• 97
    22.hafta itibariyle 24 puanla 15/16. sırada yer alan futbol takımı. pazar günü alabilecekleri bir mağlubiyet ile 23 haftayu 24 puan ile kapayarak 1.05 puan x maç ortalaması ile devam edecek klüp olacaktır aynı zamanda.

    kalan 11 maçtan alacakları 11.60 puan ile 36 puan barajına güç bela ulaşacaklardır matematiğe göre. şampiyonluğua oynayan bir bünye için hayatta kalma mücadelesinde mental olarak zaafiyet göstermek gayet olası.

    2. yarının başlarındaki malatya maçında bifuma yeteneksizi 2-2 iken karşı karşıya kaçırmasa o maçı da fenerbahçe 2-3 kaybedecek ve 21 puanda kalacaktı. melekler korudu.

    şahsen ben düşme potasında son haftaya kadar kalmalarını isterim, ayrı bir keyfi var. ne kadar söz fenerbahçe olunca konuşulamayacak ünvanı yüksek tanıdığım varsa süngüsü aşağıda geziyor. futbol muhabbetinden kaçıyor özellikle. kimisi fenerbahçe ülker diyor, onu da 621 milyon euro borç ile senede 30 milyon euroluk kadronun son demleri diyerek bozuyorum.

    yıllarca - yaklaşık 20 sene - biz en iyiyiz en zenginiz mobbingleri yapan fenerli dostlarımızın inim inim inlemesini izlemek ne yalan söyleyeyim ufak tefek diet kaçamağı gibi tad veriyor.

    ekonomi ve yerel seçimler siyaset derken iktidar da bu yeteneksizlere fazla bulaşamıyor. ortalık zaten karışık diego modunda siyasiler, püskevit mehmet istediği kadar konuşsun tekirdağ'dan edirne'ye şırnağa kadar herkesin ortak bir dileği var;

    sarı lacivert renkleri ptt liginde şifresiz izlemek ^^

    hastanelere flaster alınmasın tasarruf modundayız denen bir dönemde yaşanması ise resmen kusursuz fırtınaya yakalanmış batan bir gemiyi ağır çekimde izleme keyfi veriyor.

    not: sağlığınıza dikkat edin hastaneler tam takır kuru bakır. özel sağlık sigortası da düşünmeye başlayın gücünüz varsa.

    yazım yanlışi renktaşımın uyarisiyla degistirilmistir. plaster degil flaster ^^
  • 100
    *

    fenerbahçe'ye başkan olan veli kof, inanılmaz bir destekle koltuğuna oturduğunda, türkiye'nin en çok konuluşan adamlarından biridir. zaten doğduğu ilk günden bu yana öyle olmuştur fakat böylesini ilk kez tatmaktadır. zira ekonomik gücün getirdiği popülaritenin yanında ilk kez milyonların duygusal bağını hissetmiştir. bunun hazzını yaşamak apayrı bir olaydır onun için. "cebimde milyarlar, arkamda milyonlar, başarı garanti." diye düşünür.

    ilk etapta yaptığı her şey insanları mutlu eder. gerçi başında bulunduğu kitle 20 senedir o kadar yoğun derecede afyonlanmıştır ki, zehir vücudu kolay kolay çıkmayacak derecede işgal ettiği için beyin ve dolayısıyla düşünme yetisi yüksek oranda kayba uğradığından, çok parasının oluşu, renkli gözlü oluşu gibi ekstra herhangi bir gayret gerektirmeyen standartlar bile kitleyi çok mutlu etmektedir. hasılı hiçbir şey yapmadan da insanları mutlu edebilmektetedir. veli kof'un başarılı olmasını sadece kendi kulübünün taraftarları değildir ayrıca. ezeli rakiplerinin içindeki en iyi tabirle saf denilecek insanlar da onun başkan olmasından memnundur. zira onlara göre kof, türk futbolunu hatta türk sporunu değiştirecektir!

    bir hazırlık maçı oynanır; fenerbahçe, bir hollanda takımıyla, ilk yarıda 3-0'ı bulduğu maçta 3-3 berabere kalır. maç sonucu değil, ilk yarıdaki futbol esastır basının ve sevenlerinin gözünde. veli kof, camien domolli, cilip phocu ve ekibi ile gümbür gümbür gelmektedir. mavi gözlü dev, cumhurbaşkanı olacak adamdır.

    sezon yaklaştıkça ufak aksaklıklar yaşanır. şampiyonlar ligi ön elemesinde elenilir. fakat maç sonunda taraftar müthiş desteğini devam ettirir. veli kof da önlerine gelir ve sanki turu geçmişçesine selamlar onları.

    bu şartlar altında sezona başlanır. ilk maçında tamamen dolu tribünler önünde ceza sahası dışındaki pozisyona verilen penaltı ve atılan golün %100 belirleyici olduğu ortamda ilk galibiyet alınır. fakat haftalar ilerledikçe işler ciddileşmeye başlar. kof'un takımının defoları çok erken gün yüzüne çıkmıştır. taraftarlar yine kendisine yarı-ilah muamelesi yapmaya devam etse de elçilerine ateş püskürmektedir. 10. sıranın üzerini göremez hale gelen taraftarlar kelle istemeye başlar. ilk hedef phocu'dur. kof biraz dirense de "saracoğlu'nda beşiktaş'ı ezen" hocasını görevden alır. yardımcısıyla yola devam etme kararı alır.

    başında olduğu kulüp için hayattaki en önemli amacın olduğu haftaya gelinmiştir. ezeli rakiple oynanacak maç öncesinde ezeli rakip mutlak favoridir. maç olaylı bir şekilde 2-2 biter. kof'un takımı, yardımcı hocayla 2-0'dan 2-2'yi yakalamıştır. maç sonu bir oyuncusunun rakip oyuncusu tokatlaması, ortalığın karışması vs. kof'u ve bulunduğu camiayı zevkten dört köşe yapmaya yetmiştir. yardımcı antrenörle devam kararı alır. taraftarın aylardır takımın başında görmek istediği ersin kanal ismi, bir süre daha rafa kalkmıştır.

    hayat bu ya, yardımcı antrenör de bir süre sonra patates olur. kof için ilk kez kendi dediği değil de kendisine tapınanların dediğini yapma vakti gelmiştir. "hayatta çalışmam" dediği ersin kanal'ı takımın başına getirir. saltanatının pekişmesi ve çıkan çatlak seslerin dinmesi için çok kritik bir hamledir bu. "keşke daha önce çalışsaymışım. müthiş bir insan." gibi son derece samimi, son derece inandırıcı cümlelerle kanal'ı onurlandırarak takımını teslim eder.

    taraftarlar coşmuştur. ezeli rakibinin efsanesinin attığı ve rekorlar kıran tweetine nazire yapmak, o tweetin rekorlarını geçmek için örgütlenip gece nöbetleri tutacak, bot hesaplar satın alacak kadar sapıtmışlardır. daha doğrusu sapkınlık derecesinde mutludurlar. voltrana bakar mısınız? tanrı veli kof, elçisi büyük efsane ersin kanal ve domolli. domolli? neyse kanal varken o da istenilen verimde çalışacaktır.

    ersin kanal'la seri beraberlikler üzse de neticede kendi kurduğu kadro değildir, devre arasında gerekli takviyeler yapılacaktır. taraftar sabreder. kanal, son derece orijinal, özgünlükte çığır açacak bir video ile milyonların gönlüne su serper. transferler de bir bir patlamaya başlar. stopere ligin en kaliteli takımlarından birinde oynayan kıvırcık saçlı bir çocuk alınır. doğuştan fenerbahçelidir. allah'ım ne büyük olay! ardından asıl bombalar gelir. iki ezeli rakibinin vazgeçilmez oyuncuları, çok zor ve imkansız görünen bir sürecin ardından -çünkü kulüpleri kendilerini asla bırakmak istememekte ve astronomik transfer bedelleri talep etmektedir- takıma "bedava" kazandırılır. bir kaç takviyeyle daha sezonun ikinci yarısına başlanır.

    1 beraberliğin sonrasında 2 galibiyet gelir art arda. veli kof mutlu, taraftar çıldırmış, şampiyonluk istiyor! veli kof için sahne zamanı. insanın böylesi bir tabloda konuşası gelir haliyle. fakat tam havaya girmişken sıradaki rakip kendi sahasında çakmaz mı? bir de ardından içeride beraberlik... asıl sıkıntı bu değil, düşme hattında mücadele ettiği takımların birisi hariç hepsinin yükselen bir ivme yakalaması. ardından gelen fikstürün içinden çıkılamazlığı ise cabası!

    korkulan olur, takım o korkutucu fikstürden çıkamaz. kanal, fenerbahçe'yi küme düşüren hoca olmamak için istifa eder. "ersin'im, hep beraber kanal'ım!" dedikleri adam, adeti olduğu üzere topuklarını vura vura kaçmış, onları yüz üstü bırakmıştır. son 5 haftaya girilirken takım 16. ve 17. sıra arasında gidip gelmektedir. işin garibi hoca bile bulmak imkansız hale gelmiştir. kof, hayatında yaşamadığı sıkıntıları yaşamaktadır. artık tapınmalar bitmiş, oklar kendine dönmüştür. bir de işin ucunda, "fener'i küme düşüren başkan" sıfatına haiz olmak gibi tarihin en büyük kara lekelerinden birisi vardır.

    yıldırım gibi bir karar alır kof. "ne kadar ulan bir kümede kalma?" diyerek harekete geçer. küme düşme yolundaki rakiplerinden ikisinin başkanlarını acil koduyla toplantıya çağırır. birisi kesin düştüğü için onu çağırmaya gerek yoktur. ve 25 milyon euro ile dolu birer çanta uzatıp seneye yeniden süper lig'e dönme sözü ile toplantıyı bitirir. kalan 25'er milyon euro ise sezon sonunda istediği senaryo gerçekleşirse teslim edilecektir. her yerde ffp olacak değil ya, bu toplantıda ipler tamamen kendi elindedir. diğer kulüp başkanları ise mutludur. bugüne kadar defalarca düşüp çıkan takımın bir kez daha düşüp çıkması çok şey kaybettirmez onlara ama 50 milyon euro, bir taşra takımının başkanı için çok iyi bir paradır. üstelik seneye kadar koltuğunu koruyabilirse, yeniden çıkış garantisi de ceptedir. kazan-kazan-kazan durumu yani.

    kof, toplantıdan hemen sonra olmaz dural'ı toplantıya çağırır. olmaz dural 30 senedir sayıkladığı görev için bu kez gönülsüzdür. bunca düşürdüğü takımın üzerine bir de fenerbahçe'nin eklenmesini hiç istemez. gönülsüzce girer toplantıya. fakat çıktığında çok mutludur. kof'un, "5 hafta başımızda kalacaksın. düşmemen garanti. sen de fenerbahçe'yi kurtaran adam olarak tarihe geçeceksin." teklifini düşünmeden kabul eder ve eşofmanlarını dahi giymeden samandıra'nın çimlerine çıkar.

    kof, fener'i düşüren başkan olmaktan -pahalıya da patlasa- kurtulmuştur. fener'i düşürmemenin onlarca yolundan, en pratiğini ve en gizlisini seçerek "dahice" bir hamle yapmıştır.

    ve o esnada bir başlık açılır antu.com'da...
    "fetö'nün küme düşme oyununu bozduk, kof'un acemilik dönemi bitti, ustalık dönemi başlıyor!"