• 13
    yaklaşık 10 sezon oynayıp galatasaray'ı avrupa'nın güçlü takımı, türkiye'yi kaliteli oyuncuların yuvası haline getirip istifa edip oyunu sonsuz tatil moduna almak. :) lakin 3-5 seneye her şey eskisi gibi oluyor.

    bir de galatasaray'ı çalıştırırken fenerbahçe'yi seçip 9 hücumcu, 1 defans ve 1 kaleci ile taktik yapıp, tüm maçları bu taktikle oyna diyip tatile gitmek. 6 hafta sonra menejer kovuluyor :p her maç 7-8 yiyen bir takım oluyor. fener küme düşüyor, düşmeden tüm oyuncuları sat ya da serbest bırak diyip yine tatil modu.

    süper başlık yeminle. daha neler var. fırsat buldukça yazacağım.

    yazmadan bırakmayacağım. editörü de indirip 7500 puan üstü tüm takımların kadroları sıfırlamak. transfer sezonu çok hareketli geçiyor. hatta üşenmeyip türk takımlarının alt yapıları top class yapıyorum. finansı güçlü hepsinin. bir bakmışsınız firmino hafta içi rize'de çay bahçesinde çay topluyor, haftasonu maçlara çıkıyor.

    daha neler var. 2005'ten beri böyle psikopat şeyler yapıyorum. keyif alıyorum da.
  • 14
    galatasaray'ı kendi emeklerimle dünya devi yaptıktan sonra fenerbahçe ve beşiktaş'a editör yardımıyla dünya çapındaki futbolcular transfer etmek suretiyle güçlendirmek ve yine şampiyon olmak. böylece oyunda türkiye de güçlenmiş oluyor.
    mesela şu an fm19'da 2025teyim iki senedir cl finalinde fenerbahçe'yi yeniyorum* ülke puanında da ilk sıraya yerleştik.
  • 15
    save load yoluyla fenerbahçe ve beşiktaşı 1 değil 2 lig birden düşürmek. artık o raddeye geldi ki toparlanamıyorlar hiçbir şekilde. ligdeki en büyük rakibim eskişehirspor falan oldu.

    ayrıca bosman döneminde oynatmayacağım tüm oyunculara 200k maaş + 5 maç oynadıktan sonra 25 milyon euro maaş maddesi vererek hepsini toplayıp 1 sezon kiraladıktan sonra satmak da var. oyundaki piyasayı elimde tutuyorum resmen *
  • 16
    ismini şu an hatırlamadığım bir forvetime bolca bonservis içeren bir transfer teklifi geldi. bende heyecanla satışına onay verdim ve o parayla yapacağım transferlerin hayalini kurmaya başladım. ancak bu arkadaş teklif gelen kulüple anlaşamadı ve satış listesine koymama rağmen bir daha almak isteyen olmadı.
    ben de bu arkadaşa özel bir antrenman programı ayarladım, tüm mevkiler için en yoğun şekilde çalışmaya başladı, kondisyonu 30un üzerine çıkamadı.

    nedense aklıma diagne geldi, allah sonunu benzetmesin.
  • 17
    anlatacak çok şey var.

    fm 2015 ya da 2016. galatasaray'la 13-14 yıllık bir kariyerim var ilmek ilmek dokuduğum, muazzam bir kadro mühendisliğiyle dünyanın tepesine zor da olsa çıktığım. yaş ortalamam 24-25'lerde, 27-28 olan oyuncuları artık yaşlı olduklarını düşünerek hayvan gibi paralara satıp, o paralara dünyanın her yerine kurduğum muazzam scouting ağlarından bulduğum, 5 yıldızın dibine kadar potansiyeli olan gençleri takıma kazandırıyorum. kadrom genç süperstarlardan oluştuğu için ve bir şekilde uzun kontratları kendilerine en başından dayadığım için, maaş yüküm çok değil, transfer bütçem 400-500 milyon eurolara çıkıyor bazı dönemlerde. ligi ve şampiyonlar ligini kazanabilecek kalitedeki futbolcularımı, her mevkide ikişer futbolcu olacak şekilde takımda tutup, geri kalan 18'lik 19'luk süperstar adaylarını sağa sola kiralıyorum. kusursuza yakın bir kariyer geçiriyorum kısacası.

    bu entry'nin konusu olan sene, kocaelispor süper lige çıkmıştı. şansıma, benim yıldız adayı türk futbolcularımdan 4-5 tanesini kiraladığım kardeş kulübümdü ve o oyuncuların hayvani performansıyla kendilerini süper ligde bulmuşlardı. u21 takımda kiralanmak için bekleyen, potansiyeliyle yargı dağıtan gençlerimi tek tek kocaelispor'a kiraladım, kafamda diyorum ki "ben şampiyon olurum, bunlar da ikinci olur, güle oynaya gideriz şampiyonlar ligi'ne."

    ligin kalitesi nasıl diplerdeyse, aradaki farkı nasıl açtıysam artık, benim için henüz yeterli olmayan, kocaelispor'a gönderdiğim gençler her hafta şov yapıyor. ilk 11'leri ve yedekteki 4-5 oyuncuları tamamen benden kiralık giden futbolcular, kadrolarına bakınca komple mavi*. kaleciden forvete her maç şov yapıyorlar, adam akıllı gol yemiyorlar, her maç gelene gidene 3-4 tane sallıyorlar. içeride oynadığımız maçta da benim gladyatörlerimi oynadıkları futbolla arenaya gömüyorlar, 1 puanı zor kurtarıyoruz. ligin içinden geçiyor herifler resmen ve ben gururlanmak ve sinirlenmek arasında gidip geliyorum.

    32. hafta. kocaelispor deplasmanına gidiyoruz. puan farkımız 3. takım gergin, takım şampiyonlar ligi ve lig fikstüründen dolayı yorgunluk dönemlerine girmiş, kocaelispor ise sadece türkiye kupası ve ligi götürdüğü için kafa rahat. evet, bizde türkiye kupası maçları yok çünkü kocaelispor bizi eledi*. deplasmana giderken resmen korkuyorum, sandalyeyi kemiriyorum maçı izlerken. nitekim sene başından beri sürekli ilk 11 oynayan, potansiyeline ulaşmaya başlamış, gelişimlerini bir pokemon edasıyla sürdüren yeniçeri ordum, bizi darmaduman ediyor ve ikili averajı alarak tepeye yerleşiyor.

    33. hafta. kocaelispor'un puan kaybetmesini bekliyorum. olmuyor. ikimiz de kazanıyoruz. puan farkı yok ancak ikili averaj onların elinde.

    34. hafta geliyor. o sıralar kocaelispor türkiye kupası şampiyonu ünvanını da almış tabii. kara kara düşünüyorum, şampiyon olamazsam çıldırırım, kafayı yerim, resmen o üst üste 10 küsür sene şampiyon olmuş efsaneye kara bir leke düşürürüm diye korkuyorum. ve bu entry'yi yazmama vesile olan o sapıklık geliyor: kocaelispor'daki tüm oyuncularımı kiralıktan geri çağırıyorum! ahahahahahaha. adamların kadrosu zaten 20 kişiyse 15-16'sı benden geliyor. nitekim son maça çıkaracak adam bulamıyorlar, kaybediyorlar, ben kazanıp şampiyon oluyorum.

    şampiyonlar ligi vizesi alan kocaelispor, benimle olan anlaşmasını feshediyor. ben gençlerimi gönderecek bir başka kulüpler arıyorum. kocaelispor ise yanlış politikalar sonucu yıllar içerisinde orta sıra, hatta küme düşmeme mücadelesi veren bir kulüp haline geliyor.
  • 18
    football manager 2012'de bir korner bugı vardı. korner taktiğinde topların ön direğe kesilmesi talimatını verirdiniz. sonra da iki stoperden birine kaleciyi rahatsız etme rolü hava toplarında daha iyi olan diğer stopere de ön direğe koş talimatı verirdiniz. o dönem fm oynayan herkesin aşina olduğu ve stoperlere leblebi gibi gol attıran bir taktikti.

    oyuna başladığınız zaman sporting lisbon altyapısında daha sonradan liverpool'a da transfer olacak olan tiago ilori diye bir eleman vardı. epey düşük bir meblağa alınabiliyordu. bu adamı oyun başında düşük bir bedele alıp tutorial ve özel antrenmanlarla çalıştırıyordum. oyun başında 7-8 civarlarında olan kararlılık, güç, gibi özellikleri bir anda 17-18'e fırlıyordu. ki kararlılık gelişim açısından çok önemli bir özellikti. kararlılığı yükselince antrenmanlarla birlikte top kapma, hava topları, markaj gibi özellikleri savunma özellikleri de yükseliyordu. potential rating'i çok yüksek olmasa da adam bir iki senede antrenmanlarla tam bir canavara dönüşüyordu. ayağı da iyi bir elemandı bu yüzden birkaç kariyerde dmc'ye evirdiğim de oldu.

    işte ben fm 2012'de her kariyerde bu adamı alıp yukarıdaki korner taktiğiyle ya gol kralı yapıyordum ya da gol krallığına oynatıyordum. adam kadıköy'deki bir fenerbahçe derbisinde hat trick yapmıştı hatta. adam o oyunda tam bir eğlence aracına dönmüştü benim için. sırf bu adamla bu tarz işler yapmak için yeni kariyer açıyordum. gerçek hayatta liverpool'a transfer olunca çok mutlu olmuş ve gururlanmıştım. * tabii liverpool kariyeri istediği gibi olmadı ve sonraki fm oyunlarında da ara ara kendisini transfer etsem de hiçbir zaman fm 2012'deki gibi verim alamadım kendisinden. ama fm 2012 diyince de hala aklıma ilori ve gol kralı olduğu kariyerlerim gelir.