve topu kaptığında hızlı çıkan organize ataklarla gol arayan bir ekip kurmak istedim. bak bak fanteziye bak :d neyse uğraştık ettik olmadı. lig başladı 5 maçta 20-25 gol falan yedik son sıralarda düşmemeye falan oynayacak hale geldik. gomez dali iyi iş yaptı ama 5 maçta 6 gol attı yazık garibim :d

    sonra baktım bu taktikle bu dizilişle olmayacak sonra dedim bari kanatlara yayalım oyunu. orta sahanın ortasındaki oyuncularım gerçek hayatta benden kötü amk öyle kötü adamlar. takım biraz daha iyi oldu ama yine istenilen değil. sonra maalesef elimiz mahkum oyunu çirkinleştirdik. oldschool ingiltere oyununa döndük. alan dikicek amk ileriye orada karambol falan. defansif oynayacaksın aldığını direk ileri yollayacaksın. geride stoperlerinin hava hakimiyeti çok yüksek olmalı. açık oyuncuların da dönen topları toplayabilecek zekaya ve onları değerlendirebilecek bitiriciliğe sahip olmali.

    ilk sezonumdan çıkardığım en büyük ders ingiltere 6. ligini küçümsediğim ve gerek istediğin takımı kuracak imkanlarının olmaması gerek de max 1-2 oyuncu alabilmen sebebiyle sike sike uzun top sıkıcı futbolu oynatmalısın. ligi 12. bitirdik. takım gençlerbirliği mantığında zaten kafa rahat. orta sıralarda ol aman batmayalım yeter diyor. başkan vizyonsuz taraftar vizyonsuz ileriye gitmek için hiçbir hamle yok. takımdaki oyuncuların hepsinin kontratları sene sonunda bitti. ekonomik sıkıntı nedeniyle küçülmeye de gidildi. yönetim memnundu sözleşme yenilemek istedi ama reddedip üzerine istifa ettim stalybridge maceram sona erdi.

    sizlere ingiltere alt ligleri için tavsiyem; stoperler hava toplarına çok hakim olsun, orta sahaların merkezindeki oyuncular çöp. tüm lig öyle. oraya yapacak bir şey yok sanırım. kanatlar mümkün olduğunca skora katkı yapacak adamlar olmalı. çalım falan aramayın. dribblingmiş teknikmiş sallayın. iyi orta açsın. iyi bitirsin. mümkünse hızlı olsun hızıyla adam geçsin yeter. santraforunuz veya santraforlarınız mutlaka hava toplarına hakim olsun. takım genelinde mücadeleci ve hava toplarına hakim olan bir takım kurmanız gerekiyor ve duran topları çok iyi değerlendirmek gerek.

    devam edecek...
  • (bkz: #1527839)
    (bkz: #1527844)
    (bkz: #1527861)

    kovulmanın ardından yine 1 sene işsiz kaldım amk. oyuna başlayalı 4 sene oldu 2.5 senesini işsiz ve sürekli dünyanın tüm boşta takımlarına müracaat ederek geçirdim :( geldik 2017'ye mayıs ayına.

    başvururken hiçbir ümidimin olmadığı, sezonu 5. bitiren, ingiltere 6. ligi kuzey grubu takımı macclesfield görüşmeye çağırdı, üzerine de teklif yaptı. hemen atladım tabii ki. başkan bana inandı güvendi, orta-iyi arası bir bütçe verdi sağolsun. medya ve taraftarlar büyük tepki gösterdi. kulübün eski efsane oyuncusu gelir gelmez saydırdı. gelir gelmez ayarlanan ilk basın toplantısında toplantıyı terk ettim. o taraftar görecek dedim. eski efsaneye de(efsane olduğuna bakmayın mk lisede bizim sınıfta olsa sınıf takımına almazdık) ağzıma geleni söyledim. sana noluyor amk kestanesi saçında saç kalmamış hala top oynıcam diye uğraşıyorsun amk dinazoru dedim. karakolluk olduk. ben de sanıyorum ki komiserler cennet mahallesi'ndeki zeki alasya gibi. 2-3 laf söyleyecek sonra arkada oynak müzik çıkın dışarı diyecek oynaya oynaya çıkacağız sanıyorum. attı içeri amk. o geceyi nezarette geçirdim.

    ertesi gün ayağımın tozuyla ayakkabı boyacısına gittim ayağımdaki tozu sildirdim :( * * başladık macclesfield kariyerimize. başkan hariç kimse güvenmiyordu. takım iyi sayılabilecek bir durumdaydı. takımın başına geldiğimde 2 ay içinde tüm oyuncuların kontratları bitiyordu. ilk defa kendi takımımı kurabilecektim. takımda kalmasını istediğim oyuncuların %60'ını falan takımda tutabildim. zaten 5. bitirmişlerdi. iyi diyebileceğim bir kadroya sahipti. 8 tane de ben transfer yaptım. taa ilk sene stalybridge'e aldığım gomez dali'yi yine transfer ettim. aradan geçen 3 senenin 2'sinde boşta kalmıştı o da beni gibi garibim :( eski takımlarımda iyi iş yapan oyunculara bir bakayım dedim, o da ne? çoğu 24-25 yaşında emekli olmuş. şaşırdım yoluma devam ettim.

    çok güzel ve rahat bir sezon geçirdik. devre arasına lider girdik. devre arasında da orta sahaya tek takviyeyle takımın maddi dengesini bozmadan hiç maddi olarak zorlamadan verilenden daha düşük bir maaş ve transfer bütçesi kullanarak 10 puan farkla şampiyon olduk. ilk kupamı kazanmıştım. ingiltere 5. ligine yükselmiştik. hedef üst sıralarda bitirmekti, hedefin de üzerine çıkmıştık.

    başkan ısrarla yeni sözleşme teklif etti. medyaya falan övdü sağolsun. taraftara da medyaya da kapak olsun amk diyerek teşekkür edip sözleşmemin bitmesiyle macclesfield'dan ayrıldım. sene boyu da taraftarı iplememiştim zaten basın toplantılarında. peşimde az koşmadılar giderken. beter olun mk.

    gördüğünüz gibi götüm kalkmış şampiyon olunca, ben daha iyilerine layığım diyerek gitmişim. aslında biraz da üst ligde düşmemeye oynamak istemediğimden dolayı istifa ettim. macclesfield'a çok şey borçluydum. özellikle başkan adam gibi adamdı. onlar olmasa şimdi sigortalı iş arıyordum. artık daha tecrübeli, ingiltere 6. liglerinin tozunu yutmuş, daha itibarlı bir hocaydım. ama kaderde işsizlik varmış :/ 5 ay işsiz kaldım burnum sürtündü. yine kimse almadı, gülüp geçti. sadece 6. ligde düşmemeye oynayan takımlar mülakata çağırdı. o çöplüğe de geri dönmek istemedim :(

    bu arada 5.5 senede 100 kez falan galatasaray'a başvurdum, ilgilendiğimi açıkladım veya medyaya galatasaray'a gitmek istiyorum dedim :( çakallık yapıp sık sık iyi ülkelerin 23 yaş altı takımlarına falan başvurdum ama kimse almadı :( alsalar olası bir kovulmada beni idareten yeni adam bulana kadar a takıma yükseltirler orada kısa sürede show yapıp biraz daha zaman kazandırırım falan diye hayaller kurmuştum. o zamanki halimi şöyle özetleyebilirim: http://forum.paticik.com/.../42d/54_450xNULL.jpg (lan bir tek paticik diye bir forumda bulabildim karikatürü. yarım saattir arıyorum amk :d )

    devam edecek
  • 1998 yılından beri oynadığım serinin bence en başarılı oyunu.

    genelde her sene oyunun son güncellemesi çıkana kadar galatasaray ile kariyer yapmıyorum. ama bu sene yabancı kuralından dolayı son güncellemeye rağmen türkiye ligi' ni oynamaya bi türlü motive olamıyordum. ama bi şekilde kendimi gaza getirip başladım galatasaray kariyerine. okumayı sevenler için galatasaray ile geçirdiğim 3 sezonun kısa özetini yazmak istiyorum.

    yabancı sınırına inat bir başarı öyküsü…
    ________________________________________________________________________

    2013-14 sezonu

    öncelikle son transfer yaması ile beraber zaten lig için muhteşem bir kadroya sahip olan takıma ilk sezon herhangi bir transfer yapmadım, ki zaten bütçe de yok.

    özellikle alex telles çok büyük bir eksikliği gideriyor. telles' in kadroya girmesiyle bence hem yabancı kuralı ile fazlalık, hem de mevcut kadroda gereksiz hale gelen eboue' yi 3.5 milyon euro bonservisle olympique marseille' ye gönderdik, zira kendisinin yerine sağ beki hamit altıntop' a emanet ettim. kaleci ufuk ceylan 125.000 euro karşılığında ibb' nin yolunu tuttu. gökhan zan ve aykut erçetin ile de karşılıklı görüşerek serbest bıraktık. 6+0+4 kuralına rağmen elimizden gelen en iyi rotasyonu uygulamaya çalıştık.

    sistem olarak senelerdir her oyunda her takımla uygulamaya çalıştığım ama daha çok orta sıra takımlarda oturtabildiğim 4-1-4-1 dizilimini esas alan, takım halinde savunma, hızlı ve çok adamla hücum ekseninde hareket eden bir sistemi takıma monte etmeye çalıştım. amacım az gol yiyen, efektif hücum eden bir takım oluşturmaktı. ama gerek kadro yapısı, gerekse bazı şanssızlıklarla bir türlü sistem istediğim gibi çalışmıyordu.

    sezon öncesi tff süper kupa' yı fenerbahçe' ye kaptırdık.

    sonrasında aslında lige ilk haftalarda beşiktaş ve fenerbahçe derbilerini kazanarak iyi başladık. ama kısa sürdü bu çıkış. ve istikrarsız sonuçlar başladı.

    öte yandan devler liginde barcelona, olympique marseille ve anderlecht ile aynı grupta yer aldık. fakat avrupa' da başarıya alışan taraftarımızı hayal kırıklığına uğrattık. 6 maç sonunda sadece 5 puan toplayabildik ve grubu 3. sırada tamamladık.

    sezon ortasında sistemde bazı değişiklikler yapmayı düşünsem de vazgeçtim. bu arada devre arasında takımda mutsuz olan hakan balta, kendisini yeni bir mecrada denemek istedi ve anji' nin yolunu tuttu. bu transferden 1.1 milyon euro kazandık.

    sezonun 2. yarısında da ligde istenilen sonuçların çok uzağında kaldık. bir maç kazanıp iki maç berabere kalıyorduk. aslında savunmada istediklerimizi büyük ölçüde yapıyorduk ama gol yollarında drogba’ yı bir türlü kullanamadık.

    uefa avrupa ligi 1. turunda ise rakibimiz chelsea idi. her iki maçta da mağlup olduk ingiliz devine. avrupa macerası bitti. ligde üstüste beraberlikler derken zirveden uzak kaldık.

    sonuçta sezonu şampiyon beşiktaş' ın 6 puan gerisinde 4. sırada tamamladık. şampiyonlar ligi bileti kaçtı. ziraat türkiye kupasında ise yarı finalde beşiktaş' a elendik.

    galatasaray sezonu kupasız kapattı.

    taraftarın tepkisi yönetimi de harekete geçirdi, ciddi biçimde uyarı aldım ve bana son bir şans verildi.

    geride kalan sezonda sağ kanatta oynattığım burak yılmaz, kalecimiz canımız ciğerimiz muslera ve selçuk inan gayet iyi performans sergilediler.

    hatta fernando muslera için milan ve arsenal çok ciddi tekliflerle gelseler de cevabımız belliydi.
    ________________________________________________________________________

    2014-15 sezonu

    başarısız geçen ilk sezonun ardından yönetimin ve taraftarın sabrı azdı ve çok fazla macera şansım yoktu. bu nedenle mevcut sistemimde ısrar etmeye karar verdim ve sisteme uymayan oyuncularla yolları ayırma kararı aldım.

    ilk olarak sisteme kesinlikle uymayan wesley sneijder' i 8 milyon euro' ya manchester united' a sattım. burak yılmaz’ ı sağ kanattan alıp forvete koymak ve kafamdaki sistemi daha işler hale getirebilmek adına didier drogba ile sözleşme yenilemedik ve yolları ayırdık. ama hep iyi hatırlayacağız onu. ayrıca kiradan dönen nordin amrabat' ı 4.5 milyon euro' ya palermo' ya, dany' yi 1.8 milyon euro' ya sampdoria' ya gönderdik. johan elmander ile de sözleşme yenilemedik.(seni seviyorum ulu johan)

    ayrıca bruma sapasağlam biçimde takıma katıldı. çok büyük transfer.

    bu kadar yıldızla yolları ayırdıktan sonra tabi ki taraftarı sakinleştirmem gerekiyordu. üstelik yabancı sınırı da var. ve sezonun en önemli transferini hamburg' tan 14.5 milyon euro' ya hakan çalhanoğlu' nu alarak gerçekleştirdik. selçuk inan ile harika bir ikili olacaklarından hiç şüphem yoktu. ayrıca istemeye istemeye, çok fazla kararsız kalarak ve uzun süre düşündükten sonra bonservisi elinde olan caner erkin ile sözleşme imzaladık. malum yabancı kuralı 5+0+3 olarak revize oluyor bu sezon itibariyle. ayrıca geleceğe yatırım amacıyla honduras' ın real espana takımından 17 yaşındaki edilson romero' yu kadroya kattık. ödenen bonservis 550.000 euro.

    ve sezon başladı.

    lige beraberlikle başladık.
    avrupa ligi playoff maçında romanya temsilcisi petrolul takımını iki maç sonunda penaltılarla zar zor eledik. ve hal böyle olunca artık üzerimizdeki baskı iyice arttı.

    derken yeni transferlerin takıma alışması ve sistemin istediğim gibi işlemeye başlaması ile ligde uzun bir galibiyet serisi yakaladık.(nihayet)

    avrupa liginde dinamo kiev, groningen ve lokomotif moskova' lı grubu 13 puanla lider tamamladık. takımın iyi futbolu ile gözümü hem ligi hem avrupa' yı kazanmaya diktim. çünkü ligde iyi gidiyorduk ve avrupa liginde çok fazla üst düzey takım kalmamıştı.

    ligde herşey yolunda giderken avrupa liginde de gruplardan sonra ilk rakip tottenham oldu. deplasmanda 0-1 kazanıp içerde 2-2 berabere kaldık. tur bizim.

    sıradaki rakip villareal... içerde 1-0 kazandık, deplasmanda 2-1 kaybettik ama tur yine bizim.

    çeyrek finalde rakip napoli. deplasmanda 1-3, arena' da 5-2 kazanarak avrupa' ya adımızı yeniden hatırlattık ve artık yarı finaldeyiz.

    ligde rakiplerle puan farkını makul düzeyde tutmaya çalışırken aklımız her an avrupa' da. ve yarı final' de çok tanıdık bir rakip. arsenal.

    sistem tamamen oturmuş durumda. az gol yiyorum. bol pozisyon buluyorum. rakipler gerilip sert oynayıp kart görüyorlar falan.

    yarı final ilk maçı, deplasmanda iyi oynasak da 1-2 kaybediyoruz. ama biz bahisçilerin bilmediği birşeyden, üstümüzdeki parçalı formadan alıyoruz gücümüzü. arena' da arsenal' i 3-1 mağlup ediyoruz. ve avrupa ligi finalinde monaco' nun rakibi oluyoruz.

    ligde fenerbahçe' nin 8 puan önünde şampiyonuz. (kuşlar şampiyonluğa hasret)

    ziraat türkiye kupasını finalde kayserispor' a penaltılarla kaybettik.(olacak iş değil)

    ve sezonun en önemli maçı. tiflis' te final 2015. galatasaray-monaco.
    2-2 biten 90 dakika' nın sonunda, uzatmalarda burak yılmaz' ın attığı golle bir kez daha avrupa' nın 2 numaralı kupasında zirvedeyiz.(bu da mı tesadüf aziz)

    sezonu lig ve avrupa ligi şampiyonlukları ile kapatıyoruz.

    inanılmaz bir sezon geride kaldı. yönetimin sabrı, benim sistemdeki ısrarım, ve sonunda gelen başarı.

    büyüksün galatasaray.
    ___________________________________________________________________________

    2015-16 sezonu

    avrupa ligi şampiyonu kadrodan aurelien chedjou' yu 3 milyon euro bonservisle rubin' e gönderdim. ceyhun gülselam' ı ise 1.5 milyon euro' ya rapid wien' sattık.

    transferde ise yabancı kuralından ötürü yerli rotasyonunu güçlendirmeye karar verdim. beşiktaş' tan cenk gönen, mustafa pektemek, veli kavlak ve necip uysal' ı bonservis ödemeden transfer ettik. yine bonservisi elinde olan jem karacan' ı reading' ten, mehmet ekici' yi ise werder bremen' den transfer ettik.

    10 milyon euro bonservis ödeyerek ömer toprak' ı da renklerimiz' e bağladık ve müthiş bir yerli rotasyonumuz oldu. sezonun tek yabancı transferini ise olympique marseille' dan jordan ayew' i alarak yaptık. bonservisi elindeydi ve bence muhteşem bir golcü. burak ile sezon boyunca değişmeli oynattım.

    sistem artık makina gibi. takım takır takır işliyor.
    ideal 11’ im kulüp tarihinin belki de en iyisi; fernando muslera-hamit altıntop,semih kaya,ömer toprak,alex teles-felipe melo,caner erkin,hakan çalhanoğlu, selçuk inan,bruma-burak yılmaz…

    tff süper kupa’ da kayserispor’ u mağlup edip sezona kupa ile merhaba diyoruz bu kez.

    ardından bir süper kupa maçı daha var. avrupa süper kupa finali. rakip, geçtiğimiz sezonun devler ligi şampiyonu bayern münih. kupa görünce dayanamayan takımımız, bayern’ i 2-0 la deviriyor. tarihimizin 2. avrupa süper kupası’ nı müzemize getiriyoruz.

    bu müthiş moralle lige başlıyoruz ve tam 21 hafta sürecek yenilgisiz bir seri yakalıyoruz. ilk haftalardan itibaren en yakın rakibimizin çift haneli puanlarla önünde götürüyoruz liderliği.

    şampiyonlar liginde hedefimiz büyük. grupta manchester city, schalke 04 ve red bull salzburg ile eşleştik. 3 galibiyet ve 2 beraberlik sonunda topladığımız 11 puan, bizi 2. sıraya yerleştirdi ve gruptan çıktık.

    devler ligi 1. turunda ispanyol valencia ile eşleştik. arena’ da muhteşem oynadık, sayısız ney pozisyonu harcadık ve sonunda 1-2 mağlup olduk. ama oynadığımız güzel futbol rövanş maçı için umut verdi.

    bu arada ligde ilk mağlubiyetimizi 22. haftada kasımpaşa karşısında aldık.

    valencia eşleşmesinin rövanşında, mestella’ da, belki de bundan sonra olacakların ilk işareti olan o tarihi galibiyeti alıyorduk. skor 0-3… çeyrek finaldeyiz.

    rakip; arda’ lı atletico madrid. nispeten şanslı bir kura.
    ilk maç arena’ da 1-0. rövanş ise gol düellosu. arda’ nın da 1 gol attığı maç 3-3 bitiyor.

    şampiyonlar liginde yarı finalde galatasaray. ligde yakaladığım avantajın rahatlığı ile genç oyunculara şans veriyorum. tüm konsantrasyon avrupa’ ya.

    yarı final kuraları çekiliyor ve kura şansımız tüm hızıyla sürüyor. bir sezon önce avrupa ligi çeyrek finalinde elediğimiz napoli, bu kez devler ligi yarı finalinde rakibimiz.

    deplasmanda 0-0, arena’ da ise 2-0’ lık skorlarla kendimizi finalde buluyoruz. peri masalı sürüyor.

    bu arada ziraat türkiye kupası yarı finalinde beşiktaşı eleyip finalde fenerbahçe ile eşleşiyoruz. final ve kupa olunca kazanma hastalığımız baş gösteriyor ve 2-0’ la kupa bizim.

    haftalar önce garantilediğimiz lig şampiyonluğuna, fenerbahçe’ nin 11 puan önünde ulaşıyoruz. sezon boyunca sadece 19 gol yiyip, 4 mağlubiyet aldık. iyi savunma.

    ve beklenen gün geldi. tarih 21 mayıs 2016. yer galler, millennium stadyumu. bunun adı da final. rakip, manchester united.

    ve ve ve, bahisçilerin 1’ e 14 verdiği galatasaray, burak yılmaz’ ın 3 gol attığı maçta ingilizleri 4-0 mağlup ediyor. itiraf etmeliyim ki, melo ve alex telles' in cezalı olmasının da etkisiyle pek umudum yoktu. ama inanılmaz şeyler oldu :)

    bir kez daha tarih yazıyor galatasaray.

    tff süper kupa, avrupa süper kupası, ziraat türkiye kupası, lig ve şampiyonlar ligi… 5 kupa ile sezonu tamamladık. akıl almaz bir başarı.

    ____________________________________________________________________________________________________

    hayatımın en keyifli kariyerlerinden birisi oldu. müthiş keyif aldım. ve şimdi bu kariyere devam edip etmeme noktasında kararsızım. ne yapacağıma bu gece karar vericem.

    sıkılmadan hepsini okuyan olduysa helal olsun :)

    not: kariyerde en ufak hile, maç tekrarı vs. yapılmamıştır. gerçi hile yapan insan bu şekilde yazı yazacak kadar bu oyunu seviyor olamaz.

    kralsın fm. iyi ki varsın galatasaray.
  • (bkz: #1527839)
    (bkz: #1527844)
    (bkz: #1527861)
    (bkz: #1527890)
    (bkz: #1530472)
    (bkz: #1530487)
    (bkz: #1531035)
    (bkz: #1531056)
    (bkz: #1531474)

    şu ana kadarki ligler hakkında düşüncelerimi bir yerde toplamak istedim. entrylerde ayrı ayrı bahsedemedim.

    ingiltere alt ligleri: çoğunlukla fiziksel mücadeleye ve hava toplarına bağlı genellikle sıkıcı oyunlar oynanan lig. kalecilerin refleksleriyle birlikte yan toplarda iyi olması, iyi pozisyon alması ve alan kontrolünü elinde tutabilmesi gerekiyor. pek bire bir kalmıyor kaleciler oyuncularla. defans oyuncularında temel özellik hava toplarında çok iyi olması ve güçlü olması. orta sahanın ortası düğünlerde dans pistine çıkan çocuklar gibi. etkileri o kadar yani. millet dans ederken kimse çocuklar nasıl dans ediyor gibi bakmaz. nasıl ki düğünlerde çocuklar ilk başta düğünlerin en hareketlisiyken sonlara doğru hepsini masaların üstünde uyurken buluyorsak ingiltere alt liglerinde orta sahalar da öyle. 70'ten sonra bitiyorlar. kanat oyuncuları iyi orta açsın, biraz da pozisyon buldu mu gole çevirebilsin, ek olarak hızlı olursa adam geçmeleri kolay olur. santraforlar hava toplarına hakim, nerede duracağını bilen ve iyi bitiren oyuncular olmalı.

    brezilya ligi: genelde yerden, düşük tempoyla teknik futbol oynuyorlar. gerçi bendeki bu şansla gidip yine doldur boşalt oynamak zorunda bırakılmıştım da neyse. yan toplardan pek gol olmadığından kalecilerin saf kalecilik özellikleri yetenekleri iyi olsa yeterli. defans oyuncularının saf defansif özellikleri iyi olmalı. markaj ve top çalmaları iyi olmalı. orta saha oyuncuları tempo düşük olduğundan dolayı fiziksel olarak iyi olmaları pek önemli değil. mümkün olduğunca teknik ve yetenekli olmalılar. santraforlar ve kanatlar ise isteğe göre kullanılabilir. bir tek santraforlar toplu oyunda iyi olmalı. hava topları genelde önemsiz kalıyor.

    ispanya ikinci ligi: hepimizin bildiği gibi pas futbolu oynatılıyor. ayrıca defanslar ileriye kurulup hücum presi yapılıyor. kaleciler keyfe göre alınabilir belirli bir özellik yok. defansların işi zor. iyi olmaları, ağır olmamaları üzerine de oyun kurabilmeleri gerekiyor. ortasahalar iyi pas yapmalı. bunun yanında dengesiz ve istikrarsız olmamaları gerekiyor. istikrar çok önemli. kaptırılan toplar defans ilerde olduğu için çok sıkıntı yaratıyor. kanat oyuncuları skora mutlaka katkıda bulunmaları. santraforlar da taktiğe göre değişebilir.

    türkiye ikinci ligi: horoz dövüşü gibi lig. oyuncularda aranan özellik: güreşçi olmaları, iyi güreşebilmeleri.
  • (bkz: #1527839)
    (bkz: #1527844)

    vee sonra kara dönem başladı. 1.5 seneden fazla işsiz kaldım. pazarda limon sattım :( *zaten kimse istemiyordu. üzerinden 2 yıl geçti ve tek olayım welling'e gidip 1 hafta kalmak olunca kimsenin kimsesi istemedi :( daha sonra 6 ocak 2016'da ingiltere 6. ligi güney grubu 19.su whitehawk'ta görevime başladım. medya sene başında takımın 6. mı 8. mi ne olmasını bekliyordu. mülakatta da benden üst sıralarda ligi bitirmemi istediler. büyük umutlarla geldim takımın başına sonunda iddialı bir takım mı acaba derken maalesef yine kötü imkanlar yine kötü kadro. boşuna 19. değillerdi. çok sinirlendim. ilk basın toplantısında ağzıma geleni söyledim medyaya. bu mu lan 6. olacak takım? siz ne anlarsınız futboldan diye çıkıştım :(

    2 oyuncu transfer ettim. uğraştım ettim. 10.luğa kadar yükselttim. daha sonra 14.lüğe düştük. yönetim memnun kalmadı bitime 3-4 hafta kala 14.yken kovdular beni. :( o takımın daha iyi olabileceğine de inanmıyordum açıkçası. zaten kadroyla da fazla oynayamıyorsunuz. sene başınta takımda oyuncu kalmıyor her sene baştan takım kurabiliyorsunuz ama devre arasında gelmiştim. nitekim sonraki senelerde ilk 14'e bile bir daha giremediler.

    ulan zaten iyi bir kariyer değildi üzerine bir de lig bitmeden kovulunca itibarımız iyice iki paralık oldu :( umutsuzca iş arayışlarma yine başladım.

    devam edecek
  • (bkz: #1527839)
    (bkz: #1527844)
    (bkz: #1527861)
    (bkz: #1527890)
    (bkz: #1530472)

    devam ediyoruz.

    kısa süreli iş arayışından sonra(1.5 ay) bank asya ligi mi oluyordu ne oluyordu? süper(!) ligin bir altı işte... boluspor'un başına geçtim. hedef kümede kalmaktı. açıkçası düşmemeye oynayan bir takımda görev almayı hiç içime sindiremiyordum. takıma geldim bir baktım kimi göreyim:
    sabri sarıoğlu ulan vallahi çok şaşırmıştım hiç böyle bir şey beklemiyordum. ulan dedim sabri burada işin ne? - merhaba hocam ben ceyhun gülselam, mancini bahsetmiştir demez mi... bastım kahkahayı. sabri'yi görünce sevindim şaka maka.

    sağolsun boluspor yönetimi düşmemeye oynayan bir takım için iyi bir bütçe verdi. kadro iyi değildi ama istediğim takımı kurabilecek bütçem vardı. gelir gelmez başladım yine şampiyonluk nutuklarına :d açıkçası ben samimi bir şekilde inanıyorum ama takım inanmamıştı. ciddi bir revizyon gerekiyordu anında 9 kişiyi şutladım. 11 tane de yeni transfer yaptım. aralarında bildiğiniz isimler de var. albert riera, mehmet batdal, emre nefiz gibi... tam istediğim gibi olmasa da takım yine de fena olmadı. kümede kalacağımızdan zaten emindim. hedefi şampiyonluktu. resmen ekibi toplamıştım sabri-riera ile ayrı bir zevkli hale gelmişti kariyer.

    lige çok iyi bir başlangıç yaptık. ilk 5'teydik. fakat tam sayıyı net hatırlamıyorum, bir 10 maç sonunda falan belli oldu ki takım düşmeyecek ama şampiyon da olamayacak. ligde 6.ydık ama üst sıralara zar zor tutunuyorduk. takım da inanmamıştı şampiyonluğa, yönetim de. birkaç hafta orta sıra takımı için iyi şampiyonluğa oynayacak takım için kötü puanlar topladık. takıma verdim ultimatomu. sertleştim. biraz süre verdim takıma. birkaç hafta içinde 10.luğa düştük ve bastım istifayı. benden küme düşürülmemem istenmişti. bu takımın bu puanlarla ve de bu kadroyla küme düşmeyeceğinden emindim. zaten benim yerime kim gelse artık bu saatten sonra kümede rahatlıkta tutacaktı. bastım istifayı gittim. şampiyonluğa inanmayan takımla işim yoktu benim, olamazdı. başaramamak başka inanmamak, mücadele etmeden pes etmek başkaydı. ha bu hatayı kariyerimde daha önce ben de yapmıştım ama hatayı hatayla örtemezdik, kötüyü örnek gösteremezdik. biraz da türklüğümüzün kanından olan "dediğimi yap yaptığımı yapma" asıl atasporumuzdu bizim... :)

    benden sonra boluspor çok kötü bir teknik direktörle anlaştı. ona rağmen ligi 14. bitirdiler. hallerinden memnundular. ben ise istifamdan 10 gün sonra ingiltere 3. lig takımlarından barnsley'in başına geçmiştim. ingiltere alt liglerini özlememişim ne yalan söyleyeyim. yine taktiksel olarak çok sınırlanıyorsun. sıkıcı futbol oynatmak zorundasın. hep aynı terane. ben bu düzeni bozarım deyip kahramanlığa kalkınca da hep başarısız oldum. hedef orta sıralarda bitirmekti. 2 ay geçti. 16.yken başına geçtiğim barnsley'i 8.liğe kadar yükselttim fakat takım üst sıralara çıkamayacak, çıksa bile barınamayacaktı. burada şampiyonluk hayaldi. ben bile inanmıyordum. üst lige çıkmak da hayaldi...

    barnsley yönetimi iyi bir bütçe verdi fakat oyuncular takıma gelmek istemiyordu. takıma gelmeyi kabul edecek en iyi oyuncular bile bizi en fazla 6.lık 8.lik arasında tutabilecek oyunculardı. 2 ay sonunda teşekkür edip bastım istifamı. takıma ilk geldiğimde 3 oyuncuyu transfer etmiştim. devre arası için de 4 oyuncuya imza attırmıştım. transferlerle birlikte de benden sonra barnsley ligi 9. bitirdi.

    devam edecek
  • (bkz: #1527839)
    (bkz: #1527844)
    (bkz: #1527861)
    (bkz: #1527890)
    (bkz: #1530472)
    (bkz: #1530487)
    (bkz: #1531035)
    (bkz: #1531056)
    (bkz: #1531474)
    (bkz: #1531684)

    devam ediyoruz. tekrar herkesin bayramı kutlu olsun.

    athletic bilbao'dan istifam sonrası 6 ay civarı işsiz kaldım. artık ilk defa başka takımlardan teklifler geliyordu. büyük bir takımda veya büyük liglerde iyi sayılabilecek bir takıma gitmek için yapılan tekliflerin hemen hepsini reddettim. muhtemelen türk olduğum için anadolu takımları baya peşimden koştu. hatta bu sürede 2 defa fenerbahçe'den teklif aldım. ikisinde de görüşmeye bile gitmedim. medyaya da fenerbahçe'yi küçümseyen açıklamalar yaptım. böyle bir ego tatmini yok :( neyse en sonunda aralık 2021'de serie a ekiplerinden parma'nın başına geçtim. ligde 11. sıradayken göreve başladım. normalde gitmeyecektim ama 25 m euro transfer bütçesi verdiler. bir şeyler yapabileceğime inandım.

    takımda luis suarez vardı ama yaşlanmıştı. özellikleri pek iyi değildi. takımın kadrosu da pek iyi değildi. zaten göreve geldiğimde ligin yaklaşık yarısı bitmiş ve lider milan ile 14 puan fark vardı. şampiyon olamayacağımız açıktı. geldikten sonra şampiyonlar ligine de gidemeyeceğimizi anladım. yine de elimizden gelenin en iyisini yapmaya çalıştık. devre arasında 14 tane oyuncu transfer ettik 13 oyuncu ile yollarımızı ayırdık. şampiyon olamayacağımız belli olunca takımı zorlamak istemedim. sattıklarımızdan 63.67 m euro bonservis geliri elde ettik. aldığımız oyunculara ise 63.59 m euro harcadık. parma sözlükte ise yazarlar o aradaki 80 bin euro hani nerede? teknik direktör kesin komisyon alıyor tarzı yaklaşımlarda bulundu.

    parma hiçbir şekilde bana karışmıyordu. sonuna kadar güvenip her şeyi bana bıraktılar. takımın antrenman ağırlığını ve performansını arttırmak için 19 mayıs'larda 23 nisan'larda stadyumda koreografiler hazırlattım mk. bizi zamanında az süründürmemişlerdi biz babamızdan böyle gördük deyip tüm takımı provalara götürüyordum. hocam bu çile de neymiş böyle deyip ayaklarıma kapanıyorlardı nolur bizi buraya getirme. isa aşkına günde 4 antrenman yapalım ama nolur bize bu çileyi çektirme. 3 hafta paçamdan düşmediler. en sonunda şöyle güzel bir kule yaptırıp provalara son verdim. ondan sonra görecektiniz antrenmanları. en ağırını veriyorum gıkları çıkmıyor.

    bir süre sonra da takımdaki futbol oynama isteği azaldı. futbol aşkını depreştirmek ve daha istekli oynamalarını sağlamak için çektim bedenci haşofmanlarını body ekrem gibi çıktım karşılarına antrenmanlarda yavşak bedenciler gibi rahat, hazır ol, sağa dön, sola dön, ileri marş, sola çark ,sağa çark falan yaptırıyorum. futbol mutbol oynamıyoruz. daha da ileriye gittim futbol yerine halk oyunları çalışması provası yaptırdım. hatta daha da ileriye gittim antrenmanları iptal edip matematik dersi işlettim sınıfta amk. 2 hafta sonra hepsi hocağğğğmm hocağğğmmmm diye ağlıyorlardı. hocam biz ettik sen etme. yaa dedim ipneler kıymet bilin. benim 8 senem böyle geçti 8 senem aq dedim. o günden sonra 7 haftalık galibiyet serisi ile bitirdik ligi. maç bitince bile antrenman yapmak istiyordu takım.

    hedef orta sıralarda ligi bitirmekti. istikrarlı bir perfomans sergiledik. güzel ve başarılı bir sezonun ardından ligi 6. tamamladık. muhtemelen 2. yarıda en çok puan toplayan takım biz olmuşuzdur. yani geldiğimden itibaren takım ligi lider olarak tamamlamıştır. büyük bir ligde de kendimi göstermiş adeta bir hamza hamzaoğlu izlenimi bırakmıştım :( sevineyim mi üzüleyim mi? can sıkıntısından çıktım itv'ye veratti takımında koşmuyor dedim italyanlar birbirlerine girdi ahahha. yiyin amk birbirinizi deyip bastım istifayı.

    performansımdan memnundum yavaş yavaş yükseklere çıkıyordum. artık gelen çoğu teklifi reddediyor. istediğim takımlara geçmeyi bekliyordum. 2 aylık işsizlik döneminden sonra yeni takımımı bulmuştum...

    devam edecek
  • (bkz: #1527839)
    (bkz: #1527844)
    (bkz: #1527861)
    (bkz: #1527890)

    devam ediyoruz. öncelikle ilginize teşekkür ederim. yazdıktan sonra ciddi bir geri dönüş oldu. duvara karşı yazıyormuş gibi hissettirmediğiniz için sağ olun.

    macclesfield ile 6. lig şampiyonluğundan sonra son entryde de belirttiğim gibi 5 ay işsiz kaldım ve sonunda 5 kasım 2018'de ingiltere 5. liginde 10. sırada bulan ve ilk 5'i hedefleyen accrington takımının başına geçtim. ligin durumuna göre çok güzel imkanlar verdiler sağ olsunlar. taraftar da güzellikle karşıladı. çoğunluk umutluydu. gelir gelmez takımla bir toplantı yaptım ve hedefimizin üst sıralarda bitirmek olmadığınıi hedefimizin şampiyonluk olduğunu açık bir şekilde belirttim. ona göre ayağınızı denk alın dedim. takımda 5 kişi buna karşı çıktı. biri de kaptandı. bu 5 kişinin 5'inin de ertesi gün sözleşmesini fesh ettim. birkaç maç sonra tekrar takım toplantısı yaptım ve sözlerimi yineledim. bu sefer herkes odaklanmış ve inanıyordu.

    takıma gelir gelmez 6 transfer yaptım. ilk haftalarda gördüm ki bu takım asla 10. olacak takım değil, ama 1. olacak takım da değil maalesef. bu 6 transferle de ancak ilk 3'e girebilecek bir takım kurulmuştu. ocak ayı geldiğinde başkana bu durumu anlattım ve o da şampiyonluğa inanıp ek maaş bütçesi verdi. devre arasına 4. girmiştik. başkanın bütçe arttırmasıyla 7 oyuncuyu daha kadromuza kattık. bu 7 oyuncunun çoğu üst liglerden istenmeyen oyuncuları kiralanması şeklindeydi. sezon sonuna kadar(üşenmedim saydım) tam 14 farklı anlayışla, taktikle oynadık. geniş as rotasyonu kurdum. istediğim özellikler diyelim 5 taneyse bunun 2'si bir oyuncuda 3'ü bir başka oyuncudaydı. şampiyon olmamız beklenmiyordu ve çok zordu. bunun için rakibe göre farklı taktiklerle oynamayı, günü kurtarırcasına düşünmeyi esas aldım. zaten bu derece alt liglerde kontratların çoğu profesyonel bile değil, çoğu yarım senelik- bir senelik. oyuncular 24 yaşında falan bile emekli oluyor. öyle uzun vadeli bir proje yapmanız mümkün değil. tesisler de kötü oyuncu da çıkaramıyorsunuz. sürekli farklı oyuncularla farklı takımlar kurarak her sene farklı durumda mücadele etmeniz gerekiyor.

    zorlu ve yorucu bir sezonun ardından ingiltere 5. ligini bitime 3 hafta kala şampiyon bitirdik. takıma, taraftara ve yönetime teşekkür edip sene sonunda ısrarlara rağmen teşekkür edip takımdan ayrıldım. yorucu ama çok güzel bir maceraydı benim için. kariyerimde zorlu dönüm noktalarından biriydi. 2. şampiyonluğumu kazanmıştım artık daha üst ligleri hedefliyordum.

    devam edecek
  • schalke 04'dün patronu olarak galatasaray'a büyük kıyaklar geçtiğim oyun.
    eh artık 7. sezonum. kadro kalitesi tamam. her sene şampiyonlar ligi'nde kupanın en büyük favorisiyim. ama kazanıyorum ama kazanamıyorum. lig zaten cepte. bayern nal topluyor. dünyanın en klas gençleri alt yapıda... transfer dönemlerinde para bile harcamıyorum. 5 sene bir kuruş harcamasam yine de dünyayı öttürürüm. bütçem olmuş 250 milyon eu...

    naaptım peki?
    15 tane üst düzey scout'umu türkiye ve alman liglerine saldım. türk uyruklu en iyi futbolcuları transfer edip edip galatasaray'ın ezik futbolcularıyla takas ediyorum. 7 sezonun son 6 tanesinde şampiyonlar ligi oynatmadı fm galatasaray'a. ben bu oyunu bozarım arkadaş!! öyle bir kadro yaratıcam ki uzaktan galatasaray'a, demirören ve tayyip bile önünü kesemeyecek takımın.
  • sizlere ingiltere'de senelerdir her sene mutlaka açtığım (özellikle the damned united filmini izledikten sonra) sempati duyduğum nottingham forest kariyerimi anlatmak istiyorum. media prediction'ı 8 olan takımıma ilk etapta minik katkılar yaptım. fazla bütçem yoktu. dolayısıyla 17 yaşında gelecek vadeden 1 adet genç alıp u18'e monteledim. alexander büttner'i sol bek mevkine kiraladım. lige rezalet bir başlangıç yaptım ve ilk 3 maçımda 0-3,0-3 ve 3-4'lük skorlarla mağlup bitirdim. bu maçlar oynanırken bir son dakika transferiyle uğraşıyordum. burnley'den 4 milyon'a advanced forward rolündeki danny ings'i satın aldım. forvetlerim fena değildi ama ingiltere 2.ligi'nde 24 takım var ve 46 maçı kaldırabilecek güçte değillerdi. bu transfer üstüne ardarda 4 maç kazandım. ings anında golleri sıralamaya başladı fakat ocak ayına kadar çok istikrarsız gittim. umutsuzca playoff'ları kovalıyordum.

    devre arasında transfer yapmadım ama takım artık güçlenmişti. bu oyun şu algıyı bende güçlendirdi: takımın yapısıyla çok alakasız olmadığı sürece bir taktikte ısrar edince takım bir süre sonra taktiğe alışıyor ve oynanan futbol çok ilerliyor. 4-2-3-1 taktiğiyle, forvet'te ings, forvet arkasında radoslaw majewski, ortasahada kaptan chris cohen ve takımın gözbebeği henry lansbury ile güzel oynamaya başlamıştım. en büyük ivmeyi ocak'ın 1'inden mart'ın sonlarına kadar tüm lig maçlarını kazandığım seride aldım. daha sonra oyun kurucum majewski torn calf muscle oldu ve 3 ay sakatlıkla sezonu kapattı. (klasik fm'nin biz oyunculara bir oyunudur bu durum) hemen çift forvete döndüm ama takım yara almıştı. 3. sıralara kadar yükselmiş ve 2. olup playoff oynamadan premier lig'e çıkma sevdasıyla yanıp tutuşurken ligi 5. sırada tamamladım ve playoff'a gittim. ings 40 maçta penaltısız 28 gol attı. majewski sadece 4 gol atmasına karşılık 15 asistle sakatlığının takıma ne kadar mal olduğunu gösterir nitelikteydi. sol kanadım djamel abdoun da 10 gol 10 asistle skora epey katkısı oldu.

    evet sevgili sözlük, playoff'u oynamak için izninizi istiyorum. blacburn'le eşleştim. diğer eşleşme de burnley-wigan. bana şans dileyin.

    edit: blackburn'e içerde 2-2 dışarda 2-1'lik skorla elendim. moraller bozuldu. fm'de zaten en sıkıntılı olay ingiltere'de playoff oynamaktır. sen gel 46 maç yap tüm sezon didin, sonra her şey boşa gitsin. önümüzdeki sezon hiç playoff illetine bulaşmadan bu işi bitireceğim.

    edit2: neyse galatasaray şampiyon olmuş bari.
  • allahın belası bir oyundur. allah bildiği gibi yapsın bu oyunu. yapay zekasına ateşler salsın. yemin ediyorum gecenin şu vakti tüm öfkemle oyuna alt+f4'ü çekip içimi dökmeye geldim sözlüğe.

    bu öyle kitapsız bir oyundur ki az sonra söyleyeceklerimden sonra siz de bana hak vereceksinizdir.

    galatasaray'ı aldım tabi ki. son trasnferler falan da yapılı. gençlerime abilerinden ders falan aldırdım. kimisini kiraladım pişsin diye kimisine bireysel antrenman uyguladım. as takıma güzel bir taktik ayarladım. sezon öncesinde bol bol bu taktiklere çalıştırdım ve kondüsyon yüklemesi yaptım. anlayacağınız takımın her şeyi ile ilgileniyorum büyük bir titizlikle. bir de 2 tane transfer yaptım. sebebi de sol bekte ve forvette pivot forvet alternatiflerimin az oluşuydu. fazla para da ödemek istemedim ne de olsa yedeğe harcayacaktım paramı. bu nedenle drogba'nın pivot forvet yedeği olarak klose'yi aldım, sol bekte de hakan ve telles'e alternatif olarak bursa'dan hakan aslantaş'ı aldım ve kadroyu tamamladım. neyse sezon başlayacak tam, arka arkaya antrenmanlarda drogba, klose ve selçuk sakatlandı. tabi sağlam bir küfür savurdum ben bunu görünce. hadi dedim neyse olur sezon başında öyle şeyler. devam ettim. ancak tabi umut bulut'lu emre çolaklı kadromla maalesef süper kupayı verdim fenere. güzel bir küfür daha salladım çünkü maçta haksız bir penaltı verildi fenere ve 3-2 yenildim. maçtan sonra itirazda bulundum ve federasyon haklı olduğum için sessizlik hakkını kullandı. ulan tüpçü oyunda bile belasın amk. *

    hadi dedim daha sezon başı olur öyle şeyler. hemen ilk hafta maçına odaklandım. bursayla evimizde oynadık. baktım taktik oturmuş. rakibi şut bombardımanına tutmuşuz. 2-0 yendik. oh dedim tamam bu taktik tutar. biraz sevindim anlayacağınız. fakat bu maçta da semih kaya ve hamit altıntop sakatlanmasın mı? tabi ben temiz bir küfür daha salladım bu güzide oyuna. 2 haftada drogba, klose, selçuk, semih ve hamit'i kaybettik aq var mı böyle bir şey.

    sabrımı iyice zorladım. dedim nasılsa az kaldı geçecek bu sakatlıklar. hatta 2. hafta maçı öncesi drogba iyileşti, selçuk da iyileşmişti ama kondüsyonu düşüktü. ben de drogba'yı as, selçuk'u da yedek olarak aldım maça. semih sakat olduğu için kontenjan sorunu da olduğu için kendisi yerine koray'ı koydum defansa. rakip gençlerbirliği. neyse bu maça da gayet güzel başladık ve burak'ın şık golüyle 1-0 öne geçtik. ben revire dönmüş kadromla öne geçince biraz sevindirik oldum tabi. bu maçı da atlattık mı tamamdı çünkü. sonra ne olsa beğenirsiniz. o ağzını yüzünü s...tiğimin yapay zekası gençlerbirliği'ne 3 tane penaltı verdi. evet yanlış duymadınız tam 3 tane penaltı. bu sefer salladığım küfürlerin dozu iyice kaçtı tabi. yumruğumu ekrana savurmamak için dişlerimi sıkıyorum adeta. rakibin doğru düzgün şutu yok amk nizamettin denen herif penaltılardan hat-trick yaptı resmen koduğumun oyununda. kendimi zar zor zaptederken, sol bekim hakan aslantaş da sakatlandı ve işte tam o anda "eeeeh sikerim lan yapacağınız oyunu" deyip alt+f4'ü yapıştırdım.

    ulan oyun değil ömür törpüsü resmen. nerde görülmüş 3 tane penaltı bir maçta. nerde görülmüş sezon başında 6-7 tane kilit oyuncunun ağır sakatlık yaşadığı. yapacağınız oyunu seveyim hakikaten ya. iyi ki bu sene para verip de almamışım. açıkçası ben zaten türkçe oynayan biri değilim bu oyunu fakat sigames türkçe isteyen kesim için "önce orijinal alın sonra türkçe yaparız" diye ahkam kesti. nitekim geçen yıl fm 2013 epey sattı türkiye'de fakat herifler dalga geçer gibi afedersiniz yaaappprraak gibi bir oyun yapmışlar. nah sana orjinal, nah sana para sigames. ne zaman şu 3 boyutlu maç motoru çıktı o zamandan beri oyun rezalet. artık hangi pozisyon gol olur hangisi olmaz ezberledim maç motorundan önce tahmin edebiliyorum. ne güzel eskiden 2d 2d oynuyorduk. fm 2010 oynarım daha iyi amk.

    türkçe çeviriyle uğraşacağınıza maç motorunu düzeltin amk ondan sonra alırız oyununuzu.

    oh lan rahatladım sözlük. yeminle kafayı yiyodum odamda. *
  • football manager v14.3 (transfer update) yayınlanmıştır.

    football manager v14.3 (transfer update) sonrasında yeni futbolcularımızın profilleri ;

    alex telles ;

    http://i61.tinypic.com/26287dg.jpg

    erdoğan andilli ;

    http://i60.tinypic.com/24f9xsk.jpg

    burdisso ;

    http://i57.tinypic.com/15d9uz4.jpg

    izet hajrovic ;

    http://i58.tinypic.com/33bclz4.jpg

    oğuzhan kayar ;

    http://i58.tinypic.com/2h8019w.jpg

    koray günter ;

    http://i62.tinypic.com/b5jiau.jpg

    lucas ontivero ;

    http://i61.tinypic.com/iz7z9v.jpg

    salih dursun ;

    http://i57.tinypic.com/34o818j.jpg

    umut gündoğan ;

    http://i61.tinypic.com/2ldbxwy.jpg

    veysel sarı ;

    http://i62.tinypic.com/34hubdw.jpg
  • sevgili fm severlere henüz çok da uzun olmayan fm14 kariyerimden bahsetmek istiyorum:

    önce viitorul constanta'yı alarak başlamak istemiştim. hem klasik liglerden ve avrupa'dan biraz uzaklaşıp romanya ligi ile farklılık yapmak istedim, hem de hagi'nin takımında çalışma gururuna erişmek istedim. gerçekte 2010'da kurulmuş vitorul 2 senede 2 lig atlayıp 1. lige yükseldi ve 2. senedir de ligde kalıyor. oyunda da medya tahmini 14. olacağımızı gösteriyordu. 6 maç oynamıştım ki 1 beraberlik ve 5 yenilgi ile ligin dibine demir atmıştık. tabii bunda takımın her şeyi olan nicolae dica'nın sezon öncesi hazırlık kampında sakatlanmasından sonra 6 ay sahalardan uzak kalmasının da payı vardı :( neyse efendim sonra oyun hata verdi, takvim ilerlerken dondu, ben de oyunun başında çok lig açtığımdan olduğunu düşünüp bu kariyeri sildim ve yeniden başladım. (sonradan bu problemin çözünün update yüklemek olduğunu öğrendim. nitekim faydalı da oldu).

    bu sefer alt liglere odaklandım, kariyerime türkiye alt liglerden başlamak da biraz gerçekçi olacağından böyle karar aldım. takımlara teker teker bakınırken dardanelspor'u gözüme kestirdim. o an dardanelspor'u süper lig'e çıkarmam sonrası ilk iç saha maçımızda tıklım tıklım tribünleri gözümün önüne getirdim. gerçekte de dardanelspor'un 13/14 sezonunda 3. lige düştüğünü görünce biraz daha zor olacağını düşündüm ve dardanelspor'a imzayı attım. orta sıra ve zayıf takımları alıp kısıtlı imkanlarla bu takımları baştan oluşturmak her zaman daha fazla keyif vermiştir bana. nitekim dardanelspor da öyle oldu. mevcut kadro fena değildi ama kaleci seçenekleri oldukça kötüydü. bu yüzden bana faydalı olamayacağını düşündüğüm erdi yokuşlu'yu 5k karşılığında ibb'ye satıp kontratsız kaleciler arasında ava çıktım, biraz araştırma sonrası ise 31 yaşındaki harun avgın'ı keşfettim ve imzayı attırdım kendisine. mc bölgesinde de ilaveye ihtiyacım olduğundan yine kontratsız oyuncular arasından bulduğum kenan aşkan'ı kadroya kattım. kendisi özellikle ilk sezon vazgeçilmezimiz oldu. sol açığa da alternatif olsun diye altınordu'dan 20 yaşındaki halil tuna'yı bedavaya kiraladık. stoperde ise beşiktaş'tan kiralık olarak kadroya katılmış atınç nukan güven veriyordu.

    neyse ilk maçımızda kırklareli deplasmanında aldığımız 3-2'lik galibiyet güzel günlerin habercisiydi. fakat sezon genelinde inişli çıkışlı grafiğimiz, yeri geldiğinde 4-5 haftalık maç kazanamama istatistiğimiz yüzünden bir türlü playoff için gerekli olan o atlamayı yapmayı başaramadık. yine de sezon sonuna kadar play-off yarışını kovalayabiliyorsunuz çünkü takımlar uzun galibiyet serileri yakalayamadığı ve dengeler çok yakın olduğu için puanlar da birbirine yakın oluyor. son 3 haftaya kadar 5. olma şansımız vardı (1. direk çıkıyor, 2,3,4,5. takımlar playoff'a kalıyor) ama lig sonunu kötü oynadığımız için bu başarıya ulaşamadık. türkiye kupası'nda ise ilk turda altay'ı 0-0 biten ilk yarı sonrası 2-0 ile geçtik ve bucaspor'un rakibi olduk. bucaspor maçına yedek ağırlıklı kadroyla çıkmamıza rağmen normal süresi 2-2, uzatma dakikaları ise 3-3 bitti ve penaltılara kaldı. penaltılarda iki takım da inatçı oldu. ilk 6 penaltıyı iki takım da gole çevirince tribündeki az sayıdaki taraftar ve maçı radyodan takip eden çanakkale halkı "noluyo lann :s" tepkisi verdi doğal olarak. nihayet 9. penaltıda rakibin hatasını değerlendirip bir üst tura yükseldik. üst turda ise avni aker deplasmanı çıktı şansımıza. rus çocuğu tüpçü federasyonun türkiye kupası'ndaki saçma seri başı uygulaması olmasa belki zayıf bir takım çekip bir tur daha ilerleyebilirdik ama olmadı. trabzon deplasmanında 1-0 geriye düşüp 1-1'i yakalamamıza rağmen 3-1 yenildik ve kupaya veda ettik.

    sezon genelinde ise en büyük katkıyı ilker sayan, serkan çiftçi ve hüseyin çolak'tan aldık. iki forvetimiz hüseyin çolak ve çiftçi ikilisinin müthiş skorerliği sayesinde sezon genelini 4-1-2-2-1 dizilişinden feragat edip klasik 4-4-2 oynadık. bunun karşılığını da fazlasıyla aldık. özellikle hüseyin çolak 25 gollük performansıyla çılgın attı. böylelikle sezonu 9. bitirip playoff hattının 8 puan altında kaldık ve hedeflerimizi gelecek seneye taşıdık :(
    http://www.hizliresimyukle.com/image/oyU

    bir sonraki sezon ise atınç nukan'ın kirasının bitmesinden dolayı beşiktaş'a dönecek olması savunma göbeğinde boşluk doğurmuştu. harıl harıl çalışan scoutlarımızın da desteğiyle kontratı biten stoperlere salça olduk. ilk etapta evren horozal ve hasan hatipoğlu'nu katmıştık fakat ilerleyen günlerde kariyerinde altay, sivas ve karşıyaka'da oynamış, son olarak balıkesirspor'dan ayrılan murat sözgelmez'in transfer imkanının doğması da bizi onu almaya itti. başkan da sağ olsun, beklentilerin üstüne çıkan performansımızdan dolayı maaş bütçesini yükseltmişti. halil tuna'yı 2. kez kiralayıp savunmaya bu ilaveleri yaptıktan sonra ek olarak sol beke umut koçin'i aldık. kendisi bonservis ödeyerek aldığımız ilk oyuncuydu. özellikleri çok iyi, tam eksiklik hissettiğimiz solbek bölgesine yaptığımız bu ilave sonrası transferi kapatıp sezona başladık.
    http://www.hizliresimyukle.com/image/uar

    14/15 sezonundaki kesin hedefimiz kendimizi playoff'a atmaktı. bir önceki sezonun sonunda ve yeni sezonun başında aldığımız kötü sonuçlar taktik dizilişinde değişiklik yapmaya itti bizi. böylelikle serkan çiftçi'nin düşen performansının da etkisiyle tek forvetli 4-1-2-2-1'e dönme kararı aldık. bu dizilişte takımın 2. kaptanı safa serbest ön liberoda, potansiyelli gençlerimiz ensar baykan ve kaptan ilker sayan sol ve sağ açıkta, bedelsiz kadroya kattığımız samet albayrak da kenan aşkan'la birlikte orta sahadaydı. 2. devrede ise kenan'ı kesip genç yıldız adayımız taner çekiç'i koyduk oraya. iyi ki koymuşuz çünkü taner müthiş oynuyor. kenan'ın yapmadığı skorer katkıyı yapıyor. bu sayede ilk devresinde inişli çıkışlı gittiğimiz ligin ikinci yarısının sonunda istikrar sağladık ve 32. hafta sonunda 6. sıraya yerleşerek playoff'un kapısına dayandık. bunda son 8 maçta aldığımız 6 galibiyet, 1 yenilgi ve 1 beraberliğin çok büyük payı vardı. fakat son 2 haftalık fikstürümüz ise her ikisi de deplasman olmak üzere göztepe ve hatay maçlarıydı :( göztepe maçında maçın son bölümüne kadar galibiyet golünü aradıysak da 82. dakikada yediğimiz golle 1-0 boyun eğmiştik. son hafta da hatay deplasmanında 3-1'le dağıldık ve umutlarımızı önümüzdeki seneye bıraktık. zaten bu 2 takım da ligi 2. ve 3. bitirerek playoffa kaldılar, playoff sonunda 1. lig biletini alan ise hatayspor oldu. özeleştiri yaptığımızda playoff'a kalamamamızın sebebi kesin olarak rezil deplasman performansımızdı diyebilirim. içeride 11g - 2b - 4m ile ligin en iyi iç saha karnesine sahip olan takım olsak da deplasmanda 5g - 1b - 11y ile ligin en kötülerinden biri olduk. ee hal böyle olunca playoff da yalan oluyor haliyle :(
    http://www.hizliresimyukle.com/image/uaM

    bir önceki sezonun devre arasından takımın yıldızları ilker sayan ve serkan çiftçi takımdan ayrılıp daha yüksek seviyelerde oynamak istediklerini söylediklerinde bu takımı yukarılara birlikte çıkarabileceğimizi, böyelelikle daha yüksek seviyelere ulaşabileceklerini söyledim. o sezon sonunda üst lige yükselme hedefimden bahsettiğimde "eğer sene sonu üst lige kalamazsak takımdan ayrılırız" cevabıyla karşılaşmıştım. biz de yine 2. ligde kalınca her ikisi de ayrılmak istediklerini söylediler. ikisinin de baya talibi vardı zaten. serkan'ı 2. lig 1. grup takımı tavşanlı linyit'e, ilker'i ise ptt ligi takımı kartalspor'a gönderip ikisinin satışından 180k gelir elde ettim. ay sonu durum değerlendirmesinde taraftarların da bu satışlardan memnun olduğunu öğrenmek doğru bir iş yaptığımı kanıtladı bana. onların yerlerine de denizlispor'dan murat behram'ı 20 k karşılığı ve bonservissiz hüseyin kar'ı aldım.

    yarım devresini geride bıraktığımız 15/16 sezonunda hüseyin kar müthiş işler yapıyor. murat da 3 gol atabilmiş olmasına rağmen 5 asisti var. adam tam bir drogba performansı gösteriyor :( kısacası bu sezon müthiş istikrar yakaladık. tokatspor, güngörenspor ve belalılarımdan biri olan yeni malatya yenilgileri nazar boncuğumuz oldu bu dönemde. aldığımız 11 galibiyet ve 4 beraberlikle de kendimize tokat'ın 4 puan arkasında 2. sırada yer bulabildik. hedefe yürüyüşümüz emin adımlarla sürüyor...
    http://www.hizliresimyukle.com/image/upS

    yalnız kupa ilk turunda zonguldak kömürspor'a 0-0 biten normal süre ve uzatma sonrasında penaltı atışlarıyla elendik. 2 sezondur kupanın ilk turunda elenmek hem can sıkıcı hem de sıkışık fikstüre sebebiyet vermediği için sevindirici ama zayıf takımlara gol atamadan elenmek üzüyor cidden. önceki sezonda da memleket takımı kastamonuspor'a elenmiştik. bu yüzden hakkımda "maçı bilerek verdi. hatır şikesi mi var?" iddiaları gündeme gelmişti ama "şike fenerbahçe'den sorulur" diyerek bu iddiaları kesin bir dille yalanlamıştım :(